0
       Transfer Merkezi dergisinin bugünkü konuğu Galatasaray dahil birçok Türk takımı ve Gürcistan liginde oynadıktan sonra genç yaşta futbolu bırakıp aşçılığı seçerek ünlü bir restoranda mutfak şefi olan İbrahim Bora. Bu ilginç hikayeyi hep birlikte okuyalım.

Merhabalar İbrahim, okuyucularımıza kendini kısaca tanıtır mısın?
       Merhaba, ben İbrahim Bora. 1986 İstanbul Kadıköy doğumluyum, aslen Sivaslı bir ailenin ilk çocuğuyumi bir erkek kardeşim var. Eğitimimi İstanbul'da tamamladım, çok küçük yaşlarda özellikle annemin de desteğiyle futbolla tanıştım.

Futbola başlama hikayen nasıl gelişti?
        Çocukken annemin çoraplarını içiçe geçirip futbol topu yaparak oynamaya başlamam annemin dikkatini çekti, çok hareketli bir çocuk olduğumdan bu enerjimi doğru kullanabilmem için beni futbola yönlendirdi. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün altyapısına kaydolarak futbol kariyerime başlamış oldum.

Daha sonra Galatasaray altyapısında da forma giymişsin sanırım?
       Beylerbeyi Spor Kulübü'ne transfer olduğum ilk sezon, Galatasaray'ın pilot takımı olmuştuk. Beylerbeyi'nde oynadığım 4. sezonda Eric Gerets'in yardımcılarının izlediği bir hazırlık maçında oynadığım oyunla onların dikkatini çekince bu durum Gerets'e iletilmiş. Bunun üzerine Gerets tarafından Florya'ya idmanlara davet edildim, bu hayatımda unutamadığım, hatırladıkça heyecanlandığım anılarımdan biridir.

Sonrasında hangi takımlarda oynadın, kariyerin nasıl devam etti?
       Eric Gerets Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra ben de Gürcistan ligine transfer oldum. Orada Dinamo Batumi ve Dinamo Tiflis formaları giydim. Sonra Türkiye'ye döndüm ve 3.Lig takımlarından Aydınspor'a transfer oldum. Burada bir yıl oynadıktan sonra Yenibosnaspor'a transfer oldum. Zeytinburnuspor'da yarım sezon oynadıktan sonra Bölgesel Amatör Lig takımlarından Kocaalispor'a transfer oldum ve çok iyi geçen bir sezonun ardından burada futbol hayatımı noktalamaya karar verdim.

Futbol hayatında unutamadığın bir anın oldu mu?
       Birçok güzel anım olmuştur tabi ama Aydınspor'a transfer olduğum sezon doğum günümde takım arkadaşlarımın Brezilyalı usulü unlu-yumurtalı kutlamasını unutamam. Saçlarım da uzun olduğu için o un ve yumurtayı temizlemek hiç kolay olmamıştı tabi. Hala bu olayı hatırladıkça yüzümde kocaman bir gülümseme belirir.

Türkiye liglerinden beğendiğin oyuncular kimler?
       Alper Potuk, Salih Uçan, Yekta Kurtuluş ve Selçuk İnan'ı sayabilirim.

Futbol ve aşçılık birbirinden çok uzak meslekler. Aşçılığa merak nereden geliyor? Futbolu bırakıp aşçılığı seçme sürecin nasıl gelişti? Futboldan kopmak zor oldu mu senin için?
       Aslında çok uzun yıllar futbol oynamış biri olarak hep ailemden uzakta olup tek başıma yaşadım ve kendi yemeğimi kendim yapmaya başladım. Sonra arkadaşlarım yaptığım yemekleri çok beğendiklerini söylediler ve bazen o yemekleri benim yaptığıma inandıramadığım bile oluyordu. Uzun süre bunun üstüne düşündüm ve bir sabah uyandığımda futbolu bırakıp bu meslekte devam etme kararı aldım.

       Açık olmak gerekirse benim için futboldan kopmak çok zor oldu. Hergün yüksek tempoda antrenmanlar ve düzenli olarak maçlar yapan biri olarak çok sevdiğim, para kazandığım işi bırakıp daha sakin, spor yapmaya bile vaktinin olmayacağı bir sektöre girmek çok zor oldu benim için.

Cüneyt Asan ile birlikte.
Aşçılık da zor bir meslek ve bugün çok önemli bir markada çalışıyorsun. Buralara gelmende sana destek olan birileri oldu mu?
       Tabii ki aşçılık da en az futbol kadar zor bir meslek. Günaydın Steakhouse gibi büyük bir markada çalışmak ve bu markanın beni etin profesörüyle tanıştırmış olması benim için büyük şans etti. Herkesin ilgiyle takip ettiği etin profesörü olarak bilinen Cüneyt Asan, benim ustamdır. Cüneyt Asan, yetenekli gençleri keşfeden, onlara değer verip yükseltmeyi seven son derece hayat dolu bir insandır. Beni mutfak şefi olma yolunda devamlı desteklemiş, bana katkılarını unutamayacağım bir insandır. Buradan sizin aracılığınızla ona teşekkürlerimi iletmek isterim.

Oldukça genç bir yaşta futbolu bıraktın, bundan sonraki planların ve hedeflerin neler?
       Evet, 1986 doğumluyum ve dediğini gibi çok genç yaşta futbolu bıraktım ama verdiğim karardan dolayı pişman değilim. Üst düzey futbolculara ve halkımızın gönlünde taht kurmuş ünlü sanatçılara yemek hazırlayan bir şef olmak da son derece keyif verici. Bundan sonrası için, mesleki açıdan çok önemli eğitimler alıp çok daha donanımlı bir mutfak şefi olarak kariyerimi devam ettirmek istiyorum.

Kendisi gibi futbolcu olan kardeşi Aykut Bora.
Kardeşin Aykut Bora da Kırıkkalespor'da oynuyor. Sanırım ailece genlerinizde futbol yeteneği var. Kardeşin nasıl bir futbolcu, onun geleceğini nasıl görüyorsun?
       Kardeşim Aykut Bora'nın yeri benim için çok ayrıdır. 8 yaşına kadar tek büyümüş bir çocuk olarak onun ailemize dahil olması beni o yıllarda bile çok mutlu etmişti. Onun da benim gibi futbolu seçmiş olması da ekstra bir mutluluk tabii ki. Aykut ile Zeytinburnuspor'da aynı takımda oynama fırsatını da yakaladım. Saha için hızlı düşünüp zekice kararlar verebilen, ne zaman ne yapacağını bilen lider karakterli bir oyuncu. Saha dışında da çalışmayı ve kendini geliştirmeyi seven bir profesyonel. Şu an kariyerini Kırıkkalespor'da sürdürüyor ama ilerleyen yıllarda onu üst liglerde göreceğimizi düşünüyorum.

Türk futbolu son zamanlarda hem milli takım hem de kulüp takımları bazında kötü bir dönem geçiriyor. Sence bu kötü gidişatın nedeni ne, bunun önüne geçmek için neler yapılabilir?
       Bence öncelikle hocaların daha eğitimli ve bilgili olması gerektiğini düşünüyorum. Türk oyuncusuna, özellikle de genç oyunculara yeterince önem verilmiyor. Biz Türk futbolu için kendi etrafımızdaki genç yeteneklerimize değer verip onlara eğilmeliyiz ki Türk futbolunu geliştirebilelim. Aslında en önemli unsur zihniyet. Bu zihniyetin değişmesi ve futbolu daha profesyonel insanların yönetmesi gerekli.

Transfer Merkezi dergisi ya da sitemizi takip etme şansın oldu mu? Bizim hakkımızdaki düşüncelerini paylaşır mısın?
       Tabii ki sitenizi sürekli ziyaret edip fırsat buldukça derginizi takip etmeye çalışıyorum. Kesinlikle yenilikçi bir sitenizin ve yeni nesil bir derginizin olduğunu söyleyebilirim. Gençlere değer verip onlara desteklemeniz beni çok mutlu ediyor. Derginizde LÖSEV, Darüşşafaka gibi kurumların reklamlarını ücretsiz yayınlamanız da mutluluk verici bir olay.

Bu güzel röportaj ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin eklemek istediğin bir şey var mı?
      Ben de sizlere çok teşekkür ederim, bu güzel röportajı sizlerle gerçekleştirmek güzeldi. Son olarak şuları söylemek istiyorum; Profesyonel bir mutfak şefi olarak, futbolcu arkadaşlara ve futbolu gerçekten meslek olarak gören gençlere beslenmelerine dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. Yedikleri, içtikleri herşeye dikkat etmeleri gerekiyor, çünkü yaptıkları iş hiç de kolay bir şey değil. Ne kadar yetenekli olursalar olsunlar, düzenli ve sağlıklı beslenmezseler başarılı olmaları imkansız. Beslenmene ve hayatına dikkat etmek futbolda başarının püf noktalarından biridir.
Röportaj: Çetin KUZU
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Yorum Gönder

 
Top