22 Mart 2014 Cumartesi

Dünden Bugüne: Arsene Wenger

       İnanın yazımın girişini yazmakta o kadar zorlandım ki kaç defa yazıp sildiğimi hatırlamıyorum bile. Bu adama o kadar değer veriyorum ki bu nasıl anlatsam, nereden başlasam bilemedim açıkçası. Futbolu bilen ve seven herkes elbette tanıyordur Wenger'i ama ben de kendimce anlatmaya çalışacağım sizlere.

       Arsene Wenger’i tanımak için ondan öncesine de değinmek gerek. Genç kuşaktan arkadaşlarımız belki bu dönemleri hatırlamıyor olabilir ben de hatırlamıyorum ama merak edip araştırdıktan sonra Wenger’e olan saygım bir o kadar daha arttı. Sene 1986 ve takımın başında takımın eski oyuncularından George Graham var. George Graham dönemine kadar Arsenal, sürekli belirli dönemlerde başarılar elde edip sonra tekrar arka plana çekiliyordu. Graham’ın takımın başına geçmesiyle kupasal olarak başarılar yakalansa da oyunsal başarının yakalandığını söylemek zor. Graham’ın oyun taktiği o kadar berbattı ki izlemek işkence gibiydi, "bir gol at üzerine yat" taktiği ile başarılı olmayı amaçlamıştı. Graham’ın kovulduğu 1995 yılına kadar Graham ile lig kupaları ve lig şampiyonlukları kazanıldı. 1995 yılında Graham’ın oyuncuların sözleşme imzalamaları karşılığında bu sözleşmelerden komisyon aldığının ortaya çıkmasıyla takımdan kovulmasıyla Arsenal’ın yeni teknik direktörü Bruce Rioch getirildi. Bruce’un bir yıllık teknik direktörlük macerasının ardından takımdan kovulmasıyla teknik direktörlük koltuğu için birçok önemli isim aday gösterildi. Bu adaylar arasından en güçlü isim Johan Cruyff’tu ve herkes onun takımın başına geçeceğini düşünüyordu. Arsenal’ın eski Asbaşkanı David Dean sürpriz bir kararla kimsenin adını duymadığı Arsene Wenger’i takımın başına getirmesiyle herkes şaşkına dönmüştü. Peki David Dean nereden tanıyordu bu adamı? David Dean Wenger’in Monaco’nun hocalığını yaptığı dönemde kendisiyle Monaco’da tanışmış ve ona o zaman Graham’ın teknik direktörlük yaptığı dönemde teklif götürmüş fakat Wenger bu teklifi kabul etmemişti. Aradan bir sürenin geçmesinin ardından David Dean yeni bir teklifle Wenger’in kapısına gitmiş ve bu kez kabul ettirmişti Arsene Wenger’in Monaco ve Japonya macerasının başarılı geçmesine rağmen hiç isminin duyulmamış olması nedeniyle Arsenal için soru işaretleri barındırıyordu. Arsenal’ın eski oyuncularından Nigel Winterburn antrenmanda gördüğü Wenger için "Kim bu adam, burada ne işi var" diye takım arkadaşlarına sormuştu.

       1996 yılında takımın başına getirilen Arsene Wenger ile Arsenal’in başarılar dönemi başlayacak,  Arsene Wenger’in takımın başına gelmesiyle Arsenal ve İngiliz futbolunun tüm çehresi tamamen değişecekti. Wenger “İngilizler beslenmeyi ve yaşamayı bilmiyor” diyerek İngiliz futboluna eleştirilerde bulunuyordu. Takıma geldiği ilk dönemlerde antrenman, beslenme ve sağlık departmanlarında isimsel ve yapısal değişikliklere giderek takımın yapısını değiştirmişti. Bu değişime takım hemen adapte olamasa da ilk meyvesini 1998 yılında kazanılan lig şampiyonluğu ve FA Cup şampiyonluğu ile verecekti. Daha sonraki yıllarda ise 2002, 2004 yıllarında Premier Lig şampiyonlukları, 2002, 2003 yıllarında FA Cup şampiyonlukları ve 1998, 1999, 2002 ve 2004 yıllarında ise Comunity Shield şampiyonlukları yaşamıştı. Arsene Wenger’in bu başarılarıyla doğru orantıda oynattığı harika futbol da takdir toplamıştı. Kupasız geçirdiği yıllarda lig ikincilikleri ve Avrupa kupalarında başarılar elde eden Arsenal, özelikle 2000 UEFA Kupası finalinde temsilcimiz Galatasaray’a kupayı kaptırmasıyla da hatırlanıyor. 2006 yılında Şampiyonlar Ligi finalinde 17. dakikada Jens Lehmann’ın kırmızı kart yemesiyle 10 kişi kalmamış olsalardı Londra’nın ilk Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmuş takımı olabilirlerdi.

       Wenger, futbol başarıları dışında antrenman teknikleri, genç oyunculara yatırım ve gelişimleriyle fark yaratmayı başarmış bir teknik adam. 2006 yılında kulübün simgelerinden olan Highbury stadından Emirates Stadı'na taşınmışlardı. Emirates Stadı'nın yapılmasıyla kulübe büyük bir ekonomik yük yüklenmiş ve bu yükü Arsene Wenger kulüp stratejisi ile başarıyla yönetti ve takımı sürekli ligde ilk 4 içinde tutarak sponsor ve transfer gelirleriyle bu borcun ödemesini sağladı. Bu sıkıntılara rağmen takımı 17 yıl boyunca sürekli Şampiyonlar Ligi ve ligde de ilk 4 içinde tutmayı başaran Wenger, rakiplerine göre elindeki kısıtlı kadroya rağmen büyük başarı örneği göstermiştir. 128 yıllık bir geçmişi olan Arsenal Kulübü'nün 13 kez lig şampiyonu yaşaması ve bu şampiyonlukların 3 tanesinin Wenger döneminde gelmesi basit bir matematikle Wenger’in çıtayı ne kadar yükselttiğini göstermektedir. Son 8 yılı kupasız geçirmesi genç kuşak Arsenal taraftarlarını üzse de şunu unutmamalılar ki Arsenal’i marka yapan ve bu gençlerin Arsenal taraftarı olmasını sağlayan kişi %99 Arsene Wenger’dir. Ligdeki en büyük rakibi olan Alex Ferguson kendisi için “Elindeki kadro başka bir menajerde olmuş olsaydı şuan bu takım orta sıraları zorlardı” demiştir. Arsenal Kadın futbol takımına katkıları ve desteklerini hiçbir zaman azaltmayan Wenger, David Dean’in takımdan ayrılmasıyla bir dönem yalnızlık hissetse de kulübe olan bağlılığını korumuştur. 2003-2004 sezonunda 49 maç kaybetmeyerek ve o sezon ligde oynanan 38 karşılaşmada hiç mağlup olmadan lig şampiyonluğuna ulaşan Arsenal, bunu lig tarihinde başaran tek takımdır. Büyük başarılar elde eden fakat son 8 yılı kupasız geçirmesiyle eleştirilen Arsene Wenger’in bu hafta sonunda takımla 1000. karşılaşmasına çıkıyor olması, söylerken kolayken ama başarması çok güç bir şey. Arsene Wenger modern futbolun gerekliliğine göre değişime ayak uydurabilmiş bir teknik adam. Wenger’in ligde ve Avrupa kupalarında Platini, Arap ve Rus sermayeleriyle mücadelesi süre gelmektedir. Kendisi ne kadar iyimser olsa da bu rakiplerin özellikle Platini tarafından desteklenmesi onun gibileri zorlamaktadır.


       Çok fazla ayrıntıya girerek siz okuyucuları sıkmak istemiyorum, onun için kısa ve öz yazarak önemli noktalara değinmeye çalıştım. Ne de olsa 17 yıllık bir kariyeri birkaç satıra sığdıramayız. Arsene Wenger benim için kimdir diye soracak olursanız; aşırı endüstriyel bir görünüm ve yapı kazanmış olan futbolda, başarı kriterinin sadece kupa olduğu bir dünyada bu gerçek karşısında durabilen yegene insandır Arsene Wenger. 1995 yılından günümüze en büyük rakibi Tottenham’ın gerisinde ligi hiçbir zaman tamamlaması ya da elde ettiği kupalardan daha çok şey ifade etmektedir. O öyle büyük bir antrenördür ki maç günü sahaya otobüsle gelinirken, futbolcuların kasları gevşesin ve sakatlanmasınlar diye otobüsün klimasının sıcaklığını kontrol edebilecek kadar öteye gitmiştir. Yazımın sonunda kendisi için söylenen birkaç sözü paylaşacağım.

Arsene’i tebrik ederim. Ben her zaman Arsenal’ın oyununu izlemekten zevk aldım. Arsenal ve kendisi adına bir miras niteliğinde.
Sir Alex Ferguson

1000. karşılaşmasına çıkıyor olması kulüp adına tarihi bir olay. Wenger dünyanın en teknik direktürü.
Thierry Henry

Ben sadece tebrik etmek istiyorum. Benim ve benim gibi birçok futbolcunun üzerinde çok emeği var. Her şeyimi sana borçluyum.
Cesc Fabregas

Ona ve Arsenal’a hayranım. Hepimizin onun gibi ayrıcılıklara sahip olmasını isterim.
Jose Mourinho
 
Aynı takımla 1000. karşılaşmaya çıkmak büyük başarı. Bu başarının Premier Lig'de tekrar edeceğine inanmıyorum.
Harry Redknapp

Hazırlayan: Serdar SOYLU
Transfer Merkezi

Transfer, Röportaj, Araştırma, Analiz

www.TransferMerkez.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder