0
       Son 2-3 sezondur çoğu futbolsevere göre dünyanın en iyi takımı, kendi liginde en çok şampiyon olan takım, ligde şampiyonluğunu haftalar öncesinde ilan eden ve önüne geleni tabiri caizse süpüren takım Bayern Münih...

       Bu takımın kemik yapısı hemen şak diye olmadı tabi, büyük saygı duyduğu bu takımın temellerini 2006-07 sezonunda Stuttgart’ın şampiyonluğu ve Bavyera ekibinin ise ligi 4. bitirmesiyle sonuçlanan bir sürece dayanıyor dersek yanılmış olmayız sanırım. Bundesliga’da prestiji bu kadar yüksek bir takımın 1994-95 sezonu Giovanni Trapattoni ile ligi 6. bitirmesinden sonraki en kötü derecesini alması operasyonu da beraberinde getirdi.Kısa kısa bu sezonlardan günümüze gelelim.

       2007-08 sezonuna mevcut teknik adam Ottmar Hitzfeld ile girildi ve takıma Luca Toni, Miroslav Klose ve şu anki takımın bel kemiği Frank Ribery transfer edildi. Sonuç: Şampiyonluk

       2008-09 sezonuna Jurgen Klinsmann ile girildi fakat alınan başarısız sonuçlar nedeniyle Nisan ayı sonunda takımın başına geçici olarak Jupp Heynckes getirildi. O sezon çok büyük transferler yapılmamıştı. Sonuç: 2 puan ile Wolfsburg'a kaptırılan şampiyonluk

       2009-10 sezonuna ise bazı kişilere göre takımın bu kadar iyi olmasında büyük etkenlerden olan Louis van Gaal ile girildi ve transfere 75 milyon Euro harcanarak Arjen Robben, Mario Gomez, Anatoliy Tymoshchuk, Ivıca Olic ve Daniel Pranjic gibi isimlerle güçlendirildi. Sonuç: Schalke 04'ün 5 puan önünde şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi Finali.

       2010-11 sezonuna mevcut teknik direktör Louis van Gaal ile girildi fakat Nisan başında kötü sonuçlar nedeniyle yönetim tarafından görevden alındı ve yerine Andries Jonker getirildi. Transferlere gelince Hoffenheim’dan Luiz Gustavo ve Bayern Münih 2. takımından David Alaba A takıma çıkarıldı. Sonuç: Borussia Dortmund'un 10 puan gerisinde üçüncülük.

       2011-12 sezonunda şampiyon olunmasa bile Bayern Münih’in en iyi olma yolunda kilometre taşı olan Jupp Heynckes ile girildi. Yapılan transferler ise Jerome Boateng, Manuel Neuer ve Rafinha idi. Sonuç: 8 puan fark ile Borussia Dortmund'a kaptırıla Şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi Finali.

       2012-13 sezonu ise daldan alınan meyvelerin doruğa çıktı sezon oldu. Jupp Heynckes yönetimindeki Bayern Münih kadrosuna Javi Martinez, Xherdan Shaqiri, Dante, Mario Mandzukic gibi isimleri kadroya katılıyor ve bu transferler için 70 milyon Euro harcanıyordu. Sonuç: Haftalar önce garantilenen Lig Şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu ve her kulvarda zirve.


       Biraz da bu sezondan bahsedelim. Takımın başına Pep Guardiola getirildi ve Mandzukic, Dante, Neuer ve Boateng’in ardından rakiplerinin en iyi oyuncularını transfer etme mantığı devam etti ve Mario Götze, Thiago Alcantara takıma kazandırıldı. Sonuç mu? Bundesliga’da haftalar öncesinden ilan edilen şampiyonluk, Şampiyonlar Ligi’nde en büyük favorisi konumundalar.

       Neyse, kısa kısa da olsa bizim gözümüzden Bayern Münih’in nasıl böyle takım haline geldiğini yazdık. Asıl konumuza dönelim. Yenilmez Armada’yı yenebilecek 11’i yazar abilerimize sorduk onların düşüncelerini aldık, hepsine teker teker teşekkür ediyorum. Keyifli okumalar.

YİĞİT CAN ERTUNÇ
(Transfer Merkezi Başyazarı)
- Stoperler; agresif ve atletik.
- Beklerin hem güçlü hem seri olmasına dikkat ettim.
- Sertlikten kaçınmayan ön liberolar, Medel'e vahşi bile denebilir.
- Forvetin arkasındaki 3 isim de savunmaya katkı veren isimler, Bayern sadece hücum edilerek yenilebilir ama tesadüf olur.
- Santrafor; enerjisi tükenmeyen, agresif, sürekli hareket halinde, savunmasına yardımcı olan tarzda olması gerek.
- Diziliş: 4-2-3-1
- İlk 11: Simon Mignolet, Bruno Martins Indi, Eliaquim Mangala, Ashley Williams, Cesar Azpilicueta, Blaise Matuidi, Gary Medel, Moussa Dembele, Kwadwo Asamoah, Arda Turan, Edinson Cavani.
- Yedekler: Koen Casteels, Lucas Digne, Hector Moreno, Saphir Taider, Emilio Nsue, Carlos Tevez, Christian Benteke.

UĞUR KARAKULLUKÇU
(Sabah Gazetesi Dış Haberler Sorumlusu ve Hayatım Futbol Yazarı)
Thibaut Courtois: Avrupa’nın en genç ve önü en açık kalecilerinden biri. Bayern’e karşı uzun yıllar güvenebileceğiniz bir kaleciye ihtiyacınız var.

Marcelo: Eğer hücumcu bir sol bek arıyorsanız Real Madrid’in Brezilyalısı Marcelo’dan iyisini bulmak zor.

Mats Hummels: Zamanında Bayern altyapısında oynamış olan Hummels, bugün Avrupa’nın en gözde stoperlerinden bir tanesi. Bayern’in karşısına kendi evladını koymak şart.

Laurent Koscielny: Ara sıra yaptığı penaltılar göze batsa da İngiltere’de sezonun en iyi stoperlerinden birisi. Hummels’i tamamlayacak oyuncu Arsenal’in Fransız savunmacısı olabilir.

Branislav Ivanovic: Chelsea’nin Sırp sağ beki hem savunmanın dengesini kuracak, hem de en kritik zamanlarda takımına gol kazandıracak oyuncu olabilecek meziyetlerde.

Yaya Toure: Nasri, onun için, “Afrikalı olmasa onun için dünyanın en iyisi denirdi” demişti ancak onun yeteneklerini görmek için kör olmak lazım. Yaya, orta sahanın liderliğini üstlenecek isim.

Andres Iniesta: Tarihin en iyisi olarak kabul edilen takımın en önemli parçalarından biri olan Iniesta, Bayern karşısında ihtiyacınız olacak oyunculardan biri.

Paul Pogba: Savunmanın önünü dolduruyor, top çıkarıyor, pas yapıyor, şut atıyor. Juventus’un komple orta saha oyuncusu merkezin eksik parçası.

Cristiano Ronaldo: Dünyanın en iyisi olduğu tartışmalı olabilir ancak dünyanın en komple golcüsü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Messi’yle başarılı bir şekilde bir arada oynayacaktır.

Lionel Messi: Böyle bir 11 kuruyorsanız tahtaya ilk yazacağınız isim Messi olur. Onu detaylıca anlatmaya gerek yok.

Luis Suarez: Yeri gelince rakiplerini ısırıyor olabilir ama onun dünyanın en yetenekli forvetlerinden olduğuna şüphe yok. Messi ile Ronaldo’ya servis de yapabilecek hareketliliğe ve becerilere sahip.

GÖKSEL UZUNOĞLU
(Turkfutbol.com Dış Haberler/Almanya Sorumlusu)
Kaleci: Marc Andre Ter-Stegen
Defans: Branislav Ivanovic, Thiago Silva, Sergio Ramos, Caner Erkin
Orta Saha: Andres Iniesta, Andrea Pirlo, Arturo Vidal
Forvet: Lionel Messi, Luis Suarez, Cristiano Ronaldo


        Transfer Merkezi'ndeki arkadaşlar yakın dönemin en iyi takimi olan Bayern Münih karşısında bir 11 seçme imkanım olsa, hangi futbolcuları seçerdim diye sordular. Ben de arkadaşların istegini seve seve yerine getirdim. Kalede Bundesliga ve Almanya milli takımın geleceğin kalecisi olarak gösterilen B.Mönchengladbach’ın file belçisi Marc-Andre Ter Stegen´e yer verdim. Mönchengladbach gibi Almanya´nın en iyi alt yapılarına sahip olan bir kulüpte yetişen Ter Stegen, Almanya´da kendini ispatlamış ve muhtemelen gelecek sezon Barcelona´da Victor Valdes´ten kaleyi devir alacak isim olarak gözüküyor. Ter Stegen Avrupa´daki kaleciler arasında en iyi pas yüzdesine sahip. Mac basi 40 pas yapan Ter Stegen bu konuda Manuel Neuer´dan daha iyi. Ayrıca çizgi üzeri yaptığı inanılmaz refleksleri ile tanınan Ter Stegen, yan toplarda da agresif yönü ile göze çarpıyor.

       Defansta belki de Phillip Lahm´dan sonra en iyi sağ bek olan Chelsea'nin vazgeçilmezi olan Branislav Ivanovic yer alıyor. Defansif ve ofansif yönü ile tanılan Ivanovic, sert futbolu ile rakiplerin korkulu rüyası. Defansın göbeğinde ise Paris Saint-Germain'in Brezilyalı savunma oyuncusu Thiago Silva ve Real Madridli Sergio Ramos bulunuyor. Thiago Silva Milan forması altında yıldızlaştığı dönemde, İtalyan ekibin savunmada bel kemiğiydi. Milan'ın o dönem şampiyon olduğu 2010/11 sezonunda Thiago Silva´nin payı çok büyüktü. Şampiyon sezonunda Milan ligin ikinci yarısında kalesinde sadece 7 gol görmüştü. Thiago Silva şu an Fransa´da Paris Saint-Germain´de harikalar yaratmaya devam ediyor ve Brezilya milli takımıyla gelecek Dünya Kupasında şampiyonluk ile bir başka rüyasını gerçekleştirmek isteyecek. Real Madridli Sergio Ramos, Thiago Silva´nın yanında oynayabilecek en ideal isim. Bir savunma oyuncusu olarak, Ramos ikili mücadelede kuvvetli, ayrıca agresif, tempo ve konsantrasyonu yüksek seviyede olan biri. Ramos her teknik direktörün savunmada görmek istediği bir başka isim. Sol bekte çoğu okuyucu için bir sürpriz isme yer verdim. Belki de tartışılabilir ama ben bu sezon gösterdiği çıkış ile Avrupa futbolunda sol bekler arasında en fazla asiste sahip olan Caner Erkin'i yazdım. Caner kendisini neden seçtiğimi Süper Lig´te Fenerbahçe forması altında yaptığı katkıları dışında son İsveç milli maçında oynadığı futbolu ile yine kanıtladı. Her kulüp ve her ülke bir sol bek problemi yaşıyor. Şimdilik Fenerbahçe ve milli takımımız Caner ile bu problemi uzun yıllar için çözdüğü gözüküyor. Biraz fazla agresif ama boş alan bırakmayan Caner'in bazuka ortaları kendisini benim 11´ime taşıdı. Avrupa kulüplerin listesine girmiş olan Caner´in, gelecek sezon ikinci bir Avrupa deneyimini yaşamasını ve bayrağımızı gurur ile temsil etmesini umuyor ve bekliyorum.

       Orta saha´ya La Liga ve Serie A´dan yıldızlar ile donattım. Birçok bölgede oynama kabiliyetine sahip olan 2012´nin Avrupa´nın en iyi futbolcusu Andres Iniesta, iyi bir pas yüzdesi ve tekniğe sahip. Iniesta gibi bir isim kapalı olan savunmada boşlukları gören nadir isimlerden biri. Bayern Münih´in teknik direktörü Pep Guardiola Iniesta´nin Barcelona genç takımında oynadığı dönemde Xavi´ye su sözü söylemişti: "Genç takımdaki Iniesta´ya bak. Xavi sen beni emekliye göndereceksin ama Iniesta hepimizi emekliye gönderecek"... Bu konuda ne kadar haklıymış Guardiola. Orta sahanın merkezinde Iniesta´nın yanında iki Juventuslu futbolcu Andrea Pirlo ve Şilili Arturo Vidal’a yer verdim. Pirlo, Iniesta gibi teknigi, sahadaki futbol anlayışı ve akılcı oyunu ile futbol endüstrisinde isim yapmış ve herkesin saygısını kazanmış bir isim. Duran topların usta ismi Pirlo ayrıca Iniesta gibi pas yüzdesi ve asistleri ile sahaya damgasını vuran biri. Arturo Vidal Bayer Leverkusen formasi ile Bundesliga´da isim yapmış biri futbolcu. Juventus´a transfer olmadan önce Bayern Münih´in kendisine daha fazla para teklif etmesine ragmen, o İtalya’nın yolunu seçti. Vidal Ingilizcesi "Allrounder" lakabı verilen bir orta saha oyuncusu. Vidal her pozisyonda oynayabilecek bir isim. Asistleri ve gollerinin yanında savunmacı kimliği de olan Vidal, savaşçı yüreği ile her orta sahaya lazım bir isim. Vidal Juventus´ta Buffon ve Pirlo gibi vazgeçilmezler arasında ve benim de orta saha seçimlerime girmeyi başardı.

       Ofansif bölgenin eüç silahşörleri, elbette Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo´nun yanında Luis Suarez. Çok düşündüm Zlatan Ibrahimovic mi Luis Suarez mi en önde yer alacak isim olmalı mı diye. Ben Ibrahimovic´ten daha genç olan ve bu sezon Liverpool´un çıkışında büyük payı olan Luis Suarez´i seçtim. Suarez hiç durmak bilmeyen, hırslı, bir forvet oyuncunun nerede durması gerektiğini bilen, bencillik yapmak yerine boş durumda olan arkadaşına pas veren bir forvet tipi. Ayrıca inanılmaz şut tekniği ve serbest atışlarındaki ustalığı Suarez´in kabiliyetleri arasında yer alıyor. Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo, dünyanın en iyi iki futbolcusu. Belki bu sezon Cristiano bir tık önde ama bu ikilinin bir takımda oynamasını herkes tanıklık etmek ister. İki futbolcu da çalımları ,driplingleri, yüksek tempoda topu sürüklemeyi bilen isimler. Messi ve Ronaldo demek gol demek. İki futbolcu takımları ile her yıl La Liga´da şampiyonluk için mücadele vermeleri dışında gol krallığı için yarışan isimler. Bu ikiliye sahip olan bir antrenörün yenilmesi neredeyse imkansız. Önünde Bayern Münih gibi şu an dünyanın en iyi takimi olsa dahi. Gerisini artık onlar düşünsün.

ONUR AKPINAR
(Amkspor Almanya ve Bahisanaliz Yazarı)
       Kuşkusuz Bayern Münih, dünyanın en formda takımı. Barcelona’ya takılan ‘Uzay takımı’ lakabını çürüten Almanlar, tüm takdirleri sonuna kadar hak ediyor. Şu an için onları özellikle ‘çift ayaklı’ maçlarda eleyebilecek takım gözükmüyor. Ancak bir karma yaparak onların üstesinden gelebilirsin. Ben de onların zaafları ve etkinliklerini göz önüne alarak 11 oluşturdum. Pep’in bu kadroyu görünce gözünün korkmaması mümkün değil.


Kaleci: Courtois
Defans: Branislav Ivanovic, Thiago Silva, Hummels, Filipe Luis
Orta Saha: Xabi Alonso, Yaya Toure, Pogba
Forvet: Messi, Ibrahimovic, Ronaldo


        1992 doğumlu Belçikalı Courtois’in Atletico Madrid’de 3.yılı. Chelsea’nın İspanyol kulübüne kiraladığı başarılı eldiven gelecek sezondan itibaren İngiliz ekibine geri dönecek. La Liga’da önemli deneyim kazanan Courtois, sürekli üstüne koyarak devam ediyor. Bu sezon özellikle birçok maçta performansıyla dikkat çeken başarılı eldivenin Real Madrid ile oynanan kupa maçı haricinde kötü maçı yok diyebiliriz. Şu an için bana göre Neuer’den sonra en iyi kaleci durumunda.

        Defans hattının sağında istikrarıyla büyük saygı duyduğum Ivanovic var. Hücum oyununda üst seviyede olmasa da dengeli bek olan Ivanovic, duran toplarda da rakip savunmalara ciddi tehdit olabiliyor. Stoper ikilisi PSG’li  Thiago Silva ve Dortmund’lu Hummels’den oluşuyor. Burada ikisinin de teknik özellikleri dikkat çekiyor. Çok az stoperde bulunan yeteneğin sahibi olan bu isimler, bana göre dünyanın en iyileri. Hummels bu sezon sakatlıklar nedeniyle performansında düşüş gösterse de kalitesi tartışılmayacak bir isim. Sol bek konusunda çok farklı görüşler olabilir. Şuan Dünya üzerinde çok fazla dominant sol bek olduğunu söylemek zor. Bu yüzden tercihimi Filipe Luis’ten yana kullanacam. Atletico Madrid formasıyla oldukça başarılı grafik çizen Filipe, Deportivo’daki son senesinde ciddi sakatlık geçirmesine rağmen çok çabuk toparladı. 3 senedir Atletico’da dikkat çeken performans sergileyen oyuncunun sakatlık handikap olmasına rağmen Marcelo’ya tercih edeceğim.

        Real Sociedad zamanından beri büyük beğeniyle izlediğim Xabi Alonso, orta sahadaki ilk isim olacak. İstikrar abidesi İspanyol, Liverpool sonrası Real Madrid’de de büyük işler yaptı. Attığı uzun toplarla bence Dünya’nın en iyisi olan Alonso, oyun görüşüyle ön plana çıkıyor. İki yönlü oyuncu olan Alonso, oyunun savunma ve hücum yönünü aynı derecede iyi yapabilen bir isim. Barcelona’dan hatırı sayılır bir parayla City’e gitse de neden gönderildiğini anlamadığım Yaya Toure, mükemmel bir sezon geçiriyor. Bir orta sahadan çok daha fazlasnı yapan oyuncuyu, bu sezon 25 lig maçında 13 gol kaydetme başarısı gösterdi. Özellikle Premier lig seviyesinde muazzam istatistiğe sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Oyunu dikine oynamayı seven Fildişi’li güçlü fiziğiyle de dikkat çekiyor. Orta sahadaki son isim Paul Pogba. Ülkemizde düzenlenen u20 Dünya Şampiyonası’nda canlı izleme imkanı bulduğum Pogba, çok farklı isim olacağını gösterdi. Yaş grubunun çok üstünde olan Pogba, Fransızların yeni Patrick Vieira’sı olarak nitelendirebiliriz. Şu an en net gözüken handikapı saha içinde ciddi gözükmemesi. Bunu yaşına da verebiliriz ancak oyun aklıyla ciddiyeti birleştirebilirse oynadığı sürece Vieira’dan daha fazla damga vurur.

       İleri uçta fenomenler var. Pele ve Maradona’ya yetişemedik ancak Messi ve Ronaldo bu 2 isimden de üst düzey olabilir. İkisi de şuan Dünya üzerinde en iyileri. Ronaldo, yeteneğinin yanı sıra çok çalışmasıyla buralara geldi. Bu sezon kuşkusuz Messi’den daha etkin gözüküyor. Arjantin’linin sakatlığı bunda etken olsa da Ronaldo’nun sürekli kendini geliştirmesi biraz olsun farkı açtı. Portekiz’li bu sezon çıktığı 39 resmi maçta 45 gol kaydetmesini bildi. Bunun yanı sıra 15 asisti mevcut. Messi ise 32 resmi maçta 27 gol ve 13 asistlik performans sergiledi. İbrahimovic bu iki oyuncunun aşağısında kalsa da çok farklı meziyetlere sahip olduğunu belirtmek lazım. Anormal gollerin adamı PSG formasıyla muazzam sezon geçiriyor. Şampiyonlar Ligi’nde 6 maçta 10 gol atan oyuncu toplam 42 resmi 43 gol atmayı başardı. İsveç’i Dünya Şampiyonasına taşıyamasa da Ronaldo ile düelloları hafızalardan silinmeyecek anlardı.

CÜNEYT KAŞELER
(Lig Radyo Yorumcusu)
Gianluigi Buffon: Hem dünyanın en iyi kalecisi, oynamadığı platform ve final yok hem de küme düşse dahi  Juventus’ta kalacak kadar büyük karakter.

Dani Alves: Her ne kadar Uğur Boral karizmasını çizse de Barcelona mucizesinde onun sağ koridoru otoban gibi kullanmasının hatta santra hariç sağ açık oynamasının payı büyük.


Caner Erkin: Bence mevkisinde dünyanın en iyisi Alves’in Barcelona’da yaptıklarını ters kanatta Fenerbahçe’de yapıyor.


John Terry:  Chelsea’de Premier Ligde dünyanın en büyük forvetlerine karşı yıllardır müthiş iş yapıyor hücum yönü de gayet başarılı bir isim.


Carles Puyol: Barcelona’da stoper mevkinde oyun kurması ve yanında kim olursa olsun uyumu ile mevkisinin en iyisi.


Andres İniesta – Xavi: Bence biri olmadan diğeri olmaz dedirten dünyanın gördüğü en uyumlu komplike 2 orta saha oyuncusu.


Steven Gerrard: Sakalsız yüzü ile yaşlanmayan, ne kadar hırslanırsa hırslansın poker yüzü ile belli etmeyen tüm kariyerini Liverpool’a adayan kaptan.


Radamel Falcao: Ceza sahası içinde hem ayakla hem kafayla en net vuruş yapan futbolcu.


Lionel Messi: Bence yoruma gerek yok gelmiş geçmiş en büyük futbolcu.


Luis Suarez: Bence gol atamadığında evde duvarları yiyordur. Hayatımda gördüğüm en hırslı, savunmayı en çok yıpratan bu sene itibari ile asist yapan olağanüstü sinir bozucu gol makinası.


Hazırlayan: Muhammet EKTİ

Yorum Gönder

 
Top