0
       Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu Torku Konyaspor'un başarılı sağ beki Tolga Ünlü. Futbola Almanya'da başladıktan sonra Konyaspor'a transfer olan ve şampiyonluk yaşayarak Süper Lig'e çıkan kadroda yer alan Tolga ile keyifli bir röportaj yaptık.

Merhabalar Tolga. Futbol hayatına nasıl başladın ve kariyerin nasıl şekillendi?
       Almanya'da 4 yaşında lisanslı olarak futbola başladım. Orada futbola erken başlıyorlar. 3000 kişilik bir kasabada oturuyordu, ben de bu kasabanın takımında futbola başladım. 10 yaşındayken bölgesel seçmelere katıldım. Bavaria bölgesinde yaşadığımız için bu bölgedeki seçmelere katıldım. Orada seçildim ve o zaman anladım bu yolda ilerleyeceğimi. Oraya seçildikten sonra tabi ailem de heveslendi. Oraya seçilince belli başlı takımlardan teklif alırsın. O bölgenin en köklü kulüplerinden olan Viktoria Aschaffenburg’un alt yapısına gittim. Oranın alt yapısı da gayet iyi. İlk başta bayağı bir zorlandım ama gün geçtikçe kendimi geliştirdim. Özellikle U19’da iyi bir sezon geçirmiştim. Hatta orada da play-off tarzı bir maç yapmıştık Nürnberg ile ve yenilmiştik. O sezon A takım bir üst lige çıktı. Ama beni düşünmediler ve ikinci takıma yolladılar. Orada da rahattım, takım kaptanıydım. Orta saha, ön libero oynuyordum. Ara ara birinci takımın idmanlarına çıkıyordum. O sezon bitti yeni bir başkan geldi, ikinci takım hocası birinci takıma geçti. O da benim için şans oldu ve beni hemen birinci takıma aldı. O sezon maddi, problemlerden dolayı bizim takımı direkt alt lige düşürdüler. Öyle olunca takım olarak gençleştirme politikası uygulandı. Ben de bunun ekmeğini yedim ve o sezon tüm maçlarda oynadım. İlk defa o sezon sağ bek oynadım. Orada sadece sağ bekte görev almadım. Sol bek, orta saha, sağ açık her yerde forma şansı buldum. Arka arkaya maç kazanmaya başladık ve bu işten ilk defa para kazanmaya o dönem başladım.

İlk kazandığın para demişken, araya gireyim. O parayla ne yaptın Tolga?
       İlk kazandığım para galibiyet primiydi, 90 Euro'ydu. O parayla kendime bir dizüstü bilgisayar almıştım. Benim için yeri o kadar farklı ki, hala onu kullanıyorum, daha da bozulmadı. Bozulsa da atmam bir yere. Dediğim gibi benim için yeri çok farklı.

Türkiye’ye transferin nasıl gerçekleşti?
       Takımımızın bir kaptanı vardı, beni de çok seviyordu. Almanya’da iyi geçirdiğim o sezondan sonra hocayla konuşmuş ve benim daha iyi bir takıma yönlendirilmem gerektiğini söylemiş. Hoca da bir sezon daha oynamam gerektiğini düşünüyordu. Ben de hocayı geçekten seviyordum, takımı seviyordum, bir sezon daha kalacaktım. Sezon hazırlıklarına başlamıştım, gayet iyi de gidiyordu. Babamın amcasının oğlu Konya’da Selçuk Üniversitesi’nde profesördü. Kendi aralarında konuşurken babamın kuzeni, Konyaspor’dan yönetici bir arkadaşına beni söylemiş. Onlarda maç sayılarıma, istatistiklerime bakmışlar, araştırmışlar "Gelsin deneyelim,bir bakalım" demişler. Ben de A Takımda oynayacağımı sanıyorum. Beni A2 takımla idmanlara çıkardılar, çünkü o dönemde Ziya Doğan vardı ve takımda futbolcu bolluğu vardı. A2’de iyi performans gösteriyordum ama bir taraftan da yaş problemi vardı. Herkes 17-18 yaşındayken, ben 20 yaşındaydım. A2’deki hocalar ‘’niye böyle yaşlı’’ gözüyle bakıyorlardı. A2 maçlarına çıkıyorum sağ bek oynuyorum. Trabzonspor A2’si ile bir maçımız var. O maça da Ziya Doğan geldi. Ne çok iyi ne çok kötü oynadığım maçta, Ziya hoca beni beğenmiş. Benim kulağıma bu haber geldi. Ertesi A2 maçında yedeğe çekildim. Sonra yine A2’de devam ediyorum ses-seda yok. Umutlarım da azalıyordu. Devre arasında ailemi görmeye gittim Almanya’ya. Düşüncem geri dönmemek; çünkü baktım olacağı yok, en azından Almanya’da hem üniversiteme devam ederim, hem de futbolumu oynarım. 2 gün kaldım, daha 5 gün daha tatilim var, sevinçliyim tabi Almanya’ya geldiğim için, ailemi, arkadaşlarımı gördüğüm için. Bir telefon geldi "A takım kampına gidiyorsun" dediler, tabi dünyalar benim oldu. A takımda ben bile kendime şaşırdım, idmanlarda iyi performans gösteriyordum. Hatta Ziya hoca Hakan Aslantaş abiye "Hakan, seni kesecek elemanı buldum oğlum’’ gibisinden takılıyordu. Hakan abi de o zamanlar çok iyiydi. İlk o zaman tanıştık Hakan abiyle. Beni profesyonel yaptılar. Ziya hoca 2 hafta kaldı, sonra Yılmaz Vural hoca geldi. Yılmaz hoca bana kale arkasında idman yaptırdı, hatta Antalya’da 3 hazırlık maçı yaptık. 3’ünde de ısındırdı ama oyuna almadı. Çift kale idmanlarda kadroya girdiğimde bile seviniyordum. O sezon küme düştük, tatile gittim. Bir hafta sonra haber geldi Konyaspor’a transfer yasağı gelmiş. Bize şans doğdu diye sevindim bu habere. Doğruya doğru, bizim için iyi bir haberdi bu. O gazla yazın vücudumu geliştirdim. Osman Özdemir zamanında kampa çağrıldım, bir sürü genç çağrıldı ve çoğu elendi. Kamp iyi geçti. İlk 2 maçta oynadım. O ara Gökhan Emreciksin iyileşti ve ben yedeğe çekildim. Hakan abiyle Gökhan Emreciksin birlikte oynadı. Devre arasına girerken Hakan abi "Bak ben gideceğim, ona göre hazır ol’’ diyor, ben de ona "Ne olur git artık abi" diyordum. Çünkü Hakan abi, hem sevdiğimiz bir insan, Süper Lig’de oynasın hem de bizim önümüz açılsın. O gittikten sonra sürekli oynadım. Play-off oynadık, bizim için güzel tecrübe oldu. O gençliğin verdiği gazla bir sezon sonra da Süper Lig’e çıktık.

Geçen sezonki şampiyonluğu anlatabilir misin?
       Play-off ilk maçında Buca’ya yenildik kendi evimizde. İkinci maçta oynadım. Buca’da da 1-0 mağlup duruma düşünce moral olarak çöktük. Orada maçı nasıl bitirdik, nasıl çevirdik hala anlamıyorum. Manisa maçında da kazanınca şampiyon olduk. Bambaşkaydı bizim için. Kendi aramızda konuşuyorduk "Şampiyon olalım, tesisleri yakalım, Selim’in arabasını yakalım." diyorduk. Maddi olarak çok büyük paralar almasak da bu takımı şampiyon yapmaktı amacımız. Hedefimize de çok şükür ulaştık. Tişörtlerimizde de yazdığımız gibi "İnancımızla, dualarınızla" Süper Lig’e çıktık. Kutlamalar ise anlatılmaz gerçekten. Rüyaydı bizim için. Şampiyon olduktan sonra ilk 10 gün herkesin yüzünü mutlu görmek paha biçilemez bir şeydi.

Tolga, sana gurbetçi bir oyuncu olduğun için bu soruyu yöneltiyorum. Türkiye’ye geldiğinde uyum sorunu yaşadın mı?
       İlla ki, ama uyum sorunu demeyelim. Daha çok ailemi ve arkadaşlarımı özlüyordum. Almanya’da çok şükür Türk kültürüyle yetiştik. Benim Türkçem iyiydi zaten, takımdaki arkadaşlar da inanamıyordu benim Türkçemin bu kadar iyi olmasına. Ondan dolayı çok sıkıntı çekmedim.

Kendine örnek aldığın, oynadığın mevkinde futbolunu beğendiğin isimler kimler?
       Ülkemizde tartışmasız Gökhan Gönül. Yurtdışında Philipp Lahm ve Dani Alves. Bu isimler ofansı sevdiği için onları izlerken zevk alıyorum.

Takımdaki en teknik isimlerden birisin. Bunun nedeni alt yapını Almanya’da almandan dolayı olabilir mi?
       Hem ondan dolayı, hem de önceki takımlarımda ofansif oynadığımdan dolayı. Çünkü ofansif oynadığında çalım atmak zorundasın, tekniğini kullanmak zorundasın.

Almanya’da da Türkiye’de de altyapıya şahit olmuş birisin. Sence aradaki farklar neler?
       Yapılan antrenmanlarda hiçbir fark yok aslında. Aradaki tek fark disiplin. Genel olarak bizim hocalarımız "Bu taktiği uygulayalım" der geçer, Alman hocalar ise ‘’Bu taktiği oturtana kadar uygulayalım’’ der. Genel fark bu bence. Ayrıca Almanya’da çocuklar gençken nasıl beslenmesi gerektiği bile o çocuğa öğretilir. Beslenme de bence büyük faktör.

Takımınızın şu anki durumu hakkında ne düşünüyorsun?
       Bence takımımız çok iyi. Özellikle hücum hattımız bu ligde ilk 5-6 hücum hattının içinde bence. Bazı puan kayıplarımız oldu, kendi evimizdeki bu kayıplar bizleri de oldukça üzdü. Daha iyi yerlerde de olabilirdik ama şu anda buradayız. Kimsenin şüphesi olmasın ligden düşme konusunda, emin olun aklımıza bile gelmiyor böyle bir ihtimal. Herkesin içi rahat olsun.

Karşılıklı oynadığın oyuncular içerisinde en çok zorlandığın oyuncular kimlerdir?
       Adem Büyük. Gerçekten çok yetenekli. Sürekli hareketli, beni oldukça zorlayan bir isim. Hatta maçlarda sık sık tartışma yaşadığımız da oluyor. Adem Büyük’ün tek eksiği bence hırçınlığı, agresif olması. Onun dışında gerçekten çok kaliteli futbolcu. Yine takım arkadaşım Djalma Campos’a değinmeden geçemeyeceğim. İdmanlarda tam ‘’topa yetiştim’’ deyip ayağını atıyorsun, bir bakıyorsun çok uzakta olan Djalma, topu alıvermiş. Gerçekten büyük futbolcu. Bence Djalma’ya zorlanmayan bek bu ligde yoktur.

Konya’nın genç takımı Konyaspor A2 takımını ve Konyaspor’un pilot takımı Anadolu Selçukluspor’u takip ediyor musun?
       Tabii ki takip ediyorum. Özellikle Anadolu Selçukluspor’u takip ediyorum. Orada çok arkadaşımız olduğu için maçlara gitmeye çalışıyoruz. Oradaki arkadaşlarımızın çoğuyla aynı alt yapıdan çıktık, 2 sezon aynı formayı A takımda terlettik. Şimdi onların orada olması bizde bazen bir kırgınlık yaratabiliyor. Çünkü maddi olarak da baktığımızda eşit miktarları almıyoruz. Onlarda bu sezon büyük ihtimalle ligde kaldı. Onlara da başarılar diliyorum.

Gelecek hakkındaki planların nedir?
       Benim bu sezondan sonra bir sezonum daha var. Kulübümde isterse ben sözleşme uzatmak isterim. "Sezon sonu serbest kalırım." muhabbetine girmeden kulübümüze para kazandırıp da gitmek istiyorum. Konyaspor ile başarılara ulaşırız inşallah. Konya’yı seviyorum..

E-bilet uygulaması hakkında ne düşünüyorsun?
       Şu anda Konya stadında yok bildiğim kadarıyla. Benim bildiğim güvenlik için yapıyorlar ama abartılı buluyorum. Biletini alıp gitmek varken neden bu sistem getirildi anlamadım. Maç günü yurtdışından misafirimiz gelse maça sokamama ihtimalimiz varmış. Ben anlamlandıramadım açıkçası.

Konyaspor taraftarı hakkında ne düşünüyorsun ve onlara söylemek istediğin bir şey var mı?
       Taraftarımız geçen sezonda bizi hep destekledi ama bu sezon gerçekten bambaşka. Bu kadar ilgiyi açıkçası beklemiyordum. Çoğu maçta stadımız doluyor. Buradan taraftarımıza da teşekkür ediyorum. Onların desteği bizi çok motive ediyor.

Sana göre artıların ve eksilerin neler?
       Ben altyapı eğitimimde sürekli ofansif oynadığım için ofansif bir oyun sergiliyorum. Defansif yönüm biraz zayıf ama bunu da geliştirmek için elimden geleni yapıyorum. Ama ben eğer bir maçta sürekli defansif oynayayım dersem yanlış yapmış olurum. Ben oyunu böyle kabul ediyorum, böyle alışmışım. Benim her maç ileri çıkıp 2-3 orta yapmam gerekiyor, yoksa kendimi iyi hissetmiyorum. Bu sezon kendime 15 maç sınırı koymuştum, çünkü Süper Lig’deki ilk senemdi. Çok şükür hedefime şimdiden ulaştım. Daha da fazla oynayacağım belki de. Seneye daha iyi bir performans gösterip Konyaspor’un vazgeçilmez isimlerinden olmak istiyorum.

Bugüne kadar çalıştığın hocalar arasında en çok sevdiğin, en iyi anlaştığın hoca kimdi?
       Her hocanın farklı özelliği var tabii ki. Ama bizim için en değerli hoca Osman Özdemir hocadır. Osman hoca zamanında biz forma şansı bulduk, ayrıca kenetlenme olmuştu. Ondan dolayı Osman hocanın yeri farklıdır.

Takımda en iyi anlaştığın insanlar kimler?
       Biz daha çok eskilerle iyiyiz tabii. Selim, Recep, Ömer Ali, İshak. Yine geçtiğimiz sezondan yabancı oyuncularla Ars, Neca, Pawelek, Alvaro Mejia gibi isimlerle hala görüşüyoruz.

Önemli maçlardan önce sıkıntı yaşıyor musun? Heyecan oluyor mu?
       2 sezon önce Kasımpaşa ile play-off’ta oynayacağımız maç öncesi Alvaro Mejia ile aynı odada kalıyoruz. Maça 5 saat var. Açma-germe çalışması yapıyorum odada. Mejia uyandı yastık fırlattı ve ‘’Ne yapıyorsun sen?’’ dedi, ben de uyuyamadığımı ve ısındığımı söyledim. Mejia bana "uyu artık, enerjini maçta harca" dedi. Yine geçen sezon Manisaspor maçından önce İbrahim Alan ile birlikte kalıyoruz. Ben uyuyamayacağımızı zaten biliyorum. İbrahim bana "Abi ben uyuyamıyorum ya." dedi, ben de ona ‘’Merak etme, kimse uyuyamaz kardeşim." dedim. Uyuyamıyoruz gece 2 oldu, Recep ile mesajlaşmaya başladık gece 2’de. Odaya çağırdım, Recep uyuyakaldı, ben uyuyamıyorum. Gece 2-3 saat uykuyla maça çıktık. Finalden önceki takım fotoğrafındaki gözlere dikkat et Hüseyin. Önemli maçlardan önce halimizi o zaman anlarsın. (Gülüşmeler)

Taraftarı olduğun kulüp var mı?
       Türkiye’den Konyaspor tabii ki. İlk profesyonel olduğum kulüp ne de olsa. Ben koyu bir Atletico Madrid taraftarıyım. Bugün Atletico iyi gidiyor diye Atletico taraftarı değilim ama yanlış anlaşılmasın. 2006’dan beri koyu bir taraftarım çünkü Torres o zamanlarda oradaydı ve ben Torres’e hayrandım. Torres’den dolayı Atletico’ya sempati duymaya başladım.

Transfer Merkezi dergimizi ya da sitemizi takip ediyor musunuz?
       Bizimle Fenerbahçe galibiyeti sonrası yaptığınız röportajdan sonra sitenizi takip etme şansı buldum. Sosyal medyayı fazla kullanmadığımdan dolayı biraz uzağım ama derginiz arada elime geçiyor ve takip ediyorum. Gerçekten güzel işler çıkarıyorsunuz. Emeği geçenlere teşekkürler.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
       Size teşekkür ediyorum. Gerçekten röportaj gibi değil de sanki sohbet eder gibi oldu, bayağı bir zevkli geçti. Taraftarlarımız hep arkamızda olsun. Okuyucularınıza da keyifli okumalar diliyorum. İyi yayınlar.

Röportaj: Hüseyin KARABACAK
       Not: Röportajı gerçekleştirmemizde büyük emeği olan Ali Teker'e ve sorularıyla destek olan Ali Candan'a teşekkürler.
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Yorum Gönder

 
Top