1
        1994 yılının 15 Aralık gününde, yaşamının devamında karşılaşacağı güçlüklere karşı gösterdiği mukavemet ve sergilediği hayatta kalma azmi ile futbolun enteresan hikayelerinden birine konu olacak Bayan Mahmud, Gana'nın başkenti Accra'ya yakın bir kenar mahalle olan Awoshie'de dünyaya gözlerini açmıştı.

        Babası, Gana'nın ikinci büyük şehri olan Kusasi'de sürdürdüğü aktif futbol kariyerini noktalandırdıktan sonra, eşi ve iki oğluyla birlikte ülkenin kuzeyindeki Bawku kasabasına yerleşmiş ve hayatına simyager olarak devam etmekteydi.

        Bayan ve kendisinden 1 buçuk yaş büyük biraderi Muntala, zamanlarının çoğunu arkadaşlarıyla sokakta top peşinde koşturarak geçirmekteydiler.

        "Bütün gün, ağabeyim ve arkadaşlarımla birlikte sokakta futbol oynardım, ayakkabılarımız veya kale direklerimiz yoktu ama mutlu olmak için ihtiyacımız olan herşeye sahiptik." diye anıyor o günleri.

        Gana'nın iki büyük aşireti olan Kusasi ve Mamprusi kabileleri arasında zaman zaman alevlenen bir iktidar çekişmesi süregelmekteydi, şiddetini her seferinde biraz daha arttıran dalgalar halinde yaşanmaya ve can almaya devam ediyordu.

        Mahmud Ailesi, Kusasi kabilesine mensuptu. Esasen, bu kabilenin hiçbir agresif ideali veya eylemi mevcut değildi ve belki de kabile haline gelme durumları, tamamen onları "öteki" olarak ilan eden Mamprusi kabilesinin saldırgan tutumlarına karşı oluşturdukları hayatta kalma reaksiyonundan ibaretti.

        "Mamprusiler, vücutlarındaki bir dövme ile ayırt edilebiliyorlardı. Eğer onlardan değilsen, ya anında öldürüleceksin ya da ölene kadar işkence göreceksin. O dövme, başkentte doğmuş olmanın bir çeşit mührüydü. Olmayanlardan nefret ediyorlardı. Biz de başkentte doğmadığımız için onlardan birine denk gelmekten çok korkuyorduk." diyor konuyla ilgili.

        2005 yılında, yine bütün gün sokakta futbol oynayıp evlerine döndüklerinde, hiç haketmedikleri bir görüntüyle karşılaştılar. Ebeveynleri vahşice katledilmişti. Biri 11, diğeri 12 yaşında olan bu iki küçük yavru, hiçbir yatırımları olmayan bu temelsiz, kendini beğenmiş, aşağılık ve uzatmadan özetlemek gerekirse, "ırkçı" mücadelenin ceremesini çeken taraftaydılar.

        2010 yılına kadar yetimhanede geçen 5 yılın ardından, Mamprusi'nin yine aktive olduğu haberiyle kasaba çalkalandığında, iki kardeş artık kaçma vaktinin geldiğine kanaat getirdi ve sonunu göremedikleri bir yola başkoydular.

        "Anne-babamızın ölümünü atlatmaya çalışırken Mamprusi bir kez daha saldırdı. Çok sayıda insanı öldürdüler ve ağabeyimle birlikte hareket etme fırsatı bile bulamadan son bir kez göz göze gelerek ardımıza bakmadan kaçtık, ayrı yollara, onu çok özlüyorum." diyor.

        Karşısına çıkan yardımsever bir nakliye kamyonu şoförü, onu Gana'nın güneyindeki liman bölgesi Cape Coast'a bıraktı. Orada birkaç gün geçirdi, sadece kaçmak istiyordu. Kaçmak ve korkmayacağı bir yerde sıfırdan başlamak. Cape Coast'ta geçirdiği sayılı günlerde birkaç arkadaş edindi, aslında arkadaş edinmeye elverişli bir psikolojik durumda da değildi, ihbar edilmekten ve ebeveynleriyle aynı kaderi paylaşmaktan endişe ediyordu.

Bayan Mahmud, geçtiğimiz günlerde futbolu bırakan efsane isim Riquelme ile.
        Orada tanıştığı bir çocuk, ona biraz manyok unu (yöresel bir bitkiden elde ediliyormuş) ve su verdi. Daha sonra bir kargo gemisine mülteci olarak binmesine yardımcı oldu. Nereye gittiğine dair en ufak bir fikri yoktu, sadece geminin Avrupa'ya doğru kalkacağını duymuştu ve aslında maceranın nerede son bulacağıyla ilgilenmiyordu bile, içinde bulunduğu konteynırdan sağ salim çıkmak yegane gayesiydi.

        Gemi, yolculuğu kulak misafiri olduğu üzere Avrupa'da değil, daha önce adını hiç duymadığı bir Güney Amerika ülkesi olan Arjantin'de noktalıyordu. Arjantin'de geçirdiği 3 yalnız günün ardından iki Senegalli'yle tanıştı. İngilizce konuşarak anlaşabildiler ve onlara hikayesini anlattı. Onu Flores şehrindeki mülteci sığınma evine götürdüler.

        Plaza Garay diye bir bölgede futbol oynuyorlardı. Bayan, ofansif ortasahaydı ve yetenekleri yadsınamaz bir seviyedeydi. Birkaç gün içinde Boca Juniors Scout'ı Ruben Garcia tarafından farkedildi ve Boca Juniors ile deneme idmanlarına çıkarıldı.

        "O çok iyi bir adam, eşi de, iki kızı da çok iyiler, onlar benim ailem gibi oldular, zamanımın çoğunu onlarla geçiriyorum." diyor Ruben Garcia ve ailesi için.

        Boca ile çıktığı denemelerde beğenildi ve konaklamak üzere Casa Amarilla tesislerine yerleştirildi. Şimdi Boca'dan ayda £200 kazandığı bir kulüp kontratı ve Nike ile yılda £2,700 kazandığı bir sponsorluk anlaşması mevcut.

        Arjantin pasaportunu da yeni elde etmiş, çiçeği burnunda tangocu, eskinin ofansif ortasahası, artık sağ beke devşirilmiş olan Ganalı Mahmud, bunları Gana'dayken hayal bile edemeyeceğini söylüyor.

        Ama hala Gana'nın pop müziğini, Arjantin'in tangosuna tercih ettiğini de samimiyetle ekliyor.

        Boca, onun ağabeyini bulmasına da yardım etti ve artık sosyal medya üzerinden sürekli olarak iletişim halindeler, ağabeyinin onun için çok önemli olduğunu söylüyor, bunu da kan bağı bulunan hayattaki tek kişi olması ile açıklıyor.

        Mahmud, hikayesiyle Arjantin'de büyük ilgi gördü ve açılan fan sayfalarıyla bir anda kahraman muamelesi görmeye başladı. Twitter'da da 10.200 takipçisi mevcut.

        Boca'nın Gençlik Gelişim Sorumlusu Jorge Raffo, Mahmud ile ilgili olarak "Tekniği, hızı ve atletizmi muazzam ama hava hakimiyeti ve taktiksel disiplin sağlaması konusunda çok zorlanıyoruz" diyor gülerek.

        Güney Amerika futbolu, Afrikalı yeteneklere çok fazla ihtiyaç duyan bir gen popülasyonuna ve kültürel mirasa sahip olmamasına rağmen Mahmud, Boca'daki ilk Afrikalı oyuncu değil, 1994-1997 yılları arasında Kamerunlu Alphonse Tchami 40 küsür maçta attığı 11 golle takıma destek olmuştu.

        Londra Olimpiyatları'nda sergilediği performansın ardından Gabonlu Franck Engonga da en son Boca'nın rezerv takımıyla birşeyler yapmaya çalışıyordu.

        Red Bull Salzburg ile akıllarda kalan Ugandalı Ibrahim Sekagya, Atletico Rafaela, Arsenal Sarandi ve Ferro Oeste formalarıyla Arjantin'de 6 yıl geçirmişti.

        Güney Afrikalı yaşayan efsane Doctor Khumalo da, 1995 yılında Ferro Oeste formasını giymişti.

        Nijeryalı Felix Orode, ne uzayıp ne kısalabildiği San Lorenzo ve Nueva Chicago tecrübelerinin ardından en son Primera C'de mücadele eden Lujan takımında oynuyordu.

        Mahmud'a, beklenen o can alıcı soru soruluyor bir gün, "Gana mı Arjantin mi?"

        "Gana" diyor ve akabinde,

        "Arjantin bana çok iyi davranıyor, sahip olduğum herşeyi, hayatımı bile bu ülkeye borçluyum, ama Gana benim evim, ben orada doğdum." diye ekliyor.

        Büyük futbolcu olabilir veya olamaz ama pozitif enerjisi, sempatik kişiliği, sergilediği yaşama umudu ve hayatta kalma azmi ile çoktan anne ve babasını gururlandıran bir evlat olduğu, su götürmez bir gerçek.

Kaynaklar: 1 | 2 | 3 | 4 | 5

Hazırlayan: Yiğit Can ERTUNÇ
Transfer Merkezi Başyazarı
Bu yazı TransferMerkez.com tarafından hazırlanmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Yorum Gönder

  1. Efsanenin kaleminden efsane bir yazı , eline sağlık Yiğit müthiş keyif aldım okurken .

    YanıtlaSil

 
Top