0
        Geçen sezon oynadığı Türkiye Kupası finalinin ardından bu sezona da iddialı giren Eskişehirspor, fazlasıyla iniş ve çıkışlar yaşadığı ligi 39 puanla 11.sırada tamamladı.

        Devre arasına 16 puanla 13.sırada giren Kırmızı Şimşekler, Ertuğrul Sağlam’dan boşalan koltuğa oturan Michael Skibbe yönetiminde 23 puan toplayarak ligde kalmayı başardı. Ligde kalmayı başardı diyorum çünkü ligin ilk bölümünde tablo bir hayli korkutucuydu.  Ertuğrul Sağlam yönetiminde ligin ilk yarısında yalnızca 3 galibiyet alabilen Eskişehirspor, devre arası tatiline girerken düşme hattının 2 puan üstünde yer alıyordu. Mali sıkıntılar ve sakatlıklar nedeniyle zaten profili düşük olan kadroda, rotasyon sıkıntıları da baş göstermeye başladı. Akaminko’nun bir türlü iyileşememesi ve Diego’nun da sakatlığın etkisinden kurtulamaması nedeniyle savunmada genç isimlere yer vermek zorunda kalan Ertuğrul Sağlam, Tarık Çamdal’ın ardından Erkan Zengin’in de (daha sonra da Aytaç Kara) ayrılmasıyla tünelin ucundaki ışığın söndüğünü düşünerek, evlerinde 3-1 kaybettikleri Gaziantepspor maçının öncesinde istifasını hazırladı.

        Michael Skibbe’nin takımın başına geçmesinin ardından Başakşehir’den eski oyuncusu Sezer Öztürk’ü, Trabzonspor’dan Mustafa Yumlu’yu kiralarken, yine Trabzonspor’dan Emre Güral ve Skibbe’nin eski takımı Grasshoppers’tan Nzuzi Toko’yu bonservissiz olarak kadrosuna katan Es Es’i ligin ikinci yarısında zor bir fikstür bekliyordu.


İstanbul’a geçit yok
        Ligin ikinci yarısına 2-2’lik Akhisar beraberliğiyle giren Eskişehirspor, daha sonra Konyaspor’a deplasmanda 1-0, Galatasaray’a evinde 2-1 mağlup oldu. 1-0 geriye düşmesine karşın, Toko ve Funes Mori’nin golleriyle 2-1 kazanılan Gençlerbirliği deplasmanı ise belki de Eskişehirspor için kırılma noktası oldu. O maçta alınacak olası bir mağlubiyetin ardından yönetimde artan çatlak seslerle birlikte Skibbe’nin 2. Eskişehirspor macerası çok erken sonlanabilirdi.

        Ligin ikinci yarısında, özellikle de ilk haftalarda zor bir fikstüre sahip olan Eskişehirspor, İstanbul takımlarına karşı sıralamada kendi ayarında olan takımlara nazaran çok daha iyi bir oyun oynayıp daha iyi sonuçlar aldı. Evlerinde 2-1 kaybettikleri Galatasaray maçının özellikle ikinci yarısında çok etkili bir futbol ortaya koyan Eskişehirspor, 1-0 kazandıkları Beşiktaş ve 1-1 berabere biten Fenerbahçe maçlarında göze hoş gelen bir futbol ortaya koydu. Trabzonspor’u 2-0 mağlup ettikleri karşılaşmanın ikinci yarısında ise tarihi farkı kaçırdılar diyebiliriz.

Konsantrasyon ve Yaratıcılık Sorunu
        Michael Skibbe’nin takımın başına geçmesinin ardından el atması gereken ilk işin takım savunmasını düzeltmek olduğunu düşünüyordum. Geçen sezon Ertuğrul Sağlam’la özellikle hatları birbirine yakın tutarak başarılı bir alan savunmasıyla az pozisyon veren Es Es, bu sezon ligin ilk yarısında kalesinde 25 gol görmüştü. İdeal stoper ikilisi olan Akaminko-Diego tandeminin sakatlık nedeniyle bir araya gelememesi de kuşkusuz bunda büyük bir etken. Es Es’in bu noktada imdadına Trabzonspor’dan transfer edilen Mustafa Yumlu yetişti. Trabzonspor’da şans bulamaması nedeniyle futbolu özlediği de gözlenen 27 yaşındaki stoperin Eskişehirspor savunmasını toparladığını söyleyebiliriz. Devre arasında takıma dahil olan isimlerden Sezer Öztürk, Toko ve Fenerbahçe’ye attığı şık golle adından söz ettiren Emre Güral’ın da takıma katkıda bulunduğunu söylesek de bu üç ismin hiç biri Mustafa Yumlu kadar etki edemedi.

        Eskişehirspor’un birkaç sezondur yaşadığı sıkıntıların başında ise konsantrasyon bozukluğu geliyor. İstanbul takımlarına karşı oynanan iyi futbol ve alınan başarılı sonuçların ardından, hep şok edici skorlar aldı kırmızı-siyahlılar. Beşiktaş’ı 1-0 mağlup ettiği maçın ertesi haftasında Rize’de 3-0 mağlup olan Es Es, evinde Sivasspor’a 3-1, deplasmanda Balıkesirspor’a  4-1’lik skorla boyun eğdi. Bu noktada karşımıza bariz bir konsantrasyon sorunu, istikrar problemi ve yaratıcılık sorunu çıkıyor.

        Özellikle Beşiktaş’a karşı oynadığı mücadelede 3-4-2-1 gibi dizilip üç stoper, Diego-Mustafa Yumlu ve Sezgin’in önüne kalabalık bir orta saha koyan Skibbe, erken buldukları golün ardından oyunu çok iyi tutarak neredeyse maçı pozisyon vermeden tamamladılar. Fenerbahçe karşısında ise daha dinamik bir oyun anlayışıyla sahaya çıkan Es Es, bu maçta kendi filelerini havalandırırken, son dakikalarda bulduğu fırsatları cömertçe harcayarak olası bir galibiyeti kaçırmıştı.

        Böyle bir durumun ortaya çıkmasında kuşkusuz Michael Skibbe’nin oyun anlayışının etkisi var. Skibbe yönetiminde Eskişehirspor’un oyun planı öncelikle kaybetmemeye dayalı oldu. Kendisinden daha güçlü takımlara karşı ise takım olarak topun arkasına geçen ve orta sahada kazanılan toplarla, Lawal önderliğinde hızlı çıkmaya çalıştılar. Örneğin Alman teknik adam, Beşiktaş galibiyetinin ertesi haftasında Çaykur Rize deplasmanına çıkarken, üç stoperinin önünde bir stoper, iki bek ve iki defansif oyuncudan oluşan beşli bir orta sahayla çıkmış ve Es Es o maçta rakip kaleye gitmekte bir hayli zorlanmıştı. Maç sonunda da sahadan 3-0 mağlup ayrılmışlardı.

        Michael Skibbe buna rağmen çoğunlukla doğru işler yaptı. Verim alınamayan bazı oyuncuları yeniden futbola döndürdü diyebiliriz. Ertuğrul Sağlam’ın sol beke hapsettiği Kaan Kanak’ı Ankaragücü günlerinde olduğu gibi sağ açıkta serbest bırakan Skibbe, Beşiktaş maçında Kaan’ın golüne en çok sevinenlerdendi. Ruud Boffin’le kulüp arasında yaşanan sıkıntılar nedeniyle kaleye geçen Ali Vural, son dönemdeki performansıyla milli takıma yükseldi.

        Ancak bunların yanında taraftarın çok sevdiği Hürriyet Güçer, genç isimlerden Erkut Şentürk ve Andaç Güleryüz, Skibbe yönetiminde neredeyse hiç şans bulamadılar. Sakatlığı nedeniyle kadroya giremeyen Hürriyet’in sözleşmesinin uzatılmayarak takımdan ayrılması da taraftarın büyük tepkisine sebep oldu.

        Ekonomik sıkıntılar nedeniyle her geçen gün daha da küçülen kadro profilinden ayrılması beklenen isimler; kaleci Ruud Boffin, Raheem Lawal, Ibrahim Sissoko, Kaan Kanak. Ligin ikinci yarısında attığı kritik gollerle ön plana çıkan Arjantinli Funes Mori, Ömer Şişmanoğlu, Sezer Öztürk ve Mustafa Yumlu’nun da bonservisleri alınmadı ve bu isimlerle de vedalaşıldı. Ruud Boffin’le haftalardır yaşanılan alacak sıkıntısının yanında Brezilyalı stoper Diego Angelo’nun da alacakları nedeniyle kulüple sıkıntılar yaşadığı biliniyor. Kendisini daha çok vitrin maçlarda ön plana çıkaran Lawal ve maaşında iyileştirme istenen Sissoko’nun da gelecek sezon Es-Es’te olmayacağını söyleyebiliriz. Mayıs ayı içinde zirve yapan yönetim krizinin ardından seçim kararı alan Başkan Mesut Hoşcan, eski başkanlardan rakibi Halil Ünal’ı büyük bir farkla mağlup ederek güven tazelese de, taraftarlar ve camia, eldeki iyi isimleri satarak genç ve tecrübesiz isimlere yönelerek kadronun profilini düşüren Hoşcan’a tepkili.

        Michael Skibbe Eskişehirspor’un başına geçtiğinde üç aşağı beş yukarı 23 puan toplamaları halinde ligde kalacaklarını belirtmişti. Bu sezon ligden düşen takımlardan sadece Erciyesspor’dan 6 puan alabilen Es Es’i, ekonomik sıkıntıların azalmak bir yana her geçen gün daha da artması sebebiyle gelecek sezon daha da zor bir lig bekliyor. Michael Skibbe yönetiminde yeni sezona girecek olan Kırmızı Şimşekler’in transfer döneminde yine bonservisi elinde olan isimlere yönelmesi bekleniyor.

        Ligin 30.haftasında Kasımpaşa’ya oynanan karşılaşmanın devre arasında sıcak hava nedeniyle bunalan taraftarlar, itfaiyeden su sıkılarak serinletilmeye çalışılmıştı. Aynı şekilde kırmızı-siyahlı kulübün ekonomik yapısının da acil şekilde serinletilmeye ihtiyacı var.

Hazırlayan: Anıl YAZAR

Yorum Gönder

 
Top