0
        Şanlıurfaspor’un koca bir sezonunu bir ata sözü ile açıklamak aslında mümkün ‘’Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir.’’ Fakat taraftarlar ister istemez yine bir beklenti içerisine girmiyor değil, Bu da futbolun ve taraftarlığın doğasından olsa gerek.

        Sezona yine büyük paralar harcayarak, ses getirecek transferler yaparak başlayan Şanlıurfaspor, yine spor kamuoyunu yanıltmadı ve Süper lig’e yükselme başarısı gösteremedi. Gerek Şanlıurfa’da yaşayan gerekse de dünyanın her hangi bir yerinde yaşayan Şanlıurfaspor sevdalıları bana sürekli başkan Fethi Şimşek ve onun iyi niyetinden, takım için yaptığı maddi fedakarlıktan bahsediyorlardı hep. Ama ben hepsine şu örnek ile cevap vermişimdir. ‘’Bir ortopedi doktoru ne kadar iyi niyetli olursa olsun kalp ameliyatı gerçekleştiremez. Eğer ki siz ortopedi doktoruna kalp ameliyatı yaptırırsanbız hastanın ölmesini de çok normal karşılamalısınız.’’ İlk  başta bu cümleleri kurduğum taraftarlar bir anlam veremiyorlardı, Ama ne demek istediğimi anlayınca büyük bir çoğunluk bana hak verdiler.

        Çünkü; kişiliğine büyük saygı duyduğum, ülkenin en önemli iş adamlarından biri olan sayın Şimşek, futbola yabancı bir kişilik. Evet gerçekten çok iyi niyetli biri olduğunu ben de biliyorum ama ne yazık ki futbol öyle bir oyun ki; bir kulübe başkan olmak için iyi niyet ve maddiyattan öte futbolu ve piyasayı bilmek gerekiyor.

        Aslına bakılacak olursa belki de yönetime sorsanız Geçen yılın şampiyon hocası Cihat Arslan'ı takımın başına getirdik, bu ligin normal şartlarda çok üstünde bir futbolcu olan Tello’yu transfer ettik, Abdulkadir Özgen’i aldık, geçen yılın en göze batan futbolcularından olan Göksu Alhas’ı kiraladık, önceki kariyerinde Beşiktaş ve Avusturya milli takımlarının formasını giymiş Ekrem Dağ’ı getirdik diye ses getiren transferlerden bahsedebilirler. Ancak futbolun matematiği normal matematikten farklı çünkü futbolda iki yarımı toplayınca bir yapmıyor!

        Bu soruyu sorduğumu ve bu cevabı aldığımı düşünerek bu konular üzerine değinmek istiyorum,
Yine görüşlerimize değer veren ve beni bu soruları ile mutlu eden taraftarlar Cihat Arslan'ı sorduğunda, bana Türkiye'nin Luis Aragonés’i demiştim. Neden diye sorduklarında ise şu açıklamayı yapmıştım; Fenerbahçe yönetimi İspanya’yı şampiyon yapan Luis’i getirdik diye nara atarlarken İspanya ile Fenerbahçe takımları arasındaki kadro kalite farkını göz ardı etmiş ve sonuç hüsran ile bitmişti. Evet Cihat Arslan gerçek manada çok saygın bir beyefendi bir hoca fakat geçen sezonki İstanbul B.B'yi kim olsa şampiyon yapardı diye düşünenlerden birisi de benim. Nitekim düşüncelerimde haklı çıktım ve Cihat Arslan ile ikinci devrenin başında yollar ayrıldı. Cihat Arslan'ın Şanlıurfaspor macerasında (taktik anlamda) hiç katılmadığım birçok konu oldu hepsini tek tek yazmanın bir manası olmadığını düşünsem de bir tanesi var ki futbol mantığıma oldukça aykırı. Daha önce oynadığı bütün takımlar da ofansif orta saha veya sol önde oynamış Rodrigo Tello’dan neden ısrarla orta sahanın göbeğinde, hatta ve hatta ön libero mevkiinde yararlanmak istediğini bir türlü anlam veremedim.

        Takım öyle ya da böyle düşe kalka sendeleye sendeleye ilk yarıyı bitirdiğinde hiçbir kimse takımın oynadığı oyundan memnun değil ve yapılacak transferleri dört gözle beklerken santrafor transferi istiyordu. Bence takımın forvetten çok iki kenara Abdulkadir’e servis yapabilecek kaliteli takviyelere ihtiyaç duyduğunu söylemiştim. Eldeki Volkan ve Zenke’nin daha çok dikine oynadığını, Youssef’in sakatlığının oyuncuyu olumsuz etkilediğini bu yüzden verimli olamadığını, illaki forvet transferi yapılacaksa da yırtıcı ve yaratıcı bir forvete ihtiyaç olduğunu belirtmiştim. Ancak Şanlıurfaspor yönetimi yine yapacağını taptı takımının ihtiyaç duyduğu özelliklere sahip olmayan, Abdulkadir'e benzer bir tipte forvet oyuncusu olan Adilovic'i transfer ediyordu. Kenar oyuncusu olarak da yYıllardır hakkında iyi oyuncu mu sıradan bir oyuncu mu diye karar veremediğim ama yine dikine oynayan Serdar Eylik transferini yapıyordu. Yani perşembenin gelişini çarşambadan belli ediyordu. Sakat Bekir Ozan Has transferi hakkında hiç konuşmuyorum, takdiri sizlere bırakıyorum ama elindeki gençleri -özellikle de Yunus Emre Mest gibi- gelecek vaad eden bir oyuncusunu 3.Lig’e kiralık yollayıp yine 3.Lig’den Hami Çolak'ı transfer etmesini bir türlü anlayamıyorum. Şanlıurfaspor, yine bir hata daha yaparak Cihat Arslan ile devre arasında yollarını ayırmak yerine hemen ikinci devrenin başında yollarını ayırıyordu. Gerçek manada en doğru icraatlerini gerçekleştirip Osman Özköylü'yü takımın başına getirmeleri artık çok fazla işe yaramayacaktı. "Süper Star" diye transfer edilen Adilovic'in Osmanlıspor, Alanyaspor ve Boluspor maçlarında karşı karşıya bomboş pozisyonlarda kaçırdığı goller sayesinde Play-off ve dolayısıyla koca bir şehrin Süper Lig hayalleri suya düşmüş oldu.

Şanlıurfaspor, sezon sonu şampiyon olan Kayserispor'u alkışladı.
Şanlıurfaspor'a sezon boyunca hücum anlamında katkı sağlayan isimler ise şöyleydi;
Abdulkadir Özgen: 32 maç, 10 gol, 3 asist
Youssef Yeşilmen: 24 maç, 5 gol, 4 asist
Simon Zenke: 32 maç, 4 gol, 8 asist
Serdar Eylik: 12 maç, 3 gol, 2 asist
Kenan Karışık: 31 maç, 3 gol.

        Son olarak bir Şanlıurfaspor sempatizanı ve bir futbolsever olarak şunu belirtmeliyim; "Şehrinin takımına sahip çık" diye resimler paylaşan bir yöneticinin Süper Lig’de şampiyon olan ve ileriki yıllar da olası bir rakipleşme olasılığı bulunan Galatasaray’ın şampiyonluğunu bayraklar ile tur atarak kutlaması ve bu resimleri sosyal medya üzerinden paylaşması ne kadar doğrudur takdirini size bırakıyorum.

Hazırlayan: Çetin BURUM

Yorum Gönder

 
Top