1 2 3 4 5 6

30 Eylül 2014 Salı

Şampiyonlar Ligi Kuponu


30.09.2014 İddaa Tahminleri


Maç Öncesi Analiz: Trabzonspor-Legia Varşova

       Trabzonspor geçen yıl olduğu gibi  bu yılda UEFA Avrupa ligine çok iyi başladı. İlk olarak UEFA Avrupa Ligi play-off karşılaşmasında Rusya'nın FK Rostov takımı ile karşılaştı. İlk maçı Trabzon'da oynayan Trabzonspor, Carl Medjani ve usta golcü Cardozo'nun golleriyle maçı 2-0 kazandı. Rövanşın 2. maçında ise, Trabzonspor  Rostov ile 0-0 kalarak UEFA Avrupa Ligi'nde gruplar kalmayı başardı. UEFA Avrupa Ligi'nde gruplara kalan Trabzonspor'un rakipleri; Methalist Kharkiv, Lokeren ve Legia Varşova oldu.

       Grubun ilk maçını 18 Eylül'de deplasmanda  Metalist Kharkiv ile oynayan Trabzonspor, Ukrayna temsilcisini Kevin Constant ve Avraam Papadopoulos'un son dakikada attığı gollerle 2-1 kazandı. Constant ve Avraam Papadopoulos Trabzonspor forması ile ilk golünü attılar. Avraam Papadopoulos UEFA Avrupa Ligi'nde haftanın en iyi kadrosunda da yer almıştı.

       Trabzonspor grubun 2. maçını geçen yıl da aynı grupta yer alan Legia Varşova ile oynayacak. Trabzonspor geçen yıl Legia Varşova ile oynadığı iki maçı da 2-0' lık skorlarla kazanmış, Legia Varşova ise 3 puan alarak grubu sonuncu sırada bitirmişti.

       Polonya ekibi maçlarını 31.800 kapasiteli Pepsi Arena'da oynuyor. Müthiş bir taraftar topluluğuna sahip olan Legia Varşova, Polonya'da "Ordu" Takımı" olarak anılıyor.  Legia'nın UEFA Avrupa  macerası biraz ilginç aslında. Legia Varşova basit bir hata ile Şampiyonlar Ligi gruplarını kaçırmıştı. Bunun nedeni; Celtic ile oynanan Şampiyonlar Ligi 3. Eleme Turu 2. maçında Henning Berg oyuna cezalı olan Bartosz Bereszyski'yi almasıydı. UEFA  Legia Varşova'yı hükmen yenik saydı ve maç Celtic lehine 3-0 olarak tescillendi. Böylelikle Celtic ilk maçtaki gol averajı sebebiyle turu geçmiş oldu. Aslında Legia ilk maçı 4-1, ikinci maçı ise deplasmanda 2-0 kazanmıştı.

       Legia Varşova taraftarları Aktobe maçında açtıkları domuz figürlü pankartla UEFA'yı ağır bir şekilde protesto etmişti. Pankarttaki yazının anlamı; "6, 1' den küçüktür, çünkü önemli olan futbol değil para." 2 maç sonunda skorun 6-1 olması da akla Trabzon şehrinin plaka numarasını getiriyor...

       Gelelim maça. Legia Varşova Trabzonspor'a göre çok daha iyi takım bana göre. Henning Berg geçen yılki kadroyu bozmadan üstüne koyarak istediği sonuçları bu yıl alıyor gibi. Geçen yıl skor üretmekte oldukça zorlanıyordular. Gruptaki maçta da sadece 2 gol atıp 8 gol yemişlerdi. Ligde en golcü oyuncularından biri AEL Limassol'dan transfer ettikleri Portekizli Orlando Carlos Braga De Os. 5 maçta 5 golü bulunuyor. Legia'nın en tecrübeli oyuncularından biri olan Miroslav Radovic'in ise ligde 7 maçta 4 golü bulunuyor. UEFA Avrupa Ligi'ndeki Lokeren maçında da takımına galibiyeti getiren golü Radovic atmıştı. Şampiyonlar Ligi eleme maçlarında da 5 golü bulunuyor. Orta saha oyuncusu olmasına rağmen gol yollarında çok etkili Radovic, En önemli özelliklerinden bazıları; çok kolay adam eksilterek takım arkadaşlarına asistler yapması,  defansın arkasına çok iyi koşular yapabilmesi ve her iki ayağını da çok etkili kullanıyor olması. Takımı ofansif anlamda çok iyi yönetiyor. Trabzonspor iç sahada Radovic'e mutlaka çok dikkat etmeli.

       Trabzonspor'da ise şu an işler biraz karışık. Avrupa'da istediği iyi sonuçları almasına rağmen ligde istediklerini yapamıyorlar henüz. Ligde 4 maçta 4 beraberlik alan Trabzonspor, sadece 2 gol atabildi. Vahid Halilhodzic'in takımı aşırı defans yapmakla eleştiriliyor. Elinde Cardozo, Waris, Yatabare, Constant, Mehmet Ekici gibi isimler varken takımı defans ağırlıklı oynatması eleştirilerin dozunu artırdı şu sıralar. Kasımpaşa maçın da oyuna çok iyi başlayan ama sonunu getiremeyen Trabzonspor, Onur Kıvrak sayesinde 1 puana razı olmuştu. 1-0 önde iken Cardozo'yu çıkarıp Waris'i alması Waris'in Kasımpaşa defansı arasında kaybolasına neden olmuştu. Waris ilk girdiği anda yüzde yüz bir pozisyondan da yararlanamamıştı. Onun dışında Trabzonspor kanatları kullanmaya çalışsa da Waris'e yapılan ortalarda Kasımpaşa defansı tarafından karşılanıyordu. Waris'in boyu zaten 1.70 falan, orta gelse ne olur ki?  Maç boyunca hiç bir varlık gösteremeyen Sefa Yılmaz'ı kenara alıp Waris'i sağ açığa çekip, soldan da Yusuf Erdoğan'ı kullanıp hem hücum hattını zenginleştirirdik hem Cardozo istediği pasları alır hem de Kasımpaşa'nın hücum gücünü azaltabilirdiler. Vahid Halilhodzic istediği takımı oluşturabilmesi için 2-3 ay gibi bir süre istemişti ve yüzde yüz haklı. Sonuçta 20 küsür futbolcu transfer edilmiş, bir kısmı gönderilmiş ve hocanın istediği oyuncular alınmıştı. Geçen yıldan sadece Onur, Bosingwa ve Mustafa Yumlu oynuyor ilk 11'de. Mustafa ve Bosingwa da sakat. Takımın oturması, futbolcuların birbirleriyle daha iyi anlaşabilmesi için bu zaman gerekli. Yalnız ligde skorlar kötü gitmeye devam ederse kritik günler Vahid Halilhodzic'i bekliyor.

Trabzonspor'un Legia maçındaki muhtemel kadrosu nasıl olur dersek benim aklımdaki 11 şu şekilde.
       Trabzonspor'da çok önemli sakatlıklar da devam ediyor. Özer Hurmacı, Bosingwa, Mustafa Yumlu ve Deniz Yılmaz. Sakat olduğu söylenen Yatabare'nin MR'ı temiz çıkmış. Aslında sakatlık olayının üstüne düşmek gerek. Yabancılar bir hafta var bir hafta yok. Yatabare sakatım denilerek Kasımpaşa maçı kadrosuna alınmadı, MR'ı temiz çıktı. Cardozo bir hafta var bir hafta yok. Constant'ın neyi olduğunu tam olarak bilmiyorum ama medyada hoca ile tartıştığı ve bu yüzden kadro dışı kaldığı söyleniyor. Bugünkü idmanda Vahid Halilhodzic ve Constant medyaya poz veriyordu. Büyük ihtimal Legia maçında forma giyecektir.

Hazırlayan: İsa KETHÜDA
Transfer Merkezi Trabzon Temsilcisi

29 Eylül 2014 Pazartesi

KKTC Süper Lig Panorama (1.Hafta)

Haftanın Takımı: Lefke Türk Spor
       Geçen sene ligde umduğunu bulamayıp ligi üçüncü sırada tamamlasa da KKTC Kupası'nı müzesine götüren mor-beyazlılar, iki sene öncesinin şampiyonu Çetinkaya'yı bozguna uğratıp ilk haftanın lideri olurken, şampiyonluk yolundaki rakiplerine gözdağı verdi. Takımın yıldız golcüsü Kasım Tağman, rakip filelere tam 4 gol göndererek "bu sene de gol krallığı yarışında iddialı olacağım" mesajını verdi.

Gol Krallığı
5 Gol: Ikechukwu Kenneth Ngwoke (Yenicami Ağdelen)
4 Gol: Kasım Tağman (Lefke Türk Spor)
2 Gol: Ali Özbahar ve Meuheukeu Cedric Fein (Lefke Türk), Rumen Aleksandrov (Lapta T.B.)
1 Gol: Abiye John Green (Larnaka Gençlerbirliği), Esin Sonay (Yenicami Ağdelen), Kaan Arsu (Serdarlı Gençlerbirliği), Kenan Oshan (Doğan Türk Birliği), Musa Şanlıer (Küçük Kaymaklı), Nasuh Güngör (Cihangir), Osri Edwin (Mağusa Türk Gücü), Sercan Demirman (Çetinkaya), Yasin Kurt (Küçük Kaymaklı), Zekai Serdar (Bostancı Bağcıl)

       Yavru Vatan KKTC'de cumartesi günü oynanan 4 müsabakayla sezona merhaba dendi. 14 takımın mücadele ettiği ligde son şampiyon Yenicami Ağdelen'in forveti Kenneth Ngwoke, 6.dakikada Lapta ağlarını havalandırarak sezonun ilk golüne imzasını attı. Daha sonraki dakikalarda 4 gol daha bulan Nijeryalı oyuncu ilk haftanın da gol kralı oldu.

       7 müsabakada toplam 25 gol atıldı. Üç konuk ekip sahadan galibiyetle ayrılırken, üç müsabaka da berabere sona erdi. Mağusa Türk Gücü'nü 2-1 yenen Küçük Kaymaklı, konuğuna cömert davranmayan tek evsahibi ekip olurken, Son kupa şampiyonu Lefke Türk Gücü, Çetinkaya'yı Lefkoşe'de 8-1 yenerek haftanın en çarpıcı sonucuna imza attı. Bu farklı skorun doğmasında Çetinkaya'nın müsabakayı 8 kişi ile tamamlaması da en önemli etmendi kuşkusuz. Mormenekşe Gençlerbirliği-Yeni Boğaziçi Doğanspor arasında oynanan Doğu derbisi, gol sesi çıkmayan tek müsabaka idi.

İşte ilk haftanın istatistikleri:

Hazırlayan: Erkan Aday

29.09.2014 İddaa Tahminleri

27 Eylül 2014 Cumartesi

Ne Kırmızı Ne Mavi

       Bir rekabet düşünün ki birbirlerine sen benim kardeşimsin diye seslenen. Liverpool-Everton mücadelesi böyle bir rekabettir. Bu iki takım aynı çatı altında kurulsa da Liverpool takımı zamanla yaşanan anlaşmazlıklardan sonra ayrılmıştır. Rekabetin nasıl dostça olduğuna bir örnek daha verecek olursak; Liverpool ‘un başına gelen Hillsborough faciasında en büyük destek şehirlerinin diğer takımı Everton’dan gelmiştir. Everton taraftarı Liverpool taraftarlarına adalet arayışlarında ve maçlarında sürekli efsaneleşmiş Liverpool sloganıyla destek vermiştir. "Asla yalnız yürümeyeceksin!"

        Gelelim bugün oynanan maça. Maç başlamadan önce Kop tribünün önderliğinde Liverpool taraftarı mükemmel bir atmosfer yarattı. Taraftarın bu desteğiyle sahaya çıkan Liverpool oyuna çok hızlı ve enerji dolu başladı. Bu aniden oluşan baskıya  Barry ayak uyduramadı ve henüz 2.dakikada sarı kart gördü. Maç çok hızlı başladı ve henüz 10. dakika da iki takımında birer penaltısı verilmemişti.

        Tempo ilk dakikalardan sonra düşse de iki takımda oyun anlayışlarını sahaya yansıtmaya başlamıştı. Liverpool kanat organizasyonları ve orta sahanın göbeğinden oluşturduğu ataklarla etkili geldi. Everton orta sahanın merkezinde küçük üçgenler oluşturarak hücum etmek istedi. Başarısız oldular çünkü bu tip oyunlarda beklerin ileri çıkıp oyunu açması gerekir. Everton ise Hibbert ve Baines’ten istediği katkıyı alamadı. İlk yarı iki takımında defanslarının kontrolü altında geçti ve iki tarafta arada yüklense de net fırsatlar yakalanmadı. İlk yarının Liverpool adına dikkat çeken isimleri Henderson, Sterling ve Lallana'ydı. Everton cephesinde ise en iyi isim genç oyuncu Stones‘du.

        İkinci yarının ilk 15 dakikası karşılıklı top kayıplarıyla ve orta saha mücadelesi şeklinde geçerken 65. dakikada Barry‘nin kaptırdığı top tehlikeli yerde faul yapılmasına neden oldu. Topun başına geçen kaptan Gerrard mükemmel bir gol attı ve bir derbiye daha damgasını vurmuş oldu. Golden sonra Coutinho‘nun oyuna girmesiyle Lallana-Coutinho-Balotelli ileride çok pres yaptı çok mücadele ettiler ama skora katkı sağlayamadılar.

        Maç tam 1-0 bitecek derken bu sefer mavilerin kaptanı Jagielka sahne aldı. Jagielka derbi tarihine geçecek unutulmayacak bir gol attı. ve bu gol ile maç 1-1 bitti. Dostluk derbisinde kaptanların karşılıklı golleriyle puanlar paylaşıldı. Golleri atan oyuncuların takımlarının simge olmuş oyuncuları olması da maçtan akılda kalacak güzel olaylardandı.

Hazırlayan: Berkay KÜÇÜK

27.09.2014 İddaa Tahminleri

Cumartesi İddaa Kuponları




25 Eylül 2014 Perşembe

Hindistan Futbolu Uyandı!

       1950'de Dünya Kupası'na maddi imkansızlıklardan dolayı gidemeyen Güney Asya ülkesi, Hintlilere futbol duygusunu tekrardan aşılamaya çalışıyor. Orhun Alicikoğlu, son zamanlarda dikkat çeken Hindistan futbolunu araştırdı.

       Son zamanlarda emekliliği yaklaşmış, Avrupa'nın tanınan futbolcularının adresi Hindistan, dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olarak dikkat çekiyor. Güney Asya ülkesi, başta teknoloji alanı olmak üzere komşu ülkelerle yarış halinde olmasına rağmen iş futbola gelince tıkanıyor. Bunun en büyük sebebi de ülkede en çok sevilen spor dalının kriket olması ve Hindistan Futbol Ligi'nin çok düşük seviyede kalması sonucu Hintlilerin Avrupa'nın önde gelen liglerine yönelmesi.

İlginç Dünya Kupası hikayesi!
       Hindistan, dünya futboluna tamamen kapalı veya futbolu bilmeyen bir ülke değil. Tam tersine 1950 yılında Dünya Kupası'na gitmeyi başaran bir Asya ülkesi.1950 yılında Brezilya'da düzenlenen turnuvaya katılmaya hak kazandılar ama maddi olanaksızlıklar Hindistan'ın Brezilya'ya gitmesine izin vermedi. 1950 Dünya Kupası'na Hindistan'ın gidememesinin bir başka ve en çarpıcı nedeni ise Hintlilerin futbol ayakkabısıyla oynamak yerine çıplak ayakla maçlara çıkmak istemesi.

       Hindistan 1950 yılından bu yana Dünya Kupası'na gidemedi. Ancak son yıllarda, ülkedeki futbol ilgisini arttırmak için çeşitli kalkınma programları, kulüplerin gelir seviyesinin yükseltilmesi ve tesisleşme konusunda önemli adımlar atılıyor.

Önce halkı futbola kazandırmak!
       Bu konuda öncü davrananlardan biri de Hindistan Futbol Federasyon Başkanı Kushal Das. Das, ülkede en çok kriket sporunun sevildiğini ve ülke ekonomisinin en çok bu spora kaynak sağladığını söylüyor. Hindistan Futbol Federasyonu Başkanı Kushal Das'ın öncülüğü doğrultusunda 2012 yılından itibaren  yatırımlar yapılmaya başlandı. Öncelikli amaç Hintlilere futbol sevgisi aşılamaktı. Hintli futbol adamları, dünyaca tanınmış eski yıldızların yer aldığı bir turnuva düzenleyerek halkı futbola çekmeye çalıştı.

       Pazarlama açısından da büyük atılımlar yaptıklarını dile getiren Kushal Das, 20 yıl aradan sonra Hindistan'ın 2011 Asya Futbol Şampiyonası'na katılmasının ardından reklam ve pazarlama anlaşmalarının yapıldığını ve bu durumun da futbol ekonomisine büyük bir katkı sağladığının altını çiziyor.

Dünya Kupası düzenleyecekler
       FIFA Başkanı Sepp Blatter'in de yakından ilgilendiği Hindistan'da 5 farklı noktada geniş çağlı futbol akademileri oluşturuldu. Ülkeye bir de organizasyon müjdesi geldi. Hindistan, 2017 yılında FIFA U17 Dünya Kupası'na da ev sahipliği yapacak.

       Çalışmalarının meyvesini birer birer toplayan Hindistan futbolu, her gün yeni bir kapı aralıyor. Hintliler yavaş yavaş  futbolu da benimsemeye başladı. Hindistan Birinci Ligi'nde 13 takım mücadele ediyor. Futbolun daha da popülerleşmesi için hiçbir masraftan kaçınmayan ve finansal açıdan iyi durumda olan Hindistan takımları, eski yıldızları kadrosuna katarak dikkatleri bu lige çekmiş durumda.

Her geçen gün yeni transfer haberi geliyor!
       Geçtiğimiz günlerde eski Galatasaraylı Elano Blumer ve eski Fenerbahçeli Nicolas Anelka da, Hindistan ligine transfer oldular. Hindistan Süper Lig takımlarından FC Goa'yla anlaşan Brezilyalı teknik tirektör Arthur Zico ve Chennai ile anlaşan Materazzi  ile birlikte Del Piero, David James, David Trezeguet ve Robert Pires, Luis Garcia, Joan Capdevila, Freddie Ljungberg, Mikail Silvestre ve Adrian Mutu gibi yıldız isimler, Hint futboluna katkı koymak için Hindistan Süper Ligi'nde forma giyecekler. Kriket ülkenin bir numaralı sporu ancak ilerleyen yıllarda ülkede futbol da daha büyük adımlarla ilerleyecek gibi gözüküyor.

Hazırlayan: Orhun ALİCİKOĞLU

Lider Akhisarspor'un İlk 3 Hafta Performansı

       Akhisarspor Spor Toto Süper Lig 3. haftayı 7 puanla lider olarak kaparken, tarihinin en iyi sezon başlangıcını yaptı. Balıkesirspor karşısında % 59, Sivasspor karşısında % 46, Erciyesspor karşısında % 43 topla oynama yüzdesi ile oynamasına bakıldığında, kağıt üzerinde topa sahip olma yüzdelerinin geçen seneki değerlere yakın olduğunu görmekteyiz.

       Ancak rakamları bir yana bıraktığımızda Süper Ligde oturmuş kadro yapısının, topun hakimiyeti ve paslaşmalarda takımın önceki sezonlardan daha başarılı bir başlangıç yaptığı da göze çarpmaktadır. Mustafa Reşit Akçay'la birlikte takımın kısmen farklı bir oyun sisteminde oynadığını söyleyebiliriz. Ancak bu sistem farklılığının takımın performansına ve uyumuna olan katkılarını ilerleyen haftalarda yazmanın daha mantıklı olacağını düşünüyoruz.

       Akhisasrpor'da sağ bek eksiği olduğu bir gerçek. Ancak Ahmet Cebe'nin ofansif anlamda takıma büyük katkı sağlayacağını ve bu kadar formda olacağını açıkçası ben de tahmin edememiştim. Takımın yeni halinde ofansif anlamda çok katkı verir şekilde oynuyor. Ancak ilk 3 maçta Akhisarspor'un sağ bekten yediği goller defansif anlamda biraz tedirginlik yaratıyor. Ahmet Cebe'nin yedeğinin Kerim Zengin olabileceğini düşünsek de ligin uzun bir maraton olduğu ve Türkiye Kupası maçları da göz önüne alındığında ara transfer döneminde sağ bek takviyesinin değerlendirilmesi gerekir. Çağdaş Atan'ın yerine sol beke alınan Çağlar Birinci, Mustafa Reşit Akçay tarafından yedekte tutuluyor. Geçen sene sol açık oynayan Güray Vural bu sene sol bekte görev yapıyor. Bu maçlarda başarılı bir performans sergilediğini söylemek mümkün. Ibrahima Sonko'yu yedek bırakan Dauglao ile Uğur Demirok'un sergiledikleri performansı birkaç pozisyon haricinde başarılı buldum. Douglao biraz ayağında fazla top tutuyor, bir de riskli çalımlar deniyor bazı pozisyonlarda da yavaş kalıyor ancak genel olarak başarılı bir ikili oyun sergilediklerini söylemek mümkün.

       Orta sahada Merter Yüce özellikle Sivasspor maçında beni hayal kırıklığına uğratmış olsa da; Merter'in bu takımın olmazsa olmazları içinde gizli kahramanı olduğunu düşünüyorum. Djoum şu ana kadar ondan beklediğimiz potansiyelden uzak bir performans çizdi, Zokora'nın ise henüz idman eksikliği var. Bu iki futbolcunun şu an için takıma katkısını değerlendirmek, konuşmak da bu açıdan şu an için pek mümkün değil. Sağ kanatta Kenan Özer'i 3 yıldır izliyorum ancak hala karar veremedim. O kadar inişli çıkışlı bir grafik izliyor ki... Bir de son topları ayağında fazla tutuyor. Hırslı ve istekli bir oyuncu ancak gerçek performansını bir türlü sahaya yansıtamadığını düşünüyorum. İlk haftanın en çok konuşulan ismi kuşkusuz 1 gol 1 asistle Ntibazonkiza oldu, aslında ismini Saidi olarak tercüme etsek hem biz hem yayıncı kuruluş için daha kolay olurdu ama. Balıkesirspor karşısında ilk maçtaki üstün performanstan sonra ülkesi Burundi'ye gitmesi ve uçuş süresi göz önüne alındığında jetlagda kalması sonrasında Sivasspor maçında düşük performans sergilerken sakatlığının nüksetmesi ile oyundan alındı. Kayseri Erciyesspor maçında ise hafif sakatlığı nedeni ile oynayamadı. Ancak ilk maçtaki performansına bakarsak, takıma büyük bir katkı sağladığı tartışılmaz. Bilal Kısa'yı basketboldaki 5 numaralı ABD'li oyunculara benzetiyorum. Ne zaman konsantre olur ve isterse Maestro Bilal maç kazandıracak bir kabiliyete sahip. Özellikle de Gekas'a vereceği destekle. Şu an için çok göze çarpan bir oyun sergilemediğini düşünmemin asıl nedeni sanırım ondan beklentimin çok daha üst düzey olması.

       Gekas'ı anlatmaya gerek yok aslında. Kariyeri zaten belli, Bundesliga'da gol kralı olmuş bir oyuncu. Golü kokluyor, ofsayttan kaçıyor. Gerektiği zamanda gerektiği yerde oluyor. Pozisyonu bulduğu an gole çeviriyor. Allah sakatlık vermesin. Formda olduğu ve Bilal, Kenan, Ntibazonkiza, Ahmet Cebe ve Mehmet Akyüz tarafından desteklendiği sürece Akhisarspor'un gol bölgesinde sıkıntı çekmeyeceğini düşünüyorum. İlk 3 hafta için genel teknik analiz bu şekilde oluştu. Bazı futbolculara ise yazının uzun olmaması açısından yer ayıramadık, onlara da bilahare yer vermeye çalışacağız. İlerleyen haftalarda Akhisarspor'un başarısını sürdürmesi dileklerimle.

25.9.2014 İddaa Tahminleri

23 Eylül 2014 Salı

PTT 1.Lig Panorama (3.Hafta)

       Üç haftanın sonunda Osmanlıspor Futbol Kulübü tüm maçlarını kazanan tek takım oldu. Ligde puan alamayan takım kalmazken, sezona şampiyonluk parolası ile başlayan takımlardan Antalyaspor ve Adana Demirspor üst sıralarda yer alan diğer takımlar oldu. Ligin favorilerinden Şanlıurfaspor, Kayserispor ve G.Antep BŞB.Spor takımlarının ise hedeflerinin gerisinde kaldıkları görüldü. Tüm takımların gol atmayı başladığı bir hafta oldu. .

Haftanın Takımı: Antalyaspor
Haftanın Teknik Direktörü: Osman Özköylü (Osmanlıspor)
Haftanın Futbolcusu: Ömer Yıldız (Elazığspor) Lamine Diarra (Antalyaspor)
Haftanın Formsuzu: Orduspor Takımı
Haftanın Gölü: Nikolay Dimitrov (Manisaspor)

Gaziantep BŞB.Spor 1-1 Adanaspor
       G.Antep BŞB.Spor lige kötü bir başlangıç yapan Adanaspor ile evinde karşılaştı. G.Antep BŞB.Spor önceki iki maçında aldığı Boluspor ve Kayserispor beraberliklerinden sonra kazanmak istediği bir maça çıktı. Adanaspor geçen iki haftada aldığı kötü sonuçlardan sonra bu hafta Fatih Şen ve Sami Can'ı kenara alarak oyuna başlamayı tercih etti. Maça etkili başlayan takım ev sahibi takımdı, bu etkili futbol ile ilk yarı boyuncu Javadov, Sertan ve Köksal ile birçok pozisyon buldu. Köksal'ın ceza sahası içinde kaldırdığı topa Tevfik elle müdahale edince penaltıya sebebiyet verdi ve Ameobi penaltıdan takımın gölünü buldu. İkinci yarıda sahada daha farklı bir Adanaspor vardı, Murat, Sami Can ve Fatih Şen değişiklikleri Adanaspor'u hücumda daha etkili oynamalarını sağladı, çünkü oturmayı beklemeyen bu oyuncular oyuna sonradan dahil olunca daha fazla hırslandıkları görüldü. Tiago'nun kafa vuruşu kaleci İlker'de kaldıktan sonra, başka bir pozisyonda dönen topu alan Sami Can sol çapraza taşıdı ve ortasında Tiago vurdu ve gol oldu. Maçın uzatma dakikalarında ev sahibi takım ataklarını yoğunlaştırırken, Adanaspor takımı Ergin ve Tiago ile müthiş bir kontratak şansı buldu fakat Ergin'in pası verdiği noktada Tiago ofsaytta kaldı. Her iki takımda birer puana mutlu değildi fakat Adanaspor için deplasmanda alınan bir puanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Manisaspor 2-1 Kayserispor
       Haftanın sürprizini Manisaspor evinde gerçekleştirdi. İlk iki haftada aldığı farklı mağlubiyetlerden sonra ligin güçlü ekiplerinden Kayserispor'u evinde mağlup etmeyi başardı. Kayserispor kadro derinliğini etkili kullanamıyor, geçen hafta Anıl bu hafta ise Turgut Doğan yedek kaldı, Turgut Doğan geçen hafta sahanın en iyi oyuncusuydu. Maça etkili başlayan taraf Kayserispor'du ve kornerden gelen topa Manisaspor savunma oyuncuları ve kaleci çıkmayınca topun düştüğü noktada Henrique vurdu ve takımını öne geçiren golü attı. Manisaspor ilk yarıda tek pozisyonu Dimitrov ile buldu ve aşırtma vuruşunda top üst direkten çıktı. İkinci yarıda belki de maçın kırılma noktası Anıl'ın kaleci ile baş başa kaldığı pozisyondu. Müsait pozisyonda Anıl topu kaleciye isabet ettirdi ve top kornere çıktı. Dimitrov ceza sahası üzerinde topla buluştu ve rakip savunma oyuncusundan topu kurtarması, vuruşu ve gölü haftanın en güzel gollerinden biriydi, Ditritrov'un bu golü skora da eşitlik getirdi. Serbest atıştan gelen topu Nobre kafa ile dışarı vurunca Manisaspor kazanmak için ataklarını artırdı,  oyuna ikinci yarı Oğuzhan'ın yerine dahil olan Gökhan'ın pasında Milijas çaprazdan vurdu ve Manisaspor'un ikinci gölü geldi. Ümit Yasin'in orta alanda topa elle müdahale etti diye ikinci sarı karttan atılması yanlış bir karardı, fakat Ümit Yasin'in orta sahada kayarak yaptığı yanlış hamleler maç içinde defalarca sarı kart görmesini gerektirirdi. Maçın uzatma anlarında Kayserispor net pozisyonu değerlendiremeyince sahadan üç puanla ayrılan taraf Manisaspor oldu.

Osmanlıspor 3-1 Karşıyaka
       Osmanlıspor sahasında Karşıyaka'yı da mağlup ederek ligde üç maçını da kazanan tek takım oldu. Osmanlıspor kadro derinliğini en iyi kullanan takım. Olağanüstü bir durum olmadığı sürece aynı kadro ile sahaya çıkmayı tercih ediyorlar. Osmanlıspor'u ligdeki diğer takımlardan ayıran özellik, Osman hocanın oyun yapısını takımlarına en etkili şekilde yerleştirmesi, her maç yaklaşık 500-600 pas ortalaması ve 8-10 şut ortalamasını yakalıyorlar. PTT 1.Lig'de yaptığımız analizlerde bu ortalamaya Osmanlıspor'dan başka ulaşan takım yok. Osmanlıspor aradığı golü ikinci yarının başında Tisdell ile buldu. Tisdell'in goldeki çevikliği ve etkinliği Karşıyaka savunma oyuncularını çaresiz bıraktı. Rıdvan'ın ikinci sarı karttan atılması ile Osmanlıspor topa daha fazla hakim oldu ve çok pas ile topun kendilerinde kalmasını sağladı. Serdar'ın bulduğu ikinci gol ile iyice rahatladı, oyuna sonradan dahil olan ve bu ligin en kaliteli oyuncularından olan Erdal Kılıçaslan'ın üçüncü golü bulurkenki sevinci ve takım arkadaşları ile birlikteliği Osmanlıspor'un ne kadar iyi bir birliktelik sağladığının göstergesiydi. Karşıyaka takımı uzatma dakikalarında Mehmet Yiğit ile tek golünü attı. Kahe ve Juninho'nun önde çok fazla kalmaları Karşıyaka'nın etkili kontrataklar gerçekleştirmesine engel oluyor, çünkü Juninho eski performansından henüz uzak. Rıdvan ve Berkan hücuma çıkmadıkları zaman Karşıyaka takımın kanatları etkisiz kalıyor.

Bucaspor 1-1 Giresunspor
       Bucaspor sahaya hücum ağırlıklı bir kadro ile çıktı. Giresunspor ise sahaya iki forvet ve dörtlü orta saha ile çıktı. Orta alanın merkezinde ofansif yönü güçlü bir oyuncu bulunmayışı hücum zenginliğini ve orta alandan hücum hattına çıkışın önünde engel teşkil etti. Jones'in merkezde bulunuşu etkinliğini azaltıyor, Abwo gibi kenarda çok daha başarılı olacağını düşünüyorum. Veysel sakatlığının geçmesi ile takıma katıldı. Maça etkili başlayan takım Bucaspor oldu. Erkan serbest atışta çok iyi vurdu fakat top üst direğe katıldı. Giresunspor ise en etkili atağında Alican çok müsait pozisyonda topu dışarı vurdu. Jones'un tam da anlatmak istediğimiz gibi çaprazdan taşıdığı topu içeri çıkarması Rıdvan'a gol şansı getirdi ve Rıdvan Giresunspor'un gölünü buldu. Bucaspor bu gole Erkan'ın ortasına vuran İskender ile karşılık verdi.

Samsunspor 3-2 Boluspor
       Samsunspor geçen hafta oynadığı kötü oyundan sonra bu hafta içeride iki gol yemesine rağmen sahadan 3 puan ile ayrılmayı başardı. Boluspor dışarıda beraberlik ve iç saha maçlarında galibiyet ile yoluna devam etmek isteyen bir takım ve bu hedeflerine ulaşmaları bir hakem hatası ile engellendi. Samsunspor bir türlü ideal kadrosuna henüz kavuşamadı ve bundan dolayı performanslarda değişkenlik gösteriyor, bu koşullar altında performansı en yüksek oyuncu olan Umar bu maça da damgasını vurdu. Sağdan aldığı top ile Boluspor savunmasını zor durumda bıraktı ve içeri çıkardığı topa Mbilla'dan önce Serkan dokununca Samsunspor'un golü geldi. Maçın ilginç noktalarından biri olan kaleci Özkan'ın uzun vuruşunda top İsmail'in önünde kaldı ve İsmail beraberlik golünü getirdi. İkinci yarının hemen başında Boluspor savunması Umar'ı markajda yine zorlandı ve kale önünde vuruş şansı bulan Umar takımını öne geçiren golü buldu. Boluspor'da performansı her geçen gün artan ve iyi bir oyun sergilene Kenan takımın beraberlik golünü buldu. Maçın son dakikaları gerginlik ve takımların ceza sahasına attığı toplar ile geçti. Tam maç biterken hakemin verdiği penaltı Boluspor oyuncularını ve teknik ekibini çıldırtacak boyuttaydı, bunun nedeni muhtemelen öncesinde yaşanan ve Serkan'ın yaptığı kontrolsüz harekete penaltı çalamayan hakeme Samsunsporlu oyuncuların yoğun itirazının etkisi vardı. Boluspor savunması bu ligin önemli savunmalarından fakat Serkan ve İsa'nın bireysel performansı savunma hatalarını artırıyor. Rekho ve Nurettin'in çabası Boluspor savunmasını ayakta tuttu.

Altınordu 1-1 Denizlispor
       Birbirine denk sayılabilecek iki takımın mücadelesinde kazana olmadı. Altınordu takımında performansı üst düzey olan iki oyuncu Göksu ve Halil İbrahim'di. Bu ikilinin etkinliğinde Halil İbrahim korneri kullanırken ceza sahası içinde savunmadan seken topa Göksü iyi vurdu ve takımını öne geçiren golü attı. Maçta çok fazla atak gerçekleşmeyince orta alanda çok fazla top kayıpları oldu her iki takım adına. Denizlispor aradığı golü Andanov ile buldu. Altınordu savunma arkasına atılan topta Kemal hata yapınca Emrah hızla ceza sahasının içine girdi, şut şansı varken daha uygun pozisyonda olan Andonov'a çıkarması takdir edilecek bir davranıştı. Andonov bu jesti es geçmedi ve düzgün bir vuruş ile takımın golünü buldu. Denizlispor da bu sezon daha iyi bir performans beklediğimiz Şevki'nin daha fazla oynama süresi bulması gerekir. Altınordu'da ise Başakşehir'den gelen İbrahim'in hazır olması durumunda takıma çok daha fazla katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Orduspor 1-4 Antalyaspor
       Haftanın en farklı skorlarından birine imza attı Antalyaspor. Maça hızlı başlayan ve üst üste goller bulan takım Antalyaspor oldu. Antalyaspor bu sezon belki de en iyi futbolunu sergiledi ve özellikle ilk yarıda rakibine oynama şansı hiç vermedi. Diarra'nın golünden sonra penaltıdan Emrah ile farkı ikiye çıkardı. Sezer'in sol çaprazdan içeri girdikten sonra topu çekişi ve uzak direğe plasesi haftanın en güzel gollerinden biriydi. Bu skordan sonra devre arası Fikret hocanın hamlesi geldi ve oyuna Ufukhan ile Gökhan dahil oldu. Bu değişiklikler oyuna yansıdı ve Ufukhan ile umutlanacak golü buldular. Orduspor üst üste ataklar gerçekleştirdi fakat Fornezzi çok başarılı bir maç çıkardı ve gole engel oldu. Maçın son dakikasına kadar ataklarını yoğunlaştıran ve umudunu koruyan Orduspor'un direncini yine devreye giren Diarra kırdı ve maçını skorunu belirleyen golü buldu.

Şanlıurfaspor 1-1 Elazığspor
       Şanlıurfaspor'un saha zemininin elverişsiz olmasından dolayı iç saha maçlarını oynadığı Gaziantep'te Elazığspor ile karşılaştı ve sahadan beraberlik ile ayrıldı. Ş.Urfaspor maça Volkan Okumak ile başlamasının karşılığını hemen aldı ve Volkan topla ceza sahası içine girdiğinde Murat tarafından düşürüldü ve penaltıya sebep oldu. Tello penaltıdan yararlanamayarak büyük bir avantajın kaybolmasına neden oldu. Ivesa penaltı kurtarmanın verdiği özgüven ile kornerden gelen topa hatalı çıktı ve Onur Akbay bu hatasını affetmedi, kafa vuruşu ile takımını öne geçiren golü attı. İkinci yarıda Elazığspor'da oyuna dahil olan Ömer Yıldız, Ş.Urfaspor stoperlerinin yaptığı hatayı affetmedi ve Veli'den şık bir şekilde sıyrılıp takımın beraberlik golünü attı. Ş.Urfaspor kalan dakikalarda aradığı golü bir türlü bulamayınca Elazığspor Ömer ile kontrataklar gerçekleştirdi. Maçta başka gol olmayınca her iki takım da birer puan ile yetinmek zorunda kaldı.

Adana Demirspor 3-1 Albimo Alanyaspor
       Haftanın en güzel maçlarından biriydi. Her iki takımda da ofansif gücü yüksek oyuncuların çokluğu maçta daha fazla pozisyon olmasını sağladı. Adana Demirspor kazanıp üst sıralarda yerini almak istiyordu ve bunu başardı. Albimo Alanyaspor her maça kazanma isteği ile çıkmanın dezavantajını yaşadı ve kalesinde üç gol gördü. Mulenga'nın ceza sahası içinde önünde bulduğu topa vuruşu çok kaliteliydi. Tıpkı Albimo Alanyaspor adına Sinan'ın çaprazdan vuruşu gibi, o da haftanın güzel gollerindendi. Adana Demirspor kiralık olarak Bursaspor'dan aldığı Oğuz Han'dan çok şey bekliyordu ve bu maç ile bu beklentilerin boşa olmadığı görüldü, gerek oynadığı futbol gerekse attığı iki gol ile takımına üç puanı getiren oyuncu oldu. Adana Demirspor her geçen maç oyun anlamında daha iyi işler yapıyor ve Ünal hocanın takım üzerindeki etkinliği artıyor. Albimo Alanyaspor da bu ligin renkli takımlarından olacak ve her maçı keyifle izlenecektir.

Hazırlayan: Namet ATEŞ
UEFA A Lisanslı Teknik Direktör

Salı İddaa Kuponu

23.09.2014 İddaa Tahminleri

22 Eylül 2014 Pazartesi

Bir Golcüden Daha Fazlası: Isaac Kiese Thelin

       Demoktroik Kongo Cumhuriyeti vatandaşı olan bir babanın çocuğu Isaac Thelin. Baba soyadı ‘Kiese’ kendisinin göbek adı. ‘Sevinç’ anlamına geliyor kendi dillerinde. Hiç Demokrotik Kongo Cumhuriyeti’ne gitmemesine karşın kendisini yarı İsveçli, yarı Kongolu gördüğünü söyleyen Isaac küçüklüğünü Danimarka’da geçiren, 18 yaşındayken ise Karlslunds’dan Norrköping’e denemelere gelen bir isimdi. Kendisinin yanında 5 isim daha aynı gün denemelere çıkmış ancak en dikkat çeken performansı o ortaya koymuştu. 1992 doğumlu golcü, 2010’daki seçmelerin ardından çok beklemedi maç kadrolarına girmek için. 2011’de epey kadroda gördük onu ama forma şansı bulması biraz zaman aldı. Thorvaldsson, Hasani, Imad Khalili gibi kadronun önemli gol ayakları takımdan ayrılmaya başladıkça mavi-beyaz forma ile görme şansımız arttı onu.

       Fizik olarak kendisini zaman içerisinde çok geliştirdi ki bugün onu bu satırlarda yazıyor olmamızın başlıca nedenlerinden birisi bu gelişimi. İlk başlarda sadece uzun boyuyla dikkatleri çeken ‘pivot santraforumuz’, özellikle Norrköping’deki hocası Janne Andersson’un katkılarıyla gerek fiziğini, gerekse bileklerini zaman içinde çok iyi kullanmaya başladı. Didier Drogba’yı örnek alan bir ismin zaten mutlaka bu gelişimi göstermesi gerekirdi...

       Pivot santrafor denince aklımıza gelen özellikleri bir düşünürsek; kaleye sırtı dönük iyi işler yapabilme, fizik güç, servis gibi ifadeleri en başta sayarız sanırım. Atmak pekala önemlidir bu rolde ancak ‘attırmak’ daha anlamlıdır. ‘Pivot’ sıfatını alabilmenin en önemli detaylarından birisidir bu eylem. İşte o eylemi, geliştirdiği eksik yönleriyle birlikte muazzam yapar oldu Thelin.. Mesela mı, açalım izleyelim Malmö (2-0) Sparta Prag eşleşmesini...

      İstatistiklere baktığınız zaman beğenmeyebilirsiniz fakat oyunun içinde olduğu zaman dilimlerinde çok etkili bir isim olduğunu görmeniz uzun sürmeyecektir. İsteği ve mücadelesini istatistiğe dökememesinin en büyük nedenlerinden birisi daha çok golün 2 adım öncesinde yer alması. Yani asistin asisti diyebileceğimiz kısım. Özellikle hava toplarında rakip defansa kurduğu üstünlük sonucu indirdiği toplar, asistin asistinde yer alması konusunda 1 numaralı etken. Ayrıca ‘duvar olma’ konusundaki başarısı da yine istatistiğe dökülmeyen ancak izlediğinizde görebileceğiniz oyun içi rollerinden birisi..

       Uzun boyu ve fizikli yapısı ile pres yapmaya çok uygun gözükmüyor gibi Thelin ama durum öyle değil. Malmö’nün oyun yapısı gereği ön alanda presi başlatan öncelikli isim olduğunu da söylemek lazım Thelin’in. Rosenberg ile birlikte oynuyor olması çok şey kattı ona, şüphe yok. Ama Rosenberg’in artan performansının başlıca nedenlerinden biri de Thelin. O bahsettiğim özellikleri ile rakip defansı o kadar yoruyor ve oyalıyor ki Isaac, Rosenberg’in yeteneklerini ortaya çıkarması hiç de zor olmuyor.

       Gözünüzde canlandırmak isterseniz Drogba’yı, Zlatan’ı düşünün diyip, çıtayı yükseltmek istemiyorum fakat onu izlediğimde benim aklıma ilk önce bu profiller düşüyor. Güç, top saklama, servis, hava topu hakimiyeti, vücudu rakip ile topun arasına iyi yerleştirme, son vuruş, duvar olma ve aklıma gelmeyen onca özellik. Emin olun, abartmıyorum Thelin’i. Diyelim ki abartıyorum, açalım izleyelim son Malmö (1-1) Helsingborg derbisini...

       Bundan 2-3 ay önce, sırf sezon sonunda değil de sezon ortasında gelsin diye Norrköping’den 100 bin Euro'ya Malmö’ye gelen Thelin 1 sezona kalmaz Avrupa'ya transferini yapar ve biz de ‘vay be, nerelere geldi helal olsun çocuğa deriz.’  Thelin’de Mayıs ayında verdiği röportajda söylediği gibi, 5 ile 10 sene içerisinde hem önemli bir kulübe transfer yapar, hem de milli takım formasını kapar. İzleyen ve uyuyanların ise kim olacağını söylemeye gerek yok. Ne diyelim, iyi seyirler...

Hazırlayan: Emrah ÇETİN
Transfer Merkezi İsveç Temsilcisi

Maç Analizi: Kocamustafapaşaspor-Damlaspor

       Kocamustafapaşaspor ile Damlaspor, 20 Eylül Cumartesi günü saat 14:00'te İstanbul Süper Amatör Lig maçında karşı karşıya geldi. Ben de bu maçı değerli hoca arkadaşım Cenk Balkan ile birlikte izleme fırsatı buldum. Maçın esame listesini elime aldığımda gözüme çarpan ilk şey, Kocamustafapaşa kadrosunda bulunan oyuncularım doğum tarihleriydi. 1994-1995-1996 ve 1997 doğumlu oyuncular ile mücadele ediyorlar, bu haftaki kadronun yaş ortalaması 18. Böyle bir takım hazırladıkları için Hakan Gaş ve Altuğ Canhoroz hocalara teşekkür ediyorum. Bu takımın asıl kurucusu tabi ki Ahmet Genç (Con Ahmet). Çok güzel bir jenerasyon yakalamış ve takımı genç hocalara emanet etmiş.

       Gelelim maça. Maç başlar başlamaz Kocamustafapaşa takımının oyundaki dizilişine, pas trafiğine ve diri oyununa hayran kaldım. Oyuncular sadece kendilerine verilen görevleri yapıyorlar ve harfiyen uyguluyorlar. Müthiş bir takım oyunu var. Her oyuncu kendi arkadaşının açığını kapatıyor. Futbolun güzelliklerini sahaya yansıtıyor, seyircilere güzel bir maç seyredeceklerinin sinyallerini veriyorlardı. Damlaspor da buna güzel karşılık veriyordu, iki takım da güzel oyun için sahadalardı.

       Kocamustafapaşa'da takımından gözüme çarpan isimler, 1996 doğumlu sağ kanat oyuncusu Ali Bora ve 1995 doğumlu sol kanat oyuncusu Görkem Karateke. İki kardeşimiz de çok değerli oyuncular. Özellikle Ali Bora, birkaç seneye isminden çok söz ettirecek. Sürati, driplingleri ve mücadele gücü takdire şayan. Çok özellikli oyuncu, defansa yardımcı olması artısı. Tek eksiği top sürmesindeki tecrübesizliği. Eminim ki yakın zamanda onu da çok çalışarak hocalarının yardımıyla aşar ve profesyonel ligde oynayacak düzeye gelir. 1-1 sonuçlanan maçta Kocamustafapaşaspor'un tek golü de Görkem Karateke'den geldi.

       Ayrıca Damlaspor'un pivot santraforu Özgün Şala'yı da çok beğendim, çok yetenekli bir isim olduğunu söyleyebilirim. Hava hakimiyeti çok iyi, diri ve ayaklarına da hakim bir forvet oyuncusu. Buradan profesyonel takımlarımızın scout ekibinde bulunan hocalarımıza, bu takımları izlemelerini tavsiye ediyorum. Gerekli ilgi alaka gösterilirse çok değerli oyuncular çıkacağına eminim. Başka bir yazıda görüşmek dileğiyle, keyifli okumalar.

Hazırlayan: Ali KARAKAŞ