1 2 3 4 5 6

18 Eylül 2014 Perşembe

18.09.2014 İddaa Tahminleri


PTT 1.Lig Panorama (2.Hafta)

       Bir haftalık milli maç arasından sonra PTT 1.Lig, 2.hafta maçları ile devam etti. Osmanlıspor ve Albimo Alanyaspor ilk iki maçını da kazanan takımlar olurken, Adanaspor, Elazığspor ve Manisaspor henüz puan alamayan takımlar oldu.

Haftanın Takımı: Orduspor
Haftanın Teknik Direktörü: Ünal Karaman (Adana Demirspor)
Haftanın Futbolcusu: Emre Akbaba (Albimo Alanyaspor)
Haftanın Formsuzu: Emre Uğur Uruç (Adanaspor)
Haftanın Gölü: Emrullah Kokoç ve Serdar Deniz (Orduspor)

Boluspor 4-0 Manisaspor
       Haftanın açılış maçında Boluspor, evinde Manisaspor'a acımadı ve geçen hafta Albimo Alanyaspor'un Manisaspor'a attığından bir fazla atarak maçı kazandı. Lig başlamadan Boluspor için en büyük çekincelerimiz savunmada problem yaşabilecekleri ve Kenan'ın önde tek oynadığı zaman forvet arkasında oynayacak oyuncunun Boluspor'da mevcut olmayışıydı. Fakat son anda yapılan Prijovic transferi hücum hattının çok net şekillenmesini sağladı. Rekho ve kaleci Özkan'ın performansı Boluspor savunmasını bu ligin en iyi savunmaları arasına soktu. Orta alanda Kibong ve İshak'ın uyumu şuanda hiçbir takımda mevcut değil. Boluspor'un şuan önünde bulunun en büyük engeli bana göre kadro derinliğinin çok olmayışı, bu anlamda devre arasına kadar bir sıkıntı yaşamazlar ise kadro derinliği için gerekli transfer o zaman yapılabilir.

       Boluspor-Manisaspor maçı haftanın keyifle izlediğimiz maçlarından biri oldu. Manisaspor takımı hem fiziksel hem de mental olarak daha sezon başı olmasına rağmen kesinlikle lig için yeterli durumda değil. Bir noktaya kadar direnç gösterip sonra kırılmaları kolay oluyor. Bu hafta Altınordu takımı da eksik kaldı ve güçlü Osmanlıspor'a karşı direnç gösterdi. Manisaspor takımında bunu göremiyoruz. Maçta Emre, İsmail ve Prijovic hücumda iyi performans gösterdiler, bununla beraber Kenan'ın maçın ilk golünü atması ayrı bir motivasyon kaynağı olmuştur Kenan için. Boluspor'un bu oyun sisteminin devamı için Kenan'ın iyi performans göstermesi gerekiyor..

Altınordu 0-1 Osmanlıspor
       Altınordu takımı ligin güçlü ekiplerinden Osmanlıspor'a karşı bu ligdeki gücünü ölçeceği bir maç oynayacaktı. Üst düzey mücadele ve rakibin oyununu kendi sahalarında bozup kontrataklar ile golü bulma planları vardı. Bu şansı Halil İbrahim ile buldular fakat vuruşu az farkla kalenin yanından dışarı çıktı. Altınordu takımı oyunu dengede tutmaya çalışırken savunma arkasına atılan topta Altınordu kalecisi Evren hatalı çıkış yaptı ve bariz gol şansını bozduğu için kırmızı kart ile atıldı. Evren'in arkasında bir oyuncu vardı itirazı yersizdi çünkü kaleciler öne çıktığı zaman bariz gol şansı olmaması için en az iki oyuncu bulunması gerekir. Kaleci Tolgahan orta alandan oyundan alınan Serkan'ın yerine oyuna dahil oldu. Altınordu takımı eksik olmasına rağmen direnç gösterdi fakat ikinci yarıda baskılara dayanamadı ve Tolgahan topu çıkarmasına rağmen Tisdell ağlar ile buluşturdu ve takımını öne geçirdi. Osmanlıspor rakip eksik olmasına rağmen oyuna çok hakim olamadı ve risk alıp skor artırmaya da gitmedi. Skoru korumaya gittiği dakikalarda tam maç biterken neredeyse kabus gerçekleşiyordu ve oyuna sonradan dahil olan İbrahim arka direkte topu önünde buldu, seken topa sol ayak ile vurmak yerine sağ ayak ile vurmayı beklemesi rakibin araya girmesini sağladı, dönen topu röveşata ile tamamlamaya çalışsalar da başarılı olamadılar ve sahadan puansız ayrıldılar.

Kayserispor 0-0 G.Antep BŞB.Spor
       Haftanın bir başka önemli maçı da Kayseri'de oynandı. Bu ligin en iddialı kadrolarını kuran iki takımın mücadelesinde kazanan olmadı fakat iki puanı kaybeden takım Kayserispor'du. Turgut Doğan Şahin Kayserispor ile ilk maçına çıktı ve isteği, coşkusu, ortaya koyduğu futbol çok olumluydu fakat geçen hafta belirttiğimiz gibi Turgut gelince Anıl yedek kalacaktı ve korktuğumuz gerçekleşti. Kayserispor'u yakından takip etmeyenler varsa oyuna giren oyuncuları söylemek yeterli olacak sanırım. Okay, Mehmet Eren ve Anıl sonradan oyuna dahil olan oyunculardı. Kayserispor rakip takıma göre çok daha fazla sayıda pozisyon buldu, Turgut Doğan Şahin ve Bobo en kritik noktalarda şut çekme yerine pas vermeyi tercih etselerdi gol şansları daha yüksek olurdu. G.Antep BŞB.Spor'un henüz zamana ihtiyaçları var ve oynadıkları futbol ile her maça kazanmak için çıkabilecek durumda değiller. Bu maçta Ufuk Budak'ın etkili bir vuruşu vardı ancak bunun dışında pozisyon bulmakta zorlandılar.

Giresunspor 0-1 Adana Demirspor
       Giresunspor'un bu sezon sahasında oynadığı ilk maç olduğu için maç öncesinde, geçen sezonun şampiyonluk kupasını ve madalyalarını aldılar. Elektronik biletin iyice darbe vurduğu seyirci sayısını Giresunspor en az hasarla atlatacak gibi görünüyor, seyircinin maça ilgisi ve desteği Giresunspor deplasmanını her takım için zorlu kılacaktır. Maç öncesi kadrolar elimize ulaştığında Adana Demirspor kadrosunda Timur'un yerine Cumali'yi görünce Cumali'nin performansını açıkçası çok merak ettim. Çünkü Cumali son anda transfer edilmiş ve Hakan ile Alaattin için çok iyi bir alternatif olacaktı. Fakat maça üçü bir arada başladılar, Adana Demirspor savunmadan orta alana topu çok kolay taşıyor fakat orta alandan hücuma taşımakta sıkıntı yaşıyordu, Giresunspor takımı da orta alanda büyük sıkıntı yaratmayınca Ünal hoca çok doğru bir hamle yaptı ve Cumali-Timur değişikliği geldi. Adana Demirspor bu değişiklik ile farklı bir oyun yapısına büründü ve orta alan ile hücumda da topa sahip olmaya başladı. Hüseyin Kala'nın çok içeri girmesi geriden Tayfur'un hücuma çok daha etkili çıkmasını sağladı. Giresunspor Abwo ve Jones ile rakip kalede ataklar gerçekleştirirken Ünal hocanın Abwo'yu durdurmak için Attamah'ı sol bek oynatması da etkili hamlelerden biriydi. Adana Demirspor ilk olgun atağında geriden Tayfur'un Timur'a pası ve Timur'un kaleye vurmak yerine içeri çıkarması Mulenga'nın düzgün bir vuruş ile golü bulmasını sağladı. Timur güzel oyununu sürdürdü ve kaleci ile baş başa vuruşunu Eray iyi çıkardı. Maç sonunda yaşanan olaylar maçın güzelliğine gölge düşürdü, oyuncular maç sonu gerçekten yorgun oluyorlar ve sakatlanma olasılıkları artıyor, önde olan takımların zaman geçirmek için yerde kaldıkları düşüncesi gerginlikleri artırıyor, Beykan'ın son dakikada sakatlığı ile omzunun çıkmış olması, Eray'ın ne kadar gereksiz bir kart görüp takımını yalnız bıraktığının delili oldu.

Adanaspor 2-4 Orduspor
       Orduspor lige sıkıntılı başladı, hem ekonomik hem de psikolojik olarak yaşadıkları sıkıntılar ve ilk hafta sahasında Kayserispor'a karşı aldığı mağlubiyet nedeniyle bu hafta nasıl bir performans gösterecekleri açıkçası pek bilinmiyordu. Adanaspor çeşitli nedenler ile bir türlü ideal kadrosuna ulaşamıyor ve aynı anda tüm oyuncuları rekabet içinde olamıyor. Orta alanda Fatih, Luiz ve Sami Can aynı özellikte oyuncular, maçın başında topun Adanaspor'da kalmasını sağladılar fakat hücuma katkıları Sami Can dışında (o da kısmen) neredeyse hiç olmadı. Henüz maçın ilk on beş dakikalık bölümü içinde olmasına rağmen Orduspor'un bulduğu ilk golde savunma rakip ile dörde dört yakalandı ve en yakın oyuncular 20 metre ile üç Adanaspor orda saha oyuncusuydu. Top kenara Emre'ye atıldığında içeri koşu yapan Yasin'e koşması gereken oyuncu Merthan olması gerekirken Merthan bu koşuyu yapamadı ve sağ bek Uğur kaleci ile baş başa kalan Yasin'e yetişmek için arkasındaki Ziya'yı bıraktı, Yasin aşırtma pas ile Ziya'ya oynadığı topta Ziya'nın gol için şansı çok azdı fakat kaleci Atilla yanlış pozisyonda koşu yapınca Ziya düzgün vurdu ve takımını öne geçiren golü buldu.

       Maçın 35.dakikasında Adanaspor stoperi Abdullah atılınca Levent hoca oyuna müdahale etmek zorunda kaldı ve Sami Can'ı oyundan alıp stopere Ozan'ı aldı. Adanaspor savunması ikinci yarıda da hatalar yapmaya devam etti, Selçuk çok içeri girince rakip için sağ kanat iyice boş kaldı ve çok uygun durumda orta geldi ve o anda Adanaspor stoperleri Merthan ve Ozan ve sağ bek Uğur üçü de içeride bulunan Yasin ve Landel'i marke etmiyorlardı. Landel çok rahat pozisyonda vuruşunu yapıp farkı ikiye çıkardı. İki farklı sonuçtan sonra ev sahibi takımda önce Fatih sonra Ergin oyundan alındı ve Mehmet Boztepe ile Murat Yılmaz oyuna dahil oldular. Olcay'ın serbest atışında kaleci Alişan elinden kaçırınca Merthan af etmedi farkı bire indirdi. Orduspor skoru korumaya çalışırken Olcay'ın ortasına Tiago iyi vurdu ve skora eşitlik geldi. Adanaspor'un yakaladığı eşitliği bozan, dönen topu alıp uzaktan güzel bir vuruş ile gol yapan Emrullah Kokoç oldu. Adanaspor'un artık risk alarak hücum ettiği dakikalarda Serdar Deniz kendi kalesinden aldığı topu dripling ile götürüp son vuruşu yaptı ve skoru belirleyen golü kaydetti.

Antalyaspor 1-0 Şanlıurfaspor
       Ligdeki hedefini şampiyonluk olarak belirleyen iki takımın mücadelesinde kazanan Antalyaspor oldu. Şanlıurfaspor'da Serdar'ın sakatlığında dolayı bulunmayışı bir kayıptı. Maçta ilk gol pozisyonu bulan takım Ş.Urfaspor oldu. Abdülkadir'in pasında Zenke, çok müsait pozisyonda topu dışarı vurdu ve Cihat hoca haklı bir şekilde bu duruma çok tepki gösterdi. Ev sahibi takımın tüm ataklarında Gökhan Karadeniz'i gördük, bu sezon Antalyaspor'a çok katkı sağlayacağı kesin. Antalyaspor'un ilk atağı Gökhan ile geldi, kaleci Bora ile baş başa kaldı, aşırtmayı denedi fakat Bora pozisyonda başarılıydı. Rakip Ş.Urfaspor'da ise takımın en istekli ve etkili oyuncusu Abdulkadir taşıdığı topa çok iyi vurdu fakat top direkten döndü. Ev sahibi takım bu pozisyona karşılık verdi ve Sakib'ın orta alana kadar taşıyıp Diarra'ya oynadığı topta, Diarra kötü vurdu ve top auta çıktı. Ev sahibi takımın ataklarında günün başarılı oyuncusu Bora, Emrah'ın sağ çaprazdan vurduğu topu da başarıyla çıkardı. Antalyaspor takımı kazanmak adına ataklarını sıklaştırdı ve Gökhan ile taşıdığı topu kaleye vuran Janda oldu, kaleciden seken topa en son dokunan Hakan Arslan topu kendi ağlarına gönderdi.

Denizlispor 2-1 Bucaspor
       Bir birine denk iki takımın mücadelesinde kazanan ev sahibi takım oldu. Oyuna kontrolü elinde bulundurarak başlayan takım Bucaspor oldu. Kazandığı serbest atışı Erkan etkili kullandı ve İskender zor bir pozisyonda yaptığı kafa vuruşu kaleciye aşırtma bir vuruş oldu ve Bucaspor'u öne geçirdi. Golden sonra da Emre sol çapraza taşıdığı topu Zafer'e verdi ve Zafer ceza sahası içine çaprazdan girdi vuruşu arka direkten oyun alanına döndü. Bucaspor maç genelinde duran toplarda sıkıntı yaşadı. Erçağ'ın kullandığı korner atışında geriden koşarak gelen Mehmet Cansın ön direkte Nsaliwa'nın üzerinden topa vurmayı başardı ve takımına beraberliği getirdi. Denizlispor çabuk oyunculara sahip olmasına rağmen geriden gelip kolay maç çevirebilecek bir takım değil. Fakat orta alandan topu uzaklaştırmak için gönderdikleri topa savunmada bulunan Erkan önce hamle hatası yapıp topa havada vuramadı daha sonra Luiz'in yetiştiğini görünce geriye oynamaması için yanlış bir önceleme yaptı, bu hamlesini Şevki iyi değerlendirdi ve topla Luiz'in arasına girmeyi başarıp topu ceza sahası içine kadar taşımayı başardı. Luiz arkadan hamle yapınca maçın bitmesine kısa bir süre kalmışken penaltıya sebebiyet verdi. Andanov penaltıyı gol yapınca maçında skoru belli oldu.

Elazığspor 1-2 Karşıyaka
       Henüz lige hazır olmayan Elazığspor, ligin ilk maçında farklı mağlup olmuş ve lige tam hazır olmaları için altı haftaya ihtiyaçları olduğunu söylemişlerdi, bu söylemden sonra haliyle en azında ilk altı hafta oynayacakları rakipler Elazığspor maçını kolay maç olarak değerlendirebilirler. Karşıyaka takımı maçın henüz başında geriden Berkan ile çıktığı hızlı hücumda Berkan'ın soldan ortasına Mehmet Sıddık ön direğe iyi koşu yaptı ve takımını öne geçiren golü buldu. Golden sonra Karşıyaka, Rıdvan ile yine gole yaklaşınca acaba geçen hafta gibi farklı bir skor mu gelecek beklentisine girmiş olanlar olabilir. Elazığspor ilk ciddi gol pozisyonunu Mehmet Çakır ile buldu, Mehmet'in vuruşu kaleye az farkla dışarı çıktı. İkinci yarıda orta alanda Birol aldığı topu çok hızlı bir şekilde savunma arkasına oynadı ve Ömer topla ceza sahası içine girerken Mehmet Yiğit kayarak müdahale etti ve penaltıya sebebiyet verdi. Birol penaltıdan skora eşitliği getirdi. Karşıyaka Berkan ile kullandığı korner eğer çalışılmış bir pozisyon ise rakipler için en tehlikeli korner atışına çok güzel örnektir. Çünkü kalecinin çıkamayacağı uzak noktada hava hakimiyeti iyi Cenk vuruşu markajın kaybolduğu kale sahası içine yaptı ve Kahe'ye sadece dokunmak kaldı. Elazığspor'un risk alarak öne çıktığı dakikalarda Kahe öne çıkan kaleciyi görünce uzaktan aşırtmayı denedi top üst direkten oyun alanına döndü. Karşıyaka aldığı galibiyet ile hedefinin büyük olduğunu açıkladı fakat, savunma oyuncuların özellikle beklerin hücum gücü çok yüksek ama defansif anlamda sıkıntı yaşayabilirler.

Albimo Alanyaspor 1-0 Samsunspor
       Geçen haftanın en iyi takımlarından olan Albimo Alanyaspor, sahasında Samsunspor'u mağlup etmeyi başardı. Samsunspor'da kadro ve oyun sistemi sıkıntısı yaşanıyor. Bununla beraber rakip takımı çok iyi tanımadıkları gerçeği kesinlikle kendisini gösterdi. Albimo Alanyaspor takımın en zayıf noktası orta alanda defansif yönü çok güçlü oyuncunun bulunmayışı. Ota alandan topla gelecek oyuncuyu stoper Koray karşılamak zorunda kalıyor, nitekim maçta Koray'ın gördüğü sarı kart buna örnekti. Samsunspor'da Mbilla ileri uçta oynarken onu marke eden Koray'dı. Koray sert futbol oynayan bir oyuncu ve Mbilla daha önce Koray ile oynadığı için ondan çekiniyor gibi bir görüntü verdi. Samsunspor'da rakibin zayıf noktalarına yönelik hiç bir oyun planı görülmedi ve Albimo Alanyaspor'a karşı en güçlü olduğu nokta olan kanatlardan Umar ve Serdar ile hücum etme yerine merkeze ve Mbilla'ya oynamaya çalıştılar. Üstelik orta alandan hücuma katkı sağlayan oyuncu yokken. Samsunspor, Ayite'nin attığı güzel golden sonra devre arası, Ali Zorlu ve Serdar Eylik'in yerine Murat Akyüz ve Alper Pak'ı oyuna aldı. Bu iki değişiklik ile nasıl bir oyun planı ortaya konulacağını açıkçası çözemedim, çünkü Murat zaten geriden hücuma çok etkili çıkabilen bir oyuncu değil ve Alperen de Serdar'dan daha yaratıcı bir oyuncu değil. Hamle yapılması gereken nokta orta saha oyuncuları olacak diye beklerken başka mevkilere gelmesi bizi şaşırttı. Albimo Alanyaspor'da Emre, Sinan, Efecan ve Ayite performansları üst düzeyde. İkinci yarıda Albimo Alanyaspor hem skoru korumaya gitti hem de kontrataklar ile birçok pozisyon buldu. .

Hazırlayan: Namet ATEŞ
UEFA A Lisanslı Teknik Direktör

17 Eylül 2014 Çarşamba

Maç Analizi: Galatasaray U19-Anderlecht U19

Onlarda 4, bizde 0...
       UEFA Youth League'de dün oynanan Galatasaray-Anderlecht U19 maçına gittim. Gittim derken gitmeye çalışırken bir hayli emek harcadım. Sora sora Bağdat bulunurmuş derler ya öyleymiş buldum. Avcılar İncirlitepe Stadı'nda saat 15.00'da oynanacağı söylenen karşılaşma, Esenyurt Necmi Kadıoğlu Stadı'nda saat 16.00'da oynandı. Tabi ben de olaydan habersiz İncirlitepe Stadı'na gittim, sessiz sakin bir stat, güvenlik görevlisi; 'Abi maçı Necmi Kadıoğlu Stadı'na aldılar' dedi. Neyse daha fazla uzatmayayım stada gitmek bulmak dizi olsa 5 sezon kapalı gişe oynar.

       35.000 metre kare alana kurulu olan, içinde UEFA ve FİFA kriterlerine uygun 7.500 kişilik seyirci kapasitesine sahip Esenyurt'un ikinci büyük stadı Esenyurt Necmi Kadıoğlu Stadı gerçekten modern bir stad. Yerel liglerin oynandığı az kullanılmış suni çim zemini var. Maça gelirsek... Merak edip Anderlecht'in 2014-15 sezonu profesyonel kadrosuna baktım 19 yaş altında 7 futbolcu kadroda yer alıyor. U19 maçının kadrosunda ise bu 7 futbolcudan 4'ü, Aaron Leya Iseka, Samuel Bastien, Andy Kawaya, Herve Matthys kadrodaydı. Yani sahada oynayacak bu 4 futbolcu belki Arsenal, Dortmund ve deplasmandaki Galatasaray maçında oynayacaklar. İyi futbolcular ama bizimkiler onlardan daha iyi durumda. Gulatasaray U19'da listedeki 20 futbolcudan 1 tane bile A takım kadrosunda olan yok. Sahada oynanan futbolu kıyas yaptığınız zaman şaşırmamak mümkün değil. Anderlecht U19'u 3-0 net bir skor ile mağlup ettik ve o 4 futbolcu da sahadaydı. Ben sıkıntının altyapılarda olduğunu düşünmüyorum. Altyapılarda gençlerimiz iyi futbol oynuyor ama yaşları ilerledikçe maalesef 2.Lig'de veya 3.Lig'de oynayarak kaybolup gidiyorlar. Üst yapıda gelişim sorunumuz var. Tam olarak altyapı hocaları iyi olmasa da, üst yapı hocalarına göre daha iyiler diyebilirim.

Maç öncesi Galatasaray U19 ve Anderlecht U19 takımlarının esame listesi.
       Avrupa'da 25 yaşına gelmiş futbolcunun tecrübesini bizim futbolcularımız 30 yaşından sonra kazanıyor. Rakamlara takılmamak lazım ne demek istediğimi anlıyorsunuzdur. Yaş olarak bizden çok önce A takım ile tanışıyorlar. Onların 17-20 yaş aralığını bizimkilerde 22-25 yaş aralığı denk diyebiliriz. Avrupa'da 20 yaşına gelmiş futbolcu artık altyapısını bir noktaya getirmiş oluyor. Tecrübe edinme kısmı 20'den sonra başlıyor bizde ise bu rakam 25'i buluyor. Yine onlar kadar altyapı bilgisine sahip olamıyoruz. Takım kadroları elimde 2-3 yıl sonra listedeki oyuncuların nelerde olacağını yine bi başka yazımda yazarım.

       Galatasaray U19'u 4-4-2 istemiyle oynadı. Anderlecht U19'u da 4-2-3-1 sistemiyle oynadı. Sistem sıkıntımız var. Anderlecht altyapılarda 4-2-3-1 sistemini düstur edinmiş bir kulüp. Galatasaray'da ise altyapı maçlarında hoca kendi sistemini oynatıyor. Belli bir futbolcu tipi yetiştirme durumu da söz konusu değil. TFF ve kulüpler bu konuda oturup konuşmalılar. Belçika bu işi çok iyi yaptı karşımızda örnek model de duruyor.

       Son olarak maçta gördüğüm potansiyeli olan futbolculardan bahsetmek isterim. Bir kere şunu net söylemem lazım Galatasaray U19'da mevkisi ne olursa olsun tekniği çok yüksek futbolcular var. 1 tane bile 'kazma', tekniği zayıf, futbol bilgisi kötü genç yok. Hepsi top ile haşır neşir. Mesela agresif, topa sert oynayan, sert diyebileceğimiz bir futbolcu tipi görmedim. Stoperlerimiz bile pas dağıtabiliyor. Defansın bel kemiği stoper Gökcan Gelmen'i izlemenizi tavsiye ederim. Galatasaray'da rotasyonda koy çok rahat oynar. 3-5 maç heyecan yapar ama 1 yıl içinde Semih Kaya'dan daha iyi oynayacağını düşünüyorum. Chedjou tarzında bir genç. Orta sahada 'Çeto' lakabı ile Çetin Turan duran topların ustası, maçta 1 gol, 2 asist ile maçın adamı oldu. Baktığınız zaman zayıf dersiniz ama 1,90 civarı boyu olan Bitsindou'yu yedi bitirdi sahada. Daha çok örnek verebilirim. Muhakkak gelip izleyin Galatasaray U19'u kafanızdaki tabuları yıkacaksınız. Skorlar çok önemli değil oynanan futbol önemli. Bu yıl 2.si düzenlenen 'UEFA Youth League' gerçekten çok iyi düşünülmüş bir organizasyon. Bu organizasyon üzerinden gençlerimiz belki değerini bulacak ve kendini gösterebilecekler. TFF'nin yapamadığını UEFA yapıyor böyle güzel organizasyon ile. Sadece Galatasaraylı değil bütün taraftarların, futbolseverlerin bu organizasyonu görmesini şiddetle tavsiye ediyorum. Saygılar...

Şampiyonlar Ligi Çarşamba İddaa Kuponu

17.09.2014 İddaa Tahminleri

16 Eylül 2014 Salı

Röportaj: İbrahim Bora

       Transfer Merkezi dergisinin bugünkü konuğu Galatasaray dahil birçok Türk takımı ve Gürcistan liginde oynadıktan sonra genç yaşta futbolu bırakıp aşçılığı seçerek ünlü bir restoranda mutfak şefi olan İbrahim Bora. Bu ilginç hikayeyi hep birlikte okuyalım.

Merhabalar İbrahim, okuyucularımıza kendini kısaca tanıtır mısın?
       Merhaba, ben İbrahim Bora. 1986 İstanbul Kadıköy doğumluyum, aslen Sivaslı bir ailenin ilk çocuğuyumi bir erkek kardeşim var. Eğitimimi İstanbul'da tamamladım, çok küçük yaşlarda özellikle annemin de desteğiyle futbolla tanıştım.

Futbola başlama hikayen nasıl gelişti?
        Çocukken annemin çoraplarını içiçe geçirip futbol topu yaparak oynamaya başlamam annemin dikkatini çekti, çok hareketli bir çocuk olduğumdan bu enerjimi doğru kullanabilmem için beni futbola yönlendirdi. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün altyapısına kaydolarak futbol kariyerime başlamış oldum.

Daha sonra Galatasaray altyapısında da forma giymişsin sanırım?
       Beylerbeyi Spor Kulübü'ne transfer olduğum ilk sezon, Galatasaray'ın pilot takımı olmuştuk. Beylerbeyi'nde oynadığım 4. sezonda Eric Gerets'in yardımcılarının izlediği bir hazırlık maçında oynadığım oyunla onların dikkatini çekince bu durum Gerets'e iletilmiş. Bunun üzerine Gerets tarafından Florya'ya idmanlara davet edildim, bu hayatımda unutamadığım, hatırladıkça heyecanlandığım anılarımdan biridir.

Sonrasında hangi takımlarda oynadın, kariyerin nasıl devam etti?
       Eric Gerets Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra ben de Gürcistan ligine transfer oldum. Orada Dinamo Batumi ve Dinamo Tiflis formaları giydim. Sonra Türkiye'ye döndüm ve 3.Lig takımlarından Aydınspor'a transfer oldum. Burada bir yıl oynadıktan sonra Yenibosnaspor'a transfer oldum. Zeytinburnuspor'da yarım sezon oynadıktan sonra Bölgesel Amatör Lig takımlarından Kocaalispor'a transfer oldum ve çok iyi geçen bir sezonun ardından burada futbol hayatımı noktalamaya karar verdim.

Futbol hayatında unutamadığın bir anın oldu mu?
       Birçok güzel anım olmuştur tabi ama Aydınspor'a transfer olduğum sezon doğum günümde takım arkadaşlarımın Brezilyalı usulü unlu-yumurtalı kutlamasını unutamam. Saçlarım da uzun olduğu için o un ve yumurtayı temizlemek hiç kolay olmamıştı tabi. Hala bu olayı hatırladıkça yüzümde kocaman bir gülümseme belirir.

Türkiye liglerinden beğendiğin oyuncular kimler?
       Alper Potuk, Salih Uçan, Yekta Kurtuluş ve Selçuk İnan'ı sayabilirim.

Futbol ve aşçılık birbirinden çok uzak meslekler. Aşçılığa merak nereden geliyor? Futbolu bırakıp aşçılığı seçme sürecin nasıl gelişti? Futboldan kopmak zor oldu mu senin için?
       Aslında çok uzun yıllar futbol oynamış biri olarak hep ailemden uzakta olup tek başıma yaşadım ve kendi yemeğimi kendim yapmaya başladım. Sonra arkadaşlarım yaptığım yemekleri çok beğendiklerini söylediler ve bazen o yemekleri benim yaptığıma inandıramadığım bile oluyordu. Uzun süre bunun üstüne düşündüm ve bir sabah uyandığımda futbolu bırakıp bu meslekte devam etme kararı aldım.

       Açık olmak gerekirse benim için futboldan kopmak çok zor oldu. Hergün yüksek tempoda antrenmanlar ve düzenli olarak maçlar yapan biri olarak çok sevdiğim, para kazandığım işi bırakıp daha sakin, spor yapmaya bile vaktinin olmayacağı bir sektöre girmek çok zor oldu benim için.

Cüneyt Asan ile birlikte.
Aşçılık da zor bir meslek ve bugün çok önemli bir markada çalışıyorsun. Buralara gelmende sana destek olan birileri oldu mu?
       Tabii ki aşçılık da en az futbol kadar zor bir meslek. Günaydın Steakhouse gibi büyük bir markada çalışmak ve bu markanın beni etin profesörüyle tanıştırmış olması benim için büyük şans etti. Herkesin ilgiyle takip ettiği etin profesörü olarak bilinen Cüneyt Asan, benim ustamdır. Cüneyt Asan, yetenekli gençleri keşfeden, onlara değer verip yükseltmeyi seven son derece hayat dolu bir insandır. Beni mutfak şefi olma yolunda devamlı desteklemiş, bana katkılarını unutamayacağım bir insandır. Buradan sizin aracılığınızla ona teşekkürlerimi iletmek isterim.

Oldukça genç bir yaşta futbolu bıraktın, bundan sonraki planların ve hedeflerin neler?
       Evet, 1986 doğumluyum ve dediğini gibi çok genç yaşta futbolu bıraktım ama verdiğim karardan dolayı pişman değilim. Üst düzey futbolculara ve halkımızın gönlünde taht kurmuş ünlü sanatçılara yemek hazırlayan bir şef olmak da son derece keyif verici. Bundan sonrası için, mesleki açıdan çok önemli eğitimler alıp çok daha donanımlı bir mutfak şefi olarak kariyerimi devam ettirmek istiyorum.

Kendisi gibi futbolcu olan kardeşi Aykut Bora.
Kardeşin Aykut Bora da Kırıkkalespor'da oynuyor. Sanırım ailece genlerinizde futbol yeteneği var. Kardeşin nasıl bir futbolcu, onun geleceğini nasıl görüyorsun?
       Kardeşim Aykut Bora'nın yeri benim için çok ayrıdır. 8 yaşına kadar tek büyümüş bir çocuk olarak onun ailemize dahil olması beni o yıllarda bile çok mutlu etmişti. Onun da benim gibi futbolu seçmiş olması da ekstra bir mutluluk tabii ki. Aykut ile Zeytinburnuspor'da aynı takımda oynama fırsatını da yakaladım. Saha için hızlı düşünüp zekice kararlar verebilen, ne zaman ne yapacağını bilen lider karakterli bir oyuncu. Saha dışında da çalışmayı ve kendini geliştirmeyi seven bir profesyonel. Şu an kariyerini Kırıkkalespor'da sürdürüyor ama ilerleyen yıllarda onu üst liglerde göreceğimizi düşünüyorum.

Türk futbolu son zamanlarda hem milli takım hem de kulüp takımları bazında kötü bir dönem geçiriyor. Sence bu kötü gidişatın nedeni ne, bunun önüne geçmek için neler yapılabilir?
       Bence öncelikle hocaların daha eğitimli ve bilgili olması gerektiğini düşünüyorum. Türk oyuncusuna, özellikle de genç oyunculara yeterince önem verilmiyor. Biz Türk futbolu için kendi etrafımızdaki genç yeteneklerimize değer verip onlara eğilmeliyiz ki Türk futbolunu geliştirebilelim. Aslında en önemli unsur zihniyet. Bu zihniyetin değişmesi ve futbolu daha profesyonel insanların yönetmesi gerekli.

Transfer Merkezi dergisi ya da sitemizi takip etme şansın oldu mu? Bizim hakkımızdaki düşüncelerini paylaşır mısın?
       Tabii ki sitenizi sürekli ziyaret edip fırsat buldukça derginizi takip etmeye çalışıyorum. Kesinlikle yenilikçi bir sitenizin ve yeni nesil bir derginizin olduğunu söyleyebilirim. Gençlere değer verip onlara desteklemeniz beni çok mutlu ediyor. Derginizde LÖSEV, Darüşşafaka gibi kurumların reklamlarını ücretsiz yayınlamanız da mutluluk verici bir olay.

Bu güzel röportaj ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin eklemek istediğin bir şey var mı?
      Ben de sizlere çok teşekkür ederim, bu güzel röportajı sizlerle gerçekleştirmek güzeldi. Son olarak şuları söylemek istiyorum; Profesyonel bir mutfak şefi olarak, futbolcu arkadaşlara ve futbolu gerçekten meslek olarak gören gençlere beslenmelerine dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. Yedikleri, içtikleri herşeye dikkat etmeleri gerekiyor, çünkü yaptıkları iş hiç de kolay bir şey değil. Ne kadar yetenekli olursalar olsunlar, düzenli ve sağlıklı beslenmezseler başarılı olmaları imkansız. Beslenmene ve hayatına dikkat etmek futbolda başarının püf noktalarından biridir.
Röportaj: Çetin KUZU
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

16.09.2014 İddaa Tahminleri

Salı Günü Şampiyonlar Ligi Kuponları


15 Eylül 2014 Pazartesi

Kayseri-Sivas Faciası

Unutursak Kalbimiz Kurusun!
       Her ne kadar iklimsel değişiklikler nedeniyle güneş o kavurucu sımsıcak yüzünü geri çevirmemiş olsa da damar damar yaprakların taba, kavun ve sarıya çaldığı, ağaçların kestane rengi dallarıyla vedalaştığı mevsim olan sonbahar artık geldi çattı. Yakın tarihimize göz atacak olursak; sıcağın hüküm sürdüğü mevsimden soğuk olanına geçişinde köprü vazifesi gören güz mevsiminin ilk basamağı olan eylül ayı, toplumumuzda uzun süre kapanmayacak yaralara neden olan olayların vuku bulduğu ay olarak karşımıza her daim dikiliveriyor.

       Tarih yaprakları 1967'yi, aylardan eylülü, günlerden 17'yi gösteriyordu; futbol tarihimizin en hazin müsabakasında Kayserispor ile Sivasspor başrolü paylaşıyordu. 1959'da kurulan Milli Lig, yalnızca üç büyük ilde oynanıyordu. 1961'de federasyon başkanlığını koltuğuna oturan Orhan Şeref Apak, futbolu üç büyük ilin tekelinden çıkarıp futbolun tutkusunu ülke çapına yaymak istiyordu. Apak ilk mevyelerini 1963'de kurulan 2.Lig ile alacaktı. Daha sonra bir çok vilayet, en az 2-3 amatör takımını tek çatı altında toplayıp kentlerini temsil edecek takımları kuracaktı; Kayseri ve Sivas da bunlardan ikisiydi. Bu iki Orta Anadolu kenti olaya salt sportif açıdan bakmamış, bu olayın sosyokültürel ve iktisadi açıdan illerine kazançlar sağlayacağı konusunda fikir birliğine varmışlardı.

       Bu vesileyle ilk girişimi Kayserililer yapacak; Erciyes,Orta Anadolu ve Sanayi kulüpleri tek bir bayrak altına girip 1 Temmuz 1966'da Kayserispor'u teşkil edecekti. Kayseri'nin tesis ve altyapı hazırlıklarını yeterli bulan Apak, sarı-kırmızılıların 2.Lig'e alınacağını müjdeleckti. Komşu il Sivas da boş durmayıp kolları sıvar ve Mayıs 1967'de hazırlıklar tamamlanır; ancak heyetiyle şehre gelen Apak, Sivas'ın altyapısını yeterli bulmaz. Yiğidolar pes etmez ve kırmızı-beyazlıların yönetiminde bulunanlar, dönemin Spor Bakanı Kamil Ocak ile görüşür. Hattâ dönemin Sivas milletvekili Rıfat Öçten de Süleyman Demirel'e, Sivasspor'un 2.Lig'e alınmaması durumunda oy vermeyeceklerini söyler. Öte yandan 1.Lig'den düşürülen Şekerspor idare mahkemesine açtığı davayı kazanıp tekrar 1.Lig'e alınır. Bunun üzerine Demirel, Apak'a talimat verip Şekerspor'dan boşalan yerin Sivasspor ile doldurulmasını ister ve Sivasspor 2.Lig'deki yerini alır.

       İki takımın yolları Beyaz Grup'ta kesişir; ancak 1965'teki Sivas Sümerspor-Kayseri Şekerspor ve 1966'taki Kayseri Havagücü-Sivas Sümerspor müsabakalarında çıkan ve birçok insanın yaralanmasına, hattâ bir kişinin bacağını kırılmasına kadar varacak bu üzücü olaylar, yaşanacak facianın habercisiydi adeta.

       Aynı zamanda iki takım arasındaki ilk resmi müsabaka niteliği taşıyan bu mücedeleyi 5.000 Sivaslı, 16.000 Kayserili izliyordu. Kayserisporlu Oktay Aktan'ın 20.dakikada attığı gol, tribünlerdeki sürtüşmenin hektarlık orman yangınına dönüvermesine yetiyordu: Rivayete göre gole sevinen Kayserili çocuklara karşı Sivaslılar tepki gösterir ve onları taş yağmuruna tutar. Telaşa kapılan seyirciler kaçışmaya başlar ve maalesef iki çocuk yaşanan izdiham yüzünden ezilerek ölür. Bunun üzerine evsahibi Kayserililer, karşı taarruza geçip konuk Sivaslılara taş ve sopalarla saldırır. Bu sefer Sivaslılar kaçışmaya başlar ve kapılara hucüm ederler. Maalesef facianın boyutu daha da acı olur ve 38 Sivaslı havasızlıktan ve sıkışmadan ötürü hayatını kaybeder.

        Sivaslılar hırslarını alamayıp Kayserililerin araçlarını yağma ederler. Kayseri Emniyet Müdürü'nün "Sivaslı taraftarlar 1-0'lık yenilgiyi hazmedemediği için ve maçı tehir etmek maksadıyla bu hadiseyi çıkardı" deme densizliği ile Sivas Valisi'nin "Ölülerimizi almaya geldik; Sivaslılar ölülerini bekliyor" şeklindeki tahrik edici konuşması olayın tuzu biberi olur. Bu facia, Sivas'ta yaşayan Kayserilileri de zor durumda bırakmış, onlara ait birçok işletme ya yağmalanmış ya da ateşe verilmişti. Olaylar sırasında, kereste tüccarlığıyla geçimi sağlayan Zeki Doğmuş adlı bir vatandaş, dükkanının bitişiğindeki Kayserili bir esnafın yağmalanması sonucu telaşa kapılıp olay yerinden kaçarken kalp krizi geçirmiş ve hayatını kaybetmişti. Hattâ dönemin Sağlık Bakanı Vedat Ali Özkan da sırf Kayserili olduğu için Sivas'a gidemedi.

       Yaşanan bunca felakete en duyarlı ve acıklı açıklamayı Oktay Aktan yapar: "Keşke ayağım kırılsaydı da o golü atmasaydım. Dün gece uyuyamadım; gözlerimin önüne insanların hâli gelince ağlamadan edemedim. Keşke yenilseydik de bu olaylar çıkmasaydı."

       Zaten bu müsabakadan sonra kaldırılması bile gündeme gelen 2.Lig yalnızca 1 hafta ertelenir. İki takım da hükmen yenik sayılıp saha kapatma cezası alır. Olaylı maçın rövanşı 9 Mart 1968'de Ankara 19 Mayıs Stadı'nda oynanır; neyseki korkulan olmaz ve maç olaysız bir şekilde başladığı gibi sona erer. Felaketin unutulması ve benzeri yaşanmaması için iki takım birbiriyle 22 yıl karşı karşıya getirilmedi. 9 Aralık 1990 tarihinde Sivas 4 Eylül'e bir puan mücadelesinden ziyade dostluk mesajları çerçevesinde çıkılır ve olay kapanır..

       Şu bir gerçek ki; bu elemli karşılaşma, bozuk temeller üzerine şekillendirilmiş siyasi ve idari çekişmelerin, vurdumduymazlığın ceremesini halkın canı ve kanıyla ödemek zorunda kaldığı bir olay olarak tarihe geçti. "Allah bir daha böyle bir acı yaşatmasın" diyeceğim de sözde spor yazarları ve kulüp başkanlarının Allah'ın her günü yaptıkları, tahrik kokan ve zehir saçan açıklamalarına baktıkça benzeri durumla karşılaşılmayacağından korkmuyor değilim...

Hazırlayan: Erkan ADAY

15.09.2014 İddaa Tahminleri

11 Eylül 2014 Perşembe

Röportaj: Recep Niyaz

       Transfer Merkezi dergisinin bugünkü konuğu Fenerbahçe'nin genç yıldız adayı Recep Niyaz. Bu sezon Samsunspor'da kiralık olarak forma giyecek olan Recep, geçtiğimiz sezon da Bucaspor'da kiralık oynamıştı. Milli takımın tüm alt yaş kategorilerinde başarıyla mücadele eden genç oyuncu ile geçmişini, Fenerbahçe kariyeri ve Samsunspor'a transferiyle birlikte gelecek planlarını da konuştuk.

Merhabalar Recep Niyaz, futbola olan sevgin çok küşük yaşlarda başlamış. Futbolcu olmayı seçmenin nedeni neydi? Ailende futbol oynayan başka biri var mı?
       Çocukluğumda futbola çok düşkündüm. Her anımda futbol oynamak istiyordum. Tabi ki çoğu zaman futbol topum olmuyordu ama hep çok meraklıydım. Sabah kahvaltı etmeden çıkardım evden, akşam yemeğine gelirdim, açlık susuzluk hiç umrumuzda olmuyordu o zamanlar. Futbolcuların devamlı deplasmanlar için o şehirden o şehire gitmeleri, yurt dışına çıkmaları da bana çok cazip geliyordu. Ailede babam 8 sene futbol oynamış. Sagolsunlar annem de babam da çok fazla destek verdiler. Yokluk içindeydik gerçekten, o yokluğu bilenlerden biriyim. Yok kelimesini çok iyi bilenlerdenim. Babamın desteği tabi ki daha da heveslendiriyordu.

Memleketinin takımı Denizlispor’da başlayan futbol yaşamın, 2010 senesinde Türkiye’nin en büyük takımlarından Fenerbahçe’ye transfer olarak bir anda değişti. Bu transfer nasıl gerçekleşti?
       Benim transferimde çok karışıklıklar oldu, çok uzadı. Bir takım sorunlar oldu ama sonra nihayetinde anlaşma sağlandı ve transferim gerçekleşti. İstedigimiz şekilde, istediğimiz renklere transfer olmuş olduk.

Genç yaşlarda ailenden uzak olmak seni nasıl etkiledi peki?
       Aslında bunun sıkınıtısını benden çok annem ve babam çekti. Çünkü benim abim ve kardeşim de futbol oynuyor. Çok küçük yaşlarda uzak kaldık ve abimle beraber turnuvalar, maçlar, kamplar derken hep uzaktık. Ancak bir yandan da şanslıyım çünkü abim Bilal Niyaz hep yanımdaydı ve bana destek oldu.

Denizli'de yaşadığın ilginç bir olay var, ona da değinelim. Denizlispor alt yapısında forma giyerken, 14 Mayıs 2006'daki Denizlispor- Fenerbahçe maçında top toplayacı olarak görev yapmışsın. Kenardan izlediğin o oyuncuların ileride takım arkadaşı olabileceğin hiç aklına gelmiş miydi?
       Evet, o maç hem benim hem Türkiye’nin unutamayacağı bir maçtı. Türkiye için en kritik maçlardan biriydi ve ben de o anların canlı şahitlerinden biriydim. Kendi adıma bambaşka bir ortam, bambaşka bir heyecandı. Fenerbahçeli'ydim ama aynı zamanda Denizlisporlu'ydum. Biri şampiyon olacak diğeri ise kümede kalacaktı . Küçüktüm ama o karışık duyguları gerçekten yaşadım. Tabi ki sahada canlı izlediğim o yıldızların takım arkadaşlarım olmasını hayal etmiştim tabi ki. Hep keşke diyordum kendi kendime. Sonrasında bu hedefe ulaşmak tabi ki tarif edilemez bir duygu benim için.

Fenerbahçe formasıyla ilk profesyonel maçına 16 Ocak 2012 tarihinde Manisa’da Manisaspor karşısında çıktın. Bizlere öncelikle o anları anlatır mısın?
       Aslında anlatılacak çok şey var ama o duyguları kelimelerle ifade etmek zor. O duygular, o heyecan, o anlar tarif edilemez. İlk forma giydiğim, ilk kadroya girdiğim maçtı. Ayrıca o maçı 90+5'te attığımız golle kazanmıştık, o an yaşadığım duygular tarif edilemez.

Ertesi sezon Fenerbahçe formasıyla daha fazla sahada kalmaya başladın ve bir anda Avrupa futbolunda dikkatleri üstüne çekmeyi başardın. UEFA'nın resmi internet sitesi uefa.com'da, turnuvanın izlenmesi gereken en iyi 10 oyuncusundan biri listesinde yer aldın. O dönemki çıkışını, yükselen grafiğini ve şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsun?
       Evet, sağolsun Aykut hocam daha fazla şans verdi bana ama ben o anlarda bekleneni veremediğimin farkındaydım. Bunun üzüntüsünü tabi ki yaşıyorum. Çok fazla tecrübesizdim. Bence en büyük nedeni bu. Çünkü bunu gerçekten yaşamayan anlıyamaz, o sahaya çıkmayan anlayamaz ama dışardan konuşmak, yorum yapmak çok kolay. UEFA'nın sitesinde yer aldığım zaman bu çıkışı milli takımla Avrupa Şampiyonası'nda yapmıştım. Sürekli yükselen bir form grafiğim yoktu aslında ama bundan sonra olacak. Geçen sene Bucaspor’da gösterdiğim performans ortada. Çok daha iyisini yapmak içinde Samsunspor’dayım ve daha fazla üzerine koyacağıma kimsenin şüphesi olmasın. Bundan fazlasıyla eminim.

Sana ilk kez profesyonel anlamda forma şansı veren Fenerbahçe kulübünün efsane isimlerinden Aykut Kocaman ile ilişkinizden bahsedebilir misin?
       Tabi ki çok iyiydi Aykut hocayla ilişkilerim. Çünkü benim profesyonel düzeydeki ilk hocamdı, ilk adımı onunla attım. Bendeki yeri çok farklı ve öyle olmaya da devam edecek. Çok emeği var bende. Onunla tekrar çalışmayı gerçekten çok isterim.

Ülkemiz de 9 sezon başarıyla forma giymiş önemli bir isme gelmek istiyorum Recep. Alex De Souza. 2 sezon birlikte forma giydiğin Brezilyalı yıldızı senin gözünden okuyucularımıza anlatır mısın?
       Alex’in kişiliğini, karakterini, futbol zekasını, kariyerini tartışmaya, anlatmaya gerek bile yok. Benim gözümde bambaşka biri o. Çok şükür ki onun gibi bir yıldızla oynama fırsatı buldum. Çok fazla sey öğrendim Alex’den. O konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum.

Milli takımlarda sürekli yükselen başarılı performansını 2013 Mersin Akdeniz Oyuncları'nda da gösterdin. Takım olarak genç bir ekiptik ve ikinci olma başarısını göstermiştik. Bu genç takımın kaptanı olarak kısa bir Akdeniz oyunları değerlendirmesi istiyoruz senden?
       Akdeniz oyunları benim hafızamda hep yerini koruyacak, çok yeni bir ekiptik. Dünya Kupası'yla aynı ana denk geldiği için çoğu arkadaşım Dünya Kupası'nda forma giydiler. O yüzden yeni arkadaşlar geldi milli takıma ama sanırsınız ki yıllardır beraberiz. Sımsıkı kenetlenmiştik, birlik olmuştuk. Şampiyonluk için mücadele ettik ama 2.olmakla yetindik. İyisiyle kötüyle harika bir deneyimdi benim için.

Sezon başında PTT 1.Lig'de şampiyonluğun güçlü adaylarından Samsunspor’a 1 yıllığına kiralandın. Bu sezon itibariyle kendi adına ve takım olarak hedefleriniz neler?
       Evet, Samsunspor’a geldim ve benim için en doğru yer olduğuna inanıyorum. Bu sene kesinlikle şampiyonluk hedefimiz var. Geçen sene çok yaklaşılmıştı ama inşallah bu sene nasip olacak, ben inanıyorum. Benim hedefim ise Süper Lig yolunda Samsunspor’a çok faydalı olmak. Beklentileri fazlasıyla karşılamak, üzerine koyarak kendimi geliştirmek öncelikle hedeflerim. Her geçen gün kendimi geliştiriyorum, bu Samsunspor’da da devam edecek.

Samsun şehri için neler düşüyorsun? Ülkemizin ticari ve sosyal açıdan önemli bir şehri. Taraftarla olan ilişkilerinden okuyucularımıza bahsedebilir misin?
       Samsun’u çok beğendim gerçekten. Sahili kumsal olan şehirler çok azdır. Burası tam tatil yeri bana göre. Sakin ve çok keyifli bir yer. İnsanları çok sıcakkanlı. Taraflarla aramda sağlam bir bağ olmasını istiyorum, tabi ki bu da zamanla olacak.

Fenerbahçe Kulübü'nün senden ve eski takım arkadaşın Salih Uçan'dan büyük beklentileri var. Bu sezon ikiniz de kiralık olarak farklı takımlarda oynayacaksınız. Kendi adına, Fenerbahçe’ye geri dönüşün ve geleceğinle ilgili planların neler?
       Benim illa ki geri dönüş planlarım var. Belki 2. kez uzaklaşıyorum Fenerbahçe’den ama böylesi nasipmiş. Bazen görüyorum forumlarda, twittırda, sokakta beni göre insanlar "bu fizikle olmaz, şunla olmaz" diye anlatıp duruyorlar. Ben her geçen gün daha çok çalışıyorum. Benim hedeflerim ve hayallerim var. Ben para düşkünü biri değilim. Ben kariyer ve başarı düşkünüyüm. Ben hayallerime düşkünüm. Bunun içinde çok çalışıyorum ve çalışmaya devam edeceğim. Bunlardan biri de Fenerbahçe’ye geri dönmek ve kalıcı olmak. O formayı sonuna kadar terletmek. Bunu yapacağıma da kesinlikle inanıyorum. Sadece bu hayallerimi birkaç sene ertelemek zorunda kaldım. Ben öyle düşünüyorum. Ama Salih için inşallah böyle olmaz, çünkü ben isterim ki Salih Roma’da kalsın. Roma o parayı ödeyerek Salih'i satın alsın, o da kariyerini daha da başarılı bir şekilde sürdürsün.

Futbolun dışında hayatında neler var? Nelerden hoşlanırsın, boş zamanlarında neler yaparsın?
       Çoğu zaman evde geçiriyorum boş vakitlerimi. Samsun'da ise tesiste geçiriyorum bu boş zamanlarımı. Çok güzel, üst düzey tesislere sahip Samsunspor. Denize yakın bir yer, canımız sıkıldığı zaman balık tutuyoruz göle giriyoruz, çok keyifli oluyor.

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?
       Ben çok teşekkür ederim asıl size derginizde yer verdiğiniz için. Söylenecek pek bir şey kalmadı. Yavaş yavaş ama sağlam ve emin adımlarla geliyorum. Taraftarımızdan desteklerini esirgememelerini diliyorum. Sizlere de iyi yayınlar.

Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

10 Eylül 2014 Çarşamba

Oyuncu Raporu: Doğan Erdoğan

       Geçtiğimiz sezon şampiyonluğun kapısından dönen Samsunspor, bu sezonda üst sıraları zorlayacak bir kadro kurdu. Samsunspor ile ilgili yazılarımda dikkat edilmesi gereken nokta olarak hep takımda oynayan 18-22 yaş arasındaki genç oyunculara değindim. Samsunspor gerçekten alt yapıya verdiği önemi genç oyunculara profesyonel takımda şans vererek gösteriyor. Furkan, Canberk gibi isimlerin yanında Fenerbahçe’den kiralanan Recep Niyaz ve Nijerya U20 Dünya Kupası’nda izlenerek alınan Aminu Umar Samsunspor’un gençlerinden bazıları. Ama ben bu sezon takımdaki ağabeylerine kolay kolay forma şansı vermeyeceğini düşündüğüm Doğan Erdoğan’ı anlatmak istiyorum. 1996 yılında Samsun'da doğan genç oyuncu, U19 milli takımımızın da formasını giymekte. Gelin Doğan’ı daha yakından tanıyalım.

KARİYERİ
       Doğan’ın spora olan ilgisi tabiri caizse yürümeye başladığından itibaren başlıyor. Samsunspor Futbol Akademisi’nde futbola başlama hikayesi de ilginç. Yaş sınırı 6 olan akademide akademi yöneticileri ikna ediliyor ve Doğan 5 yaşında akademiye giriyor. Alt yapıda hep kendinden büyük yaşta ağabeyleriyle antrenman ve maçlara çıkıyordu şimdi olduğu gibi. Kendinden büyüklerle oynamaya o zaman başlıyor Doğan aslında. Yaşı ilerliyor ve farklı yaş gruplarıyla oynamaya başlıyor ve zaman içinde Samsun’da amatör maçlara çıkmaya başlıyor. 14 yaşına geldiğinde, Karadeniz bölge karmasına seçiliyor ve milli takım kapısı açılmaya başlıyor Doğan’a. Ay yıldızlı formayı ilk kez Hollanda U15 takımı ile oynanan maçlarda giyme şansı bulan Doğan, bu maçtan sonra 2 yıl milli takımlara davet edilmedi. Doğan 17 yaşına girdiğinde, Samsunspor Süper Lig’den düştü. Mali sorunlar ve yönetimin alt yapı oyuncularına şans verme stratejisiyle 2012-13 sezonunun başında profesyonel yapıldı. O sezon takımın hocası, şu anki hoca Erhan Altın’dı. Doğan'ı birkaç kez kadroya alsa da fazla forma şansı vermedi. Daha sonra gelen hoca Besim Durmuş, Ankaragücü maçında Doğan’a şans verdi. Doğan ilk profesyonel maçında 79. dakikada oyuna girdi. Yine o sezon Gaziantep BBSK ve Adana Demirspor maçlarında forma şansı buldu. Aynı zamanda milli takımımızın U18 ve U19 takımlarında da forma şansını yakalamaya başladı bu süreçte.

       Geçen sezon Samsunspor’un başında Hüseyin Kalpar vardı. Geçtiğimiz sezon Samsunspor’un Mersin İdmanyurdu deplasmanında 3-0 galip iken 5-4 kaybettiği maçta Doğan’ın son dakikada çift sarıdan kırmızı kart görmesi faturanın Hüseyin hoca tarafından kendisine kesilmesine neden oldu. Oysa o kartın pozisyon icabı görülmesi gerekliydi bence. Maçı hatırladığım kadarıyla Doğan’ın eşleştiği oyuncu rakip takımın önemli ismi Raheem Lawal'dı. O maçtan sonra Hüseyin hoca tarafından yeniden alt yapıya indirilen Doğan, daha sonra alt yapıda da kadro dışı bırakıldı. Aslında hocalarımızın genç oyuncuya bakış açısını, zihniyetini buradan görebiliyoruz. O günlerde canı çok sıkılan, hak etmediği bir durumla karşılaşan Doğan’a Milli takım hocası Vedat İnceefe sahip çıktı desek yeridir. Samsunspor’da kadro dışı kalması Doğan’ı mental açıdan bitirirken, Vedat İnceefe’nin alt yapı milli takımın turnuvalarına, maçlarına Doğan’ı davet etmesi, Doğan’ın yeniden hırslanmasına neden oluyordu. Yeni sezona başlarken takımın başına getirilen Erhan Altın, Doğan için büyük şans olacaktır. Küçük yaşlardan beri Erhan hoca ile olan pozitif iletişimi bugünlerde de devam ediyor. Erhan hoca Doğan’a A takımda şans verdi ve bu motivasyonla Doğan sezon öncesi kampını çok verimli geçirdi. İlk olarak Alanyaspor ile oynanan hazırlık maçında ilk 11’de verilen şansı değerlendiren Doğan, o günden bugüne de formayı kaptırmadı. İdollerinin Zinedine Zidane ve Andrea Pirlo olduğunu söyleyen Doğan'ın en önemli hedefleri, A Milli Takım forması giymek ve Avrupa’da oynamak.

MEVKİİ
       Doğan’ın mevkisi orta sahanın göbeği ancak hem önliberoda hem de ofansif orta sahada sıkıntı olduğu zaman oynayabilecek bir oyuncu. Doğan, tam box to box orta saha oyuncusu. Oyunu tek yönlü görmeyen, devamlı oyunun içinde olan Doğan’ı, orta sahanın ortasında çift yönlü kullanmanın en doğrusu olduğunu düşünüyorum.

ARTILARI/EKSİLERİ
       Doğan, oyunu çift yönlü oynayabilen, teknik seviyesi fena olmayan, enerjik bir oyuncu. Sahada yorulmaz, mücadeleden kaçmaz, hırs küpü. Ayağı çok temiz, uzaktan sert ve isabetli şutları var. Boyu 1,84 cm, kilosu 77 kg. Fiziğini gözümüzün önüne getirdiğimizde idolü olan Zidane ile benzer fiziği olması da dikkatlerden kaçmıyor. Fiziğinin güçlü olduğunu, ayaklarının yere sağlam bastığını söyleyebiliriz. Attığı paslar ile basit oyunu tercih eder, hocasının sözünü dinler, takımda tecrübesiz olduğunu belli etmez, sırıtmaz.

       Doğan’ı geçen sezon Mersin İdmanyurdu maçında izlediğimde beğenmiştim. Bu sezonda Giresunspor ile oynanan ligin ilk hafta maçını da, Orduspor ile oynanan hazırlık maçını da izledim. Performansından dolayı şu hatası var, yapmasa iyi olur diyemiyorum. Gerçekten çok kaliteli oyuncu. Dezavantajı olursa genç olmasından dolayı olur. Genç oyunculara forma şansı vermeyen bir hocanın eline düşmez inşallah.

TRANSFER VE SÖZLEŞME DURUMU
       Doğan’ın Samsunspor ile olan sözleşmesi bu sezon sonunda bitiyor. Sözleşmesini henüz uzatmadı. İlerleyen zamanlarda ne olacağını bilmiyorum. Benim kendi kanaatim sene içinde bu durumu kafasına takmadan sadece takımı için oynaması. Sezon içi göstereceği performans, gelecek sezon taliplilerini arttırabilir.

NEREDE GÖRÜRÜZ?
       Hocası arkasında durursa, yapacağı tek hata yüzünden direkt infaz edilip alt yapıya yollanmazsa, 1-2 sezon içerisinde Süper Lig'de görebiliriz. Yetenekleri ve mücadele gücü tartışılmayacak bir oyuncu. Ama Süper Lig’e gitmek iş değil, vizyon-misyon sahibi bir takıma gitmesi daha önemli. Süper Lig’de "Peşinatının yarısını verirsen, seni bizim takıma alırım." diyen genel menajerlerin, genç oyuncu düşmanı hocaların takımına değil; gençleri seven, onların gelişimi için canını dişine takın, genç oyuncunun derdinden, tasasından anlayacak bir hocaya, vizyonlu bir kulübe gitmesi onun açısından iyi olacaktır. Allah sakatlık vermezse, Doğan’ı Süper Lig’de izleyeceğiz inşallah. Ama Süper Lig’e transfer olup yedek kulübesinde bekleyeceğine gerekirse iki sezon Samsunspor’da vazgeçilmez oyunculardan olsun. İlerisi için U21 ve A Milli Takımımızda izlemek de nasip olacaktır. Allah yolunu açık etsin.

       Yazımızı tamamlarken bir de videosunu paylaşalım. Başka bir yazıda görüşmek dileğiyle...



Hazırlayan: Hüseyin KARABACAK

10.09.2014 İddaa Tahminleri

9 Eylül 2014 Salı

Oyuncu Raporu: Mans Herrmann

        5 yaşında futbola başlayan Mans Herrmann, Wa IF’de forma giydi o dönemlerde. Helsingborg alt yapısına ise 14 yaşında geldi. Çocukluğunu Ölssjö’da geçirdi. Futbol dışında küçüklüğünde hentbol da oynayan Mans, o sporda da iyi olmasına rağmen futbola odaklanmayı seçti. Futbolu seçmesindeki ana etmen ise daha eğlenceli olduğunu düşünmesi ve babasının da zamanında amatörde olsa futbol oynaması.

        22 Mayıs 1997 doğumlu olan 17 yaşındaki Mans, o dönemde Helsingborg alt yapısına gelişine o kadar farklı bir pencereden bakıyor ki, o yaştaki bir çocuğun nelere daha fazla önem verdiğini buradan dahi anlayabiliriz;
“Öllsjö’dayken antrenmana gitmek için 45 dakika yürümek zorunda kalıyordum, artık 45 saniye bile yürümeyeceğim.”

        2010 senesinde katıldı Herrmann Helsingborg alt yapısına. O dönemde henüz 13 yaşını yeni bitirmiş, orta okul sonuncu sınıfa giden bir öğrenciydi. 14 yaş altı takımı o dönem kupayı 2.sırada tamamlarken Herrmann gol kralı olup dikkatleri üzerine çekmişti. 7 maçta attığı 15 gol ile! Baba Mats ile anne Sofia’nın Öllsjö’den bir de küçük kız kardeşi alıp ayrılması zor olsa da, oğullarının en iyiler arasına girme hayali onları da ikna etmiş ve bu yıla kadar gelmişler..

        Mans Herrmann geçen yıl adeta zirve yaptı performansında. Helsingborg U17 takımıyla, 22 maçta attığı 22 gol ve yaptığı 13 asist ile dikkatleri iyiden iyiye üzerine çekti. İsveç alt yaş kategorilerinde de forma giyen Mans’ın kariyer planlaması anlamında doğru yolda olduğunu da söylememiz gerek. Feyenoord’a transfer olana dek çok önemli teklifleri geri çevirmiş çünkü...

        2014 senesinde gösterdiği bu harika performans Feyenoord’a transferini hızlandırsa da, aslına bakarsanız 2013 senesi sonunda da Feyenoord ile denemelere çıkmıştı Herrmann ancak o dönemde transferi gerçekleşmemişti. Transferin gerçekleşmeme nedeni ise kulüplerin anlaşmazlığı ya da benzeri bir durum değil, Herrmann’dan kaynaklıydı. Henüz bir önceki paragrafı bitirirken değindim kariyer planlaması burada devreye giriyor işte...

        O dönemde bu transfer gerçekleşmedi zira Mans ailesinden ve arkadaşlarından ayrılmaya henüz hazır olmadığını belirtti. Takımda kalıp A takıma yükselme amacında olduğunu açıkladı. Feyenoord dışında gelen teklifleri ise daha arka plana attı. Çünkü Feyenoord’u gelişimi açısından en önemli basamak olarak görüyordu. Ona göre Premier Lig takımları Liverpool, Manchester City ve Newcastle’dan gelen tekliflerden daha ön sıradaydı Feyenoord. Premier Lig takımları onunla yakın temastaydı fakat genç oyuncu için dediğim gibi öncelik Feyenoord’du.

        2014’ün Ağustos ayında Feyenoord ile denemelere çıkan Mans’ın rüyası geçtiğimiz günlerde gerçek oldu ve genç oyuncu Helsingborg’dan Feyenoord’a transfer oldu. Kendisini 2 yıllığına Feyenoord U19 takımına bağlayan sözleşmeye imza atan genç golcünün amacı daha önce buralarda kendisini gösterme fırsatı bulmuş isimler gibi olmak... Mesela... Mesela... Mesela...

        Mesela 93 senesinde Helsingborg’dan Feyenoord’a transfer olan Henrik Larsson gibi. Mesela 2011 senesinde Manchester City’den Feyenoord’a kiralık giden John Guidetti gibi. Yakın zamandan oldukları için bu iki ismi örnek gösterenler çok olsa da, Herrmann’ın kafasındaki idol çok farklı. Kim mi? 1943 doğumlu, 1966-71 yılları arasında Feyenoord forması giyip neredeyse maç başına 1 gol atan Ove Kindvall..

        Henüz genç bir isim Mans Herrmann. Merkez forvet olarak görev alıyor yıllardır. Helsingborg alt yapısında Kinnander ile önlü arkalı çok iyi anlaşmasından ötürü forvet arkasında da oynamışlığı var. Şutları ve tekniği çok iyi bir isim. En büyük dezavantajı ise hızı. Pek  hızlı bir isim değil ve bu bakımdan da sıkıntı yaşayabiliyor. Ancak gelişime çok açık bir oyuncu ki bence bu açığını da bir şekilde kapatacak akılda bir isim. Sağ ayağını kullanıyordu genellikle fakat zayıf olan sol ayağını da çalışarak o kadar güçlendirdi ki artık iki ayağını da kullanabilen bir isim. Özellikle bir dönem Helsingborg forması giyen ve şimdilerde Augsburg formasını terleten Nikola Djurdjic’den zamanında çok şeyler kapmış Herrmann. Yine alt yapı hocalarını da her fırsatta verdikleri destekten ötürü ön plana çıkarıyor açıklamalarında.

        Çok izleme şansınız olmayabiliyor bu yaştaki bir ismi. Hem de İsveç’te yaşayan bir isimden bahsediyorsak ancak izlediğimiz kısıtlı maçları, edindiğimiz bilgiler çerçevesinde derleyebildiklerimiz bunlar. Zaten ondan beklenenler, onun gösterdiği performans, futbola bakış açısı ve ailesinin desteği onu ne kadar parlak bir geleceğin beklediğinin göstergesi. Küçük yaştan futbola doğru pencereden bakmayı başarmış bir isim olması en büyük artısı. Feyenoord ilerisi için önemli bir golcüyü kadrosuna kattı. Belki de Elmander, Guidetti, Henrik Larsson ve hatta Herrmann’ın da hayali olan Kindvall gibi Feyenoord’da dikkatleri çekecek Mans Herrmann, kim bilir...

Hazırlayan: Emrah ÇETİN
Transfer Merkezi İsveç Temsilcisi

09.09.2014 İddaa Tahminleri

Milli Maçlar İddaa Kuponu

8 Eylül 2014 Pazartesi

İnceleme: 2016 Yolunda Milli Takım..

       A-Milli Futbol Takımı için EURO 2016 macerası başlıyor. 1960 yılından bu yana 4 yılda bir organize edilen Avrupa Futbol Şampiyonası’nın 15. durağı Fransa olacak. Birçoğumuzun bildiği gibi statüde önemli bir değişiklik var.  EURO 1996’dan bu yana 16 takımın mücadele ettiği şampiyona, EURO 2016 ile birlikte 24 takımla gerçekleştirilecek. Bu da demek oluyor ki 9 eleme grubunun birincisi ve ikincisi, gruplarda en yüksek puanı alan ‘en iyi üçüncü’ takım doğrudan Fransa biletini alacak. Üçüncü sırayı alan 8 takım ise play-off mücadelesi verecek.

       Statünün bizim açımızdan kimileri için özeti şu; "EURO 2016’ya gidemeyeni döverler"… Başımızda Fatih Terim var. Güven duyulası bir teknik direktör olduğu kesin. İmparatorun elinde de 85, 86 ve 87 jenerasyonunun en kariyerli isimleri var. Turnuva gediklisi olmadığımız maalesef tartışılmaz gerçek. Dolayısıyla yaşları binaen Burak Yılmaz, Selçuk İnan, Gökhan Gönül, Olcan Adın (şampiyona görmedi) Arda Turan, Mehmet Topal, Olcay Şahan ve Mevlüt Erdinç için EURO 2016 oldukça önemli. Bu isimler muhtemelen kariyerlerinde son kez şampiyona tadacak. Tabii, yine de emin konuşmamamız lazım. İlk iki takımın doğrudan Fransa’ya gitmesi bizim için avantaj olmamalı. Çok çalışmalı ve sürprizlere izin vermemeliyiz. Grubumuz kolay değil. Geçmiş eleme gruplarında sürpriz puan kayıpları ve hesapta olmayan durumlar canımızı çok yaktı. Temkinli yaklaşmalıyız. Haydi o zaman rakiplerin genel bir analizini yapalım.

HOLLANDA
       Hollanda ile birçok kez resmi karşılaşmalar yaptık ancak ilk defa Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu’nda eşleşmiş olduk. Hollanda başarılı bir Dünya Kupası serüvenini geride bıraktı. Göze hoş gelen futbol anlayışı, yaratıcı ve üretken yıldızlarıyla üst kalitede bir takım olduğu gerçek. Dünya Kupası Hollanda’ya sadece üçüncülük getirmedi. Bir futbol ülkesi olan Hollanda, bu turnuvayla birlikte yeni yıldızlarını da vitrine sürdü. 94 doğumlu Memphis Depay, Fransa yolunda Hollanda’nın ön alanda hareketli ve dinamik kalmasına ağabeylerine yardımcı olacak. Oyunu kendi yarı sahasında kurma konusunda  kalfalıktan ustalığa yükselen 91 doğumlu Jordy Classie var. Stefan de Vrij, Martins Indi ve Blind gibi isimler de Hollanda’nın takım yükünü sırtlayacak düzeyde yıldız veya yıldız adayları.

       Van Gaal, milli takım için son şansını iyi kullandı. Beklentileri karşıladı ve gitti. Hollanda’da artık Guus Hiddink dönemi başladı. Van Gaal, takımı uzunca bir süre 5-2-3 oynatmıştı. Oyuncu havuzunda bir revizyon olacağını sanmasam da Guus Hiddink’in 5’li bir savunma bloğu sahaya süreceğini zannetmiyorum. Guus Hiddink enerjisi yüksek ve oyun içi dominasyonu sağlam ekipler oluşturur. Elinde de böyle bir oyuncu kümesi var.  Hollanda, teknik direktör kim olursa olsun, ekol oluşunun sağlamış olduğu etmenle, çok pas yapmadan doğrudan sonuca odaklı oyunundan hiçbir zaman vazgeçmeyecek. Şimdiden Hollanda- Türkiye maçlarını konuşmak yersiz olur ancak iki maçta da ön alanda yapılacak şok presler bizim açımızdan kilit nokta olabilir. Portakalların oyun planlarını bir şekilde bozmalıyız. En azından içerdeki maçta ortaya koyacağımız futbol bize puan veya puanlar getirebilir.

ÇEK CUMHURİYETİ
       İkinci torbadan kim gelsin diye sorsalar tereddüt etmeden Çek Cumhuriyeti’ni isterim. Bunu Çek Cumhuriyeti’ni küçümsemek için söylemedim. Gelebilecek diğer takımlar daha çok tehlike arz ettiği için belirtmek istedim. Çekler’in optimize edilmiş bir oyuncu kümesi bulunmuyor. Kadro yaşlandı. İdeal kadroda Darida Krejci ve Vydra dışındaki diğer oyuncular, tecrübeli olmakla birlikte miadı dolan isimler…  Jenerasyon sıkıntısı olduğu bir gerçek. Çekler EURO 2008 Grup Elemeleri’ni Koller, Rosicky, Galasek, Plasil, Ujfalusi, Sionko gibi oyuncular ile grubu Almanya’nın önünde birinci bitirmişlerdi. Bu jenerasyon EURO 2012’de de son demlerini yaşadı ancak artık korkulası bir tarafı kalmadı Çekler’in… Tek artıları var; o da tecrübe…

       Çek Cumhuriyeti Teknik Direktörü Pavel Vrba, kuralar çekildikten sonra Türkiye’den çekindiklerini belirterek  “Türkiye futbolun kalelerinden…” açıklamasını yapmıştı. Biz onlardan kağıt üzerinde daha iyi takımız, ikinci maçımızı Çekler ile oynayacağız. İki maçta da yenebilecek kapasitedeyiz ancak asıl önemli olan nokta, Çekler’in Portakallar ile yapacağı maçlar… Hollanda’nın grubu birinci bitirebileceğini öngörürsek Çekler’in Hollanda maçlarında puan alamaması da bizi ilgilendiriyor.

İZLANDA
       Gruptaki ilk maçta karşılaşacağım İzlanda, 2012 Dünya Kupası Grup Elemeleri’nde büyük bir sıçrayış yaparak grubu ikinci bitirmiş, Play-Off’ta Hırvatistan’a boyun eğmişti. Mevcut kadroları kısıtlı gibi görünse de yakaladıkları genç jenerasyonun meyvelerini toplamak istiyor. Ajax’tan hatırlayacağımız Kolbein Sigthorsson, AZ Alkmaar’dan Charlton Athletic’e transfer olan Gudmundsson ve takımın en önemli ismi Sigurdsson İzlanda’nın güvendiği isimler. Başlarında tecrübeli teknik adam Lars Lagerback var. İzlanda, grubu karıştıracak cinste bir takım. Aman dikkat.

LETONYA
       Baltık ülkesi Letonya 2004’te kabusumuz olmuştu. Letonya EURO 2004’e gitti ancak 2010 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’ndeki küçük kıpırdanma dışında 10 yıl öncesine dönemedi. Artık Verpakovskis de kadroda yok…  Takımı, Letonya’nın yetiştirdiği en önemli futbolculardan biri olan Marian Pahars çalıştırıyor. Hızlı ve atak futbolu benimseyen Letonya’da ileri noktada Valerijs Sabala ve Hamburglu Rudnevs takımın en çok güvendiği isimler. Letonya karşısında hata yapmamalıyız.

KAZAKİSTAN
       FIFA sıralamasına 130 sırada bulunan Kazaklar grubun en zayıf halkası ancak grupta asla kolay maç yok. Hiç hesapta olmayan işler su yüzüne çıkabiliyor. Arnavutluk, Portekiz gibi üst düzey bir takımı deplasmanda devirebiliyor. Bize dönelim… 2 Eylül 2011’de Kazakistan’ı son dakika golüyle anca yenebilmiştik. Kazakistan’ı yenebildiğimize sevinmiştik… Grupta asla kolay maç yok. Kazakistan da San Marino değil.

Danimarka maçı..
       Danimarka maçının belli dönemlerinde savunmamız ‘hasarlı’ gözüktü. Orta alandaki oyuncularımızın görev dağılımı konusunda yaşadığı sıkıntılar da Danimarka’nın daha çok etkili olmasına neden oldu.  Çok top kaybettik, konsantre olamadık. İkinci yarıda dengeler biraz değişti. Rakibe basan, oyunu ön alana yıkan ve ilk yarıya oranla daha çok koşan bir takım kimliğine bürünerek maçı lehimize çevirdik. Şunu da unutmayalım… Duran toplarda savunmamızdaki zaaflar gruptaki takımlara karşı başımızı ağrıtabilir. Bu sefer sürpriz olmasın biz sürprizlerin takımıyız her anlamda… Yolun Açık olsun Türkiye.

Hazırlayan: Orhun ALİCİKOĞLU

Oyuncu Raporu: Kubilay Sönmez

KARİYERİ
       Kubilay Sönmez, 1994 Kamen doğumlu gurbetçi bir oyuncu. Futbol kariyerine 10 yaşında Dortmund altyapısında başlayan Kubilay, burada 3 sezon oynadıktan sonra 2008 yılında Vfl Bochum alt yapısına dahil oldu. Onur Bulut'la beraber bir sezon top oynadıkta sonra SG Wattenscheid U17 takımına transferi gerçekleşti. Burada da kalıcı olmayı başaramayan Kubilay, sezon sonunda Rot-Weiss Essen U17 takımına transfer oldu. Bundesliga Gençlik Ligi'nde (Batı) gösterdiği performansla Norbert Elgert'in dikkatini çekti ve Schalke U19 takımına geçti. İlk yılında Max Meyer, Kaan Ayhan gibi futbolcuların bulunduğu takımda pek forma şansı bulamadı ancak ikinci sezonunda gösterdiği başarılı performansla TürkiyeU19 milli takımına seçilmeyi başardı. Schalke U19 takımından Schalke II'ye geçen Kubilay, transferin son günlerinde Dardanelspor'a transfer oldu.

       Yarım sezonda oynadığı 15 maçtan sonra Dardanelspor ile sözleşmesini fesh etti ve Gaziantepspor ile anlaşmaya vardı hatta güneydoğu temsilcisi ile antrenmanlara da çıktı ancak transfer gerçekleşmedi ve Kubilay boşta kaldı. Kubilay, yaz transfer döneminde Şanlıurfaspor ile anlaştı. Şanlıurfasporlu taraftarların U21 takımı için transfer edildiğini düşündüğü Kubilay, kamp süresince gösterdiği başarılı performansla hazırlık maçlarında görev aldı. İlk hafta Adanspor ile oynanan maçta da 90 dakika forma giyen gurbetçi oyuncu, gösterdiği performansla hem teknik heyetin hem taraftarların beğenisi topladı.

ARTILARI / EKSİLERİ
       Kesiciliği üst düzeyde, kademe anlayışı ve sezgileri de oldukça iyi, yaptığı müdahelerle takımını oldukça rahatlatıyor. Yerli ön liberolarımızın çoğu topu bomba olarak görür, kazandığı topu kaybetmeden arkadaşına aktarmak ister, bu yerli futbolcularımızın genelinde olan kronik bir sorun bence... Kubilay'ın böyle bir problemi yok, kazandığı topları kolayca ileri aktarabiliyor, dikine oynamayı seviyor. Alt yaş kategorilerinde forvet arkası ve orta ofans gibi mevkilerde şans bulduğundan ayak hakimiyetini de geliştirmiş gözüküyor. Bir ön libero için tekniği gayet iyi, bileklerine gayet hakim.

       Eksi yönlerine gelecek olursak; Şu ana kadar gözüme çarpan belirgin bir eksikliği yok. Kubilay her şeyden biraz bulunduruyor ancak varolan özelliklerini geliştirmesi lazım, yaşının 20 olduğunu unutmamak gerek. İlla br zaafını söylemek gerekirse de çok süratli bir oyuncu olmadığını söyleyebiliriz. Zaten mevkisi gereği çok hızlı olmasına gerek yok. PTT 1.lig'deki oyun anlayışından dolayı kart problemi yaşayabilir. Bu da başka bir dezavantaj olarak görülebilir.

GENEL BAKIŞ
       Hazırlık kampı süresince gösterdiği performansı devam ettirirse U21 milli takımına çok rahat seçilebilir. Şimdiden taraftarın beğenisini toplayan genç futbolcunun önümüzdeki sezon da takımda kalacağını düşünüyorum. Zaten yöneticilerin de açıklamaları buna paralel. Kubilay genellikle ön libero mevkisinde görev alıyor, aynı zamanda orta sahanın sağında ve ortasında da oynayabiliyor. Nerede forma giyerse giysin terinin son damlasına kadar mücadele eden tam bir görev adamı görünümünde... En verimli olacağı yer şüphesiz ön libero mevkisi. Gurbetçi futbolcu şu ana kadar "somut" hiçbir şey başarmadı ancak ona güvenen hocasını da mahçup etmedi. Benim kendisinden ümidim yüksek, umarım var olan potansiyelini ortaya koyar ve daha iyi yerlere gelir.

Transfer Merkezi Şanlıurfa Temsilcisi

Oyuncu Raporu: Jorginho James


Tam Adı Jorginho Orlando James
Doğum Tarihi 7 Temmuz 1994
Uyruklar Jamaika Jm
Boy 1.81 cm
Pozisyon Santrafor
Mevcut Takımı FC Harbour View Jm
Öncelikli Rol
Sahte 9 / Klasik 9 / Komple Santrafor
Alternatif Rol
Defansif Forvet (Umut Bulut tr gibi)
Mevcut Kontratı
31 Mart 2015'e kadar
Güçlü Ayağı
Her ikisi de, sıklıkla sağ
Market Değeri
?
Milli Tecrübe
3 Maçta 1 Gol (A) Jm
Kimi Anımsatıyor
Terrence Boyd Us / De (RB Leipzig De )

KISACA
+ Esnek ve akrobatik, sıklıkla rövaşata ve vole deniyor
+ Gelişen ani durumlara hızlı reaksiyon verebiliyor
+ Sık kullanmasa da, uzaktan isabetli ve sert şutlar atabiliyor
+ Maça konsantrasyonu, kazanma hırsı ve aidiyet bilinci üst düzey
+ Psikolojik baskıya dirençli (rakip taraftarın aleyhte tezahüratları vb)
+  Taktiksel sadakati üst düzeyde (hocasının talimatlarını sahaya yansıtma çabası, kafasına göre oynamıyor yani)
+ Talimat verilirse defansif görevler de üstlenebiliyor, hücum pres, stoperlere baskı gibi
+ Sağ kanat olarak da oynayabiliyor (ama 360 derece oynamaya alışmış oyuncuyu çizgide 180'e kilitlemek ne kadar akılcı olur muamma)

VIDEO


Hazırlayan: Yiğit Can ERTUNÇ
Transfer Merkezi Başyazarı