1 2 3 4 5 6

19 Aralık 2014 Cuma

Altyapı ve Uzun Vade

        Günümüzde futbol artık daha endüstriyel bir yapıya bürünmüş durumda... Eskilerde Spor-Toto gelirleri ve bilet hasılatı kulüplerin gelir kaynağı olurken; şimdilerde lisanslı ürün satışı, TV yayınları, borsada işlem gören hisse senetleri ve tahvilleri, sponsorluk ve reklam gelirleri..vs gibi enstrümanlar devreye girdi.

        Elbette bu yatırım enstrümanları başlı başına yeterli olmuyor; zira altyapı dediğimiz temel olmadığı sürece ya tarihin tozlu ve sarı sayfalarında yerinizi alırsınız ya da sürekli dışarıdan oyuncu alıp muhasebe defterinizin sağ tarafının (giderler kısmının) bir hayli kabarık olmasını engelleyemezsiniz. Bu da yüklü bir maliyet anlamına gelir ki, can sıkıcı bir durumdur...

        Spor Toto Süper Lig, 949 Milyon Euro'luk değeriyle parasal açıdan Avrupa'nın en pahalı yedinci ligi; fakat ülke futbolu olarak altyapıda her daim sınıfta kalıyoruz. Yeterli ilgiyi gösterip tesisleşme hamlelerini atmıyoruz. Şampiyonlar Ligi gibi dev bir organizasyonda Anderlecht ve Arsenal 17-18 yaşındaki oyunculara forma şansı verebiliyorken, genç ve dinamik bir nüfusa sahip olmamıza karşın altyapıda oynayan gençlere A takımda 90+4'te görev veriyoruz.

        Vakt-i zamanında gazetelerimizde boy boy Ajax modeli haberleri verilirdi; nedense iş icraata gelince çivi bile çakılmazdı. Elbette Türkiye'de olumsuz gelişmelerin yanında olumlu gelişmeler de olmuyor değil: Bucaspor'dan ayrılan Seyit Mehmet Özkan, 2012'de İzmir'in bir diğer köklü kulübü olan Altınordu'nun başına geçmesiyle "Şeytanlar" bir anda bambaşka bir takım kimliğine bürünüverdi: U7'ye kadar uzanan altyapı hamleleri gerçekleştirdi. Yeşilyurt ile sınırlı tesislerin üstüne Selçuk ve Kuşadası'nı ekledi. Şu anda yaş ortalaması 23 olan ve tamamı yerli oyunculardan oluşan bir kadro ile PTT 1.Lig'de mücadele ediyorlar. Rol modeli olarak da Athletic Bilbao seçilmiş. Seyit Mehmet Özkan, ülkemizde 30 milyon genç olduğunu ve kendi ülkesinin insanına değer verip onlarla başarıya ulaşmak amacında olduğunu özellikle vurguluyor. Olay yalnızca tesis ve altyapıyla sınırlı kalmıyor. Ulu Önder'in "ben sporcunun zeki çevik ve âhlaklısını severim" özdeyişinden destekler nitelikte hamleleri de söz konusu; bu nedenle iyi futbolcunun, iyi birey ve vatandaştan geçeceğini ve spordaki "fair-play" erdemini de oyuncularına aşılamaya çalışıyor.

        Futboldan anlayan ya da anlamayan hemen hemen herkes Türk futbolunun iyi yönetilmediğini ve iyiye gitmediği konusunda hemfikir; fakat tarafarları olsun,yöneticisi olsun şu günlük başarı peşinden koşmak ve günü kurtarma derdinden bir türlü sıyrılamıyoruz. Genç oyuncuların kendilerini gösterme fırsatını tanımıyoruz; onları yedek kulübelerine hapsedip performanslarının düşmesine, yeteneklerinin körelmesine, belki de ekmeğini kazandığı bu oyundan soğumasına yol açan durumu görmüyoruz ya da görmezden geliyoruz. Yalnızca futbolda değil toplumsal yaşamamızda  da bu durum söz konusu... Bilinmelidir ki; başarı yağmurlu, çamurlu, karlı yollardan geçilerek ulaşılabilir. Siz hiç, belli bir mevkiye gelen insanın çiçekli yollardan geçip de oraya ulaştığını duydunuz mu?

Hazırlayan: Erkan ADAY

15 Yaşında Bir Çocuk: Sead Haksabanovic

       Geçtiğimiz günlerde Halmstad’ın alt yapıda oynayan 15 yaşındaki bir ‘çocukla’ profesyonel sözleşme imzalayacağı haberlerini görünce çok şaşırmıştım. ’15 yahu 15’ dedim hatta içimden. Bizim ülkemizde bu yaştaki çocukların geldiği noktayı düşününce şaşırmamak elde değildi çünkü. Son 1-2 senedir bu çocuğun İngiliz takımları tarafından ciddi şekilde takip edildiğini okumuştum ama Halmstad’ın daha bu yaştayken oyuncuyla profesyonel sözleşme imzaladığını duyurması; ‘artık bu çocuğu bir araştırmalıyım’ noktasına getirdi beni. Bahsettiğim isim Sead Haksabanovic.

       Halmstad’ın Hyltebruk kentinde dünyaya gözlerini açan Bosna asıllı bir İsveçli Sead Haksabanovic. Bölgenin amatör takımlarından IF Leikin alt yapısında futbol hayatı başlayan 1999 doğumlu Haksabanovic’in Halmstad alt yapısına kazandırılmasındaki en büyük pay sahibi babası. İsveç U15 milli takımında da 4 kez forma giyen Sead, günümüz futbolunun kanat forvet tarzıyla dikkati çeken isimlerine benziyor. Forvet arkası, forvet ve kanat forvet olarak görev alabilen genç oyuncunun takipçisi hiç de az değil en başta söylediğim gibi.

       3 yıllık sözleşme imzalandı kendisiyle. Göreve yeni gelen hocası Janne Jönsson onun için olağanüstü bir  yetenek açıklaması yaparken, gelecek yıl düzenli olarak forma giyerse de şaşırmayacağını ekledi. Hakkında İsveç yerel siteleri ve forumlarında epey yorum okudum. Halmstad’dan çıkan en yetenekli isim olarak Ljungberg’i söylersek yanlış olmaz. İşte o Ljungberg’den sonra çıkması en muhtemel isim olarak Haksabanovic’in adı geçiyor çoğu yazıda. Ha şunu da söyleyelim. Eğer ki Sead önümüzdeki sezon Halmstad formasını sırtına geçirme şansı yakalarsa, Allsvenskan tarihinin forma giyen en genç oyuncusu da olacak. 17 yaş 87 gün ile eski Göteborglu Mats Lundgren bu listenin ilk sırasındaydı şimdiye kadar. Rüya gibi...

       Chelsea, Liverpool ve Manchester City’nin yakın takibinde olan genç yeteneğin amacı A takımda formayı kapmak ve ardından göstereceği gelişimle bu takımlarda üst düzey futbol oynamak. Alt yaş kategorisinde kaptanlık da yapan Sead’ın bahsettiğimiz takımlardan bazılarıyla deneme antrenmanlarına çıktığını da belirtelim.

       Tekniği, topla sürati, attığı paslar ve oyunu okuması en dikkat çekici özellikleri olarak yazılıyor. İzleme fırsatımız olmadığı için net ifadeler kullanamıyoruz ama bu kadar yazılan-çizilen bir isimi biz de buraya not düşelim istedim. 15 yaşında ve profesyonel olarak A takımda oynayacak. Gelecek sezon Halmstad’da onu izledikçe buraya ekleyeceğimiz çok şey olur elbette. Değerlenir buralar, rezerve edin derim. Şahsen ben epey heyecanlıyım bu yaştaki bir genci Allsvenskan’da izleyeceğim için.

Hazırlayan: Emrah ÇETİN

18 Aralık 2014 Perşembe

Allsvenskan’da Sezonun Dikkat Çekenleri (3)

Allsvenskan’da Sezonun Dikkat Çeken Performansları
        Geçtiğimiz günlerde birinci  ve ikinci bölümünü yayınladığımız "Allsvenskan’da Sezonun Dikkat Çekenleri" yazı dizisinin üçüncü ve son bölümüyle karşınızdayız. Geride kalan sezonda performansıyla dikkat çeken, sürpriz çıkışlar yakalayan ya da takımın başarısında önemli pay sahibi olan isimleri sizin için derledik. Buyrun, hep birlikte okuyalım...

Arnór Ingvi Traustason (21)
        Ne ülkesi İzlanda’da, ne de kısa süreli Norveç macerasında bu kadar etkili bir Traustason görmemiştik. Seviye atladı İsveç’te. Sezonun son kısmında sakatlık sebebiyle takımından ayrı kalsa da, süre aldığı zaman zarfında takımın en önemli hücum silahlarından birisi oldu. Uzaktan attığı etkili şutlar ve çizgiye inip açtığı etkili ortalar onu ayrıcalıklı yaptı. 3 golün yanına 5 asist ekledi oynadığı 18 maçta. Kendisinden gelen ekstra katkı sayesinde hoca Andersson’un da işi kolaylaştı. Yaşı da henüz bir adım daha ileriye gitmesi için yeterli. Bu yıl göstereceği performansa göre iyi noktalara gelebileceğini düşünüyorum.

Alhaji Kamara (20)
        Tam 1.ligimize uygun bir yapısı var Alhaji Kamara’nın. Duygusal yapısını idare etmek zor ama şansı Andersson gibi ona güvenen bir hocayla çalışması oldu Norrköping’de. Gördüğü gereksiz kartlar en büyük handikabı olsa bile, bu yılın çıkış gösteren isimlerinden oldu kendisi. 10 gol 3 asistlik katkısı ile takımının lige tutunmasında büyük payı var. Hızı, arzulu oyunu ve yeterli düzeydeki bitiriciliği 1.ligimiz için bence yeterli düzeyde. En büyük handikapları dediğim gibi kolay kartlar görmesi ve duygusal yönü.

Linus Wahlqvist ( 18)
        İsveç U19 ve daha alt yaş kategorilerinde çoğunlukla stoperde görev alsa da Wahlqvist, Norrköping’de hep bekte görev aldı. Hem sağ bek, hem de sol bekte oynadığını da ekleyelim. Açıkçası bekte de daha iyi randıman verdiğini de düşünüyorum. U19’da izleme fırsatım oldu onu stoperde, pek beğenmedim. Hücuma katkısı ve çizgiye iyi kullanması bekte onu daha iyi yapıyor. Henüz yaşı genç olmasına rağmen düzenli olarak 11’de görev alması en büyük avantajı. Geleceği çok parlak ve ilerleyen yıllarda hedefi olan bir takıma transfer yapmasını bekliyorum. Sezonu 2 asistle tamamladığını da ekleyelim.

Emil Bellander (20)
        Çok süre alamıyor Gefle’de ama oynadığı kısıtlı sürelerde stilini çok beğendiğim bir isim oldu Bellander. Merkez forvet özelliği olan 1.93’lük oyuncunun sırtı dönük iyi oyunu, ilerde top saklaması ve aniden kaleye yolladığı şutlar beğendiğim özellikleri. Hantal yapısı en büyük dezavantajı.  Geçen sezon hiç ilk 11 yapamamıştı ama bu yıl 2 kez 11 çıkmayı başardı. Yine de kısıtlı kadroya sahip Gefle’de dahi fazla forma giyememesi düşündürücü.  1 gol 2 asistle tamamladı sezonu. Bu yıl bir adım ileriye adım atabileceğini düşünüyorum, takibimde.

Joel Enarsson (21)
        Çok az süre aldı bu sezon Mjallby’de ama ben hayran kaldım kendisine ne yalan söyleyeyim. Ceza alanı içinde çok tehlikeli olan Enarsson’un 1.80 boyuna rağmen hava toplarındaki hakimiyeti dikkat çekiyor. Zıplama özelliği üst düzey. Topla ilişkisi çok iyi olmasa da, servis özelliğiyle de beğenimi kazandı epey. Norrköping’e transfer yapmayı başardı kısa sürede gösterdiği performansla. İşi kolay değil 11 yapma konusunda ama hamle oyuncusu olarak değerli olduğu kanaatindeyim.

Nicklas Bärkroth (22)
        İsveç’te değeri bilinmeyenlerden Barkroth. Norrköping’e transfer yaptı o da ama daha iyi yerleri hak ettiği kanaatindeyim. Akan oyunda topla çok iyi. Yaptığı asist sayısı 10’du bu sezon. Bu sayının 10’da kalması tamamen takım arkadaşlarından kaynaklıydı zira en kötü 15’i bulurdu bu sezonki performansıyla. Gol konusundaki sıkıntısı da yine takımla bağlantılıydı. Son sıraya demir atan bir takımda yapabileceklerinin en iyisini yaptı. Çizgiyi arkasına aldığı zaman içe kat edip rakip savunmayı fazlasıyla zorlayan ince bilekli çocuğu bu yıl Peking’de izleyeceğiz. Hayır olsun.

Jesper Karlström (19)
        Acilen transfer yapması lazım yoksa Brommapojkarna’da heba olup gidecek Karlström. Orta alanın ortasında oyunun her iki yönünü de oynayabiliyor olması ile dikkat çeken Karlström’ün uzaktan attığı etkili şutlar ile rakibin dengesini bozan ters topları en beğendiğim özellikleri. Fizik olarak da ezilmemesi ve rakibine cevap verebiliyor olması oynadığı bölge nazarında önemli. Yaşına rağmen aldığı sorumluluk çok büyük ve bunun altında kalmıyor olması da takdir edilesi. Allsvenskan’da kalması lazım. Yeteneği bunu hak ediyor.
——— Bitti ———

Hazırlayan: Emrah ÇETİN
Transfer Merkezi İsveç Temsilcisi

Perşembe Sistem Kuponu


MAKSİMUM KAZANÇ: 556,96 TL

16 Aralık 2014 Salı

Bayburtsporlu Taraftarların Koreografisi

Bayburtlu taraftarların Fenerbahçe maçı için hazırladığı 3 boyutlu koreografi.

12 Aralık 2014 Cuma

Cuma İddaa Kuponu

PTT 1.Lig Panorama (12.Hafta)

        PTT 1.Lig'in 12. haftasında Albimo Alanyaspor, haftanın sürprizine imza atarak ligin favorilerinden Antalyaspor'u deplasmanda 4-0 yenmeyi başardı. Kayserispor, lider Osmanlıspor'u devirerek önemli bir galibiyet alırken Boluspor, Giresunspor ve Bucaspor da deplasmanda altın değerinde 3 puan alan ekipler oldu. İşte haftanın genel görünümü ve maçlar hakkındaki yorumlarımız.

Haftanın Takımı: Albimo Alanyaspor
Haftanın Teknik Direktörü: Cihat Arslan (Şanlıurfaspor)
Haftanın Futbolcusu: Serdar Özbayraktar (Şanlıurfaspor)
Haftanın Formsuzu: Antalyaspor
Haftanın Golü: Prijovic (Boluspor) ve Can Erdem'in 2.golü (Karşıyaka)

Adanaspor 0-2 Boluspor
        Adanaspor beş önemli oyuncusunu kadro dışı bıraktıktan sonra, geçen deplasmanda Albimo Alanyaspor'u yenmeyi başarmıştı. Bu hafta sahasında Tiago'dan yoksun çıkınca maçın favorisi Boluspor oldu. Boluspor kısıtlı kadrosunu en verimli şekilde kullanmaya çalışıyor. Sol bek İlyas'ın formsuzluğundan ve yaptığı bireysel hatalardan dolayı Reha hoca formayı Cengiz Umut'a verdi ve o da  hiç de fena bir performans ortaya koymadı. Benzer şekilde orta alanda Bilal'ın performansı Boluspor kadrosunu şekillendiriyor. Bilal iyi performans ortaya koyduğu için Kibong daha önde forma şansı buluyor ve maalesef Kenan yedek beklemek zorunda kalıyor. Prijovic gol attığı sürece sıkıntı yok gibi görünse de ligin güçlü ekiplerine karşı hücumda sıkıntılar yaşayabilirler.

        Maçın ilk pozisyonunda Adanaspor etkisiz kalınca Boluspor da Prijovic ders olacak şekilde bir gole imza attı. Orta alandan gelen topu saklayışı, Bilal'a oynayıp öne koşusu ve gelen ara pasa güzel vuruşu ile attığı gol hazırlanış ve vuruş açısından haftanın golü olmayı fazlası ile hak etti. İlk yarıda bir başka etkili atak geliştiren yine Boluspor'du fakat Ali Dere bunu değerlendiremedi. İlk yarının bitimine yakın Emre'nin sakatlığı Boluspor takımının moralini bozsa da oyuna dahil olan İsmail Haktan olunca Boluspor için pek bir kayıp olmadı. İkinci yarıda beraberlik için atak yapan Adanaspor'da, rakip savunma arkasına atılan topu çekip vuran Murat oldu fakat şutu etkisiz olunca top kaleci Özkan da kaldı. Boluspor bu atağa Ali Dere ile karşılık verdi Ali Dere'nin şutu kaleci Evren'in ufak bir müdahalesi ile üst direkten oyun alanına döndü. Boluspor'un hızlı hücumları Adanaspor savunmasına hatalar yaptırdı ve Boluspor arka arkaya pozisyonlar buldu. Prijovic'in topla içeri girip vuruşu Boluspor'a ikici golü getirdi. Maç içinde ve maç sonu yaşanan olaylar Büyük Adanaspor camiasına yakışmayacak olaylar. Başkan'ın basın toplantısına katılıp kulübü bırakıyorum demesi Adanaspor'u büyük bir bilinmezliğin içine soktu.

Karşıyaka 2-2 Denizlispor
        Karşıyaka'da Yusuf hoca savunmasını bir türlü tutamıyor. İçeride kazanabileceği en güzel maçlardan bir olan Denizlispor müsabakasından bir puanı zor çıkardı. Maçın henüz başında Karşıyaka savunma oyuncuların ve ön liberoların hataları kalelerinde pozisyon görmelerine neden oldu. Kaleci Kazım'ın uzun degajına iki ön libero beraber çıktı ve savunma arkasına sarkan topa ağır iki stoper hata yapınca Yordanov kaleciyi de geçip golünü attı. Karşıyaka serbest atıştan Shukurov ile gole yaklaştı fakat Kazım başarılıydı. Defansta hata yapan bu defa Denizlispor oldu ve önce savunma yerini kaybetti ardından Kazım hamle hatası yapınca penaltıya sebep oldu ve Can Erdem penaltı golü ile skora eşitlik getirdi. Karşıkaya savunmasının arkasına atılan her top pozisyon oldu ve bu durum ikinci yarıda devam etti, Yordanov ortaya çıkardığı topu, Karşıyaka savunması önce hamle yapmakta zorlandı sonra pozisyon hatası yapınca Genkov hayatının en kolay gollerinden birini attı. Can Erdem savunmanın hatalarını kapatmaya devam etti ve önce şutu kalecide kaldı ardından haftanın en güzel gollerinden biri olacak şuttu attı ve skora eşitlik getirdi. Beraberlikten sonra Denizlispor atakları devam etti, bariz savunma hatalarına rağmen gol gelmeyince her iki takım birer puana razı oldu.

Antalyaspor 0-4 Albimo Alanyaspor
        Mehmet hocanın istifası sonra henüz yeni teknik direktör ile anlaşamadığı için teknik direktörsüz çıktığı maçta Albimo Alanyaspor sergilediği güzel oyun ve yakaladığı skor ile haftanın takımı olmayı fazlası ile hak etti. Maçın henüz başında Antalyaspor'un bariz üstünlüğü vardı ve çok net pozisyonlar buldu, özellikle Diarra ve Gökhan Karadeniz ile. Albimo Alanyaspor ise ilk girdiği pozisyonda Sinan Özkan'ın sağdan ortasına Ayite kayarak müdahale etti ve takımının ilk golünü buldu. Antalyaspor savunma oyuncuları rakibe ne kadar uzak oynadılarsa Albimo Alanyaspor stoperleri rakibe o kadar yakın oynadı üstelik Koray takımına birde gol kazandırdı. Hami hoca skoru çevirmek için ne kadar hücum oyuncusu varsa oyuna aldı, fakat en temel sorunları olan savunmaya bir türlü çözüm bulamıyor. 

Elazığspor 1-2 Giresunspor
        Elazığspor Murat'ın yokluğunda orta alanda Bilica'ya forma vererek, ve Onur Güney'i önde oynatmaya devam ederek sahada üstünlüğü rakibine verdi. Buna rağmen karambolda hücuma çıkan Erdinç takımını öne geçirecek golü buldu. İkinci yarıya ev sahibi takımda oyna Murat Tosun dahil oldu ve Noyan oyundan çıkan oyuncuydu. İkinci yarıda da her iki takım serbest atışlardan gol aradı ve golü bulan Giresunspor takımından Alican oldu. Golden hemen sonra Alican çok net pozisyonda topa iyi vuramayınca ikinci golden oldu. Karşılıklı Mehmet Çakır ve Çağrı'nın şutları gol getiremeyince sahneye Elazığspor savunma oyuncuları ve hakem girdi. Uğur'un soldan savunma arkasına attığı yüksek topta savunma oyuncuları ofsayt diye durdu. Anton net bir şekilde yüksek gelen topu kolu ile indirdiği halde hakem kısa mesafede görmesine rağmen devam demesi ve Anton'un öne çıkan kaleciden aşırtacak vuruş yapması Giresunspor'un ikinci golünü getirdi. Erdinç maç biterken gördüğü ikinci sarı karttan kırmızı kart gördü.

Şanlıurfaspor 2-1 Altınordu
        Maça etkili başlayan takım Altınordu oldu ve rakip savunma arkasına atılan topa koşu yapıp topla buluşan Erdoğan düzgün bir vuruş ile takımını öne geçiren golü attı. Ş.Urfaspor sahasında taraftarının desteğini arkasına aldığı maçta, oyuna etki eden en önemli olaylar Cihat hocanın devre arası yaptığı iki değişiklik ve Tolgahan'ın yaptığı büyük hataydı. Cihat hoca Kenan ve Youssef'i çıkartıp Volkan ve Serdar'ı alması oyunun gidişatını değiştirdi. Serdar önce Topa sahip olan Tolgahan'a pres yapıp kazandığı topu gol yaptı ardından karambolda boşta kalan topa dönerek vurup skoru belirleyen golü attı ve takımına üç puanı getirdi. Altınordu beraberlik golü için atak yaparken dönen topu kazanıp uzak mesafeden etkili vuran Göksu'nun şutu direğe takılınca maç bu skor ile bitmiş oldu.

Manisaspor 1-3 Samsunspor
        Samsunspor yaşadığı ekonomik ve yönetimsel problemlerden dolayı en önemli oyuncularından Umar'ı kaybetti. Umar gibi devre arası oyuncuların ayrılacağı duyumları içinde Manisa deplasmanında çok önemli bir oyun ortaya koydular ve farklı kazanmayı bildiler. Manisaspor ise en önemli oyuncuları Tayfun Cora, Mustafa Sarp ve Subasic'i bir türlü oynatacak duruma getirmedi ve zaten yetersiz olan kadro, bu oyuncuların yokluğu ile daha da zayıf bir duruma geliyor. Maçta Samsunspor'un ilk ciddi atağında Murat sağdan orta yaptı ve kaleci Bayram savunma oyuncuları üzerine çıkıp hata yapınca top Recep Niyaz'ın önünde kaldı ve Recep düzgün bir vuruş ile golü buldu. Mustafa Sevgi orta saha çizgisinin on metre ilerisinde kullandığı taç ataşında kamera ekranında görünen sekiz Manisaspor oyuncusunun da pozisyonlarının yanlış olduğu görüldü. Hasan, rakibin takım halindeki pozisyon hatalarını affetmedi ve öne koşu yapan Mbilla'ya çok rahat bir pas verdi. Mbilla da savunma hatasını affetmedi güzel bir vuruş ile farkı ikiye çıkardı. Samsunspor'un savunmadan uzaklaştırmaya çalıştığı topta yine takım halinde savunma problemi yaşayınca Manisaspor kalesinde üçüncü golü gördü. Mbilla desteğe gelen Musa'ya bıraktı ve Musa Aydın takımına gol kazandırmaya devam ediyor. Maçın skorunu belirleyen golü Milijas serbest atıştan kaleciyi ters köşeye göndererek kaydetti.

Orduspor 1-3 Bucaspor
        Ligin ekonomik ve yönetimsel sorunlar yaşayan iki takımından kazanan deplasman takımı Bucaspor oldu. Orduspor Ziya hoca ile ilk maçına çıktı ve sorunların büyüklüğü net bir şekilde ortaya çıktı. Teknik direktör değişikliğinin kısa sürede etki etmeyeceği belli oldu. Bucaspor aradığı golü kornerden gelen topa iyi vurun Nsaliwa'nın vuruşu ile buldu. Orduspor bu gole kısa sürede Yasin ile cevap verince umutlandı fakat Bucaspor rakibin zayıf yönlerini çok iyi incelediğini ve bu yönde bir oyun sergilediğini ilk yarı bitmeden gösterdi, bu defa sahneye Bucasporlu Yasin devreye girdi takımını bir kez daha öne geçiren golü attı. İkinci yarıda Orduspor'un atakları vardı. Çağlar kalesinde başarılı bir maç çıkarırken, Landel'in Luiz nasılsa penaltı yaptırıyor ve her maç Bucaspor aleyhine nasılsa penaltı çalınıyor tarzı kendini yerine bırakmasını hakem yutmadı ve Landel'in kendisini yanılttığına yönelik sarı kartı verdi. Bucaspor taktiğini bozmadı ve yine savunma arkasına yüksek bir orta bu defa dokunan İskender oldu ve maçının skorunu belirleyen golü attı.  

Kayserispor 3-1 Osmanlıspor
        Haftanın en önemli maçında, olaylar maç sonu dahi devam etti. Alt lige de maç yönetince oyuncularla kötü bir iletişim kurup kötü bir yönetim sergileyen Fırat Aydınus'un bu maça neden verildiğini anlamış değilim. Kayserispor golü korner atışından sonra oluşan karambol de Simic ile buldu. Top çizgiyi geçip geçmediği düşünülürken yan hakem orta çizgiye koşarak golü verdi. Osmanlıspor'un sağdan geliştirdiği topa Mehmet Yıldız müdahale etti, yükselen top Simic'in göğsüne çarpınca Fırat Aydınus penaltı verdi ve maçta gerilim başladı. Muhammet Reis penaltı golü skora eşitlik getirdi. Kayserispor Anıl ile kullandığı serbest atışta Cemil çok az olsa da ofsayt pozisyonunda olunca yan hakem iyi yakaladı ve golü iptal ettirdi. Muhammet Reis topla dönerken topu ayağından fazla açtı ve rakibinin geldiğini görünce kayarak müdahale etti fakat topa hükmeden İbrahim olunca Muhammet büyük bir hamle hatası yaptı, Fırat Aydınus direk rakibe yapılmış bir hareket olarak değerlendirip Muhammet Reis'i kırmızı kart ile attı.

        Eksik kalan rakibine karşı gol arayan Kayserispor da Biseswar uzaktan etkili vurdu, kaleci Ahmet'in çeldiği topu tamamlayan Nobre oldu. Osmanlıspor'un kullandığı kornerde Görkem yerde kaldı ve Osmanlıspor bir kez daha penaltı atışı kullandı. Reis kırmızı kart ile atılınca topun başına Bilal Aziz geldi ve top direkten döndü. Maçın skorunu belirleyen Biseswar oldu ve önündü bulduğu top ile hızlı hücuma çıkıp golünü kaydetti. Maç sonu basın toplantısında Osman hocaya ile basın arasındaki tartışmalar sonunda hafta içi Osman hoca bir basın açıklaması ile olaylara açıklık getirdi ve özür diledi.

Gaziantep BBSK 1-0 Adana Demirspor
        G.Antep BŞBS evinde, ligde üst sıralarda yer alan rakibine karşı kazanarak ilk altı için tekrardan umutlandı. Maçın henüz başında Köksal ile bulduğu golü maç sonuna kadar korumayı bildi. A.Demirspor aradığı beraberlik golünü bulamayınca ikinci yarıya Hüseyin Kala - Oğuzhan değişikliği geldi. Fakat maçta değişen bir şey olmayınca Beykan ve Özgürcan da oyuna dahil oldu. Tüm bu değişiklikler yapılması gerekliydi fakat Özgürcan oyuna daha erken girebilseydi daha verimli olabilirdi.

Hazırlayan: Namet ATEŞ
UEFA A Lisanslı Teknik Direktör

8 Aralık 2014 Pazartesi

Bölgesel Amatör Lig Raporu

        Bölgesel Amatör Lig'de heyecan her geçen gün artıyor. Her gruptan sadece 1 takımın çıkacağı maçlarda artık hataların telafisi yok. Ligin ilk devre bitimine 1 hafta kaldı ve gruplardaki şampiyon adayları yavaş yavaş belli olmaya başladı.

        BAL 1.Grup'ta şampiyonluk yarışı gayet rekabetli, her takım her geçen gün daha iyi oynuyor, şampiyonluk yarışı iyice kızışıyor. Grupta lider 25 puanla Cizrespor gözükse de 2. sıradaki 12 Bingölspor'un Hasköy Yıldızspor maçı ile ilgili karar açıklanmadığından liderlik konusunda net bir şey diyemeyeiz. Grupta en avantajlı ekipler Tatvan GB, Cizrespor ve 12 Bingölspor. Bu ekiplerin birbirleri ile oynayacakları maçlar kuşkusuz şampiyonu belirleyecek. Belki bu grupta bir Mardinspor sürprizi de beklenebilir.

        BAL 2.Grup'ta şampiyonluk için ilk 5 takımın şansı çok yüksek. Lider Serhat Ardahanspor liderlik konumunda fakat grupta liderlik her an el değiştirebilir. Sırasıyla arkasından gelen ekipler Görelespor, Yomraspor, Beşikdüzüspor ve Karaderespor. Bu grupta birşey söylemek için henüz çok erken...

        BAL 3.Grup'ta Kilis Belediyespor namağlup lider, ikinci sırada Dersimspor bulunuyor, Karaköprü Belediyespor ve 44 Malatyaspor onları takip eden ekipler. Şampiyonluk yarışında Kilis ekibi avantajı elinde bulunduran takım ama puan farkı az olduğundan Dersimspor da her an liderlik koltuğuna oturabilir. Şampiyon olan takım bence Dersim yada Kilis ekibi olur fakat 2.yarı oynanacak maçlar ve fikstüre baktığımızda bu 2 takım dışında bir ekibin de sürpriz yapma şansı var.

        BAL 4.Grup'ta işler karışık bir durumda. Lider şu an maç fazlasıyla Kozan Belediyespor fakat ikinci ve üçüncü sıradaki Meski ve Dörtyol Gençlerbirliği grubun en iyi futbol oynayan ekipleri. Kozan Belediyespor diğer ekiplere göre daha açık bir futbol oynuyor fakat çok gol atan değil 3 puan alan şampiyonluğa uzandığı gerçeğini uınutmamak lazım.. Diğer ekiplere baktığımızda Ceyhanspor ve Osmaniyespor da ligin iddialı ekiplerinden...

        BAL 5.Grup'ta ise Kastamonuspor durdurulamıyor. Türkiye'nin en çok gol atan ekibi adım adım 3.Lig'e koşuyor fakat rakipleri de en az onun kadar sağlam.Yeni Amasyaspor, Güzelorduspor da Kastamonuspor ile birlikte grubun iddialı ekipleri. Şampiyonluğu belirleyecek maçlar ise Kastamonuspor-Amasyaspor, Güzelorduspor-Amasyaspor ve Güzelorduspor-Kastamonuspor arasında olacak. Özellikle Güzelorduspor bu maçları iyi değerlendirirse liderliği alabilir ama en başta dediğim gibi şu anki durumuna bakarsak Kastamonuspor'u durdurmak zor.

        BAL 6.Grup'ta ise liderlik yarışı yavaş yavaş kopmaya başladı hatta koptu diyebiliriz. Lider Zara Belediyespor koptu gidiyor fakat bana göre ligin sessiz lideri Altındağ Belediyespor'u da gözardı etmemek lazım. Bu 2 takım şampiyonluk yolunda yarış içindeler zaten fakat Yozgatspor da bu yarıştan henüz kopmuş değil. Bağlumspor, Y.Kırşehirspor ve MKE Kırıkkalespor'un ise işleri zor, artık sürpriz peşindeler.

Uşakspor-Afjet Afyonspor maçından.
        BAL 7.Grup'ta BB Bodrumspor 28 puanla birinci sırada, ikinci sırada 24 puanla Uşakspor ve arkasında 22 puanlı Muğlaspor, Afjet Afyonspor ve Sarayköyspor bulunuyor. En avantajlı ekip BB Bodrumspor gibi görünse de ligde 4.sırada bulunan Afjet Afyonspor'a herkesin dikkat etmesini istiyorum, büyük çıkış yakalayan ekip bana göre Bodrumspor'la grupta yarışacak ekip. Namağlup Uşakspor ve ikinci sıradaki Muğlaspor da puan hesaplamalarını iyi yapıp hata yapmazlarsa şampiyonluk şansları var.

        BAL 8.Grup'ta ilk 3 sırada yer alan 3 takımın da henüz mağlubiyeti yok. Lider Atillaspor onu izleyen Manisa BBSK ve üçüncü Didim Belediyespor. Bu üç takımın arasında geçecek şampiyonluk yarışı baya karışık. Kendi aralarında yapacakları maçlar liderliği belirleyecek gibi görünüyor.

        BAL 9.Grup'ta işler gerçekten çok karışık 14 takımdan oluşan grupta 6-7 takımın şampiyon olma ihtimali var. Belli bir takımı favori göstermek ya da diğerlerine göre avantajlı demek çok zor. Şu an gayet dengeli bir şekilde ilerliyen grupta yarışın son haftaya kadar süreceğini tahmin etmek zor değil.

        BAL 10.Grup'ta Kütahyaspor doludizgin ilerliyor. 12 maçta sadece 2 gol yiyen ekip 30 puan topladı. Arkasında gelen güçlü ekipler ise Düzcespor, Karasuspor ve Serdivanspor ama bu takımların liderliği alabilmesi için önce Kütahyaspor'a çelme takmaları lazım, -ki bu da çok zor görünüyor.

        BAL 11.Grup'ta ise ilk 6 ekip diğer ekiplerinden şimdilik kopmuş durumda. Çengelköyspor, Arnavutköy Belediyespor, Kozlu Belediyespor, Tekirdağspor, Kocaelispor ve Velimeşespor şampiyonluk yarışına devam ediyor. Eski günlerine dönme hedefinde olan Kocaelispor, bugünkü Tekirdağspor maçında olduğu gibi tüm maçlarını dolu tribünler ve taraftarlarının müthiş desteği önünde oynuyor. Ligde şu an Çengelköyspor'un ardından 2. sırada yer alan Körfez ekibi, şampiyonluğun en önemli adaylarından.

Hazırlayan: Mete EKİZ

Scout Raporu: Mustafa Ethem Erboğa (Beşiktaş)

        Bu yazımda birkaç haftadır izlemeye aldığım Beşiktaş U16 takımının 1999 doğumlu forvet oyuncusu Mustafa Ethem Erboğa'dan bahsetmet istiyorum. Futbola Galatasaray alt yapısında başlayan Mustafa, 2013 yılında Avcılar Belediyespor altyapısına geçtikten sonra bu sezon Beşiktaş'a transfer oldu.

        Mustafa çok yönlü bir oyuncu, hem forvet hattında hem forvet arkasında rahatlıkla kullanabilecek meziyetlere sahip. Hem toplu oyunda hem topsuz oyunda sürekli oyunun içerisinde. Sahada hiç saklanmıyor, hep boşluk arıyor. Rakip stoperlerle mücadeleden kaçmıyor, çok diri ve güçlü bir yapısı var. Son dakikaya kadar oyundan hiç düşmüyor. Maçın ilk dakikasından son düdüğüne kadar aynı fizik gücünü koruyor olması önemli bir artısı. Ceza sahası içerisindeki bitiriciliği ve gol vuruşları da bu yaş için gayet iyi. Son vuruş konusunda özel çalışmalar yaparak kendisini geliştirirse Beşiktaş'ta kalıcı olabilir. Oyun zekası ve oyun  bilgisi çok iyi. Duran toplardaki hava hakimiyeti ve sıçrama özelliği skora katkı yapmasına yardımcı oluyor. Yaşının verdiği eksikler dışında önemli bir zayıf yönü yok ama bazı pozisyonlarda ağır kaldığını gördüm, biraz daha çabuk düşünüp çabuk hareket etmesi gerek.

        U16 Milli takımımızın son aday kadrosuna baktığımda 2 forvet oyuncumuzun olduğunu ve 1 oyuncunun yaklaşık 2-3 aydır sakat olduğunu öğrenince Mustafa'nın neden alınmadığına şaşırdım. Biraz araştırma yaptım Azerbaycan milli takımına gönderildiğini öğrendim ve bu duruma çok içerledim. İnşallah bu yazdıklarımız biraz dikkate alınır ve milli takım hocalarımız tarafından izlemeye alınır, bu yetenek bizim milli takımımıza kazandırılır. Gelecekte hem Beşiktaş'ın hem de Milli takımımızın senelerce yararlanacağı bir oyuncu olabileceğine inanıyorum. Allah kardeşimizin yolunu açık etsin. Transfer Merkezi ailesi adına başarılar dilerim.

Hazırlayan: Ali KARAKAŞ

08.12.2014 İddaa Tahminleri

Pazartesi İddaa Kuponu

5 Aralık 2014 Cuma

Portekiz'den Transfer Önerileri

        Bu yazımızda yakından takip ettiğim Portekiz ligi Primeira Liga'da performansıyla dikkat çeken, bizim ligimizde de başarılı olabilecek transfer önerilerini kaleme aldık. Takımlarımızın doğru transfer hamleleri yapması, paralarını çarçur etmemesi dileğiyle, keyifli okumalar.

Ali Ghazal (CD Nacional)
        İlk olarak bu oyuncular arasından en sevdiğimi ve en beğendiğimi yazmak istedim. 22 yaşında, Mısır vatandaşı Ghazal, bu sezona oldukça iyi başladı. 1.89cm'lik boyu ile takımın motoru olan Ghazal, defansif orta saha olarak görev yapıyor. Fiziksel olarak üst seviyede ve gerektiğinde stoper de oynayabiliyor. Defansif olarak göze batan bir eksiği olmayan Ghazal'ın hücum alanında pek bir şey ifade ettiği söylenemez. Eğer bu sezon sonunda Benfica, Porto ya da Sporting üçlüsünden bir kapmazsa 3-4 milyon gibi bir ücrete kolaylıkla alınabilir.

Moussa Maazou (Maritimo)
        Lige fırtına gibi başlayan ve 8 gol atan Moussa'nın, Türkiye ligine fazlasıyla uygun olduğunu düşünüyorum. Emenike gibi hızlı ve onun daha zeki hali diye özetleyebiliriz. Aynı zamanda en az Emenike kadar güçlü de. Nijerli oyuncu, 26 yaşında ve 1.86cm boyunda. Yine 3-4 milyon civarlarına çok rahat alınabilir. Portekiz basınında Bundesliga'dan da talipleri olduğu yazılmıştı.

Derley (Benfica)
        Maritimo zamanından beri Derley'i takip ediyorum. Nedense hep Türkiye'de çok başarılı olacağını düşündüğüm bir forvet. Pozisyon hazırladığında affetmez, kafa vuruşlarında oldukça iyi ve top sürme konusunda da fena değil. Benfica'da bu sezon pek kullanılmadı ve kullanılacak gibi de durmuyor. Sezon sonu satın alma opsiyonlu kiralamak ve ya direkt bonservisi almak oldukça doğru bir davranış olur. Bonservisi en fazla 2-3 milyon olacaktır.

Ahmed Hassan (Rio Ave)
        Koka'dan yazdığım raporda uzun uzun bahsetmiştim. O yüzden burada oyun tarzından bahsetmeyeceğim. Ama Koka'nın da bizim ligde iş yapacağını düşünüyorum. 1993 doğumlu Mısırlı golcü, aynı zamanda pozisyon da hazırlayabilen bir oyuncu olduğu için gittiği takımda oldukça başarılı olacaktır ve birçok gole etki edecektir. Bonservisine gelirsek, en fazla 3-4 milyon tutacaktır. Ahmed Hassan için buna değer diye düşünüyorum, henüz yaşı da çok genç. Umarım yolu Türkiye'ye düşer.

Lisandro Lopez (Benfica)
        Hem iyi, hem yaşı uygun hem de pahalı olmayan bir stoperi kim istemez ki? Sezon sonunda stoper arayışında olan takımlarımız için ilaç gibi gelecektir. Satın alma opsiyonlu kiralama şansı da çok yüksek. Tahminimce 1 milyon kiralama 4 milyon satın alma gibi bir opsiyona kolayca getirilebilir.

Marcelo (Rio Ave)
        Son dönemlerinde çıkışta olan, Ahmed Hassan gibi bir başka Rio Ave oyuncusu Marcelo da, Lisandro Lopez gibi genç sayılabilecek bir stoper. Ancak daha ucuzu. Lisandro Lopez kariyerinde düşüşte ancak Marcelo tam tersi yükselişte. En fazla 3-4 milyon bonservis bedeli ile alınabilir ve ileride yüksek bir rakama satma şansınız da var. Bence Brezilyalı oyuncuyu gözden kaçırmamak gerek.

Hazırlayan: Altan HALIGÜR

Türkiye Kupası ve Ekonomi

        Bu hafta için oynanan Ziraat Türkiye Kupası maçlarında takımların ettiği zararlar basında bol bol haber oldu. Bunda Fenerbahçe'nin genç oyunculardan kurulu bir takımla sahaya çıkmasının büyük payı vardı elbette. Kimi "Fenerbahçe haklı, as oyuncularla çıkarsa zarar eder" ya da "genç oyunculara şans vermek lazım" diye bunu savunup kupa statüsünü eleştirirken kimi de aksini savunup kupaya saygı gösterilmesi gerektiğini, Türkiye Kupası'nı kazanmanın önemli olduğunu söylediler. Peki hangisi doğru? Biz elimizdeki verilen ışığında olayı tüm açılardan ele alalım, karar sizin olsun.

        Öncelikle Kayserispor maçına, U21 takımında forma giyen gençlerin de olduğu bir kadroyla çıkan Fenerbahçe'den başlayalım. Fenerbahçe, genç oyuncularını oynatmasına rağmen bu maçta oynayan oyuncularına toplam 230 bin TL maç başı ücret ödedi. Eğer ligdeki son Eskişehirspor maçındaki as kadroyla sahaya çıkmış olsaydı ödeyeceği maç başı ücret 415 bin TL olacaktı. Türkiye Kupası'nda kazanan takıma 90 bin TL, beraber kalan ekibe ise 45 bin TL ödül veriliyor. Bu bilgiler ışığında, Fenerbahçe'nin her durumda maddi olarak zarar ettiğini ancak gençlerle oynadığında bu zararın miktarını düşürdüğünü görüyoruz. Bir başka ilginç örnek de sadece Mehmet Topuz'a 70 bin TL maç başı ücreti ödenirken maçtaki bilet gelirinin sadece 3.500 TL olmasıydı.

         Galatasaray, Eskişehirspor'u 4-2 mağlup ederek yeni hocasıyla ilk maçında galip gelmenin sevincini yaşadı ve 90 bin TL kupa ödülünü aldı ancak önemli oyuncularını oynatmanın maddi zararını da yaşadı. Maç başı ücreti 25 bin Euro olan Melo, Selçuk gibi isimlerin de etkisiyle sahaya çıkan oyuncularına toplam 410 bin TL maç başı ücreti ödedi. Bunun yanında kırmızı kart gören Melo'yu da kaybetmiş oldu.

         Beşiktaş da dünkü Sarıyer maçını 4-0 kazanırken genç/yedek oyuncularına da şans vermesine rağmen yine de toplam 213 bin TL maç başı ücreti ödedi. 90 bin TL maç kazanma ödülü alan siyah-beyazlı ekip 123 bin TL zarar etmiş oldu.

        Ziraat Türkiye Kupası'nda şampiyon olan takım 2,16 milyon Euro kazanıyor. Evet, bu az bir para değil ama oraya gelene kadar oynanan maç sayısı çok fazla. Elemeli değil de grup sistemi ve deplasmanlı çift maç usulü yaptığınızda finale kadar her takımın en az 10 maç oynaması gerekiyor. Fenerbahçe, Galatasaray gibi takımlar bu 10 maçta as kadrolarıyla oynadıklarında maç başı ücretler yüzünden 3 milyon TL'den fazla zarar etmiş oluyorlar. Kupayı kazanan takım için elde edeceği gelirle birlikte bu karşılanabilir belki ama yarı final ya da finalde elenen takım için aynı şeyi söylemek zor.

       Olaya diğer açıdan bakacak olursak; evet bu sportif bir organizasyon, tek amaç para kazanmak değil. Türkiye Kupası'nı kazanmanın, şampiyon takım apoletine sahip olmanın manevi bir değeri var. Bir de kupayı kazanan takıma UEFA Avrupa Ligi'nde direkt gitme avantajı getiriyor. Bunları da göz önünde bulundurmak lazım. Ancak; kupa boyunca hep as kadrosuyla mücadele edip şampiyon olamayan takımın uğrayacağı maddi zarar ve bu maçlardaki olası sakatlıkların takıma vereceği zarar da görmezden gelinemez.

        Tüm bu bilgiler ışığında şunu söylemek mümkün; kupa maçlarına as kadroyla çıkan takımı da Fenerbahçe gibi genç oyuncuları oynatanı da eleştirmek yanlış çünkü iki tarafın da kendine göre haklı olduğu yanlar var. Burada önemli olan sizin kupaya bakış açınız. Sizin için önemli olan kupa kazanmak ve prestij mi yoksa maddiyat ve genç oyunculara/yedeklere şans vermek mi? Bana kalırsa, burada yapılması gereken grup sisteminden vazgeçip eskisi gibi elemeli sisteme dönmek ve FA Cup gibi daha sürprize açık bir yapı yaratmak. Bu durum yayıncı kuruluşun işine gelmeyecek tabi ki ama böyle olursa, maç sayısı daha az olacağı için masrafı ve sakatlık riski de daha az olacak, kulüpler de Türkiye Kupası'nı bir külfet olarak görmekten vazgeçecektir.

Hazırlayan: Çetin KUZU