1 2 3 4 5 6

25 Ekim 2014 Cumartesi

Avrupa Kartalı

       Ligde iddialı çıkışını, UEFA Avrupa Ligi’ndeki namağlup süreciyle birleştiren Beşiktaş geçtiğimiz günlerde deplasmanda karşılaştığı Partizan’ı 4-0 gibi net bir skorla mağlup etmişken; Avrupa maçları sonrası Kara Kartal’ın 2008-09 sezonundaki şampiyonluğundan sonraki Avrupa karnesini çıkarmak istedik.

       Geçtiğimiz sezon Norveç temsilcisi Tromsö’ye elenmiş olan Beşiktaş, oynadığı ve galip bitirmesine rağmen elenmekten kurtulamadığı play off maçı sonrası ligde çıktığı Gaziantepspor maçından 2-0 galip ayrılmıştı.

       Avrupa’ya gittiği bir önceki sezon olan 2011-12’de ise UEFA Avrupa Ligi’nde E Grubu’nda mücadele eden Beşiktaş grup maçlarında galip kapattığı Maccabi Tel Aviv, Dynamo Kiev, Maccabi Tel Aviv ve Stoke City maçlarından sonra ligde sırasıyla Ankaragücü’nü 3-1 yendi, Gençlerbirliği’ne 4-2 yenildi, Orduspor’u 2-1 yendi ve Samsunspor ile 1-1 berabere kaldı. 2. Tur’daki Sporting Braga galibiyeti sonrası ise ligde Gençlerbirliği’ni bu kez 3-2 yendi.

       2010-11 sezonunda ise 2. Eleme, 3. Eleme, Play Off ve L Grubu mücadeleleri akabinde 2. Tur’a yükselmişti. Bu süreçte 3. Eleme Turu’nda Viktoria Plzen’i 3-0 mağlup ettikten sonra ligde çıktığı Bucaspor maçından 1-0 galip ayrıldı. Play Off’ta galip ayrıldığı iki HJK Helsinki maçından sonra sırasıyla İBB (Şimdiki adıyla Başakşehir) maçını 2-0 kaybetmiş ancak Karabükspor’u ise 4-1 mağlup etmişti. Gruplarda galip kapattığı ikişer CSKA Sofia ve Rapid Wien maçlarından sonra ligde karşılaştığı Fenerbahçe’yle 1-1 berabere kalmış, Trabzonspor’a 1-0 kaybetmiş, Bursaspor’u 1-0 yenmiş ve Gaziantepspor ile 1-1 berabere kalmıştı.

       2009-10 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden Beşiktaş’ın tek galibiyeti Manchester United’a karşı olmuştu. Kara Kartallar bu maçtan sonra ligde çıktığı Fenerbahçe derbisini 3-0 galibiyetle noktalamayı başardı.

       Süper Lig’de son şampiyon olduğu yılda, yani 2008-09 sezonunda Avrupa’da 2. Eleme Turu ve 1. Tur maçları oynayan Beşiktaş bu süreçte Siroki Brijeg’i iki maçta yenmiş, Metalist Kharkiv’e ise ilk maçta 1-0 galip gelmesine rağmen ikinci maçta elenmişti. Bu maçlardan sonra ligde çıktığı MP Antalyaspor’u 3-2, Konyaspor’u 2-0 ve Gaziantepspor’u 3-0 mağlup etmişti.

Sonuç ortada:
       Ligde yaşadığı son şampiyonluktan bu yana Avrupa’da 16 kez galip gelen Beşiktaş, ligde bu maçlardan sonra karşılaştığı rakipleri karşısında 10 galibiyet, 3 mağlubiyet, 3 de beraberlik aldı.

       En çok karşılaştığı rakip Gaziantepspor oldu! Üç maçtan ikisini galip, birini berabere kapattı Beşiktaş. Fenerbahçe’yle de iki kez karşılaşan Beşiktaş bu karşılaşmalarda bir galibiyet, bir beraberlik aldı. Ankara takımlarıyla da iki kez karşılaşan Beşiktaş, Ankaragücü’nü yenerken Gençlerbirliği’ne yenildi.

Hazırlayan: Alper KAYA

25.10.2014 İddaa Tahminleri

Cumartesi İddaa Kuponu

BANKO KUPON                                                  SÜRPRİZ KUPON

23 Ekim 2014 Perşembe

Oyuncu Raporu: Tugay Gündoğan

Kariyeri
       28 Temmuz 1995 tarihinde Almanya'nın Lengerich şehrinde doğdu. Futbola şu an Almanya 3.Lig'inde mücadele eden VfL Osnabrück takımında başladı. Kendini futbola veren ve sürekli gelişim kaydeden Tugay Gündoğan, 16 yaşında yani 2011-12 sezonunda U17 takımında forma giymeye başladı ve sezon içinde biri U19 takımıyla olmakla beraber 22 maçta 4 gol attı. 2012-13 sezonuna başlarken SC Preussen Münster'in U19 takımına transfer oldu, 19 maça çıktı fakat maalesef skora katkı yapamadı. 2013-14 sezonuna başlarken bu sefer durağı Rot Weiss Ahlen U19 takımı oldu. Burada yarım sezon forma giyip 7 gol attı. 2014 Ocak ayında altyapısından yetiştiği VfL Osnabrück takımına geri döndü ve U19 takımında forma giymeye başladı. Sezonun ilk yarısında gösterdiği başarılı performansın üstüne koyarak takımının en önemli silahlarından biri oldu. VfL Osnabrück, Tugay Gündoğan transferinden önce ilk devreyi sadece 5 puan ile kapatmıştı, Tugay Gündoğan transferinden sonra ligin 2. yarısında tam tamına 17 puan aldı. Ligin ikinci yarısında takımın toparlanmasının ana sebeblerinden biri Tugay Gündoğan'dı ve sezonun 2. yarısında da 7 gol atmayı başardı. 2014-15 sezonuna başlarken VfL Osnabrück 2 takımına yükselen Tugay Gündoğan başarılı futboluna burada da devam ettiriyor. Şu ana kadar takımıyla 11 maça çıktı ve 3 gol atmayı başardı.

Güçlü Yönleri
Versatil Oluşu: Tugay Gündoğan bir forvet oyuncusu fakat her iki ayağını da etkili kullanması nedeniyle hücum bölgesinde her noktada onu düşünmeden kullabilirsiniz .Sağ kanat, sol kanat ya da forvet arkası. Bu bölgelerde sırıtmadan forma giyebiliyor. Versatil oluşu onu öne çıkaran en önemli özelliği.

Hız, Teknik: Tugay, öncelikle takımın en yetenekli futbolcularından biri ve teknik direktörünün vazgeçilmezi. Kanatta ve 10 numara mevkilerinde forma giyebildiğini yukarıda söylemiştik. Kanatta oynadığında hızını ön plana çıkarırken, 10 numara mevkinde oynadığında tekniğinin ne kadar iyi olduğunu görebilirsiniz.

İş Disiplini: Bu hususu özellikle belirtmek istedim. Tugay Gündoğan'ın müthiş bir iş disiplini var. Çok çalışıyor, sürekli önceki günden daha iyi olmaya gayret ediyor. Antremanlardan kalan boş zamanlarında kendini daha çok geliştirmek için yüzme ve fitness gibi başka spor dallarıyla uğraşıyor. Yani mesleğine büyük bir saygısı var. Bu durum, bu yaştaki genç bir futbolcu için çok önemli. Bunda heralde eski futbolcu olan babasının payı büyük.

Fiziksel Üstünlük: Futbol, yüzme ve fitness. Bir futbolcunun güçlü olması için daha hangi spor dallarıyla uğraşması gerekir? Şu an yaşıtlarına göre oldukça iyi bir fiziğe sahip, giderek daha da güçleniyor.

Zayıf Yönleri
Fazla Yardımsever: Şaşıralabilirsiniz. Tugay Gündoğan takım oyununa bazen fazlasıyla kendini kaptırabiliyor, şut/pas tercihlerinde yanlışlar yapabiliyor. Müsait olduğu ve golle sonuçlandırabileceği pozisyonlarda yardımseverliği devreye giriyor ve pas tercihini kullanıyor. İyi bir golcünün yeri geldiğinde biraz bencil olması gerektiğini de unutmamalı. Bu konuda biraz kendini düşünmesi yararına olacağını düşünüyorum.

Defansif Anlayışı: Hücumsal anlamda çok tehlikeli bir futbolcu fakat defansif anlamda kendini geliştirmesi gerek. Özellikle kanatlarda oynadığı zamanlarda bu eksikliği göze çarpıyor. Bunu zaafını biraz olsun geliştirebilirse ortaya çok daha iyi bir futbolcu profili çıkacağı gayet net.

Transfer ve Sözleşme Durumu
       Tugay Gündoğan'ın VfL Osnabrück ile sözlemesi bu sezon bitiyor fakat kulübü ona 3 yıllık sözleşme önerdi. Geçen sezon gösterdiği başarılı performans nedeniyle Hollanda 2.Lig takımından teklif aldı fakat şartlar olmayınca kendi takımında devam kararı aldı. Bu sezonda başarılı performansını sürdürünce Bundesliga, İngiliz ve İtalyan kulüpleri Tugay Gündoğan'ı izlemeye başladı.

Milli Takım Tercihi
       Tugay Gündoğan henüz ne Almanya ne de Türkiye Milli Takımı'nda forma giydi. Fakat her iki ülkeden teklif gelmesi halinde Türkiye Milli Takım forması giymek için can atıyor, benden söylemesi.

Gelecekte ne olur?
       Bu şekilde işine saygı ve önemle yaklaşmaya devam ettiği takdirde diğer genç futbolculardan bir tık öne çıkacağı kesin. Bu iş disiplinine, yeteneğini de kattığımızda önümüze gayet iyi bir futbolcu profili çıkıyor. Hocası bunu bildiği için takımda en çok güvendiği isimlerin başında geliyor. Önünde parlak bir gelecek var, bu şekilde devam ettiği takdirde onu yakında zamanda profesyonel liglerde görebileceğimizi düşünüyorum.

Hazırlayan: Muhammed EKTİ

Taner Taşkın, Manisaspor için doğru isim mi?

       Taner Taşkın Manisaspor‘a hayırlı olsun. Futbolculuk döneminde uzun yıllar forma giydiği, kaptanlık yaptığı memleketinin takımında şimdi teknik direktör olmanın gurunu yaşayacak Taner Taşkın. Taner hocaya ve ekibine hoş geldin diyorum ve bu zorlu görevlerinde başarılar diliyorum.

       "Taner Taşkın doğru isim mi?" diye soran birçok kişi oldu son günlerde. Evet Taner Taşkın, Manisaspor teknik direktörlüğü için son derece doğru bir isim bence. Fakat keşke takımın başına şu an değil de sezon başında gelseydi. Ama Manisaspor Yönetimi ve Sportif Direktörün çok ilginç bir özelliği var ki, tüm doğruları 2-3 ay gecikme ile gerçekleştiriyorlar. Gerçekten bu konuda çok istikrarlılar. Tebrik etmek bile gerekir bu istikrarlarından dolayı!

       Manisaspor ve Taner Taşkın birlikteliği için ben şöyle bir garanti verebilirim. Kesinlikle ama kesinlikle her şey Manisaspor için daha güzel olacak. Taner Taşkın‘ın takımı,  Tahir Karapınar‘ın takımından daha kötü bir takım görüntüsü çizmez, daha kötü bir futbol oynamaz ve en önemlisi daha kötü mücadele etmez.

       Alanya maçının ardından Manisaspor‘un zaten yeteri kadar sorunu var ve bari teknik direktörü Manisaspor için sorun olmasın diye bir ifade kullanmıştım. Karşıyaka maçından itibaren Manisaspor‘un teknik direktör sorunu çözülmüş olacak. Belki Taner Hoca gelir gelmez bir artı sağlayamayacak Manisaspor için ama en azından Tahir Karapınar gibi Manisaspor‘un hanesine eksiler de yazdırmayacak. Yani kısacası Taner Hoca‘nın ilk maçtan Manisaspor‘a faydası olmayabilir ama zararı da kesinlikle olmayacaktır.

       Taner Taşkın’ın  yaptığı ilk açıklamalarının  benim bir önceki yazdığım yazı ile örtüşüyor olması beni oldukça sevindirdi. Hedefler konusunda oldukça realist bir hoca. İlk yarı sonuna kadar belirlemiş olduğu 20 puan barajı da son derece doğru. Taner Taşkın. Tahir Karapınar gibi olmayacak şeylerden, hayallerden bahsetmiyor ve bahsetmeyecek gibi görünüyor.

       Taner Taşkın nasıl bir sistem ile oynayacak, hangi oyuncuları tercih edecek, nasıl bir mantalite tercih edecek bunların hepsini gelecek haftalarda net bir şekilde göreceğiz. Umarım haftalar geçtikçe Taner Hoca hakkında söylediğim bu olumlu sözler de artarak devam eder.

       Ben gerçekten Manisaspor‘un ligin son sırasında olacak kadar kötü bir kadrosu olmadığına inanıyorum.  Özellikle Hakan Turan – Hakan Barış – Mustafa Sarp – Nenad – Dmitrov – Gökhan gibi bu ligin üst düzey takım standartlarında orta saha ve ofansif orta saha oyuncularına sahip bir Manisaspor takımı var. Umarım Taner Hoca bu saydığım oyunculardan en yüksek verimi alır. Tahir Karapınar‘ın yapmış olduğu en büyük hatalardan biri de oyuncu seçimleri konusunda olmuştu. Taner Hoca, Tahir Hoca‘nın yaptığı hataları yapmaz ve Amerika‘yı yeniden keşfetmeye çalışmazsa kısa vadede ligin ilk yarısının sonuna kadar hedeflediği puana ulaşacaktır.

Futbola Adanmış Hayatlar: Murat Bozdemir

       İşi bağırmak çağırmakla halletmeyi başarı sananlar, bilmeliler ki; bağırıp çağırmak tribünlere has. Oysa ki bağırıp çağırmak skora tesir etmiyor.

       Hayat futbola fena halde benzer. Futbol, şahsi beceri gerektirir; ama aslında toplu oynanan, insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyundur. Hayat da öyle değil mi? İstediğin kadar yetenekli ol, iyi bir takımın yoksa kaybedersin. (Dar Alanda Kısa Paslaşmalar filminden.)

       Kayseri'de genç neslin değerli teknik adamlarından Hacılar Erciyesspor'un teknik direktörü Murat Bozdemir ile futbolculuk hayatının erken bitmesi ve teknik direktörlük hayatına girişi, kısacası futbol/hayat ekseninde keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Erken yaşta UEFA B lisansına sahip olan Bozdemir, Türkiye'de Bölgesel Amatör Lig'de en genç teknik direktör. Henüz 28 yaşında olmasına rağmen birçok tecrübeye sahip olan genç teknik adam, Kayseri'de de yerel bir efsane haline geldi. Galatasaray Futbol Okulları İç Anadolu Bölge Sorumluluğu yapan, Futsal Milli Takım seviyesine yükselen ve Erciyes Üniversitesi Futsal takımı ile Avrupa Şampiyonası Gol Kralı ünvanını elde eden Murat Bozdemir ile sohbetimiz başlıyor.

Kısaca Murat Bozdemir'i tanıyalım...
       1986 yılında Kayseri'de dünyaya geldim. 7 yaşında Kayseri Erciyesspor'da futbola başladım. Futbola başlamamda Amatör Milli futbolcu olan amcam Recai Bozdemir'in çok katkısı var. Kayseri'de DSİ, Özel İdare, Şekerspor, Talasspor ve Sağlıkspor'da forma giydim. Sağlıkspor'da yaşadığım sakatlık nedeniyle futbolculuk hayatıma son vermek zorunda kaldım. Futbola bağlılığım ve hayatımın her alanında futbolu nefes almak gibi bir zorunluluk haline getirdiğim için Teknik Direktör olarak futbolun içinde kalmayı tercih ettim.

Futbola adanmış bir hayat, zorluklar ve talihsizliklere rağmen pes etmemek, sevdiği işin içinde kalmak nasıl bir duygu?
       Futbol bir aşk benim için, vazgeçilmez bir tutku. Her şeye rağmen pes etmemek ve var olabildiğini göstermek futbolun doğasında var. Maddi olarak yaşanan sıkıntılara rağmen sevdiğimiz işi yapmamız bizi ayakta tutan yegane neden.

Hedefleriniz neler?
       Kariyer planlaması yapmadım. Ama merdivenleri teker teker çıkmak istiyorum. Şu andaki ilk hedefim takımımı 3.Lig'e çıkarabilmek. Her teknik direktörün hayali, bir gün A Milli futbol takımını çalıştırmaktır. Ben de bu yolda ilerlemeye devam edeceğim.

Türk Futbolu ve Milli Takım hakkındaki düşünceleriniz?
       Alt yapı hocalarına önem verilmesi ve sistematik çalışma ile Avrupa standartlarına ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Örneğin Galatasaray-Anderlecht maçında rakip takım 17 yaşında bir oyuncuya devler arenasında şans verebiliyor ama bizde 25-26 yaşındaki bir oyuncuya genç nitelendirmesi yapabiliyoruz. Milli takım içinse kötü başladık ama Fatih Terim hocamıza güveniyorum. Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılacağımıza inanıyorum.

Teknik direktör olarak bir idolünüz var mı?
       Teknik Direktörlüğüme katkısından dolayı alt yapılardan itibaren desteğini çekmeyen Doğan Doğan hocama teşekkür ederim. İdolüm var diyemem ama Türkiye'den Ertuğrul Sağlam ve Osman Özköylü, Avrupa'dan ise Diego Simeone ve Andre Villas-Boas'ı beğeniyorum.

Röportaj: Harun YAPAR
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. 

23.10.2014 İddaa Tahminleri

22 Ekim 2014 Çarşamba

PTT 1.Lig Panorama (6.Hafta)

       PTT 1.Lig'de 6.Hafta sonunda, Antalyaspor ve Osmanlıspor ligin zirvesinde yer aldı. Kayserispor sahasında Bucaspor'a, Karşıyaka ise G.Antep BŞB.Spor takımına 5 gol atmayı başardı. İki maçta atılan 13 gol, bu hafta atılan gol sayısını otuza çıkardı. Önceki haftalara oranla seyir zevki yüksek maçlar gerçekleşti ve atılan goller izleyenleri gayet memnun etti. Adana derbisinde kazanan ev sahibi takım Adanaspor oldu. Adana'da maç temposu gayet yüksekti ve her iki takımının ortaya koyduğu oyun futbol adına sevindiriciydi. Hakem hatalarının da ve bireysel oyuncu hatalarının da olduğu haftada, Manisaspor teknik direktör değişikliğine giden bir diğer PTT 1.Lig takımı oldu.

Haftanın Takımı: Karşıyaka
Haftanın Teknik Direktörü: Levent Eriş (Adanaspor)
Haftanın Futbolcusu: Mehmet Eren Boyraz (Kayserispor)
Haftanın Formsuzu: Armand Deumi  (Gaziantep Bş.Bld.Spor)
Haftanın Gölü: Ümit Tütünci (Orduspor) Erdal Güneş (Gaziantep Bş.Bld.Spor)

Şanlıurfaspor 2-1 Orduspor
       Ş.Urfaspor iç saha maçlarını Elazığ'da oynamasına rağmen kazanmasını biliyor. Ligde sıkıntılar yaşayan Orduspor Teknik Direktör Sebahattin hoca ile çıktığı maçta güçlü rakibi karşısında istediği oyunu ortaya koyamadı ve sahadan puansız ayrıldı. Ş.Urfaspor özellikle ilk yarıda topa daha fazla sahip olup organize ataklar ile hücum etmeye çalıştı. Maçın henüz başı sayılabilecek dakikalarda Orduspor sol kanattan Ziya ile hücum etti, Ş.Urfaspor stoperi Veli baskıya gidince, bir diğer stoper Onur kale sahası içinde kaldı ve geriye çıkarılan topta Ümit çok müsait pozisyonda ayak içi ile iyi vurdu ve Orduspor'u deplasmanda öne geçiren gölü buldu. Golden sonra Ş.Urfaspor takımı çok daha fazla topa sahip oldu ve aradığı golü Abdülkadir'in verdiği pasta Kenan ile buldu. İkinci yarıda Ş.Urfaspor takımının temposu iyice düştü, yapılan oyuncu değişiklikleri gayet yerindeydi ve aradıkları golü Abdülkadir ile buldular. Orduspor, gol çabaları sonuç vermeyince sahadan mağlup ayrılan taraf oldu.

Antalyaspor 3-1 Samsunspor
       Maçın başlaması ile Antalyaspor'un golü bulması aynı ana denk geldi. Emrah Başsan savunmanın hatasını affetmedi ve 37. saniyede bu yılın en erken golünü buldu. Samsunspor, hücum hattında çok etkili olmasına rağmen savunmada bir türlü problemi çözemedi ve savunmada yaptıkları hatalar ile mağlup olmaktan kurtulamıyorlar. Maçın ikinci yarısında Tuna'nın rakip ile ikili mücadelesinde Sakıp yerde kaldı ve iki farklı skor ile geriye düştüler. Mbilla kendisine özgü vuruşlarından birini yaptı ve çaprazdan iyi vuruşu golü getirdi fakat bu güzel vuruşun yanında kaçan penaltı maçın kaderini belirledi. Emrah Başsan savunmada kontrolsüz girince penaltıya neden oldu ve Samsunspor eşitliği yakalama şansını değerlendiremedi. Antalyaspor rakibin bıraktığı boşlukları iyi değerlendirdi ve Zeki'nin güzel vuruşu skoru belirleyen gol oldu. Antalyaspor ligde istikrarlı bir şekilde yoluna devam ediyor, Samsunspor ise yaşadığı sıkıntılar ile kötü günler yaşıyor.

Kayserispor 5-1 Bucaspor
       Kayserispor Cüneyt hoca ile çıkışını sürdürüyor. Sürekli dile getirdiğimiz konu, ligi ve takımları iyi bilmenin bu ligde başarıya etkisinin fazla olduğuydu. Kayserispor yönetimi Mutlu hocanın ayrılması ile birçok isim hoca ile görüştü fakat bu anlaşma olmadığı her hafta Kayserispor'un faydasına oldu ve kendisine verine şansı Cüneyt hoca çok iyi değerlendirdi ve üst üste galibiyetler aldı. Maç içinde yaptığı değişiklikler de çok yerindeydi ve Mehmet Eren oyuna girdikten sonra attığı gol ve yaptığı asistler ile haftanın futbolcusu oldu, Anıl oyuna girdikten sonra yine gol bulan oyuncu oldu. Bucaspor orta alanda formsuz oyuncularının ve savunmada alternatifsizliğin kurbanı oluyor. Bu oyuncuların temposu Kayserispor takımını durdurmaya yetmedi ve aradaki fark belirgin bir şekilde ortaya çıktı

Boluspor 0-0 Altınordu A.Ş.
       Ligde istediği istikrarı bir türlü yakalayamayan Boluspor iç saha maçında ligin "beraberlikler takımı" Altınordu ile golsüz berabere kaldı. Boluspor'un savunmada alternatifsiz oluşu ve maçta sakatlanan Rekho'nun da uzun süre olmayacağı düşünüldüğünde savunmada daha büyük problem yaşayabilirler. Orta alanda defansif anlamda bir sıkıntı yaşamadılar fakat hücuma çok fazla katkı sağlayan oyuncu olmayınca üçüncü bölgeye yani gol bölgesine top taşıyan ve oynayan tek oyuncu Emre oldu. Kenan ve Prijovic pozisyonlarda birbirlerine çok uzak kaldılar ve Prijovic topa sahip olduğunda en yakın oyuncu Ali Dere'ydi ve o da pas verme mesafesinin dışındaydı. Kenan ve Prijovic, her ikisi de kenar toplarda başarı sağlayabilir fakat özellikle birinci ve ikinci orta bölgesinden neredeyse hiç orta gelmedi. Altınordu takımı kendi oyun yapısını sahaya yansıtmaya ve topa sahip olup ofansif bir oyun ortaya koymaya çalışıyor. Gol yollarında pozisyonlar bulmalarına rağmen istedikleri oranda bunları gole dönüştüremiyorlar. Altınordu takımı altı haftada aldığı beş beraberlik ile kolay kolay yenilmeyeceğini gösteriyor fakat önümüzdeki üç hafta performansları yüksek olan takımlar ile karşılaşacaklar ve Altınordu'nun asıl gücünü ortaya koyacağı maçlar bunlar olacaktır.

Elazığspor 2-0 Manisaspor
       Elazığspor evinde ligde kötü günler yaşayan Manisaspor'u Birol ve Cangele'nin ayağından bulduğu iki gol ile mağlup etmeyi başardı. Maçın ilk yarısında her iki takım adına da net pozisyon yoktu fakat oyuna hakim olan tarafta yoktu. Manisapor'da Subasic etkili olurken, Elazığspor takımında Cangele etkili bir oyun ortaya koydu. Maçın ikinci yarısında Gökhan'ın Mehmet Çakır'a yaptığı kontrolsüz hamle  penaltıya sebep oldu ve Birol Hikmet takımını öne geçiren golü penaltıdan buldu. Cangele maçtaki etkili oyununu ikinci yarıda da sergiledi ve attığı gol ile maçın skorunu belirledi. Manisaspor kötü gidişe dur demek için her kulübün yaptığı en kolay yöntemsizliği yaptı ve hocası Tahir Karapınar'ın görevine son verip, ikinci ligden eski oyuncusu Taner Taşkın ile anlaştı. Elazığspor'da oyuncuların bireysel performansı artıyor, hala kolay pozisyon veriyorlar fakat takım oyunlarında belirgin bir iyileşme var.

Karşıyaka 5-2 G.Antep BŞB.Spor
       Karşıyaka sahasında haftanın sürprizlerinden birine imza attı ve lige iddialı başlayan rakibine 5 gol atıp mağlup etmeyi başardı. Dikkat, konsantrasyon ve psikolojik olarak kötü bir dönem geçiren rakibinin bu zaafını avantaja dönüştürecek hamle rakip ceza sahası içine olabilecek en fazla sayıda top taşımaktı ve Karşıyaka takımı maçın başlaması ile birlikte bunu fazlası ile gerçekleştirdi. Karşıyakalı oyuncular, rakibin yaptığı hataları affetmeyince ortaya farklı bir oyun ve farklı bir skor çıktı. Karşıyaka adına gelen erken goller ve Deumi'nin atılması Karşıyaka'nın maçı rahat kazanmasını sağladı. Maçta atılan 7 gol ve Erdal Güneş'in attığı gol maçın en güzel taraflarıydı. Karşıyaka takımı kadro derinliği çok fazla olan bir takım değil ve oyuncuların bireysel performansları değişkenlik gösteriyor, bu nedenlerden dolayı istikrarlı sonuçları alması zor görünüyor. G.Antep BŞB.Spor her hafta alacağı bir galibiyet ile yeni bir başlangıç yapmak istiyor fakat milli takım maçlarından dolayı oynanmayan haftayı çok da iyi geçirmedikleri görüldü. Takım oyunlarında büyük sıkıntı mevcutken bu zamanı fiziksel antrenmanlar ile geçirmek zaten psikolojik çöküntü içinde olan takımın daha da kötü gitmesini sağlamaktan başka işe yaramamış.

Albimo Alanyaspor 1-1 Denizlispor
       Albimo Alanyaspor ligde henüz mağlubiyeti bulunmayan Denizlispor karşılaşmasına dengeli başladı ve karşılıklı ataklar ile oyun devam ederken, Denizlispor'da Erçağ'ın kullandığı kornerde Bülent ceza sahası içinde boş kaldı ve rakibin bu hatasını affetmeyip takımını öne geçiren golü buldu. Maçı kısaca yorumlamak gerekirse Albimo Alanyaspor yediği golden sonra bitiş düdüğüne kadar onlarca pozisyon buldu ve tek golü bitiş düdüğünden hemen önce ceza sahası üzerinde kazandıkları serbest atıştan Timuçin ile buldular. Alanyaspor'un bu maçta bu kadar çok pozisyon bulup gol bulamamasının nedeni hücum hattında oyuncuların bireysel denemeleri ve sürekli uzaktan şutlar ile gol aramaları. Önceki maçlarda yaptıkları üçüncü bölgede paslar ve kombine oyunları bu maçta neredeyse hiç göremedik.

Adanaspor 2-1 Adana Demirspor
       Haftanın en önemli maçında kazanan ev sahibi Adanaspor oldu. Levent hoca orta sahayı rakibe göre daha kalabalık ve genç oyuncular ile kurarak bu bölgede üstünlüğü sağladı. Adana Demirspor'un sağdan ortasına Mulenga stoper Abdullah ile birlikte yükseldi, vurduğu kafa vuruşunda Abdullah Karmil'in kolu açık ve yüksekteydi, hakemin görüş açısında olmasına rağmen bu pozisyonu çarpma olarak değerlendirdi ve vermesi gereken penaltıyı vermeyerek maçın başında büyük bir hata yaptı. Bir diğer hata ise Attamah'tan geldi ve Adana Demirspor oyuncusu Attamah'ın verdiği hatalı pası Tiago affetmedi ve ceza sahası üzerinde iyi vurdu ve takımını öne geçiren golü buldu. Maçın temposu yüksekti ve karşılıklı ataklar ile oyun devam ederken Adanaspor net pozisyonlardan yararlanamadı. Cem, Sami Can ve Tiago performansı en yüksek oyunculardı. Adana Demirspor ise Oğuz Han'ın ceza sahası içinde bireysel becerisi ile içeriye çıkardığı topa Özgür Can vurdu ve skora eşitlik getirdi. Maçın ikinci yarısında yine tartışma yaratan bir pozisyonda Adanaspor'lu oyuncu Cem kale çizgisinde kayarak müdahale etti ve yardımcı hakemin hem geride kalması hem de Cem'in hakemin önünü kapatmasından dolayı pozisyonu net göremedi ve Cem'in kayarak içeri çıkardığı topu savunma uzaklaştırmakta problem yaşayınca Luiz rahat bir pozisyonda yaptığı vuruş ile takımını yeniden öne geçirecek golü buldu. Adana Demirspor takımı beraberlik şansını bulduğu pozisyonu değerlendiremeyince maçın kazananı Adanaspor oldu.

Giresunspor 1-2 Osmanlıspor FK
       Haftanın kapanış maçında oyunun büyük bir bölümü Osmanlıspor takımının kontrolü altında geçti. Muhammet, Tisdell, Erdal ile ilk yarıda net pozisyonları değerlendiremediler. İkinci yarıda Erdal, Berkant ile mücadelesinde yerde kaldı ve hakem bunu penaltı olarak değerlendirdi. Yoğun tartışmalardan sonra Reis top ve kaleciyi farklı köşelere göndererek takımı adına golü kaydetti. Forvette sıkıntı yaşayan Giresunspor oyuna Abdülaziz'i aldı ve maçta ilk pozisyonunu 64.dakikada buldu. Arka arkaya rakip kaleye ataklar gerçekleştirdi ve Abdülaziz ile beraberlik golünü buldu. Giresunspor skoru koruma adına geriye yaslanınca Osmanlıspor ataklarını yeniden sıklaştırdı ve sağdan Caner'in ortasına Cihan yanlış ayak ile müdahale edince kendi kalesine golü attı ve takımı yeniden geriye düştü. Her iki takımın da bu maçta eksiklikleri vardı fakat Osmanlıspor'un kadro derinliği Mehmet Yıldız'ın eksikliğini fark ettirmezken Giresunspor Jones'un yokluğunu çok aradı.

Hazırlayan: Namet ATEŞ
UEFA A Lisanslı Teknik Direktör

Erciyes Cup'ın Ardından...

       Bu sene sekizincisi düzenlenen ve artık geleneksel hale gelen Erciyes Cup Basketbol Turnuvası'nda kadın basketbol takımlarımızın sezon öncesi son provalarını izledik. Fenerbahçe'nin şampiyonluğu ile tamamlanan turnuvada Canik Belediyesi, Orduspor, Beşiktaş, Abdullah Gül Üniversitesi ve Osmaniye Gençlik spor mücadele etti. Şimdi sezon öncesi takımların son durumunu değerlendirelim.

Fenerbahçe
       Geçen sene hem ligde hem Avrupa'da final oynamasına rağmen kaybedilen takımın Galatasaray olması Roberto Inıguez'i Fenerbahçe yönetimi tarafından günah keçisi ilan etmek için en güzel bahaneydi. Tina Charles ve Angel'ın yokluğunda izlediğimiz Fenerbahçe, Esmeral'den aldığı yerli oyuncu katkısını bu sene Tuğba Palazoğlu ile doldurmaya çalışacak. Pondexter'ın takımdan gitmesi ve Bojoviç'in tam anlamıyla 1 numara olmaması Birsel'in yükünü daha da artıracağı benziyor. Sarı-lacivertlilerin güç kaybettiği ortada ama sonuçta Fenerbahçe.

Abdullah Gül Üniversitesi
       Belki de son yılların en iddialı takımı ligin en iyi 5 numarası Sanders, Avrupa'nın en iyi 4 numarası Laura Nicholls, Yunanistan milli takımının lideri Kaltsidou, Amerikalı  Tanisha Wright, 2.02cm boyundaki Aleksandra Khomenchuk ve yerli kaliteli oyuncular... Hatta bazı dedikodulara göre Lindsay Whalen transferi de bitmek üzere... Belki de son yılların gördüğü en iyi kadro ama takım olabilirler mi orası soru işareti bekleyip göreceğiz...

Canik Belediyespor
       Sezon öncesi tam anlamıyla hazır olmasa da sahaya yüreğini koyan bir takım Canik Belediyespor. Kendi sahasında oynayacağı tüm maçlarda rakip kim olursa olsun favori Canik Belediyesi olacaktır. Tau Ceramica'yı hatırlayanlar bilir Luis Scola'lı Planinic'li o meşhur takım gibi her topa atlayan topu ısıran bir takım oluşturulmuş.E ksik kadrolarına rağmen maç içinde kalmayı başarıyorlar.S orulacak tek soru şu; dar rotasyondan dolayı mı yoksa maç sonu tecrübeleri olmamasından dolayı mı maç sonunu kötü oynuyorlar.

Beşiktaş
       Ömer Buharalı'yı takımın başına getirerek alt yapı ateşini A takım seviyesine çıkartmaya çalışan Beşiktaş, tecrübeli oyuncular ve genç oyuncularla bir harman oluşturmaya çalışmış. Tabi ki sezona hazır değiller. Tuğba Taşçı ve Gülşah Akkaya yerine Begüm Dalgalar çevresinde kurulacak bir takım en azından gelecek açısından daha fazla umut verir. Bu arada Begüm Dalgalar'ın babasının vefatı nedeniyle Begüm'e ve ailesine başsağlığı dilerim. Kısacası Beşiktaş her zamanki Beşiktaş. Umarım play-off'u görebilirler.

Osmaniye Gençlik
       Klasik yeni lige çıkan takım profili çizdiler. Aydın Uğuz takıma kendi şablonunu daha yerleştirememiş; ama kesinlikle kötü takım değiller. Sadece alt yapı sorunu olduğu kesin, tecrübeli oyunculardan faydalanmaya çalışmışlar. Erciyes Cup Turnuvası'nda alan savunmasına karşı her zaman zorlandıkları görüldü.

Orduspor
       Geçen sene kaldıkları yerden devam etmeye çalışacakla,r hızlı ama kendilerini bilerek oynamaya devam ediyorlar. Savunma setleri halen oturmamış durumda, amatör takım imajı verdiler bazı pozisyonlarda. Chantelle Handy gibi iyi sayılabilen bir dış atıcıları var, ligin sürpriz takımı olabilirler.

Hazırlayan: Harun YAPAR

Şampiyonlar Ligi Çarşamba Kuponu

22.10.2014 İddaa Tahminleri

16 Ekim 2014 Perşembe

KKTC Süper Lig Panorama (3.Hafta)


Haftanın Takımı: Magusa Türk Gücü
         Küçük Kaymaklı ve Mormenekşe randevularının son dakikalarında yediği gollerle sahadan yenik ayrılan Mağusa, 2-1 geriye düştüğü mücadelede Gönyelispor'u 3-2 yenerek şeytanın bacağını kırdı ve puan cetvelinde 13.sıradan 9.sıraya tırmandı. İşin ilginç olan tarafı, Gargalar'a galibiyeti getiren gollerin 89. ve 90.dakikada gelmesiydi.Sarı-yeşillilerin genç forveti Uğur Naci Gök bu müsabakada hat-trick yaparak galibiyetin mimarı olurken, bu sezon ilk kez rakip fileleri sarsmayı başardı. Haftanın Futbolcusu ise Lefke Türk Spor formasıyla 1 gol atıp 2 asist yapan Kasım Tağman oldu.

Genel Bakış
       K-Pet Süper Lig'in 3.haftasında oynanan 7 müsabakada toplam 18 gol kaydedildi. Böylece ligin ilk 3 haftasında atılan gol sayısı 59'a yükselmiş oldu. Ayrıca bu hafta rakip sahadan utkuyla ayrılan takımın sayısının da 5 olması dikkatlerden kaçmazken,Gençlerbirliğililerin buluşmasında Larnaka'yı 1-0 yenen Serdarlı hem kendi sahasında kazanan tek takım oldu hem de bu sezon ilk kez 3 puanı kesesine indirmenin sevincini yaşadı. Mormenekşe deplasmanından 0-0 ile dönen "Forest" Küçük Kaymaklı bu sezon ilk kez puan kaybetti.11 Ekim'de oynanması gereken fakat kötü hava koşulları nedeniyle düne ertelenen Çetinkaya-Yenicami müsabakasında Karakartallar, rakibini 3-1 yenerek ikinci sıradaki yerini korurken; "Efsane" Çetinkaya bu haftayı da puansız kapattı. Sarı-kırmızılılar ligde puanı bulunmayan tek takım konumunda...





Hazırlayan: Erkan Aday

16.10.2014 İddaa Tahminleri

Euroleague İddaa Kuponu

15 Ekim 2014 Çarşamba

Bir Alt Yapı Ürünü Olarak Malmö

       2006 ile 2009 yılları arasındaki 4 sezonda 6 ile 9.sıralar arasında gidip gelen bir takımdı Malmö. 2004’de şampiyon olan takım o dönemde yeni bir stadyum kararı alınca mali açıdan fazlasıyla zorlu bir döneme girdi. Tabii o kararı almak yetmiyor, işin farklı boyutları var. O boyutların tamamlanması 2007 senesini buldu. Gerek takımın bu yükün altından kalkmasının kolay olmaması, gerekse ülke – futbol paralelinde ortaya çıkan tablo.. Nisan 2009’da stadyum açıldığında ise yepyeni bir takım oldu Skane ekibi.

       2010’un Şubat ayında başkan değişti, kulüp 100. yılını kutladı, Nisan ayında Malmö Stadion’dan Swedbank Stadion’a geçiş yapıldı ve rüya gibi geçecek 4 yılın ilk adımları atılmış oldu. O sezonu yeni stadyumunda, yeni başkanıyla şampiyon tamamlayan takımın başında şimdilerde İsveç U17 takımını çalıştıran ve 2011 yılında takımı bırakıp Kopenhag’a gidecek olan Roland Nilsson vardı.

       Şimdi Roy Hodgson’lı Malmö’yü falan anlatmadan nerelere geldin hemen diyenler olabilir ama hem uzak bir dönem Hodgson’un dönemi hem de ben takipte olduğum yakın zamana daha fazla hakim olduğumdan böyle bir girizgah yapayım dedim. Pek tabii ki sahanın dışında yaşananlarla saha içinde bazı aşamaları geçti Malmö ama saha içinde de fazlasıyla değişim oldu...

       Filip Helander, Amin Nazari, Simon Kroon, Erdal Rakip, Andreas Blomqvist, Pawel Cibicki, Pa Konate, Petar Petrovic, Jasmin Sudic, Dardan Rexhepi gibi alt yapıdan A takıma kazandırılan gençler. Robin Olsen, Simon Thern, Tokelo Rantie, Mathias Ranegie, Miiko Albornoz, Emil Forsberg, Erik Johansson, Magnus Eriksson, Johan Hammar, Jimmy Durmaz, Jiloan Hamad, Markus Rosenberg, Isaac Thelin, Anton Tinnerholm, Enoh Adu gibi ya bedavaya ya da cüz-i miktarlara takıma katılan oyuncular. Değeri bulanı hiçbir zaman elinde tutmadı yönetim. Daniel Larsson, Guillermo Molins, Jiloan Hamad, Jimmy Durmaz, Miiko Albornoz, Tokelo Rantie vs. Hiçbiri vazgeçilmez olarak görülmeyip gönderildi. Yerlerine gelenlere soru işareti koydukça biz, onlar bizi yanılttı...

       Çok basit bir örnekle açıklayayım Malmö’nün bu işi ne kadar iyi yaptığını. Şu an kadroda yer alan 15 isim zaten bu takımın alt yapısından yetişme. Bazısı döndü dolaştı geldi kadroya, kimisi A takımla antrenmanlara çıkıyor, kimisi kadroda şans buluyor, kimisi 11’in vazgeçilmezi ama oradalar bir şekilde.

       Markus Rosenberg, Agon Mehmeti, Amin Nazari, Filip Helander, Simon Kroon, Pa Konate, Petar Petrovic, Sixten Mohlin, Erdal Rakip, Pawel Cibicki, Johan Hammar, Guillermo Molins, Robin Olsen, Alexander Blomqvist, Piotr Johansson. Bahsettiğim isimler bunlar. Nasıl oluyor peki bu diye soruyor olabilirsiniz. Biraz uzun olacak ama meraklısına Malmö’nün alt yapısından bahsetmek istiyorum. Konuyu böyle bağlayalım...

       9-15 yaş arası gençleri alt yapısına kabul eden bir takım Malmö. Daha küçük yaşlar için yapılanı pek futbol eğitimi olarak tanımlayamayız. Buraya gelen çocuklar umutlu çünkü önlerinde fazlasıyla pozitif örnekler var. Biliyorlar iyi durumda olurlarsa A takıma çıkabileceklerini. Biliyorlar bir gün o Avrupa kokusunu yakından alacaklarını. 2 sene önce Gençlerbirliği’ne gönderilen Jimmy Durmaz da bugün İsveç A milli takımında, onun yerine Malmö’ye transfer edilen Emil Forsberg de. Zlatan’ın nereden nereye geldiğini de biliyorsunuzdur. Varın gerisini siz düşünün.

       Hedef şu alt yapıda; Üretmek! Kendi ağızlarıyla bir yayın haline getirdikleri kitapta söylüyorlar bunu. Her sezon alt yapıdan en az 2 iki ismi A takıma çıkarmak hedef. U19 ve U17 kategorilerinde İsveç şampiyonu olmak hedef. Alt yapıda her maçı kazanmak hedef. Hedef her genci maksimum potansiyeline ulaştırmak...

       Eğitim programları var, aile ile ortak hareket var, okullar, sponsorlar ve diğer paydaşlarla ortak hareket var. Futbol eğitiminin her adımını Malmö’de öğrenmek var. Müfredatı sadece sosyal hayat eğitimi üzerinden oluşturmamak var. Futbol eğitimi ile hayatın eğitimini aynı anda vermek var. Bizde olmayan çoğu şey Malmö alt yapısında var kısacası... Tam potansiyele erişmenin neşeli bir toplum ve antrenmanlardan geçtiğini de büyük harflerle yazıyorlar. Hani  söyleyeyim dedim...

       Dil eğitimini bile kendisi veriyor takım alt yapıda. İşini iyi yapan antrenörler var tabii bunun için. Burada bildiğimiz gibi değil antrenör olmak. 11 yaş altında, 12 yaş altında, 15 yaş altında, 17 yaş altında, 19 yaş altında görev alabilmeniz için farklı diplomalara sahip olup, farklı aşamalardan geçmeniz gerek. Olay şu;

5-8 yaş arası futbol okulu,

9-11 yaş arası 7 kişilik futbol takımları,

12-15 yaş elit futbol yani 11 kişilik futbol takımları...

       Bundan sonrası ise tamamen profesyonel futbola yönelik hazırlıklarla geçiyor. Futbol eğitimini ise genel anlamda 3’e ayırıyor takım alt yapıda. Teknik, taktik ve fiziksel-mental antrenmanlar...

       Yahu yazmak istemiyorum ama adamlar ‘Neden antrenman yapmak zorundayız’ ın bile cevabını arıyor alt yapıda. Ülkemizin en iyi sağ bekinin en kötü huyu olarak antrenman yapmaması gösterilirken biz ne hedefinden bahsediyoruz Allah aşkına? Neyse...

       Takım önemli ama uzun vadede amaç bireyden faydalanmak. Alt yapıda 3 anahtar kelime var antrenmanlarda; Glädje, Utmanande, Lyckas. Yani; Mutluluk, Mücadele ve Başarı...

5-8 yaş arası öğretilenler;
Taktik olarak;
Teknik ve top kontrolü, basit egzersizler, eğlenmeye yönelik aktiviteler, bireysel öğretiler.

Teknik olarak;
Pas, şut, top sürme ve benzeri şeyler.

Mental olarak;
Yaptığı işten mutlu olma ve çevreye karşı var olan sorumlulukların bilincinde olma...

9-11 yaş;
Taktik olarak;
Teknik ve top kontrolü, basit egzersizler, hücum yaparken nasıl bir anlayışta olunacağı, eğlenceye yönelik aktiviteler ve bireysel antrenmanlar.

Teknik olarak;
Pas, top sürme, şut, top çalma ve benzeri direktifler.

Oyun içi taktik olarak;
Mesafe, genişlik, derinlik.

Mental olarak;
Takım oyunu, konsantrasyon ve yaptığı işten mutlu olma ve çevreye karşı var olan sorumlulukların bilincinde olma...

12-13 yaş;
Taktik olarak;
Top kontrolü, hücumda ve savunmada nasıl hareket edileceği, koordinasyonu ve kişisel beceriyi geliştirme adına egzersizler.

Teknik olarak;
Pas, top sürme, dripling, şut, kaleci yetiştiriciliği.

Ofansif olarak;
Duvar oyunları, mücadele ve benzeri ofansif detaylar.

Oyun içi taktik olarak;
Mesafe, genişlik, derinlik ve oyunun gerek yukardan aşağıya gerekse sağdan sola yönünü değiştirebilme.

Defansif oyun taktiği olarak;
Markaj, pres, müdahale, savunmanın esasları ve benzeri defansif yükümlülükler.

Mental olarak;
Takım oyunu, iletişim, artan sorumlulukların bilinci ve beslenme ile dinlenmeye yönelik bilgi aktarımı.

14-15 yaş;
Taktik olarak;
Top kontrolü, hücumda ve savunmada nasıl hareket edileceği, dayanıklılık, hız ve benzeri taktik bilgiler.

Teknik olarak;
Pas, top sürme, dripling, şut, top kontrolü, pres, markaj, mücadele, kapılan topun kullanımı.

Ofansif olarak;
Duvar oyunları, mücadele, kanat bindirmeleri, markajdan kurtulma, alternatif pas olanağı, çapraz koşular, kontra atak.

Oyun içi taktik olarak;
Mesafe, genişlik, derinlik, topla tam ve yarım dönüşler, risk alma, yerleşim.

Defansif olarak;
Savunma, markaj, top kapma, yerleşim.

Kollektif olarak;
Oyunu merkezden ve kanatlardan oynama, yüksek ve alçak savunma oyunu.

Mental olarak;
Takım oyunu, bireysel oyun, sorumluluklar, kendi antrenörün olabilme, yeme-içme ve dinlenmeye dair bilgiler, özel ekstra eğitimler, pozisyon eğitimleri, özgüven.

       Dahası tabii ki var. İş bitmiyor burada ama tek bir yazıda bunları anlatıp kafanızı şişirmek istemedim. Kısmet olursa 2. yazımızda da işin diğer taraflarına bakarız. Bu düzen hiçbir yerde yok tezi üzerinden yazmıyorum bunları, sakın yanlış anlaşılmasın. Ülkemizde yok diye yazıyorum. Bu sene tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi’ne katılan Malmö’nün geldiği noktanın sürpriz olmadığını göstermek için yazıyorum. Beğenmediğimiz İsveç futbolunda bile bazı takımların belli bir program dahilinde bu işi yaptığını anlatabilmek için yazıyorum. Yazıyorum, yazıyoruz, yazıyorsunuz da, dinleyen kim. Bir kulağından girip, bir kulağından çıkıyor bizimkilerin. Sonra oturuyorlar koltuğa, kalkmak falan hak getire. Selametle...

Hazırlayan: Emrah ÇETİN
Transfer Merkezi İsveç Temsilicisi