1 2 3 4 5 6 7 8

4 Mart 2015 Çarşamba

İstikamet 3.Lig

        78 ilden 149 takımın 11 gruba bölündüğü, statüsü tartışmalara yol açan Bölgesel Amatör Lig'de sezonun tamamlanmasına yaklaşık 1,5 ay kaldı. 2011 ve 2013 sezonlarında olduğu gibi grup lideri doğrudan TFF 3.Lig'e çıkacağından gruplardaki şampiyon yarışı kıran kırana geçmekte... 5.,7. ve 8.Grup'a baktığımızda zirvenin tadını çıkaranlar rakiplerine göre nispeten daha avantajlı konumdalar.. Biz de onların performanslarını ve geçmiş dönemlerini mercek altına aldık. Keyifli okumalar...

KASTAMONUSPOR 1966
        Bölgesel Amatör Lig 5.Grup'ta şampiyonluğun en güçlü adaylarından Kastamonuspor 1966, sezona maddi olarak güçlü başlayan ve bu doğrultuda transfer yapan kulüplerden.

        Profesyonel liglerden önemli oyuncuları ve bu ligin en iyi topçularını transfer eden Kastamonuspor, şu anda ligin en çok gol atan takımı konumunda (50 gol). Takımda genç olarak dikkat çeken bir isim var: Stoper Faruk Öcal. 21 yaşındaki oyuncu takımın değişmez isimlerinden. Yaşına göre bu lig için oldukça tecrübeli olan Faruk, seneye 3. Lig’e çıkıldığı takdirde profesyonel sözleşme imzalaması düşünülen bir isim. Kırmızı-siyahlıların en yakın rakibi; Gideon Sany, Burak Akdiş gibi oyuncuları da  kadrosunda bulunduran Yeni Amasyaspor. Puan farkı 6 ve 15 Mart’ta bu iki takım Kastamonu’da karşı karşıya gelecek. Bu kritik müsabaka ligin düğümünü çözebilir, Kastamonu taraftarı şampiyonluk turları atabilir. Kastamonuspor 1966’nın buradan sonra şampiyonluğu vereceğine açıkçası ben inanmıyorum. Takımın en golcü oyuncusu 12 golle Samet Sami Bank. Ayrıca yedek kulübesinde Bölgesel Amatör Lig 7. Grup'ta Konyaaltıspor formasıyla ilk devrede 12 gole imza atan tecrübeli golcü Ahmet Burak Kömürcü de var. Kastamonuspor taraftarı statlara sığmıyor. Taraftarın yeni stat isteğini de biz buradan iletelim.

        1967'den 2013'e kadar yalnızca 7 sene (1977-1984 arası) profesyonel liglerden uzak kalan ve bu anlamda bir rekoru elinde bulunduran Kastamonuspor, geçen sene mücadele ettiği Bölgesel Lig'den de düşmüş ve var olan borçları nedeniyle belini doğrultamaz duruma gelmişti; bundan ötürü Bölgesel Lig'de mücadele eden bir diğer Kastamonu temsilcisi Tosya Belediyespor'un yarışmacı hakları alınarak adı "Kastamonuspor 1966" olarak değiştirildi.

        Lige deplasmanda aldığı 3-2'lik Çarşambaspor yenilgisiyle başlayan Kastamonu, daha sonraki süreçte 15 galibiyet 3 beraberlikle zirveye kuruldu.Pazar günü Samsun temsilcisi Ladik Belediyespor'a kendi sahasında 2-0 yenilerek ligdeki 2.yenilgisini aldı. Batı Karadeniz ekibinin fikstürüne göz attığımızda kırmızı-siyahlılar bir hayli avantajlı...


BODRUMSPOR
        Bölgesel Amatör Lig 7. Grup'ta mücadele eden Bodrumspor, bu lig için fazlasıyla tecrübeli oyuncuları kadrosuna katarak, büyük paralar harcayarak şampiyonluk hedefiyle başladı lige. Ümit Erol Tok gibi Türk futboluna önemli değerler sunan futbol adamını genel koordinatörlük (Sportif Direktörlük) görevine getiren, Süper Lig tecrübesi yaşayan Süleyman Görgün, Metin Telle gibi isimlerin yanına, bu lig için çok tecrübeli isimleri de kadrosuna katan Ege ekibi şampiyonluk yolunda ligi erken bitirecek gibi...Afyonspor, Muğlaspor, Uşakspor gibi ligden çıkma hedefi olan rakiplerine şimdiden  10 puan fark atan Bodrumspor, namağlup olarak şampiyon olmak istiyor. Taraftarın müthiş desteğini de arkasına alan yeşil-beyazlılar puan kaybı yaşamadığı takdirde, ligin bitimine 3 hafta kala rakiplerinin sonucuna bakmaksızın şampiyonluğunu ilan edecek. 20 maçta 15 galibiyet alan Bodrumspor’un sadece 5 beraberliği var. Hiçbir rakibine maç vermeyen Bodrumspor, Uşakspor ile oynadığı maçların ikisinde berabere kaldı; diğer 3 beraberliği ise düşmeme mücadelesi veren Yeşilova, Muratpaşa Belediyespor ve Selvioğluspor karşısında alması ilginç bir anekdot. Takımın en golcü oyuncusu 6 golle Onur Algül olurken, onu takip eden 5 golle Gökay Yiğit ve sağ bek Süleyman Görgün. Maddi-manevi sıkıntılar yaşanmaması, kulübün kurumsal yönetilmesi, maçların kapalı gişe oynanması, Bodrum’un şampiyonluk yolundaki en güçlü aday olduğunun göstergesi...

        1931'de kurulan Ege ekibi, yalnızca 1995-96 sezonunda 3.Lig'de mücadele etmiş. O sezon 6.Grup'ta yer alan Bodrum, 26 maçta yalnızca 21 puan toplayabilmiş, ligi de 14. ve son sırada tamamlayarak amatöre geri dönmüştü. 2010-11'de Muğla Süper Amatör'de şampiyon olsalar da baraj maçında Turgutreis'e 3-2 kaybettiler. Ertesi sene de şampiyonluğu kimselere bırakmayan yeşil-beyazlı ekip barajda yine aynı  rakiple karşılaşmış ve onu 2-0 yenerek hem önceki senenin rövanşını hem de BAL biletini aldı. 2012-13'te şampiyon Kızılcabölükspor'un 3 puan gerisinde kalan Bodrum, geçen sene ligi 4.sırada tamamladı.İş dünyası tabiriyle yeşil-beyazlıların CV'lerine baktığımızda hiç de fena olmayan tabloyla karşılaşıyoruz;


MANİSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR
        Sürekli uğraştılar, geçen sezon kapısından döndüler, yılmadılar; ama bu sene olacak gibi... Manisa Büyükşehir Belediyespor, Bodrumspor gibi lige iddialı başlayan takımlardan birisi. Ama şahsi kanaatim Bodrumspor’un grubundan daha zor bir gruba düştüler; zira 7.Grup'ta zirve adaylarının maddi gücü olmasına karşın, iş bilmeyen yöneticilerin yanlış transferleri Bodrum’u şampiyonluğa itti. Manisa Büyükşehir Belediyespor’un bulunduğu 8.Grup'ta ise Atillaspor, Didim Belediyespor, Somaspor, Erdekspor gibi şampiyonluk hedefiyle yola çıkan güçlü ekipler vardı. Önceden Manisaspor alt yapısından birçok oyuncu çıkaran, Manisa futbolunda iyi işler yapan, 41 yaşındaki teknik adam Hakan Şapçı takımın teknik direktörü. Deneyimli teknik adam, takımdaki 3.yılını geçiriyor. Şapçı ayrıca geçtiğimiz sezon finalde 3. Lig kapısından dönen bir takımın hocası. Devam edildi, istikrar denildi; sonunda da şampiyonluk gelmek üzere... Şu anda en yakın rakibi Atillaspor’a 6 puan fark attı Manisa BBSK. Bunu da ikinci devredeki mükemmel çıkışına bağlayabiliriz. İkinci devrede oynanan 7 maçta henüz puan kaybetmedi. 15 Mart Pazar günü Atillaspor deplasmanına gidecek. O maçı kazanması durumunda artık şampiyonluğun hayırlı olmasını dileyebiliriz.  Takımın en golcü oyuncusu 8 golle Engin Memişler. Onu takip eden ise 6 golle Oğuzhan Türkmen ve Süleyman Numan Çarıkçı. Yeşil-beyazlılar alt yapıya da önem veren bir camia olarak dikkatleri çekiyor.


        1994'te kurulan Ege ekibi, 2006-07 ve 2007-08 yıllarında 3.Lig'e terfi müsabakalarına katılmış ve ne var ki ilk turdan öteye geçememişlerdi. 2008-09'da da 2 puan farkla terfileri kaçırmışlar. 2010-11'de play-off maçları sonucu Bölgesel Lig'e terfi eden yeşil-beyazlılar, o tarihten bu yana bu ligde mücadele ediyor. İlk sezonu 5., ikincisini 3.sırada tamamlayan Yavru Tarzan, geçen sene ligde kendisiyle aynı puana sahip Somaspor'a ikili averajda üstünlük sağlayamayınca rakibiyle Turgutlu'da baraj müsabakası oynamak durumunda kalmış ve onu 2-1 yenerek play-off oynamaya hak kazanmıştı. Çine Madranspor ile İzmir Atatürk Stadı'nda karşılaşan yeşil-beyazlılar, Hakan'ın golüne Engin ve Süleyman ile karşılık verip 2-1 öne geçse de Kadir'in müsabakanın bitimine 5 dakika kala attığı gollere sahadan 3-2 yenik ayrılıp 3.Lig trenini kaçırmıştı.

Hazırlayan: Hüseyin KARABACAK ve Erkan ADAY
Bodrumspor konusunda eşsiz bilgilerini bizden esirgemeyen Benan Diker abimize sonsuz teşekkürler.

2 Mart 2015 Pazartesi

Rakip Analizi: Club Brugge

Club Brugge Bireysel & Toplu Analiz

- Oyunu geriden genişletip, ileride daraltmaya çalışıyorlar.


- Stoperlerine pres yapmak maksatsız olabilir çünkü yedek stoperlerinin bile ayağı çok iyi ve buz gibiler. [ Robinho presi yapılabilir (Yalancı Pres) ]

- Izquierdo diye bir oyuncuya €3.5m gibi bir bonservis ödediler. Uzak direk plaseleri Thierry Henry'nin en iyi dönemindeki seviyede. Vuruşunu ayak içi yapacağı kadar pres yemediği anlara imkan verilmemeli. Sertlikten usanan bir yapısı var.
Hatta şöyle; Rakip stoper iletişimsiz katı görünümlü  bir stoper olduğunda Izquierdo biraz oyuna küsüyor ama eğer kendisi gibi ispanyolca konuşabilen, gülen veya mimikler kullanan, diyaloğa girebildiği bir stoper olursa karşısında, işi iddialaşmaya çeviriyor ve performansı artıyor. Mesela Franco iletişime açık bir stoper ama Atınç öyle değil. Atınç'ı özellikle beğendiğimden değil ama Izquierdo'ya endeksli savunma gayesinde Franco'dan daha başarılı olabileceğine inanıyorum. Öyle bir savunma gayesi olacaksa tabi, olması gerektiğini düşünüyorum.

- Hücumda en etkili oyuncuları Felipe Gedoz. Son birkaç maçtır forma şansı bulamıyor ama bu kalitesinden birşey eksiltmez.
Gedoz sertlikle yıldırılabilecek bir oyuncu değil, onu kontrol etmeye gelen adamın kayarak müdahale yapacağını anlarsa maskara yapabilir o kişiyi. Çok zeki, iki ayağını da aynı etkinlikte kullanabilen bir oyuncu.
Hücum organizasyonlarında bütün topları ona ulaştırmaya çalışıyorlar. Rakibin de dikkati ona yoğunlaşınca diğer skorer oyuncular rahat hareket edebilme imkanı buluyor Refaelov gibi.

- Timmy Simons önemli bir tecrübe ve takımdaki bayrak adam konumunda. Enerjisini hücumdan ziyade defansif faaliyetler için harcıyor. Zaten tek atımlık kurşunu var da diyebiliriz (39 yaşında) .

- Bolingoli Boli önemli. Parlatmaya çalışıyorlar gibi algılıyorum ama çok büyük bir potansiyeli olup olmadığından şüpheliyim. Alt yaş gruplarında sol bek oynardı sıklıkla. Şuan genelde kanat oynuyor. Hatta santrfora bile geçtiği oluyor. Birebirleri etkili, pratik zekası ve oyun görüşü kısıtlı. Atletik yeterliliklerinin müsade ettiği kadar oynayabilen bir 'yıldız adayı'.

- Merkez adamlarını toplu oyunda yormuyorlar. Merkezlerinde her kim varsa tamamen pres amaçlı yani topsuz oyunda varlar ve onlardan beklenen bütün dikkat ve enerjilerini buna kanalize etmeleri. Jurgen Klopp & Thomas Tuchel ile ünlenen  Gegenpressing (Şok Pres) değil de, Guardiola ile ünlenen Aggropressing'i uyguluyorlar.
Yani kendi yarısahalarında oyuncular mevkilerini nadiren terkediyor. Özellikle stoperler ve bekler. Top kendi orta alanlarına gelene kadar hücumcuları ve ortasaha oyuncuları ölümüne pres yapıyorlar ama top artık kendi yarısahalarındaysa herkes pozisyonunu koruma vaziyeti alıyor.
Eğer Aggropressing'i yanlış anlamamışsam, yaptıkları o veya ona mukabil bir benzeri.


- Deplasmanlarda ortasahayı kalabalık tutmaya çalışıyorlar. Aslında De Sutter haricinde bünyelerinde barındırdıkları diğer tüm forvet oyuncuları da ortasaha karakterli ve oyunun kurulum aşamasında da aktif rol üstlenmeye meyilli yapıda.

- Vazquez, dün lig maçında sakatlanıp yerini Izquierdo'ya bırakmıştı ama Vazquez'in sakatlanması Beşiktaş için iyi mi kötü mü muamma, umulmadık bir şekilde yeni bir yıldızın parlamasına vesile olabilir, olmaz umarım. Her daim yedekte bulundurdukları Francisco Silva defansif olarak Vazquez'den birkaç gömlek değil, fersah fersah ötede bir oyuncu.
Vasquez, biraz kulüpte geçirdiği süreye ve altyapı eğitimine hürmeten (La Masia-Barcelona) forma buluyor diyebilirim hakkını yemek gibi olmayacaksa. Zaten kulüp sürekli olarak yılanların deri attığı gibi kabuk değiştiren bir kulüp, mesela Opare'nin Standard'ta geçirdiği dönemlerde Brugge forması giyen 11 oyuncularından sadece Meunier, Vazquez, Refaelov ve Mechele var.
Arada yedek olarak şans bulan da Duarte ve Engels var.

- Oyuncularında rüşt ispatı kaygısı var, çoğunda. Genel itibariyle hepsi pozisyonuna göre yetenekli oyuncular ama uluslararası piyasada fazla tanınmadıkları için kahraman olmaya çalışma durumları aksediyor, zaten skoru lehte değiştirmeye yönelik yeteneklere sahip oyuncularının çoğu genç. Deneyimli olanlar skoru değiştirme değil, korumaya yönelik becerilere sahipler. Sahadaki bütün oyuncularıyla olgun oynayan bir ekip olsaydı Beşiktaş'ın işi çok zor diye düşünebilirdim ama şuan Beşiktaş'ın yapması gereken tek şey rakibine saygı duyup, gerekli çalışmayı yapmak. Fazla tanınmıyor olmaları, ciddiyetsizliği cezalandıramayacakları anlamına gelmez. Musibet olmasın.

Hazırlayan: Yiğit Can ERTUNÇ
Transfer Merkezi Başyazarı

Küllerinden Doğan Kral: Özgürcan Özcan

        Özgürcan Özcan, Türk futbol severlerin yakından bildiği bir isim. Golcü futbolcu henüz 14 yaşındayken Manavgat Belediyespor'dan Galatasaray'ın alt yapısına transfer olmuştu. Daha sonra da 17 yaşındayken gösterdiği performanslarla A Takıma kadar yükselmişti. 26 yaşındaki futbolcu, Milli Takım'ın çeşitli kategorilerinde 70 maça çıktı ve 33 gol attı.

        Özgürcan ile ilgili ilginç bir anektodu da sizinle paylaşalım. Özgürcan Galatasaray alt yapısında oynarken bir maçta eliyle gol atmış ve bunu hakem görmemiş, bunun üzerine olayı hakeme söyleyip bir de sarı kart görmüştür. Bu olaydan sonra Özgürcan, dünya fair-play ödülüne layık görülmüştü.

        Özgürcan'ın Galatasaray'da A Takıma yükselmesinde öncelikle Hagi ve Gerets'in çok önemli payları vardır. Özellikle Gerest zamanında Young Boys'a ve Mersin İdman Yurdu'na karşı attığı gollerle taraftarlardan ''Yeni Hakan Şükür'' lakabını da almıştı. Özgürcan zaten Galatasaray'ın 87/88 jenerasyonunda Arda Turan, Cafercan Aksu ve Uğur Uçar ile birlikte en çok dikkat çeken oyuncusuydu. Ama ilerleyen yıllarda Özgürcan da diğer arkadaşları gibi A Takımda çok fazla şans bulamadı ve sürekli kiralandı. Tecrübeli futbolcunun kiralık olduğu dönemlerde performansı beğenmeyen Galatasaray yönetimi, 2010 yılında Özgürcan'ı Adanaspor'a sattı. Özgürcan Adanaspor'da da bekleneni veremedi ve oyuncu sırasıyla Karşıyaka, Denizlispor, Akhisarspor ve TKİ Tavşanlı'da oynadı. Tecrübeli golcü Tavşanlı haricindeki diğer takımlarda da isteneni veremedi. Ve bu sezonun başında PTT 1.Lig'in iddialı takımlarından Adana Demirspor'a transfer oldu.

        Özgürcan, Adana Demirspor'a katıldığında taraftarlar oyuncuyu endişe ile karşıladılar. Özgürcan'a tepki gösterenler dahi oldu. Ama golcü oyuncu gösterdiği başarılı performansı ve kişiliğiyle kendisini Adana Demirsporlu futbolseverlere kısa sürede sevdirmeyi başardı. Özgürcan, ilk zamanlarda forma şansı bulamasa da sonradan bulduğu şansları iyi değerlerdi ve ''bu rekabette ben de varım'' dedi. Kupada attığı gollerle Adana Demirspor'un gruplara kalmasını sağlayan ve ligde bulduğu şansları da iyi değerlendiren tecrübeli futbolcu, Mulenga'nın Ocak ayında gitmesinin ardından ise birinci forvet durumuna geçti. Özgürcan bunun ardından daha çok çalıştı ve kendisine inanan Adana Demirsporlu taraftarları da bu süreçten sonra gösterdiği performans ile daha çok etkilemeye başladı. Özgürcan gol atamadığı maçlarda bile mücadelesi, azmi, hırsı ve maç sonuna kadar savaşmasıyla taraftarın hep beğenisini kazandı. Tecrübeli futbolcunun bu performansı sadece Adana Demirsporlu taraftarları etkilemekle kalmadı ve bir anda Türkiye'de ki çoğu futbol severin de ilgisini çekti.

        Hakan Şükür'ün veliahtı olarak gösterilen fakat bir türlü istenilen seviyeye gelemeyen o futbolcu bu sezon Adana Demirspor ile kendini bulmuş ve bir anka kuşu misali küllerinden yeniden doğmuştu. 26 yaşındaki futbolcu bu sezon ligde giydiği 13 maç 7 gol attı ve 2 asist yaptı. Bulduğu sürelere bakılınca 114 dakikada 1 gol atan futbolcu bu alanda zirvede bulunuyor. Takımdan giden Mulenga bile 165 dakikada 1 gol istatistiğiyle oynuyordu. Özgürcan Özcan, bu sezon ligde 35 gol atan Adana Demirspor'un da bu gollerine %25'lik bir katkı sağladı. Özgürcan'ın özellikle geçtiğimiz hafta Kayserispor'la oynanan ve Adana Demirspor'un efsanevi geri dönüşüne sahne olan maçta attığı 2 gol çok kritikti. Tecrübeli futbolcunun bu performansını devam ettirmesini ve hem kendisini hem de Adana Demirspor'u Süper Lig'e taşımasını diliyoruz.

Hazırlayan: Uğur YILMAZ

Derbinin Sosyal Medya Karnesi

        Spor Toto Süper Lig’de şampiyonluk savaşının belki de en mühim müsabakası bu hafta sonu oynanacak olan Fenerbahçe-Galatasaray maçı olacak! 8 martta oynanacak olan maç vesilesiyle ilk olarak; ülkemizde son yıllarda iyice ayyuka çıkan, kadınlara karşı terörü lanetlediğimi belirtmek isterim…

        Akabinde geçelim yazımıza… Sosyal medya danışmanlığı yaptığım için, derbiye sosyal medya bakışı atmak istedim ve bu doğrultuda Fenerbahçe ve Galatasaray takımlarının maç kadrolarının sosyal medya karnesini çıkarttım. Dilerim siz de keyifle okursunuz… İşte, buyurun derbinin sosyal medyasına!


FENERBAHÇE
        Ev sahibi ekibin resmi Twitter hesabının 4.12 milyon takipçisi var. Fenerbahçe’nin kadrosunun takipçi sayıları ise şu şekilde:

Dirk Kuyt: 1.59 milyon
Gökhan Gönül: 1.55 milyon
Volkan Demirel: 731 bin
Selçuk Şahin: 494 bin
Moussa Sow: 487 bin
Bekir İrtegün: 427 bin
Mert Günok: 367 bin
Raul Meireles: 267 bin
Michal Kadlec: 132 bin


GALATASARAY
        Galatasaray’ın resmi Twitter hesabı ise 5.09 milyon takipçisiyle rakibinin birkaç adım önünde! Bakalım sarı kırmızılıların kadrosu ne durumda?

Wesley Sneijder: 3.31 milyon
Selçuk İnan: 1.09 milyon
Emre Çolak: 823 bin
Hamit Altıntop: 345 bin
Aurelien Chedjou: 311 bin
Olcan Adın: 201 bin
Tarık Çamdal: 81.2 bin
Yasin Öztekin: 38.8 bin
Koray Günter: 29,6 bin
Blerim Dzemali: 12.6 bin

(Derbide oynama ihtimali düşük görünen Burak Yılmaz’ın ise 1.12 milyon takipçisi bulunuyor)

Yerli Yabancı Dengesi
        Bu doğrultuda; derbinin en çok takip edilen ismi Wesley Sneijder, en az takip edilen ismi ise Dzemali olacak! Sarı lacivertlilerde ağırlıklı olarak yerli oyuncular, yabancı oyunculardan daha çok takip edilirken; sarı kırmızılılarda bu durum tam tersi! Yabancı oyuncuların takipçi sayıları hemen hemen yerli oyunculardan daha fazla…

        Fenerbahçe’de olası maç kadrosundan dokuz futbolcunun resmi Twitter hesabı bulunurken, Galatasaray’da 10 futbolcunun hesabı var. Fenerbahçe’de dört, Galatasaray’da ise üç yabancı oyuncunun hesabı var… Yerliler, bu kulvarda yabancıları geçmiş görünüyor!

Not: Yazıda sadece “onaylanmış” profiller baz alınmıştır.

Hazırlayan: Alper KAYA

26 Şubat 2015 Perşembe

Yeniden Doğuş: Sinan Kaloğlu

        Kariyeri başarı dolu bir futbolcu Sinan. Beşiktaş dahil ligimizde birçok takımda forma giyen Sinan, ayrıca yurtdışında Bochum ve Vitesse gibi takımlarda oynadı. Tecrübeli futbolcu yurt dışı macerasının ardından  2011/12 sezonunda Karabükspor formasını üstüne geçirerek ülkesine dönüş yaptı. Aynı sezon Antalyaspor formasını da giyen Sinan pek de başarılı olamadı. Bir sezon sonra o sene ligin yeni ekibi Elazığspor’a transfer olan Sinan, o takımda öyle bir ivme yakaladı ki, hem Elazığspor’un ligde kalmasında pay sahibi oldu, hem de kalitesini yeniden herkese gösterdi. O sezonu Elazığ’da başarılı bir şekilde bitiren Sinan’ın yeni durağı, yine yeni bir Süper Lig ekibi Kayseri Erciyesspor olacaktı.  Kayseri’de çok az forma şansı bulan Sinan, devre arasında PTT 1.Lig ekiplerinden Mersin İdmanyurdu’na imza attı ve 12 sene sonra bir alt lige dönmüş oldu.

        Mehmet Yıldız gibi bir golcünün olduğu takımda Sinan da transfer edildi. Herkesin beklentisi arttı haliyle. Hani bir tabir vardır ya ‘’Ölüsü bile yeter.’’ diye. Sinan için herkesin düşüncesi buydu. Sinan’ın iş yapamayacağı ihtimalini aklına getiren yoktu belki de. Sinan kilo almış, 90 dakikayı çıkaramıyordu. Zaten oyuna da hep yedekten giriyordu.  Mersin İdmanyurdu’na yarım sezonda skor anlamında hiçbir katkı sağlayamadı. Neyse Mersin İdmanyurdu play-offlara kaldı ve sonunda Süper Lig’e çıktı. Bu şampiyonluğun ardından Sinan için şahsi düşüncem artık futbolu bırakma zamanı geldiği yönündeydi. Geçen sezon gösterdiği performans bunu gösteriyordu. Sezon başında Sinan Kaloğlu, Mersin İdmanyurdu ile yeniden anlaşmaya vardı. Mersin İdmanyurdu taraftarları bu anlaşmaya tepkiliydi. Ne demek Sinan ile yola devam? Yürüyecek mecali olmayan Sinan, Süper Lig’de yedek forvet olacaktı ha…

        Başlığı da attığımız gibi ‘’Sinan yeniden doğdu.’’ Yazın kamp sürecini o kadar sağlam geçirmiş olmalı. Yoksa bunun bir mantıklı açıklaması yok. Kendine bakmış, çalışmış, didinmiş, kilolarından kurtulmuş. Yeni sezona Welliton-Futacs iki forvetiyle başlayan Mersin İdmanyurdu’nda Sinan’ın forma şansı bulma ihtimali yok derken, Sinan takımın ‘’Nöbetçi golcü’’sü oldu. Oyuna her girdiğinde oyun hareketleniyor, takımı hücumda rahatlatıyor, taraftarı heyecanlandırıyor. Gol pozisyonuna çokça giren Sinan, yeri geldiğinde sol açıkta da oynuyor. Geçen sene gösterdiği performansla ‘’Artık bıraksın bu işi’’ dedirten Sinan, gösterdiği performans ile taraftarın sevgilisi oldu. Toplamda sadece 416 dakika forma şansı bulan Sinan, 6 gol 1 asistlik performansıyla dikkatleri çekiyor. Performansının bu denli iyi olmasında takım arkadaşları ile olan uyumunun da etkisine değinmemiz sakıncalı olmaz. Geçtiğimiz hafta Çaykur Rizespor maçında Nakoulma’nın takımın attığı 4. golüne bakarsak Sinan Kaloğlu’nun oradaki asisti uyumun en büyük göstergesi.

        416 dakikayı 90 dakikalık maça vurduğumuzda 5 maç bile etmiyor. Bu durumda Sinan’ın maç başına düşen gol ortalamasının 1’in üstüne çıktığını görüyoruz. Matchstudy’nin istatistiklerine göre oynadığı sürede 41 defa gol girişiminde yer alan Sinan’ın, bu hesaba göre 10 dakikada bir gol girişiminde yer aldığını görüyoruz. Sinan’ın bir maçta aldığı en fazla dakika ise 58. Tam 90 dakika oynayamasa da gösterdiği performans ile takımını sırtlıyor. Ayrıca Sinan’ın bu sezon oynadığı maçlarda hiç kart görmemesi de bir başka ayrıntı.

        33 yaşındaki Sinan Kaloğlu azim etmiş, daha oynamak istiyor belli. Bir röportajında da vücudunun el verdiği kadar oynamak istediğini belirtmiş. Tecrübeli isme maşallah diyor, genç oyuncuların, kafada bitirmiş tecrübelilerin, onu örnek almasını önerip yazıyı sonlandırıyorum.

Hazırlayan: Hüseyin KARABACAK

Perşembe UEFA Avrupa Ligi Kuponları


25 Şubat 2015 Çarşamba

Oyuncu Raporu: Seyid Ahmet Han

        Seyid Ahmed Han, 7 Temmuz 1994'te Malatya'ın Battalgazi ilçesinde dünyaya geldi. Genç futbolcu henüz 12 yaşındayken yaşadığı ilçenin takımı olan Battalgazispor ile futbola başladı. Burada başarılı performanslar sergileyen Seyid'i 2008 yılında ise doğduğu şehrin büyük takımı Yeni Malatyaspor'un alt yapısı transfer etti.

        Yeni Malatya'da 3 sezon geçiren Seyid, 2011 yılında ise BAL takımlarından Orduzuspor'a transfer oldu. Ordu'da 10 ay geçiren ve başarılı oyunuyla beğenileri toplayan Seyid'i 2012 yılında ise Sivas 4 Eylül Belediyespor transfer etti. 3 sezondur Sivas'ta başarılı performanslar sergileyen oyuncu ön libero, sağ bek ve stoper mevkilerinde rahatlıkla oynayabiliyor. Sıklıkla ön liberoda kullanılan futbolcu, oyununun her iki yönünü de rahatlıkla oynayabilen bir isim. Şimdi bu futbolcunun güçlü ve zayıf yönlerine beraber bakalım.

Güçlü Yönleri
Oyunun iki yönünü de oynayabilmesi: Genç futbolcu, oyunun hem defansif hemde ofansif yönünü çok iyi bir şekilde oynayabiliyor. Defansta zaten sağ bek ve stoper mevkilerinde de rahatlıkla oynayabilen futbolcu, iki mücadeleler de ayakta kalıyor ve güçlü fiziği ile rakipleri yıldırıyor. Ofansif yönde ise ileriye iyi paslar atabilen futbolcu golleri ve asistleri ile de dikkat çekiyor. Oyuncu, uzaktan attığı ara paslarla ve ikinci bölgeye yolladığı isabetli kısa paslarla oyunun ofansif yönünde de çok başarılı.

Uzaktan şutlar: Seyid Ahmet'in uzaktan şutları çok iyi. Zaten Seyid Ahmet attığı 5 golün 3'ünü de uzaktan attı. Oyuncu 25-30 metre aralığında çok sert ve isabetli şutlar çıkartabiliyor. Kendini bu konuda biraz daha geliştirebilirse ilerde en büyük özelliklerinden biri de bu olur.


Oyunu geriden kurma beceresi: Genç orta saha, oyunu geriden iyi okuyabiliyor ve ileriye çok sağlam paslar çıkartabiliyor. Böylelikle atakları yönlendirerek oyunu geriden kurabiliyor. Seyid, ön liberoda oynamasına rağmen bir maestro gibi oyunu yönlendirebiliyor. Bu tarzıyla belki biraz abartı olacak ama oyuncuyu Selçuk İnan'a çok benzetiyorum.

Hırslı, agresif olması ve fiziği: Seyid Ahmet'in bir başka güzel özelliği de hırslı olması. Zira oyuncu rakiplerinden top kapmak için adeta savaşıyor. Agresif ve hırslı oyunuyla da rakibi rahatsız eden oyuncunun bu özelliği de çok iyi bir seviyede. Seyid Ahmet'in fiziği de çok iyi zaten oyuncu iki mücadelelerde bu özelliğini gösteriyor.

Pozisyon bilgisi ve ön sezisi: Seyid Ahmet'in bulunduğu mevki açısında belki de en önemli özelliği bu. Çünkü bir ön libero iyi bir pozisyonda yer alırsa top kapma işini de kolaylıkla yapabilir. Ön sezisi de çok iyi olan oyuncu karşısındaki rakibin hamlesini ve nereye gideceğini çok iyi kestirebiliyor.

Zayıf Yönleri
Tecrübe: Elbetteki 21 yaşında olan futbolcunun en zayıf yönü tecrübedir. Oyuncu her ne kadar 3. Lig'de oynasa da biraz daha tecrübeye ihtiyacı var. Seyid, bu tecrübesizliği de giderek üstünden atacaktır. Oyuncu son 2 sezonda 50 maça çıktı ve böyle sürekli oynarsa bu dönemi çabuk atlatabilir.

Heyecanlı oluşu: Oyuncunun belki de tecrübesizliğinden dolayı bu kötü özelliği dikkat çekiyor. Seyid, maç içerisinde çok çabuk heyecana kapılabiliyor ve gereksiz hamleler yapabiliyor. Kendini biraz daha kontrol etmeyi öğrenmesi gerek.

        Seyid Ahmed Han'ın genel özellikleri böyle. Oyuncunun güçlü yönleri zayıf yönlerini bastırır nitelikte. Zaten izleyen herkeste bunu çok rahat görebilir. Seyid Ahmet eğer bu istikrarlı ve başarılı oyununu devam ettirirse kendisini ilerde Süper Lig'de çok rahat izleyebiliriz. Seyid Ahmet özellikle hücuma verdiği katkılarla ön plana çıkıyor. Oyuncu ön libero olmasına rağmen 5 golle oynuyor. Seyid Ahmet'i isteyen bir çok PTT 1.Lig kulübü bulunuyor. Oyuncunun Sivas 4 Eylül Belediyespor'la 2018'a kadar sözleşmesi devam ediyor.

Hazırlayan: Uğur YILMAZ

25.02.2015 İddaa Tahminleri

24 Şubat 2015 Salı

Maç Öncesi Analiz: Y.Malatyaspor-Ümraniyespor

        Şubat'ın son günlerini yaşadığımız bugünlerde Spor Toto 2. ve 3.Lig'de yarın ve bu hafta sonu zirveyi çok yakından ilgilendiren müsabakalarla futbolseverler gerçek bir şölen yaşayacak. Heyecan perdesi yarın Yeni Malatyaspor – Ümraniyespor müsabakasıyla açılıyor. Bizler de takımları elimizden geldiğince analiz etme gereği duyduk. Umarım keyif alırsınız.

YENİ MALATYASPOR
        Geçen sene yine Beyaz Grup'ta mücadele eden Kaplanlar, play-off'un ilk turunda Hatayspor'a boyun eğince umutlarını bu seneye erteledi. Geçen seneki kadrodan yalnızca 6 ismi tutan Doğu ekibi, kadroyu baştan aşağı yenileyip genel olarak PTT 1.Lig'de ilk 11'de forma giyen oyuncuları transfer ederek sezona başladı.

        Sezona Mustafa Uğur ile başlayan Malatya, Aralık ayında üst üste alınan Menemen ve Keçiörengücü yenilgileri nedeniyle Mustafa Uğur ile yollarını ayırıp Feyyaz Uçar ile anlaştı. Uçar ile şu ana kadar 4 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi alan sarı-kırmızılılar, maç fazlasıyla lider konumda bulunuyor.

        Malatyaspor iç sahada aldığı 8 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 yenilgiyle ligin en başarılı evsahibi takımı konumunda. Ayrıca attıkları 41 golle ligin yine zirvesindeler. Yaş ortalaması 27 olan sarı-kırmızılılar, 3.9 milyon Euro'luk değeri ile ligin en pahalı kadrosuna sahip.

        Şu ana kadar oynadıkları 25 müsabakada 67 sarı, 7 kırmızı kart gördüler. Özellikle takımın deneyimli oyuncuları Ersin Veli ve Emre Toraman 9'ar sarıyla başı çekiyor. Onları 7 sarı kart ile bir diğer deneyimli oyuncu Serkan Çalık takip ediyor.

        Sezon başında Alanyaspor'dan alınan santrafor Aydın Çetin, 12 golle takımın en golcü oyuncusu konumunda. Gurbetçi oyuncu bu sezon ayrıca tüm müsabakalarda da forma giydi.

        Sol kanatta görev yapan Ramazan Kahya, orta saha İrfan Başaran ve kaleci Şener Özcan takımın istikrar abideleri; fakat Başaran sakatlığı nedeniyle yaklaşık 1 ay sahalardan uzak kalacak. Bu zorlu müsabakada ayrıca Samed Kartal ve Sadık Çiftpınar sakatlıkları nedeniyle forma giyemeyecek.


ÜMRANİYESPOR
        Geçen sene 3.Lig 1.Grup'ta 69 puanla rahat bir şekilde ipi göğüsleyen İstanbul ekibi, geçen sezonki kadrosundan 12 ismi tutarak sezona başladı. Ertelenen maçlar nedeniyle 2 maç eksiği bulunan kırmızı-beyazlılar, bu rağmen lider Malatya'nın yalnızca 2 puan gerisinde...

        İç sahada yenilgisi bulunmayan Anadolu Yakası ekibi, dış sahada aldığı 4 galibiyet 6 beraberlik ve 2 yenilgiyle averajla üçüncü sırada yer alıyor. Yaş ortalaması 25 olan Ümraniye, 2.6 milyon Euro ile ligin en pahalı ikinci ekibi konumunda. Son haftalarda alınan golsüz beraberlikler zirve yarışında yara almalarına sebep oldu. 14 golle ligin ligin en az gol yiyen ekibi olan Ümraniye, rakip fileleri 30 kez sarsabilmiş. Ayrıca kırmızı-beyazlılar oynadıkları 23 maçta 62 sarı ve 1 kırmızı kart gördü. Zaten o kırmızı kartı da ligin ilk yarısında 2-1 kazanılan Yeni Malatya randevusunda Mustafa Çakır görmüştü.

        2011'den beri takımın formasını giyen santrafor Özer Kutlu, 7 golle takımın gol yükünü çekiyor. Geçen seneki kadroda da yer alan orta saha Samet Asatekin de Kutlu'yu 6 golle izliyor. Bu sezon tüm müsabakalarda ilk 11'de yer alma başarısı gösteren sol kanat Bahadır Taşdelen de rakip fileleri 4 kez sarsmış durumda. Orta sahada görev yapan Ziya Şakar da tüm müsabakalarda forma giyen diğer oyuncu; yalnız gördüğü 10 sarı kart ile takımın en hırçını...


Hazırlayan: Erkan ADAY

23 Şubat 2015 Pazartesi

Oyuncu Raporu: Abdülkerim Bardakçı

        1994 yılında Konya'da dünyaya gelen Abdülkerim, 2009 yılında ise doğduğu şehrin takımı olan Konyaspor'un alt yapısına transfer oldu. 2011-12 sezonunun başında ise Konyaspor'la profesyonel sözleşmeyi imzalayan genç stoper, Konyaspor'un mali krizlerle boğuştuğu o sezonda forma şansı buldu. Henüz 17 yaşındayken Bank Asya 1.Lig'de 19 maça çıkan ve başarılı performanslar sergileyen genç futbolcuya Milli Takım kapıları da açıldı. Genç oyuncu birçok alt yaş kategorisinde milli olmayı başardı. Abdülkerim, U-19 Milli Takımımızın Mersin'de düzenlenen Akdeniz Oyunları'nda ikinci olduğu kadronun vazgeçilmez oyuncusuydu.

        Genç oyuncu sonraki sezonlarda Konyaspor'da fazla forma şansı bulamadı. Sadece Konyaspor'un Süper Lig'e çıktığı ilk maçta Fenerbahçe karşısında boy gösteren genç stoper, daha sonra 2014'ün Ocak ayında Konya Anadolu Selçukspor'a kiralandı ve orada da sadece 6 kez forma şansı buldu. 2014-15 sezonunun başında ise Adana Demirspor'a kiralanan ve burada 27 maça çıkıp 2 gol atan Abdülkerim, gelecekte iyi bir stoper olabilme potansiyeline sahip. Şimdi bu genç stoperin artılarına ve eksilerine bakalım.

Güçlü Yönleri
Fiziği ve Hava Toplarındaki Hakimiyeti: Abdülkerim bir stoper oyuncusunun sahip olabileceği en ideal fiziğe sahip. 1.90 boyunda olan ve fit bir vücuda sahip olan genç stoper, bu boyunu özellikle hava toplarında çok olumlu kullanabiliyor. Çok iyi bir sıçrama yeteneği olan Abdülkerim, duran toplarda hem hücuma katkı sağlıyor hem de savunmada rakiplere geçit vermiyor. Hücumda güçlü fiziği kullanarak gol de atabilen oyuncunun, Beşiktaş maçında Atınç ve Ersan gibi uzun stoperlerin arasından iyi sıçrayıp gol atması bunun göstergesi zaten. Genç oyuncunun güçlü fiziği rakip forvet oyuncularının dengesini bozmayı sağlıyor. Abdülkerim ikili mücadeleler de yıkılmamayı başarıyor.

Zekası, Tekniği ve Ayağını İyi Kullanabilmesi: Ben stoper mevkisinde ayağını iyi kullanan futbolcuları çok severim. Oyuncu geride hem rakip atakları keserken ayağını da iyi kullanırsa, geriden hücuma paslar atarak atakları da biçimlendirebilir. Abdülkerim'in de bence en büyük artısı bu. Genç oyuncu solak ve sol ayağını çok iyi kullanıyor. Hatta ihtiyaç olduğunda sol bek bile oynayabiliyor. Genç oyuncu, beklerin koşu yoluna, ikinci ve üçüncü bölgeye çok rahat toplar yollayabiliyor. Bekler hücuma kalkarken nasıl ve nereye pas atacağını iyi bilen oyuncu hücum konusunda da zekasını iyi kullanıyor. Takımının kendi yarı alanında olan çoğu duran topu da Abdülkerim kullanıyor.

Arkasına Adam Kaçırmaması: Abülkerim stoper mevkisi için hızlı bir yapıya sahip yani ağır bir stoper değil. Bu hızlı yönünü ise defansın arkasına adam kaçırmama özelliğinde iyi kullanabiliyor. Abdülkerim aynı zaman da sol bekte de forma giyebiliyor ama sol bek için ağır, stoper için yeterli hızda bir oyuncu olduğu için stoper mevkisinde kullanılması daha ideal.

İlk Müdahalesi ve Hırsı: Abdülkerim'in ön sezisi de çok kuvvetli. Bu özellik oyuncunun ilk müdahalelerde de üstün olmasını sağlıyor. Mesela bir top daha rakibe gelmeden önce Abdülkerim rakibin hemen başında bitebiliyor ve müdahalesini yapabiliyor. Genç oyuncunun hırsı da göz dolduran özellikleri arasında. Mücadeleden kaçmıyor, sonuna kadar savaşıyor. Hatta çoğu maçta skora isyan eden oyuncu, hırsıyla birlikte hücum da bile pres yapabiliyor. 

Az Kart Görmesi: Abdülkerim her ne kadar hırslı olursa olsun az kart görüyor. Stoperler normalde biraz sertliğe kaçar ve olur olmaz yerlerde kart yer ama Abdülkerim bu tezi reddeden nitelikte bir istatistiğe sahip. Genç oyuncu bu sezon çıktığı 27 maçta toplam 3 sarı kart gördü.

Zayıf Yönleri
Pozisyon Bilgisi: Ülkemizin bu mevki için kanayan yaralarından biri olan bu durum bazen Abdülkerim'de de görülebiliyor. Özellikle ikinci Beşiktaş maçında kendi filelerini havalandırdığı pozisyonda bunu görebiliyoruz. Yanlış pozisyonda durması ve topu yanlış şekilde karşılaması gole sebebiyet vermişti.

Kendine Çok Güvenmesi: Bazı pozisyonlarda Abdülkerim kendine çok güveniyor. Genç futbolcunun bu özelliği her zaman sorun çıkarmasa da ilerde eksi olarak karnesine yansıyabilir. Genç futbolcunun bu özelliğinden vazgeçmesi kendi yararına olacaktır.

Zamanlama Problemi: Abdülkerim'in bu problemi de her zaman olmuyor sadece bu sezon birkaç defa oldu ve Alanya maçında da pahalıya mâl oldu. Topa vurma sırasında zamanlamasını iyi ayarlayamıyor ve topu ıska geçebiliyor.

Tecrübe: Abdülkerim henüz 20 yaşında ve tecrübe eksikliği bir hayli fazla. Abdülkerim'in tecrübeli stoper ve takım Kaptanı Yiğitcan Erdoğan ile birlikte oynadığı maçlarda hata yapma oranı düşüyor. Çünkü Abdülkerim-Yiğitcan ikilisi,  Ujfalusi-Semih ikilisine çok benziyor.  Nasıl Ujfalusi, Semih'e nerede durup nerede durmayacağını ve nasıl pozisyonları karşılayacağını öğrettiyse Yiğitcan da Abdülkerim'e bunları öğretiyor. Semih, Ujfalusi'siz maçlarda çok hata yaptı, Abdülkerim de Yiğitcan'ın olmadığı maçlarda hatalar yaptı. Yiğitcan'ın sakatlıktan çabuk dönmesi hem Abdülkerim için hem de Adana Demirspor için çok yararlı olacaktır.  

        Abülkerim bu derece artıları ve eksileri olan bir futbolcu ancak eksik yönleri kapatılmayacak gibi değil. Zaten bu eksileri de her zaman yapan bir profilde değil. Eğer bu eksileri üzerinde çalışırsa ve bunları kapatırsa ilerde çok çok iyi yerlere gelir. Eğer bu başarılı oyununu istikrarlı bir şekilde sürdürürse A Milli Takım'a kadar yükselebilir. Bana göre PTT 1.Lig'in en iyi genç stoperi. Bonservisi Konyaspor'da olan oyuncunun gelecek yıl Süper Lig'de boy göstereceğini tahmin ediyorum.

Hazırlayan: Uğur YILMAZ

18 Şubat 2015 Çarşamba

Spora Adanmış Hayatlar: Özden Taşğın

        İnsanların hayat gayeleri ve ömürlerini o uğurda harcadıkları şeyler vardır. Sporda bunlardan birisi elbette... Peki spor sayesinde hayatında büyük çapta değişiklik yaşamış insanlara; kol kanat germek, onları uçurumun kenarından çekip çıkartmanın verdiği mutluluk sanırım hiçbir kelimeyle ifade edilemez.

        Bu uğurda hayatını gençlerin spor yapmasına adayan Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu Yardımcı Doçent Doktor Özden Taşğın ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Özden Hocam öncelikle sizi tanıyalım...
        1971 yılında Konya'nın Ereğli ilçesinde doğdum. Erzurumlu bir ailenin 8 çocuğundan ikincisiyim. İlköğretim ve Lise Eğitimini Ereğli'de tamamladıktan sonra, üniversite eğitimi için Gazi Üniversitesi Kastamonu Beden Eğitimi Yüksek Okulu'na gittim. Daha sonra ise Selçuk Üniversitesi'nde Karaman Beden Eğitimi Yüksek Okulu'nda ve şu anda da Hacı Bektaş Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktayım. Evliyim, 3 çocuk babasıyım.

Biraz da spor geçmişinizden ve yaptığınız kulüpleşme faaliyetlerinden bahseder misiniz?
        Sporla ortaokul döneminde Basketbol ve Atletizm ile tanıştım. Üniversite yıllarında ise amatör olarak antrenör olarak bazı spor branşlarında görev yaptım. Badminton sporunda ise sporculuk dönemi bittikten sonra Badminton Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi olarak Yunanistan ve İspanya'da ülkemi temsil ettim. Nevşehir Üniversitesi'ne 2010 yılında geldikten sonra Nevşehir Üniversitesi Spor Kulübü içerisindeki 14 branşı kulüpleştirdik.

        3 maçta 40 gol yiyen Futbol takımını 2.Amatör Küme ve 1.Amatör Küme'de şampiyon yaptık. 2.Lig Bayan Basketbol takımı kurarak bu yolda da ilerlemeye çalıştık. Amacımız Nevşehir Kalesi'nin altında bir çocuk kötü yola düşmeyecek ve bali çekmeyecek seviyeye gelene kadar uğraşacağız. Bunların tamamını yaparken çocuklarımızı nasıl sportif arenaya çekeriz birlikteliği, beraberliği nasıl öğretebiliriz gayesindeyiz.

Peki örnek sporcular yetişiyor mu? Alt yapı ne durumda?
        Nevşehir ulusal alanda bile sporcu yetiştirmekte zorlanıyor. Ama biz Şeyma isimli bir kızımızı 17 yaşında olmasına rağmen Yunanistan, İsviçre ve Hollanda'ya gönderdik. Amacımız Şeyma'nın diğer sporculara örnek olması ve kendini ifade edebilmesidir. Alt yapı konusuna gelince devlet üzerine düşeni yapmış mükemmel tesisler kurmuş. Alt yapılarda Futbol, Taekwando ve Güreş branşlarında dünya sıralamasına giriyoruz. Ama bunu üst kademelere taşıyamıyoruz. Bunun sebebi sadece alt yapı değil alt yapıyı aktif tutacak antrenörlere ihtiyacımız olmasının gerektiği. Antrenörlerin ödül yönetmeliğinde kendisini üst tarafa çekme çabası, ekonomik çıkarlar peşinde koşması, kısa vadede istenen başarıların çocuk yaştaki sporculara yaşının gerektirmediği şekilde antrenman temposuna tabi tutulması alt yapı çalışmalarının başarıya ulaşamamasındaki en önemli etken. Bunun için ödül yönetmeliğinin değiştirilmesi ve eğitim sisteminin değiştirilmesi gerekiyor. Saat 2'ye kadar ders çalışan öğrenciyi o saatten sonra da spor salonlarına Müzik Resim atölyelerine yönlendirmek gerekiyor. Spor Kültürünü topluma yüklememiz bu kavramı topluma benimsetmemiz gerekiyor.

Peki "spor toplumu" oluşturmak için ne yapılmalı sizce hocam, çözüm önerileriniz var mı?
        Yüksek Öğretim Kurulu, üniversitelerin bütçeleri oluşturulurken bütçenin yüzde 1'ini spora ayıracak ve en az 1 branşla kulüpleşecek maddesini koyduracak. Türkiye'de 181 tane üniversite olduğunu düşünürsek bu spor toplumu oluşturmamızda milat olacaktır. Nasıl mahallenin camisi varsa mahallenin okulu varsa mahallenin kulübünün de olması gerekiyor. Mahalleli o kulübe sahip çıkacak ki biz de bu şekilde spor toplumu oluşturmaya ortam hazırlayacağız. Ama malesef ki "test ve tost" toplumu oluşturuyoruz. Çocuklarımız eğitim sisteminin getirdiği düzenle ilerde Bel Fıtığı ve Boyun Fıtığı hastalıklarına yakalanacak. Gelecek yıllarda obeziteden daha fazla bu hastalıklar görülecek. Hareketsiz bir toplum yaratarak, bilgisayarda çocuklarımızı kaybediyoruz. Düşünemeyen bir gelecek hazırlıyoruz. Dribbling yapan çocuğun zeki olması lazım dribblingden sonra pas vermesi için ahlaklı olması lazım. Spor yaptırmayarak çocuklarımızı hem zekilikten hem de ahlaktan uzaklaştırıyoruz.

Sporcu bir toplum yaratmak için ailenin katkısı nedir?
        Milletimizin ana unsurunu oluşturan aile, hep çocuğunun en iyi üniversiteye gitmesini istiyor. Çocuk çocuk olmadan adam oluyor, çocuk olmadan kadın oluyor. Böyle olunca da çocuk 20 yaşında 30 yaşında çocukluğunu yaşıyor. Biz kendimizi tanımadan bir başkasını tanımaya çalışıyoruz. Kayak yapan bir sporcunun Konya Beden Eğitimi'nde okumasının anlamı nedir? Bu adam Sarıkamış'da okuyacak Uludağ'da okuyacak. Yüzme branşını seçen bir sporcunun Gazi Üniversitesi'nde ne işi var her şeyin yeri belli, kimse taşın altına elini koymuyor. Günlük ve bireysel düşünceler bizi ileri götüremeyecektir. Bu yapıyı kültür olarak toplumumuza benimsetmemiz lazım. Bir çocuk 9-10 yaşından itibaren spor yapıyorsa onu spora yönlendirmemiz lazım. Artık kahvede oturan adamın ben kalkıp gidip beden eğitimi okuyum dememesi lazım. Spor çıkışlı lise değil spor ilkokulu kurmamız lazım 16 yaşına gelmiş bir bireyi spora yönlendiremezsin.

Sizi teşvik eden, sizi bu uğurda savaşmaya devam ettiren şey nedir?
        15 yaşında bir kız çocuğumuzu Boks Kulübümüze aldık. Nevşehir'de bayanlarda Türkiye Şampiyonu oldu. Avrupa Derecesi yaptı ve söylediği söz "hocam siz bize sahip çıkmasaydınız ailemiz bizi evlendirirdi" oldu. Bizi ayakta tutan, çalışmalarımızda mihenk taşı olan ifade buydu. Gücümüz ve imkanlarımız yettiği sürece bu uğurda savaşmaya devam edeceğiz.

Röportaj: Harun YAPAR

Süper Lig'de Piyasa Değeri vs. Puan Durumu