1 2 3 4 5 6 7 8

28 Mart 2015 Cumartesi

BAL'da Gerilim Tırmanıyor (2)

        Dünkü yazımızda, 11 gruplu BAL'da ilk altı grubun liderlik mücadelesini yazmıştık. Bugün de kalan gruplarımızı inceliyoruz.

Namağlup mu?

        BAL 7. Grup'ta şampiyonluğunu finale üç hafta kala ilan eden Bodrum Belediyespor'un kalan üç haftada aradığı tek bir cevap var: 23 haftayı namağlup götüren Bodrum temsilcisi, üç haftalık süreçte mağlubiyetle tanışacak mı? Kalan üç maçında Pamukkalespor, Muğlaspor ve küme düşme hattı takımlarından Isparta DSİ ile oynayacak olan Bodrum Belediyespor'un en tehlikeli rakibi şüphesiz derbi maçına çıkacağı Muğlaspor olsa gerek...

6 Puanlık Fark Erir mi?

        BAL 8. Grup'ta ise ikinci Atillaspor'un 6 puan önündeki Manisa BŞB'nin liderliği sürdürüp sürdüremeyeceği soru işareti olsa da; Manisa temsilcisinin 11 maçlık yenilmezlik serisi ve dahası lig boyunca sadece bir mağlubiyet almış oluşu büyük avantaj... İkinci Atillaspor'un elini güçlendiren tek koz ise iki maçta da aldıkları 1-1'lik skorla lidere yenilmemiş oluşu!

        Lider Manisa BŞB kalan üç haftada küme düşme hattındaki Bozdoğan Belediyespor'la, tek mağlubiyetini aldığı Sındırgı Belediyespor'la ve iddiasız Erdekspor'la oynayacak. İkinci sıradaki Atillaspor ise iddiasız Erdekspor'la, küme düşmemek için mücadele veren Yeni Çanspor ile ve iddiasız Didim Belediyespor ile oynayacak... Bu bağlamda, Manisa BŞB'ye bir galibiyet ve bir beraberliğin dahi yettiğini belirtelim.

        Bir de ilginç bir istatistik verelim: Lig üçüncüsü Sındırgı Belediyespor, ilk altı sıradaki takımları en az bir maçta yenmiş durumda.

İstanbul'u Kim Fethedecek?

        BAL 9. Grup'ta 47 puanlı lider Sultanbeyli Belediyespor, 44 puanlı ikinci İFA ve şansı düşük olmakla beraber 39 puanlı Leventspor şampiyonluk için son üç maça giriyor... Peki fikstürleri ne diyor?

        Lider Sultanbeyli sırasıyla iddiasız Yenibosna, küme düşme riski bulunan Gebze Sultan Orhan ve iddiasız Elmasbahçeler ile maç yapacak. İkinci sıradaki İFA'yı ise üçünün de küme düşme riskinin bulunmadığı Mudanyaspor, Elmasbahçeler ve Çayırovaspor maçları bekliyor lakin İFA'nın istikrarsız periyodu önündeki en büyük engel olsa gerek!

        Üçüncü Leventspor ise Modafen, Altınova Belediye ve Mudanyaspor maçlarıyla ligi bitirecek. Bu süreçte bilhassa son bir ayda girdiği gol kısırlığı önündeki en büyük handikap gibi görünüyor. Yine de şampiyonu Elmasbahçeler kulübünün belirleme ihtimali yüksek!

10. Grup'ta Avcılar Pusuda (mı?)

        50 puanlı Düzce, 49 puanlı Sultangazi ve 48 puanlı Kütahyaspor'un şampiyonluk mücadelesi içine girdiği BAL 10. Grup'ta heyecan son haftaya kadar devam edeceğe benziyor!

        Lider Düzce iddiasız Eskişehir Demir, iddiasız Dikilitaş ve "ha düştü ha düşecek" konumundaki Avcılar Belediyespor ile oynayacakken; onu bir puanla takip eden Sultangazispor sırasıyla Kütahya D. Üniversitesi, Serdivanspor ve Beyköy Belediyespor ile maç yapacak! Üçüncü sıradaki Kütahyaspor'u bekleyen takvim ise şu şekilde: Avcılar Belediyespor, Kütahya D. Üniversitesi, Serdivanspor.

        Bu süreçte Avcılar Belediyespor'un alacağı bir galibiyet, şampiyonu netleştirebilir (hem Kütahya maçı için, hem de Düzce maçı için bu söylem geçerli) Tabii ki, sadece iki galibiyeti olan Avcılar'dan çok da sürpriz beklememek lazım... Ancak bu süreç için ilginç bir durum daha var ki o da Düzcespor'un son haftalarda ikinci Sultangazi ve dördüncü Çıksalın'dan aldığı mağlubiyetler! Liderin en büyük şansı, geriye kalan dokuz puanlık süreçte şampiyonluk mücadelesindeki takımlarla oynamayacak oluşu...

11. Grup'ta Şampiyonluğa 2 Hafta Kaldı

        43 puanlı Tekirdağspor ve 42 puanlı Kocaelispor arasında geçen şampiyonluk yarışıyla nefesleri kesen BAL 11. Grup'ta kağıt üzerinde şansı süren 40 puanlı Çengelköyspor da yarışa dahil... Ancak şampiyonluk düğümünün iki hafta sonra oynanacak olan Tekirdağspor-Kocaelispor maçıyla çözüleceğini öngörmek için kahin olmaya da gerek yok!

        Lider Tekirdağspor kalan üç haftada iddiasız Karadeniz Ereğli Belediyespor, ikinci Kocaelispor ve düşük bir ihtimalle de olsa küme düşme korkusu yaşayan Erokspor ile oynayacak.

        Kocaelispor'u ise Erokspor, lider Tekirdağspor ve üçüncü sıradaki Çengelköyspor ile yapacağı maçlar bekliyor.

        Üçüncü sıradaki Çengelköyspor ise Edirnespor, Karadeniz Ereğli Belediyespor ve Kocaelispor maçlarıyla ligi nihayete erdirecek.

        Bu bağlamda her ne kadar Tekirdağspor-Kocaelispor maçının önemi büyükse de, Kocaelispor'un Erokspor karşısında beraberlik, Tekirdağspor'dan ise galibiyet alması durumunda, Tekirdağspor'un da Ereğli karşısında bir mağlubiyet alması ihtimalinde; son haftada oynanacak olan Kocaelispor-Çengelköyspor maçıyla Çengelköy'ün şampiyonluk turu atma şansı mevcut!

         Dün yayınlanan yazımızın akabinde bugün de kalan beş grup hakkında dilimiz döndüğünce, matematiğimiz elverdiğince bir şeyler ifade etmeye çalıştık. Bölgesel Amatör Lig'de kalan haftaların her şeyden önce centilmence geçmesi ve profesyonel liglerde özlediğimiz sportif eylemlere sahne olmasını diliyoruz.

Hazırlayan: Alper KAYA

27 Mart 2015 Cuma

Şark'ta Büyük Final: Cizrespor - 12 Bingölspor

        Bölgesel Lig'in Şark köşesi diye tabir edilen 1.Grup'ta sezon Şampiyonlar Ligi tadında bir finalle perdelerini kapatıyor: Sezona şampiyonluk parolasıyla çıkan Cizre Spor ile 12 Bingölspor, Cizre'nin cezası nedeniyle Şanlıurfa'da 3.Lig biletini almak için 90 dakika boyunca ter dökecek. Müsabakaya seyirci alınmayacak. Cizre'ye beraberlik dahi şampiyonluğu göğüslemesine yetecek; fakat Bingöl'ün mutlaka kazanması gerekiyor.

        Ayrıca şunu da gözden kaçırmamak gerek: Her iki ilin de (Şırnak ve Bingöl) Bölgesel Lig kontenjanı 1 takım olduğundan -statü gereği- BAL'da mücadele eden ekip küme düşer ya da şampiyon olursa o ilin yerel lig şampiyonu doğrudan BAL'a çıkar; aksi hâlde BAL ekibinin ligdeki konumuna bakılmaksızın yerel lig şampiyonuyla baraj maçına çıkması gerekiyor. Yani bu durumda iki takımdan biri Dimyat'a pirince girderken, eldeki bulgurdan da olabilir...

        Bu sezon Türkiye Kupası’nda gruplara çıkma başarısı gösteren Cizre Spor, sene başında kadrosunu kurduğunda hedefinin şampiyonluk olduğunu gösterdi. Antalyaspor ve Boluspor takımlarından hatırladığımız Serge Dijehoua’yı kadrosuna katarak ulusal basında büyük yankı yaratan Cizre Spor, ligin ilk 7 maçında puan kaybı yaşamadı. Kendi evinde maç kaybetmeyen Yeşil-kırmızılılar 21 maçta sadece 1 beraberlik, 2 mağlubiyet aldı. Mağlubiyetlerinin tümünü en güçlü iki rakibi Tatvan Gençlerbirliği ve final maçına çıkacağı 12 Bingölspor’dan aldı. Olaylı Tatvan Gençlerbirliği maçında hükmen galip sayılan Cizre Spor, 21 maçta 52 gol atıp 12 gol yedi; ama 12 Bingölspor’un averajına baktığımızda  70 gol atıp 9 gol yediğini görüyoruz. Yeşil-beyazlıların 1 mağlubiyeti ve 3 beraberliği bulunuyor.

        2012-13 sezonundan beri Bölgesel Amatör Lig'de mücadele eden Cizre Basraspor, sezon öncesi adını “Cizre Spor” olarak değiştirerek bir nevi eski Cizrespor'u yeniden doğmasına ön ayak oldu.

        1972 yılında kurulan, 1989-2007 yılları arasında (1994-1995 sezonu hariç) profesyonel liglerde de top koşturan orijinal Cizrespor ise en son 2010-11 sezonunda Şırnak 1.Amatör'de mücadele ettikten sonra tarihe karıştı. Yeşil-kırmızılılar 1999-2000 tarihinde 3.Lig 1.Grup'ta bağlı olduğu Şırnak'ın plakasına nazire yaparcasına 73 puanla şampiyonluk ipini göğüsleyip 2.Lig'e çıkma başarısını da göstermişti; fakat Güneydoğu ekibi 2006-07'de 2.Lig'den, 2007-2008'de de 3.Lig'den düşerek profesyonel liglere veda etti.

        Geçen seneden beri Bölgesel Lig'de mücadele eden Çapakçurspor ise 3.Lig'den düşen ve kapısına kilit vurulan Belediye Bingölspor'dan umudun kesilmesi sonucu sezon öncesi adını “12 Bingölspor” olarak değiştirerek tarihteki “ Üçüncü Bingölspor” oldu. Renklerini de kırmızı-siyahtan yeşil-beyaza çevirdi.

        1984-2000 yılları arasında aralıksız profesyonel ligde mücadele eden ilk Bingölspor, 1995-1996 sezonunda 2.Lig'e çıksa da o ligin misafir takımı olmaktan öteye geçemedi. Doğu Anadolu ekibi en son 1999-2000'de 3.Lig'de mücadele etmiş ve o sezon yalnızca 4 puan toplayabilmişti.

        Daha sonra sahneye çıkan Belediye Bingölspor ise 2007-2014 yılları arasında 3.Lig'de mücadele etmiş, 2011-12 sezonunda Manisa'da oynanan play-off finalinde Kahramanmaraşspor'a penaltılarla boyun eğerek 2.Lig trenini kaçırmıştı.

        İki takımın en etkili oyuncularına baktığımızda Cizre Spor’da Serge Dijehoua 18 maçta 13 gol atarken, bir diğer siyahi oyuncu Moussa Traore ise 13 maçta 8 gole imza attı. İstatistiklere baktığımızda bu iki oyuncu takımın attığı 52 golün 21’ini atmış oluyor. 12 Bingölspor’da ise yıllarca profesyonel oynamış, tecrübeli oyuncu Sadettin Özer var. 30 yaşındaki oyuncu hepimizin bildiği Şehmuz Özer’in kardeşi. Bu sezon 23 gole imza atan oyuncu, Bölgesel Amatör Lig kariyerinde ise 35 maçta 41 gol atarak müthiş bir istatistik yakaladı. 12 Bingölspor’un bir diğer oyuncusu Sait Aydemir ise bu sezon 18 gole imza attı. 70 gol atan 12 Bingölspor’un 41 golünü bu iki oyuncu atarak takımlarının final maçına çıkmasında pay sahibi oldular.

        İki takımın aralarında oynanan ilk maç 4-2'lik skorla 12 Bingölspor'un galibiyetiyle sonuçlanmıştı. Tecrübeli oyuncuların kapışmasında bakalım şampiyonluğu kim göğüsleyecek?

BAL'da Gerilim Tırmanıyor (1)

        11 gruptan oluşan ve liderlerinin doğrudan 3. Lig'e çıktığı Bölgesel Amatör Lig'de bitime az bir süre kaldı. Bu süreyi gergin geçirecek olan ilk sıra takımlarını ele almak istedik.

1. Grup'a Kalp Dayanmaz!

        12 takımlı 1. Grup'tan başlayalım... Grup lideri 55 puanlı Cizrespor iken, ikinci sırada 54 puanlı 12 Bingölspor var. 29 Mayıs 2015'te ise dananın kuyruğu kopacak zira grubun son hafta maçlarından birisi, Cizrespor-12 Bingölspor maçı! Kazanan, doğrudan 3. Lig'e çıkarken; beraberlik de Cizrespor'a yarıyor.

        Cizrespor 10 maçtır kaybetmezken, son mağlubiyeti dikkat çekiyor: Keza Cizrespor son mağlubiyetini 12 Bingölspor deplasmanında aldı... 12 Bingölspor ise sekiz maçlık namağlubiyet serisiyle final maçına çıkacak... Bazı durumlarda futbol hakikaten "üç bilinmeyenli denklem"!

2. Grup'ta Favori Yomra, Plase Görele!

        14 takımlı 2. Grup'ta ise lider Yomraspor'un 48, ikinci sıradaki Serhat Ardahan'ın 47, üçüncü ve dördüncü sıradaki Araklı Karadere ve Görelespor'un ise 45'er puanı var! Kalan üç hafta, dokuz puana denk geliyor. Bu üç haftada dört takımın maç takvimi ise şöyle:

        Yomraspor ilk hafta iddiasız Çayeli ile deplasmanda oynarken sonraki iki haftada peş peşe Görelespor (iç saha) ve iddiasız Arhavi (deplasman) ile oynayacak! Serhat Ardahan ise ilk hafta iddiasız Torul ile deplasmanda, sonraki iki haftada ise iç sahada bir diğer iddiasız Çayeli ve son haftada da Görele deplasmanında mücadele edecek...

        Araklı Karadere'nin takvimi ise üç iddiasız takımdan oluşuyor: 1926 Bulancak (iç saha), Karsspor (deplasman) ve Iğdır Aras (iç saha). Görelespor ise bu dört takım arasında en zor takvime sahip olsa gerek! İlk hafta iddiasız Arhavi'yi ağırlayacak, sonrasında lider Yomraspor'a konuk olurken son hafta da kendi sahasında ligin ikincisi Serhat Ardahan'ı ağırlayacak...

        Bu süreci analiz ederken şuna dikkat etmek lazım; Yomraspor 8, Serhat Ardahan 1, Araklı Karadere 2, Görelespor ise tam 9 maçtır kaybetmiyor! Yomraspor'un olası bir yol kazasında, Görelespor'un şansının diğer takımlara nazaran daha kuvvetli olduğunu söylemek abesle iştigal olmasa gerek.

3. Grup Sihri: Play Out

        BAL'da mücadele ettiği sezonlar boyunca üç sezon peş peşe play out oynayan ve üç maçı da kazanan, geçtiğimiz sezon ise play off finalinde elenen Dersimspor 3. Grup'ta 50 puanla liderken, ikinci sıradaki 45 puanlı Kilis Belediyespor'un yoğun markajında... Kilis Belediyespor ise 3. Lig'den düştüğü sezondan bu yana dört sezon peş peşe play out oynarken bu sezon şampiyonluk mücadelesinde etkin rol oynuyor.

        Şansı düşük olmakla beraber, futbol ihtimallerine dahil edebileceğimiz lig üçüncüsü 41 puanlı 44 Malatyaspor ise play out oynamayan tek takım! BAL'daki dördüncü sezonunu tecrübe eden Malatya temsilcisi, geçtiğimiz sezon play off oynama başarısı gösterdi.

Takımların takvimi ise şöyle:

        Dersimspor iddiasız Suruç Gençlik'i iç sahada ağırlayacak, iddialı 44 Malatyaspor'a deplasmanda konuk olacak, son hafta ise küme düşmeme mücadelesi veren Şenyurtspor'u ağırlayarak lige nokta koyacak.

        Kilis Belediyespor ise küme düşmemek için mücadele veren Adıyaman İl Özel İdare deplasmanıyla son üç haftaya giriş yapacak, akabinde iddiasız Elazığ Yolspor'u ağırlayıp bir diğer iddiasız Karaköprü Belediyespor'a konuk olarak ligi tamamlayacak.

        44 Malatyaspor ise ligden düşmemek için galibiyet alması gereken Pazarcıkspor'a konuk olacak, lider Dersimspor'u ağırlayacak ve küme düşme hattındaki Adıyaman İl Özel İdare'ye konuk olacak...

4. Grup Mücadelesi Mest Edebilir

        4. Grup'ta lider Kozan Belediyespor 56, ikinci MESKİ ise 53 puanla son üç haftaya giriyor. Tek mağlubiyetini ligin ilk maçında alan Kozan Belediyespor şüphesiz favoriyken, futbolun sürprizleri bizi bekliyor olabilir...

        Kozan Belediyespor kalan üç haftada önce küme düşmemek için uğraşan Reyhanlı Belediyespor'a konuk olacak, akabinde şampiyonluğun bir diğer adayı MESKİ'yi ağırlayacak ve finali iddiasız Karaman Belediyespor ile yapacak... Lig ikincisi MESKİ ise lidere nazaran daha rahat bir takvime sahip. İddiasız Karaman Belediye (iç saha), lider Kozan Belediye (deplasman) ve iddiasız Sarayönü Belediye (iç saha) maçlarıyla ligi tamamlayacak.

5. Grup'ta Lider Yeni'lenebilir

        5. Grup'ta 55 puanlı Kastamonuspor 1966'yı altı puan geriden takip eden Yeni Amasyaspor'un liderlik şansı, mevcut liderden daha fazla görünüyor! Neden mi?

        Kastamonuspor 1966 kalan üç haftada küme düşme hattındaki Turhalspor ve küme düşme adaylarından Ünyespor ile peş peşe iç sahada oynayacak, son hafta ise iddiasız Temrespor'la deplasman maçına çıkacak. Lider adayı Yeni Amasyaspor ise kalan üç haftasında da iddiasız Temre, Çarşamba ve Yenicespor ile oynayacak! Bu bağlamda, kağıt üstünde bakıldığında Yeni Amasyaspor'un liderliği göğüsleyebilme ihtimali yüksek görünüyor.

6. Grup'ta Liderliğe Bir-İki

        Liderinin son iki haftasının kaldığı gruplardan birisi olan 6. Grup'ta lider Zara Belediyespor ve Yeni Altındağ Belediyespor arasında sadece bir puan var... Zara Belediyespor kalan iki haftada iddiasız Bağlumspor ve küme düşme adaylarından Aksaray Sanayi ile oynayacak. Yeni Altındağ Belediyespor ise kalan üç haftasınra iddiasız Yozgatspor deplasmanında, kendi sahasında küme düşme adayı Kayseri Yolspor ile ve son haftada da iddiasız Yeşil Kırşehir deplasmanında liderlik mücadelesi verecek...

        Bu bağlamda, maç eksiği Yeni Altındağ için bir avantaja dönüşebilir. Zara Belediyespor iki maçını kazansa dahi, Yeni Altındağ üç maçını da kazandığı taktirde liderliğini ilan edecek! Ancak...

 Yozgatspor sürpriz yapabilir
        37 puanlı, liderin 11 puan gerisinde dördüncü sırada yer alan Yozgatspor nasıl sürpriz yapacak? Dört maçı kaldığı için sürpriz yapacak... Zira ilk iki sıradaki takımlar tüm maçlarını kaybederse; sırayla lig ikincisi Yeni Altındağ Belediye, iddiasız Hacılar Erciyes, iddiasız Kazan Belediyespor ve iddiasız MKE Kırıkkale ile maç yapacak olan Yozgatspor'un tüm maçlarını kazanması durumunda şampiyon Yozgatspor olacak...

Kalan beş grubun hikayelerini ise, yarın yayınlanacak olan ikinci yazımızda bulabilirsiniz...

Hazırlayan: Alper KAYA

26 Mart 2015 Perşembe

26.03.2015 İddaa Tahminleri

Emenike mi Guiza mı?

        Daniel Guiza, Emenike'nin Beşiktaş maçında yaşadıklarıyla ilgili Sabah gazetesine bir demeç vermiş ve "Emenike'nin ruh halini anlayabiliyorum. Ama kesinlikle yaptığı hareket saçma. Emenike'ye verilen tepkinin 100 kat fazlasını almıştım ama hiçbir zaman formamı çıkarıp gitmek aklıma gelmedi" demiş. Çok da doğru konuşmuş aslında.

        'Guiza' deyince çoğumuzun aklına 14 milyon Euro'ya transfer edilip hayal kırıklığı yaratan bir golcü geliyor. İspanyol golcü, attığından çok kaçırdıklarıyla kalmıştı hafızalarımızda. İstatistiklere baktığımızda, Guiza'nın Fenerbahçe'nin son dönemde forma giyen birçok golcüsünden çok da kötü rakamlar yakalamadığını görüyoruz aslında. Özellikle Emenike ile karşılaştırdığımızda, Guiza'nın çok daha iyi istatistiklere sahip olması da şaşırtıcı bir gerçek.

        Emenike, Fenerbahçe formasıyla oynadığı 58 maçta 16 gol atıp 14 asist yapabildi. Daniel Guiza ise, Fenerbahçe'de forma giydiği 98 resmi maçta; 35 gol 21 asist yapmıştı. İki golcüyü karşılaştırdığımızda; Emenike 261 dakikada bir gol atarken Guiza'nın ortalama her 210 dakikada bir gol attığını görüyoruz. İki golcünün skora katkısına baktığımızda; Emenike'nin bir maçta gol ya da asist yapma oranının %52 iken Guiza'da bu oran %57.

        Moussa Sow, birçok maçta sol kanatta da kullanılmasına rağmen skora katkı anlamında bu iki ismin önünde. Fenerbahçe'de oynadığı 132 maçta, 54 gol, 27 asist yapan Senegalli golcü her 187 dakikada bir gol buluyor. Pierre Webo, Fenerbahçe'de oynadığı 79 maçta 29 gol, 8 asist yaparken sadece 4.580 dakika sahada kaldığını ve 158 dakikada bir gol atarak bu alanda en başarılı isim olduğunu görüyoruz.

        Yazımızın konusuna dönecek olursak; evet Guiza da müthiş bir golcü değildi, daha da önemlisi Fenerbahçe'nin oyun sistemine uygun bir isim değildi ve ülkemizde hayal kırıklığı yarattı ama yukarıdaki istatistiklerde de görüldüğü üzere performans olarak Emenike'den kötü değildi. Kaldı ki, Emenike'den çok daha fazla tepki görmesine rağmen onun yaptıklarını yapmadı, belki ağladı ama formasını çıkarıp gitmedi. Fenerbahçe yönetimi ve teknik ekibi Emenike konusunda nasıl bir yol izler bilmiyorum ama bana kalırsa onda daha fazla ısrar etmenin bir anlamı yok.

Hazırlayan: Çetin KUZU
Bu yazı TransferMerkez.com tarafından hazırlanmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

24 Mart 2015 Salı

Oyuncu Raporu: Emre Akbaba

        4 Ekim 1992 yılında Fransa’nın Montfermeil kentinde dünyaya gelen Emre Akbaba, 2012 yılında Türkiye’ye gelerek Medical Park Antalyaspor’un altyapısında oynamaya başladı. 2012 yılında kiralık olarak Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyespor’da profesyonel futbol hayatına geçen Emre Akbaba, 2013 yılında Medical Park Antalyaspor’a dönüş yaptı. 2013-14 futbol sezonuna gelindiğinde 2 yıl kiralık olarak Alanyaspor’un renklerine dahil olan genç futbolcu Türkiye Kupası A2, 2 ve 3. Lig'de birçok kez forma giydi. 2013-14 sezonunda 32 maçta görev alan Emre, 16 gol ve 11 asistlik performansıyla takımının PTT 1.Lig'e yükselmesinde pay sahibi oldu. Takımın geçen sezon attığın 82 golün %22'sine doğrudan katkı sağlayan Emre, sezonun en dikkat çeken oyuncuları arasında yer aldı.

        Emre Akbaba bu sezon PTT 1.Lig'in belki de en dikkat çeken futbolcusu konumunda. Kariyerinde ilk kez bu ligde mücadele eden genç yıldız, takımına skor anlamında önemli katkılarda bulunuyor. Genç futbolcu orta sahanın ofansif yönünde oynuyor. Emre, bu sezon oynadığı 24 maçta 10 gol attı ve 8 asist yaptı. Genç futbolcu özellikle uzaktan şutları, adam eksiltmesi, tekniği ve hızıyla çok dikkat çekiyor. Oyuncuyu uzaktan attığı şutlarla ve tekniğiyle Mehmet Ekici'ye çok benzetiyorum. Yalnız Emre'nin Mehmet'ten bir artı yönü de kanatlarda da rahatlıkla oynayabilmesi. Genç oyuncu özellikle sol kanat mevkisinde takımına çok katkı sağlıyor. Genç oyuncu orta sahada bile görev yapsa bazı maçlarda kanatlara ve forvet hattına deplase olup gol ve asist üretebiliyor. Şimdi bu futbolcunun güçlü ve zayıf yönlerine bakalım.

Güçlü Yönleri
Uzaktan Şutlar: Genç futbolcu orta sahada ayağına pas geldiğinde ya da kendisi açıyı bulduğunda uzaktan sert ve isabetli şutlar atabiliyor. Bu şutlarını golle de süsleyen genç yıldız, özellikle kendi sahalarında oynanan Bucaspor maçında ve Altınordu maçında uzaktan çok şık gollere imza atmıştı.

Oyun Zekası: Genç oyuncunun oyun zekası da bir hayli iyi seviyede. Genç yıldız oyunu orta sahadan iyi kurgulayabiliyor, ataklara yön verebiliyor. Bu sezon forvetlerini bu tür paslarla birkaç kez golle burun buruna bırakan Emre, özellikle 3-0 kazandıkları Gaziantep BŞB maçında Ayite'ye yaptığı asistle bu yönünü çok iyi gösterdi.

Tekniği: Emre'nin bu sezonki gollerinde en önemli faktör tekniğiydi. Emre'nin son vuruşları da çok kaliteli. Özellikle Manisaspor ve Denizlispor'a karşı gol atarken son vuruş kalitesinin ne düzeyde olduğunu hepimiz gördük. Tekniğini asistlerinde de kullanan oyuncu, sıkça bitirici paslar deniyor. Bu paslardan da asistler çıkartabiliyor.

Takımını Atağa Kaldırması ve Hızı: Emre ikinci bölgeden üçüncü bölgeye resmen elçilik yapıyor. Oyuncu orta saha da topu aldığı zaman takımını çok çabuk atağa kaldırabiliyor. Hızı ve dikine gitme özelliklerini burada iyi kullanan futbolcu kontraların başlamasında önemli bir rol oynuyor. Emre aynı zamanda adam eksiltebiliyor. Emre'nin kanatlarda oynadığı zamanlarda hızını iyi kullandığı görüyoruz.

Duran Toplardaki Etkinliği: Emre, takımının kazandığı çoğu duran topu kendisi kullanıyor. Bu sezon 3-1 kaybettikleri Osmanlıspor maçında attığı frikik golünde de bu konudaki yeteneğini net bir şekilde görmüştük.

Forvete ve Kanatlara Deplase Olması: Genç oyuncunun kendi mevkisinin dışında sol kanatta da rahatlıkla oynabildiği yukarıda yazmıştım. Orta saha başladığı maçlarda bile bazen sol tarafa deplase olup asistler ve goller yapabiliyor. Aynı durum forvet mevkisi için de geçerli, oyuncu bir forvet gibi içeriye girip goller atabiliyor. Oyuncunun Şanlıurfaspor ve 2-1 kazandıkları Osmanlıspor karşısında yaptığı asistleri de sol tarafa deplase olup yaptığını görebiliyoruz. Yine genç oyuncunun 3-0 kazandıkları Gaziantep BBSK ve 2-1 kazandıkları Osmanlıspor maçında da forvete girip gol attığına şahit olduk.

Zayıf Yönleri
Tecrübe: Yine her genç futbolcuda yazdığım gibi Emre'de de tecrübe eksikliği mevcut. Bunu yazma sebebim ise Emre'yi önümüzdeki sezonlarda Süper Lig'de görebilecek olmamız. Bu performansını sürdürürse Süper Lig'den talibi çok olacaktır ancak Emre'nin henüz o seviyede hiç maçı yok. Emre, belki PTT 1.Lig ve 2.Lig için oldukça tecrübeli bir isim ama Süper Lig'de deneyimi yok, o seviyede oynamaya ve bu lige adaptasyonu biraz zaman alabilir.

Defansif Yönde Eksiklerinin Olması: Oyuncu belki oyunun hücum yönünde çok rahat oynayabiliyor ama hâlâ defansif yönde eksikleri var. Bunlar kapatılmayacak eksikler değil elbette ama bu konuda çalışıp kendini geliştirmezse, bu ileride önüne büyük bir eksi olarak çıkacaktır.

Fiziği: Emre'nin fiziği görüntü olarak ideal ama bazı ikili mücadelelerde ayakta kalmayı başaramıyor. Biraz daha güçlenmesi gerek. Daha üst seviyede de bu performansını sürdürebilmesi için güçlenmesi ve  yere daha sağlam basması önemli bir etken olacaktır.

        Emre'nin genel özellikleri ve güçlü, zayıf yönleri bu şekilde. Emre'de ben işlenmemiş bir cevher görüyorum. Eğer bu futbolcunun üzerinde biraz daha durulursa ilerde Türkiye'nin en iyi orta sahalarından biri olabilir. Oyuncuyu PTT 1.Lig'in Mehmet Ekici'si olarak tanımlasak sanırım yanılmayız. Emre'nin bonservis durumuna gelince ise; oyuncu Antalyaspor oyuncusu olarak gözüküyor ve sözleşmesi 2018'in Mayıs ayında sona eriyor. Eğer bu güzel futbolunu istikrarlı bir şekilde sürdürürse Antalyaspor bu futbolcudan çok para kazanabilir. Emre, son dönemdeki başarılı performansıyla A2 Milli Takımı'na da seçildi.

Hazırlayan: Uğur YILMAZ

23 Mart 2015 Pazartesi

Spor Tarihi: Karıncaezmez Şevki, hayatını kaybetti.

        Galatasaray'ın unutulmaz amigosu Karıncaezmez Şevki (Şevki Güney), 81 yaşında hayata gözlerini yumdu. (23 Mart 2000)

        Galatarasay’ın ünlü amigosu Karıncaezmez Şevki, tarihin gördüğü en kibar amigoydu. Gerçek adı Şevki Güney’di. Ona ‘Karıncaezmez’ adını, dönemin İstanbul Emniyet Amiri, daha sonra İçişleri Bakanlığı da yapan Orhan Eyüboğlu vermişti. Çünkü Şevki aslen şofördü. 15 yıl İETT’de direksiyon sallamış ve sürücülük hayatı boyunca tek bir kaza bile yapmamıştı. Yıllarca ‘İstanbul’un en kibar şoförü’ seçilmesi boşuna değildi.

        En büyük özelliği 40 yıl boyunca yakasında hep çiçekle dolaşmasıydı. Karısından boşanırken de yakasında çiçek vardı, otomobil lastiğini değiştirirken de... İETT'de bir amiri, “Mesai saati içinde çiçek takmayacaksın” demişti, kılık kıyafet nizamnamesine uygun değilmiş. Hiç çiçeksiz Karıncaezmez olur mu; o da 1948 model bir arabayla Taksim-Dolapdere, Taksim-Karaköy hattında dolmuş yapmaya başlamıştı. Yalnız maç günleri güzergahı değiştiriyor, stadyuma ücretsiz taraftar taşıyordu. Arabasının jantlarından biri sarı, diğeri kırmızıydı. Çamurluklar, dikiz aynaları, ön ve arka kaput, sağ ve sol kapılar herşey sarı-kırmızıydı. Dolmuşuna bindiğinizde spor sayfalarından kesilmiş Galatasaraylı futbolcuların fotoğrafları, bazı ünlü artistlerin kartpostallarıyla seyahat ederdiniz.

        Sunay Akın, programında Karıncaezmez Şevki'yi anlatıyor....

19 Mart 2015 Perşembe

Spor Tarihi: Bursaspor, çeyrek finalde veda etti.

        Bursaspor, Kupa Galipleri Kupası Çeyrek Final rövanş maçında Ukrayna ekibi Dinamo Kiev'e deplasmanda 2-0 mağlup olarak kupaya veda etti. (19 Mart 1975)

        Dinamo Kiev, o sezon Kupa Galipleri Kupası’nı şampiyon olarak tamamlayıp kupanın sahibi olurken Bursaspor da Avrupa beşincisi olarak kabul edilmiştir.

19.03.2015 İddaa Tahminleri

18 Mart 2015 Çarşamba

KKTC 1.Lig'de Şampiyonluk Maunacılar'ın..

        Yavru Vatan'da sezonun tamamlanmasına yalnızca 5 hafta kaldı ve liglerdeki şablonlar tek tek şekillenmeye başladı. K-Pet 1.Lig'de sezona şampiyonluk parolasıyla sezona başlayan, özgeçmişi hiç de fena olmayan Türk Ocağı Limasol, pazar günü konuk ettiği Görneç Kültür'ü Ertaç, Şenol ve Barış'ın golleriyle 3-0 yenerek bitime 5 hafta kala matematiksel olarak şampiyonluğu ilan edip 2 yıllık aranın ardından Süper Lig'e geri döndü.

        İkinci sırayı alan takımın da doğrudan Süper Lig'e çıkacağı ligde artık hesaplar o yöne çevrildi. Şu anda en yakın rakibinin 4 puan farkla önünde bulunan Değirmenlikspor avantajlı gözüküyor. 1953 yılında kurulan Türk Ocağı Limasol, 1974 yılındaki Kıbrıs Harekâtı'ndan sonra Girne'ye taşınmak zorunda kaldı. Sarı-siyahlıların kuruluşunda liman işçilerinin emeği büyük olduğundan "Maunacılar" adıyla anılıyorlar. 2009'da ailecek Kıbrıs'ta tatil yaparken, Türkiye'yi aramak için fellik fellik telefon kulübesi arıyorduk. Belki onların dikkatini çekmemiştir ama, bize ilaç gibi gelen o telefon kulübesi tam da Maunacılar'ın kulüp lokalinin karşısındaydı. Kulüp lokali dediğim yer de mütevazi bir bina ve halı sahadan ibaretti.

        Sezon başından bu yana liderlik koltuğunda oturan Hasan Topaloğlu'nun talebeleri 17 galibiyet ve 4 beraberlik alıp yoluna yenilgisiz devam ediyor. Ligin en gol atan (54) ve en az gol yiyen (12) ekibi konumundalar. Aldıkları puanların 31'ini içeride aldılar. Gerek dış gerek iç saha performansı bakımından da zirvedeler. Maç başına 2,5 gol ortalamasıyla oynayan Maunacılar, yalnızca 9.haftadaki Göçmenköy İdman Yurdu ve 14.haftadaki Dumlupınar Türk Spor randevularında gol kaydedemedi.

        Daha önce 4 kez kazandıkları (1982, 1984, 1990 ve 2007) Kıbrıs Kupası'nda ise ikinci tura çıkmayı başaran Girne ekibi, Süper Lig'in zirve adaylarından Küçük Kaymaklı karşısında maçı uzatmalara taşısa da rakibine 2-1 ile teslim oldu.

        En son 2012-13 sezonunda Süper Lig'de oynayan sarı-siyahlılar, ligi 13.sırada tamamlayıp doğrudan küme düştüler; geçen sene ligi 5.sırada tamamlayıp play-off'a kaldılar; ne varki play-off'a yalnızca +1 puan avantajıyla başlayan sarı-siyahlılar Esentepe ve Dumlupınar'ı 4-1 yenip İskele Gençlerbirliği 1-1 berabere kaldı; fakat play-off'a +2 puan avantajıyla başlayan İskele Gençlerbirliği play-off'un diğer takımlarını yenince Süper Lig'e çıktı.

Hazırlayan: Erkan ADAY

17 Mart 2015 Salı

Oyuncu Raporu: Cebrail Serçek (Erzurumspor)

        Cebrail Serçek, 1991 yılında Muş'ta dünyaya geldi... 12 yaşına kadar çeşitli yerel takımların alt yaş kategorilerinde oynayan oyuncu, 12 yaşında Beşiktaş'ın seçmelerine girerek İstanbul serüvenine başladı. 2003 yılında Beşiktaş'ın alt takımlarında top koşturan Cebrail, alt yapıda sağ bek ve ön libero mevkilerinde görev aldı. O dönemde Ertuğrul Sağlam'ın gözüne girmeyi başaran  genç oyuncu A takıma yükselme aşamasındayken Ertuğrul Sağlam'ın Beşiktaş'tan ayrılması ile kendini tekrar alt yapıda buldu.

        2011-12 sezonunda Ümraniyespor'a transfer olan oyuncu, burada 65 maçta forma giyerek 2 gol kaydetti. Ümraniye'de 3 sezonda 1 play off,  1 kez de şampiyonluk yaşayan Cebrail Serçek, 2014-15 sezonunda BB Erzurumspor'a transfer oldu..

        Ümraniyespor'da sağ bek ve sol bek mevkilerinde görev yapan başarılı oyuncu, BB Erzurumspor'da özellikle sezonun ikinci yarısı  4-1-3-2'nin sağ açık ve sol açığında forma giymeye başladı. Özellikle Turhan Özyazanlar'ın çok güvendiği isim bu sezon çıktığı 27 maçta 5 gole imza atarak takımının ayakta kalmasında başrol oynadı.

ARTILARI
        Her iki ayağını da çok iyi kullanabilmesi; Gerek savunmada gerek önde oynadığı zaman çizgiye inip isabetli ortalar yapabilen oyuncu, hem sağ hem sol ayağını çok iyi kullanabiliyor.

        Özellikle hücumda oynadığı zamanlar kaleye çıkardığı isabetli ve sert şutlar, Cebrail'in özelliklerinin başında geliyor. BB Erzurumspor forması altında attığı 5 golün de uzaktan şut ile gelmesi bunun bir göstergesi.

        Hücumda oynadığı maçlarda savunma özelliğini de kullanarak rakibe yaptığı pres ve kesiciliği ile defansını rahatlatıyor.

        Cebrail savunmada oynadığı maçlarda dahi sorumluluk alarak sahada takımı adına kritik hamleler yapabiliyor.  Ayrıca BB Erzurumspor'da kornerlerin ve kenarlardan kullanılacak duran topların başında Cebrail'i görmek mümkün...

        Hırslı ve mücadeleci yapısıyla bilinen oyuncu sürati ile de dikkat çekiyor, oyun zekası ve pozisyon bilgisi üst seviyede...

EKSİLERİ
        Oyuncun eksik yönü boy dezavantajı olduğu için hava toplarında zayıf. Savunmada oynadığı maçlarda ters kademeye girmesi gerektiği anlarda bu dezavantaj bazen sıkıntı yaratabiliyor... Ayrıca hücumda oynadığı zaman rakip ceza sahasına fazla girmeyerek çizgide kalması takımının üçüncü bölgede bir kişi eksik kalmasına neden oluyor

        2016 sezonunun sonuna kadar BB Erzurumspor ile sözleşmesi bulunan Cebrail, özellikle üst liglerdeki birçok takımın takibinde. Biz de Transfer Merkezi ailesi olarak, yetenekli oyuncuya bundan sonraki kariyerinde başarılar diliyoruz.

Hazırlayan: Burak DÖŞER

Beşiktaş, Daniel Tabrizi'yi Türkiye'ye getirdi..

        Beşiktaş, 1997 doğumlu İran asıllı İsveçli futbolcu Daniel Tabrizi'yi denemek üzere Türkiye'ye getirdi. Menajeri Emin Örnek ile birlikte bugün İstanbul'a gelen genç oyuncu kanatlarda ve forvet arkasında görev yapıyor. İsveç'in Fässbergs IF takımında forma giyen oyuncunun videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.

17.03.2015 İddaa Tahminleri

Köşe Yazısı: Manisaspor'da işler iyi gitmiyor

        Manisaspor, Karşıyaka karşısında sahadan 3-0 mağlup ayrıldı. Maçı Manisaspor açısından değerlendirmeden önce, Karşıyaka‘yı tebrik edelim. Oyunun 1. dakikasından 90. dakikasına kadar galibiyeti hak eden bir oyun oynadılar. Fakat Karşıyaka için şunuda söylemek gerekir ki, bu lig şartlarında Can Erdem ve Kahe‘nin aynı anda sahada olması çok büyük bir kumar. Orta sahada direncini yüksek tutan, Karşıyaka‘dan daha fazla koşan her takım Karşıyaka‘dan puan veya puanlar alabilir.

        Manisaspor ‘un Karşıyaka‘dan da puan alamamasının sebebi de yukarıdaki cümlede gizli. Maçın hiçbir dakikasında mücadele etmeyen, maçın hiçbir dakikasında rakibe rahatsızlık vermeyen bir Manisaspor izledik. Sahadaki tüm futbolcu grubu ve teknik heyetin siz bizi yenin, biz evimize gidelim diyen bir görüntüsü vardı. Taraftarı da camiayı da en çok üzen bu oldu.

        Taner Taşkın‘ın ilginç hamleleri her hafta artarak devam ediyor. Taner Hoca göreve geldiği ilk gün, Amerika‘yı yeniden keşfetmeye çalışmazsa, Manisaspor bu ligde kalacaktır diye görüş belirtmiştim. Fakat Taner Hoca her maçta farklı bir icat çıkartıyor. Ya doğru 11 çıkardığı maçlarda yanlış oyuncu değişiklikleriyle maçları rakibe hediye ediyor ya da maçın stratejisini ve 11‘ini en baştan yanlış yapıyor.

        Haftalardır forma şansı vermediği asıl mevkisi stoper olan Ali Fırat‘ı Karşıyaka deplasmanında Juninho‘nun karşısında sağ bek olarak oynatan Taner Taşkın‘ın amacını gerçekten çok merak ediyorum. Bu maçın stratejisinde rakibin direnci düşük orta sahasını direkt olarak hedef almak daha doğru bir seçim olabilirdi. Metin – Hakan Turan ve Hakan Barış orta sahasıyla ilk yarı oyunu kontrol edip ikinci yarı risk almak zorunda kalacak olan Karşıyaka karşısında kazanma ihtimalimiz daha fazla olmaz mıydı?  Kulübeden gelecek Yusuf ve İsmail takviyeleriyle daha başka bir Manisaspor izleyemez miydik?

        Böylesine kritik haftalarda, böylesine kritik maçlar oynanırken ben Taner Hoca‘dan çok daha iyi bir performans beklerdim. Maçın stratejisini, oyuncu değişikliklerini bir kenara bıraktım, Taner Hoca‘nın adaletli bir şekilde formayı dağıtması lazım artık. Adaletli forma dağıtmaya da Umut Kaya‘dan başlayabilir.

        Ama tabii ki en önemlisi, Subasic. Ligde 23 maç 2 gol. Neden hocam neden? Subasic‘deki bu ısrar neden? Gol atmasını bir kenara bıraktım artık, gol pozisyonuna bile giremiyor. Nedir bu Subasic ısrarı? Bu takım Subasic‘siz oynasa, sahaya 10 kişi çıksa emin olun ki hiç kimse fark etmez Subasic‘in yokluğunu. Ama Taner Hoca, Karşıyaka maçında da Subasic‘e 90 dakika tahammül etti ve oyundan takımın en golcüsü olan Dimitrov‘u çıkardı. Bir başka merak ettiğim konuda oynadığı maçlarda gayet başarılı bir performans gösteren ve en önemlisi skora katkı yapan Melik ne zaman Subasic‘in yerine 11 de başlayacak?
Manisaspor için gelecek haftalar bir hayli sıkıntılı geçecek. Bundan sonrası için sahadaki futbolcuların da, teknik heyetin de yönetim kurulunun da en ufak bir hata yapma şansı yok. Takım içinde alınabilecek bazı kararlar bu takımın önünün açılmasına katkı sağlayabilir.

        Son olarak ise Gökhan Sazdağı‘nın sosyal medyada yaptıklarını yazalım, burada bulunsun. Manisaspor maçından bir gece önce, Fenerbahçe ile dertlenen, sosyal medyada Manisaspor taraftarları ile tartışan Gökhan, bu formadan, bu armadan ve bu camiadan daha büyük değildir. Manisaspor taraftarı ve camiası ona bir şans vermişti, fakat Gökhan o şansı hak etmediğini gösterdi. Gökhan kadro dışı mı kalır, para cezası mı alır bilemem ama yaptığı hareket cezasız kalmamalı.

16 Mart 2015 Pazartesi

Röportaj: Özgürcan Özcan

        Transfer Merkezi dergisinin bugünkü konuğu Adana Demirspor'un formda golcüsü Özgürcan Özcan. Galatasaray alt yapısından yetiştikten sonra birçok takımın formasını giyen ancak beklenen patlamayı bir türlü yapamayan golcü oyuncu, bu sezon Adana Demirspor formasıyla kariyerinin en iyi sezonunu yaşıyor.

Merhabalar Özgürcan. Öncelikle futbola nasıl başladın, bu kararı vermende ne etkili oldu?
        Futbola kendi isteğimle başladım. Antalya'nın ilçesi Manavgat'ta yaşıyorduk, orada kendi isteğimle başladım ailem de bana destek oldu. Manavgat Belediyespor'un alt yapısına girdim ve bu şekilde futbola başladım.

Peki Managat Belediyespor'dan Galatasaray'a geçiş sürecin nasıl gerçekleşti?
        Milli Takım seçmeleri vardı, ben de Milli Takımlarda bir üst grup olan 87'lilerde Antalya Bölge Karması'na seçildim hatta Adana Karması, Antalya Karması ve Kayseri Karması kendi aralarında maçlar yaptı. Orada 60 kişiden 20 kişi seçilecekti ben de o 20 kişinin arasına girdim daha sonra İstanbul'a gittim. O Milli Takım Karması'yla İstanbul Riva tesislerine gittim, o zaman 87 doğumluların Milli Takım seçmesi vardı. Orada 3 tane daha maç yaptık, ben 3 maçta 2 gol attım. Orada birçok takımın gözlemcisi vardı. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray hepsi aradı, ben babamla beraber önce Fenerbahçe'ye gittik Dereağzı Tesisleri'ne hatta İlhan Ekşioğlu'yla görüştük ,onunla anlaşamadık. Anlaşamayınca geri döndük Antalya'ya. Daha sonra Galatasaray aradı ve taraftarı olduğum Galatasaray'a gittim.

O zaman henüz 13 yaşındaymışsın. Bu yaştaki genç bir çocuğun Manavgat'tan İstanbul'a gitmesi nasıl bir duyguydu?
        Ben ilk defa 13 yaşında gurbete çıktım. Manavgat küçük bir yer, bir anda Manavgat'tan İstanbul'a gidince şoke oluyorsun. Yani ilk günler zor oldu tabi ama zamanla alıştım.

13 yaşındayken ailenden ayrı kalacağını öğrenince hüngür hüngür ağladığını ve o günleri anlatırken ‘’İyi ki babam gözyaşlarımdan etkilenmedi ve beni Florya’ya bıraktı. Yoksa futbolcu olamazdım’’ dediğini öğrendik. Bu konuda neler söyleyeceksin?
        Evet çok ağladım. Çünkü ben ilk gittim, antrenmana çıktım dediler ki burada kalacaksın. İlk defa aileden ayrılacaktım onun verdiği etkiyle bir anda ağlamaya başladım ama babam ağlamama oralı olmadı. Beni orada bıraktı ve daha sonra o süreç başladı zaten. Babam bu durumdan etkilenip orada bırakmasaydı futbolcu olma hayalim başlamadan biterdi.

Galatasaray'daki alt yapı kariyerin nasıl geçti? Bu süreçte Dünya Fair Play ödülünü kazandın, o nasıl oldu?
        Denizlispor'la PAF Takım maçı yapıyorduk, biz 2-1 öndeydik. Orta geldi ben arka direkte kafamı uzattım, kafamdan geçiyordu top, ben elimle vurdum topa hakem golü verdi 3-1 oldu. Daha sonra benim içim el vermedi, gittim hakeme "ben golü elimle attım, golü iptal edin" dedim. Hakem golü iptal etti daha sonra Türkiye'de Fair Play ödülünü kazandım. Daha sonra da Macaristan'a gittim ve orada da Dünya Fair Play ödülünü verdiler sağ olsunlar.

16 yaşındayken Galatasaray'da A Takım'a yükseldin bu nasıl gerçekleşti?
        Biz sürekli PAF Takım ve A Takım hazırlık maçları yapıyorduk. Yine bir gün hazırlık maçına çıktık, 16 yaşındaydım, Hagi de teknik direktördü. PAF Takım maçında biz 2-1 öne geçtik, ben 2 tane gol attım A Takıma. Sonra devre arasında Hagi bana "Sen 2. yarı A takıma geç orada oyna" dedi. A Takımda oynadığım ikinci yarıda da PAF takıma 2 gol attım. Sonra Hagi bana artık sen A Takım oyuncusu olacaksın dedi ve A Takım'la çıkmaya başladım.

Neler hissettin peki o zamanlar? Galatasaray'da 16 yaşında A Takıma çıkmak nasıl bir duygu?
        Benim için bir hayalin gerçeğe dönüşmesiydi. Bülent Korkmaz, Arif Erdem, Ergün Penbe en başta Hakan Şükür gibi efsaneler vardı o takımda. Sonuçta odamın duvarlarını süsleyen, posterleri olan takımdaydım o anlatılmaz bir duygu. Posterine bakıp büyüdüğüm futbolcu olan Hakan Şükür'le beraber aynı ortamda bulunuyorsun, tesadüf soyunma odasında dolaplarımızda yan yana oldu Hakan abiyle. Çok farklı bir duygu örnek aldığın insanla yan yanasın hayallerinin bir kısmına kavuşuyorsun -ki Hakan abi de sağ olsun çok yardımcı oldu. Her zaman görüşürüm, bende çok farklı bir yeri olan bir insan. Her şeyiyle yaşantısı aile hayatıyla örnek olan bir insan benim icin. Efsanelerin hepsiyle çalışmak ayrı bir keyif ama Hakan abiyle beraber çalışmak çok ayrı bir duyguydu.

2005 yılında Abdullah Avcı'nın çalıştırdığı U-17 Milli Takımı ile şampiyon oldun. Bu nasıl gerçekleşti o zamanki başarının sırrı neydi?
        Bizde Caner Erkin vardı, Volkan Babacan,Onur Kıvrak kalecilerimizdi. Defans bölgesinde oynayan arkadaşlarımız bir yere gelemediler çok. Şu an mesela kaptanımız Erkan Ferin vardı hatta sezon başında Adana Demirspor'a da gelmişti bence iyi de bir kamp geçiriyordu sonra sanırım sorun oldu ve gitti. Orta saha Nuri Şahin, Trabzonsporlu Deniz Yılmaz, Caner Erkin, Rizesporlu Tevfik Köse, Anıl Taşdemir, Aydın Yılmaz düşünün yani çok iyi bir kadromuz vardı. Hani o kadro, o arkadaşlık bize şampiyonluğu getirdi. Abdullah Hocanın da bize çok katkısı oldu. O zamanlar zaten Ünal Karaman Hocamız da bizim genel menajerimizdi, bizim şampiyonluk sürecinde bizimle beraberdi. Sağ olsun İtalya'da bütün maçlarda bulundu onun da çok katkısı oldu. Abdullah Hoca bence her futbolcunun çalışmayı isteyeceği bir hoca. Çok rahat futbolcuyu sıkmayan, kendisi de futbolculuktan geldiği için çok şeyler bilen bir hoca. Şu anda da zaten Başakşehir ile başarılı, ligde üst sıralara oynuyorlar.

Galatasaray'da neden olmadı? Genç yaşta A Takım'a çıktın ama sonrası gelmedi, sence bunun sebebi neydi?

        Galatasaray'da olmamasının sebebi benim önümde o zamanlar dört forvet vardı; Necati Ateş, Hakan Şükür, Ümit Karan ve Hasan Kabze. Ben ne kadar iyi olsam da bu dört forvetin önünde oynayamazdım. Çünkü çok büyük bir takım Galatasaray, bir de forvet mevki sorumluluk isteyen bir mevki, insanlar senden gol bekliyor. Yani o dört adam oturup da benim oynamam olmazdı -ki benim her sezon başı kampım çok iyi geçti. Her sezon başı kampında en çok gol atan bendim. Hatta bir keresinde Feldkamp dedi ki ''Normalde benim seni oynatmam gerekiyor bu takımda ama oynatamam, bu futbolcular varken oynatmak çok zor.'' dedi. Beni kiraladılar işte Kayseri'ye Antep'e kiraladılar. Antep serüvenim kötü geçti ama Kayseri'ye 18 yaşında gittim ben 2. devre de, 8 maç oynadım ve 3 gol attım hani 18 yaşında futbolcuya göre iyi performanstı. Daha sonra sonra da Antep'e bir sonraki Ocak ayında gittim. Daha sonrada Sakaryaspor'a kiraladılar Sakaryaspor'da zaten tavan yaptım. Sakaryaspor'da çok iyi bir sezon geçirdim 31 maçta 17 gol attım. Biz bir golle küme düştük. Benim için kişisel olarak çok iyi bir sezondu. Takım olarak da 2. devre biz 30 puan topladık, ilk yarı 9 puanımız vardı. Genç, tecrübeli iyi bir karışım vardı orada çok iyi bir ortam vardı. Çok yazık oldu o zaman. Ama tek avantajı bana kişisel olarak katkı sağladı. İşte en iyi forvet seçildim o zamanki adıyla Bank Asya 1. Lig'de en iyi 11'e de seçildim. Daha sonrasında inanılmaz transfer teklifleri geldi bana, Süper Lig'den bir cok takımlar istedi. Kayserispor o zamanlar Süper Lig'deydi, takımın başında Tolunay Kafkas vardı. 17 gol attığım için Bank Asya 1.Lig'den de 10 a yakın takım beni arıyordu sürekli ama ben Kayserispor'la anlaşmıştım. Bir de benim yaşım genç, 19 yaşındaydım. Ben tekrar Süper Lig'de oynamak istiyordum, Kayserispor'a gitmek istiyordum. Daha sonra araya siyasi olaylar falan girdi ve ben Rize'ye gittim. Acıkcası biraz gönülsü Rize'ye gittim sonra da zaten çok kötü bir performans sergiledim. Gönülsüz gittiğim bir yerde bende çok konsantre olamadım kendimi veremedim gençtim ve bu yüzden duygusal davrandım profesyonelce düşünemedim ve başarısız oldum. O dönem benim kırılma noktam oldu, o dönem ben Kayserispor'a gitseydim belki şu an çok farklı yerlerde olurdum..

Kariyerine başlarken çok büyük bir sükse yaratmıştın fakat Rizespor'dan sonra performansın günden güne düştü. Bunu neye bağlıyorsun?
        Dediğim gibi ben 17 tane gol atınca o 17 tane golün emeğimin karşılığı tekrar Bank Asya Ligi olmaması lazımdı. Çünkü bu zamanda 13-14 gol atan futbolcu Süper Lig'e gidiyor. Dediğim gibi ben istemeyerek zorla gittim oraya. Mutsuz olduğum bir ortamda başarı gelmedi yani benim kırılma noktam orasıydı.

11 Farklı takımda forma giydin, bu takımlardan unutamadıkların oldu mu?
        Hiç unutamadığım bir tek Sakaryaspor var. Çünkü oranın ortamı, taraftarıyla Adana Demirspor'un taraftarı ortamı birbirine benziyor. Orada da inanılmaz bir taraftar kitlesi var. Tatangalar çok vefalıdır bizim Adana Demirspor taraftarı gibi. Yenilsen de yensen de hep destek olurlar sana. Sağ olsunlar, var olsunlar bizim taraftarımızla benzer yönleri çok var. Onlar da bizim ligde olsa heralde iki takım karşı karşıya gelince inanılmaz bir atmosfer olurdu herhalde.

Kariyerinde çok başarılı hocalarla çalıştın bu hocalardan hangisi sana daha yakındı, hangisinin sana daha fazla katkısı oldu?
        Hepsi katkı sağladı bana sağ olsunlar en basta Galatasarayda ki altyapı hocalarım ama Hagi çok daha fazla katkı sağladı. Hagi bizimle gençlerle çok ilgileniyordu. Mesela eksiğimiz neyse o yönde sürekli kendisi bizzat antrenmanlar yaptırıyordu. Yardımcı hocalara bırakmıyordu kendi yaptırıyordu. Gerets bana göre çok iyi bir hocaydı. Zaten gittiği bir çok takımda şampiyonluk yaşadı. Abdullah Hoca keza öyle. Şu an Ünal Hoca öyle. Ünal Hoca'nın bir adanmışlığı var, bir şeyi istiyor o yönde inanılmaz bir şekilde çalışıyor. Gecesini gündüzüne katıyor. Çok hırslı bir insan, ki onu da bize yansıtıyor.Bize her zaman öğütler veriyor tecrübelerini anlatıyor futbolu adeta bir iş olarak görmememizi hayat yaşam olarak görmemizi söylüyor.

Galatasaray'ın 87/88  jenerasyonunda yer aldın, Türk futbolu o jenerasyondan çok şey bekliyordu. Bu konuda neler söylemek istersin?
        O sezonda işte biz 87-88'liler olarak PAF takımda 3 sene üst üste zaten şampiyon olduk, bizi yenemiyorlardı kolay kolay. Çok iyi bir jenerasyon vardı. O jenerasyondan şu an Arda dünya starı oldu. Cafercan Kocaeli Birlik'te oynuyor. Mülayim vardı, Uğur Uçar, Ferhat Öztorun... Aydın Galatasaray'da kaldı. İyi yerlerde olanlar var, Allah'a şükür bende iyi bir yerdeyim. Durumuma şükrediyorum her zaman.

Bu sezon başında şampiyonluk iddiası bulunan Adana Demirspor'a geldin, buraya geliş sürecin nasıl oldu?
        Geçen sezon Tavşanlı'daydım ben. Orada iyi bir performans sergiledim. Daha sonra bu sezon başında PTT 1. Lig'den bir çok takım beni istedi. Selahaddin Başkan'la Galatasaray'dan 6-7 senedir tanışıyorum, çok eskiye dayanan bir görüşmemiz var.. Onla bir görüştük önce onun her zaman Adana Demirspor'da başkan olma hedefi vardı geçen sene de oldu zaten. Bu sezon başında da önce başkanla sonra da Ünal Hoca'yla konuştuk. Ünal Hoca da olumlu sinyaller verince ben de sezon başı Bolu Kampı'na katıldım.

Adana Demirspor'da hedeflerin neler? Adana Demirspor'un bu sezonki çıkışını neye bağlıyorsun?
        Sezon başında ben buraya geldiğimde, Yiğit abi vardı, Mesut Saray vardı, Hakan abi vardı, Ferhat abi vardı, Alaattin abi vardı diğerleri hepsi A2'dendi. Açıkçası herkes bana giderken ''Oraya gitme, orası küme düşer oradan birşey çıkmaz.'' dediler. Birçok futbol yorumcusu da sezon başı küme düşmemeye oynayan bir Adana Demirspor tahmin ediyoruz diyordu. Herkes bu yönde konuştu ama Ünal Hoca Bolu'da bile ''Bu takım şampiyon olacak.'' dedi, o 4-5 kişiyle beraber. Biz de o doğrultu da çalışmaya başladık. Daha sonra aramıza arkadaşlar geldi. Allah'a şükürler olsun ki iyi bir sezon geçiriyoruz biz. Şu an belki lider bile olabilirdik. İçeride puan kaybettiğimiz Manisaspor maçımız var, Giresunspor maçımız var onları kazansak liderdik. Hedefimiz tabi ki Allah izin verirse şampiyon olmak. Şu an iyi bir havamız var, iyi bir arkadaşlık ortamı var. Bu arkadaşlık ortamını sürdürüp şampiyon olmak istiyoruz.

Adana Demirspor'un dünyaca ünlü taraftar grubu "Şimşekler" için neler söyleyeceksin? Süper Lig'de bu kadar taraftar yokken Adana Demirsporlu taraftarlar her maç tribünleri dolduruyor. Bu hakkında neler söyleyeceksin?

        Şu an PTT 1.Lig'de Passolig'de 1. sıradayız, Süper Lig'de bile 5-6 takım bizim önümüzde sadece. Passolig olmasaydı zaten şüphesiz her maçı full oynardık. Taraftarımız bence PTT 1. Lig'in en iyi taraftarı. Süper Lig'de de bir çok takımın taraftarında çok daha iyiler yani. Sağ olsunlar, var olsunlar biz deplasman oynamıyoruz bizim her maçımız içerde gibi oluyor. Çünkü deplasmanda sağ olsunlar bizi yalnız bırakmıyorlar her maça geliyorlar. Belki de insanlar cebindeki son parasını verip bizim deplasmanımıza geliyor. Bazı taraftar grupları vardır, takım çok çok iyi gider bir maç kötü gidince seni yuhalamaya başlarlar. Ama bizim taraftarımız o yönden çok vefalı sağ olsunlar biz elimizden gelen mücadeleyi yapıyoruz, bazen olmuyor o zamanlarda sağ olsunlar çağırıyorlar tribüne destekliyorlar o insan ekstra bir motivasyon sağlıyor. Sonuçta biz zaten moralimiz bozuk oluyor maç kötü gidince berabere kaldığımızda veya mağlup olduğumuzda, bir darbede bize taraftar vurursa bizim gardımız iyice düşer, o yönden maçtan sonra bizi çağırmaları bize destek vermeleri çok güzel bir durum. Biz taraftardan, dışarıdaki insandan daha çok kazanmayı istiyoruz çünkü futbolcuyuz işin içindeyiz ekmeğimizi buradan kazanıyoruz. Biz her maçı kazanmayı istiyoruz ama bazen olmuyor. İnşallah en az kayıpla atlatır sezon sonu şampiyon oluruz. Bu taraftara da hak ettiği şampiyonluğu kazandırırız inşallah.

Peki Passolig'i nasıl buluyorsun? Olumlu mu, olumsuz mu?
        Olumlu yanları da var, olumsuz yanları da var Passolig'in. İşte o şiddet olaylarının önüne geçmek için olumlu ama futbol seyri açısından olumsuz. Belki çok kolay şekilde çıkıyor Passolig ama kimse ona tenezzül etmiyor. Belki insanlar şiddet yapmasın diye böyle ama bir çok stat bomboş o boş statta oynanan maçtan bir zevk almıyorsun. Mesela bizim maça çıkıyorsun stad dolu insanlar keyif alıyor bizim maçı izlerken o atkı şovları falan. O yönden Allah razı olsun bizim taraftarımızdan.

Demirspor taraftarı artık seni bağırına bastı ve çok sevdi bu durum hakkında yorumun nedir? Bu sezonki çıkışını neye bağlıyorsun?
        Valla sezon başı buraya geldim birçok taraftar beni istemedi. Ben sosyal medya kullanan bir insanım, hesaplarım var. Beni isteyen insan belki de hiç olmadı yani. Ama ben bunlara hiç kulak asmadım sonuçta futbolda sabredeceksin, çalışacaksın, samimi olacaksın. Sonuç olarak bunun karşılığını Allah sana verir her zaman, -ki ben şu an bunu yaşıyorum Allah'a şükürler olsun. Şu an iyi bir performansım var. İlk devre Mulenga vardı ben de onun arkasında forma bekliyordum. O devre arasında gidince biz çok üzüldük, Mulenga çok karakterli bir insandı bize de 8 gollük bir katkı sağladı. Ben de onun arkasındayken kupa maçlarında şans buldum, işte ligde şans buldum. Ben şans bulduğum maçlarda Allah'a şükürler olsun goller attım ki ligde ilk devre 7 maç oynamışım ama dakika olarak bakarsan 270 dakika yani 3 maç eder bu o maçlarda goller attım. Hatta devre arası ayrılmayı düşündüm bunu da hocalarımla konuştum. Çünkü yaşım 26'ya geldi benim, sonuçta benim de bakacak bir ailem var sorumluluklarım var. Gidip oynayıp para kazanmam gerekiyordu. Sağ olsunlar hocalarım bana ''Biz senden çok memnunuz, hem karakterin, hem çalışmanla. Hiç bir zaman çalışmanı bırakmadın o yönden gitmen söz konusu değil.'' dediler. Devre arasında da iyi teklifler aldım hatta. Ben de beni bırakmak istemeyince ''Tamam, hayırlısı.'' dedim. Demek ki hayırlısı böyleymiş, şu an Allah'a şükürler olsun görüyoruz karşılığını. Elimden geldiğince gol atmaya çalışıyorum. Ama onun dışında mücadele ediyorum, sonuçta mücadele etmedikten sonra olmaz yani koşmaktan kimse ölmez. Mücadele eden çalışan da karşılığını elbet alır.

En çok hangi özelliğini beğeniyorsun ve eksik gördüğün yönlerin var mı?
        Ben dediğim gibi koşuyorum elimden geldiğince koşmaya, savaşmaya çalışıyorum. Yeri geliyor defansa kadar geliyorum gelmem gerekirse takımın menfaati doğrultusunda. Sonuçta menfaatimiz, çıkarımız aynı, ben de takımın başarısına katkı sağlamaya çalışıyorum. Onun dışında gol vuruşlarımı beğeniyorum ben, ayak içi son vuruşlarımı. Eksik yönlerim ise; çabukluğum biraz eksik onun için de ekstra çalışıyoruz  yardımcı hocalarımızla. Eksiğimizi de kapatmaya çalışıyoruz çünkü her futbolcunun eksiği var, kimse dört dörtlük değil kimse Messi ya da Ronaldo sonuçta. Benim eksiğim yok demek yanlış, onun için sürekli eksik yönlerimi tamamlamak için ekstra çalışıyorum.

Adana Demirspor bu sezon süper lige çıkarsa takımda kalır mısın yoksa gider misin?
        Bana kalırsa ben kalmak isterim. Sonuçta ben burayı seviyorum, sağ olsunlar herkes destek oldu, burayı benimsedim sonuçta. İnşallah önce bir Süper Lig'e çıkalım da onu konuşuruz sonra.

Adana şehrinde hem Adanaspor'da hemde Adana Demirspor'da forma giydin. İki takım arasında ne gibi farklar var sence?
        Adanaspor'da çok tatsız olaylar oldu, ben oradan çok fazla ekmek yediğimi düşünmüyorum. Hayatımın en yanlış transferiydi orası benim için. Adana Demirspor'la orayı kıyaslamaya bile değmez yanına yaklasamaz. Ben oradayken o zamanlar Adana Demirspor 2. Lig B'deydi. O zaman Adana Demirspor'un birkaç maçını gelip izlemiştim gizli gizli. Bana herkes söylemişti işte ''git taraftarı gör diye'' ben de gelip izlemiştim bir kaç maçını ve taraftardan o zaman etkilenmiştim.

Henüz 26 yaşındasın, kendi adına bundan sonraki hedeflerin neler?
        26 yaşındayım, ben kendi yeteneklerimi biliyorum. Mesela röportajın başında da dedim, ben hep hayal kuruyordum. Hayal kurmaktan kimse korkmasın.Herkes hayalleri hedefleri yönünde cok calışsın sen çalış sabret gönülden samimi şekilde iste Allah elbet karşılığını verir. Galatasaray'da oynama hayali, Hakan Şükür'le tanışma hayali. Allah bunları bana nasip etti. Hâlâ Hakan abiyle görüşüyorum, maçlardan sonra arayıp konuşuruz onun görüşlerini alırım. Çünkü ailemden kadar yakın görüyorum kendisi ailesini zaten eşimle örnek aldığımız bir aile profili . Onun görüşlerine çok saygı duyarım. Hedeflerim hâlâ Süper Lig de oynamak, A Milli Takım'da oynamak. Olabilir, kısmet sonuçta. Bilal Kısa abi calıştı ve başarılı performansının karsılıgında 30-31 yaşında A Milli Takım'a gitti benim A milli takıma gitme çağırılma ümidim her zaman var Fatih Terim gibi bir Hoca ve şans var sonuçta. Ben inşallah bu performansımı sürdürürsem neden olmasın. İnşallah şampiyon olup Süper Lig'de Adana Demirspor'da oynarım. Oradan da A Milli Takım'a giderim.

Futbolu bırakınca hedeflerinde antrenör olmak var mı?
        Vallahi hiç düşünmedim öyle şeyleri. Ama sporu bırakmam heralde futbol dısında spor yapmayı fitness'ı seviyorum eşimle zaman zaman tenis oynuyoruz yaz tatillerin de halı saha beach voleyboll oynuyorum sporun icinde olmaya gayret gösteririm yani. Teknik direktörlük spor yöneticisi veya menajerlik gibi şeyleri daha düsünmedim.

Türk futbolu son yıllarda kötü gidiyor, bunu neye bağlıyorsun? Ne gibi çözümler bulunabilir, bu durumu değiştirmek için neler yapılabilir?
        Mesela en son yabancı sayısını bayağı yükselttiler. Süper Lig'de 14 yaptılar, bizim ligde 10 yaptılar. Ben yabancının bu kadar yükselmesine karşıyım sonuçta şu bir gerçek ki bizim Türkiye'de Türk taraftarları yabancıya ayrı bir sempati duyuyor. Mesela Süper Amatör'de bile yabancı oynuyor, bu çok saçma bir şey. 3. Lig'de mesela yaş sınırı var, insanlar evine ekmek götüremiyor. Sen amatörde 2 tane yabancı oynatacağına, git Türk futbolcusu oynat. Bence bizim PTT 1. Lig'de bile yabancı gereksiz. Sonuçta Türk futbolcusu oynasın ne bileyim 18-19 yaşındaki futbolcular oynasın. Çok kaliteli yabancı getirirsen anlarım da araştırmadan getiriyorlar futbolcuları. O yabancının yerine belki başka bir genç futbolcu oynayacak çocuk belki bir anda parlayacak başka bir yere gidecek. O yüzden tamam hadi Süper Lig'de getirin kaliteli yabancı oynatın hem seyir zevki de artıyor ama bunu abartmamak lazım.

PTT 1.Lig ve Süper Lig’de forma şansı bulmuş bir isimsin. İki ligin arasında ne gibi farklar var sence?
        Bizim PTT 1.Lig mücadeleye dayalı bir lig, bizim ligde sürekli mücadele ediyorsun, savaşıyorsun, kavga ediyorsun açıkçası. Çok fazla rahat oynatmıyorlar. Ama Süper Lig'de daha rahat oynuyorsun, hani daha rahat pas yapabiliyorsun. İki lig arasındaki bence en önemli fark mücadele.

Adana şehri Süper Lig’e fazlasıyla hasret kaldı. Bu sene Adana Demirspor’un performansı nedeniyle büyük bir beklenti var. Bu beklenti takım olarak üzerinizde baskı yaratıyor mu?
        Bizim üzerimizde baskı yaratmıyor. Bizden olan beklentilerin farkındayız. Hedeflerimiz var, bz de bu hedeflere uygun bir biçimde çalışıyoruz. Allah izin verirse şampiyon oluruz. Sonuçta herkes sevinir böyle bir duruma; biz sevineceğiz, ailelerimiz sevinecek, Adana sevinecek. Bu takımda Süper Lig'e çıkacak yıllar sonra. O yüzden bizim için çok güzel bir duygu olur. Hem kişisel olarak da gelecek sene Süper Lig futbolcusu olacağız. Bazılarımız gideceği takıma şampiyon takımın oyuncusu olarak gidecek.

Adana şehrini genel olarak nasıl buluyorsun?
        Adana'yı beğeniyorum ben. Adana'ya daha önce de geldim. Benim anne tarafımda Adanalı zaten. Adana güzel şehir, yani modern bir şehir. Daha önce hiç gelmemiş bir insana belki Adana denildiği zaman durup düşünür ama Adana güzel bence. Mesela daha önce Adana'ya gelmemiş birkaç arkadaşım buraya geldikleri zaman ''Ya biz burayı bu kadar güzel bilmiyorduk.'' diyorlar. Herkes çok şaşıyor yani. Burada eşimle birlikte çok güzel vakit geçiyoruz, mutluyuz yani huzurluyuz burada.

Unutamadığın bir golün veya maçın var mı?
        Adanaspor'a attığım goller var. Sonuçta derbide gol atıyorsun gerçek bir Adana Demirsporlu oluyorsun. O goller benim için güzel ve önemli gollerdi.

Futbolun dışında hayatında neler var? Nelerden hoşlanırsın, boş zamanlarında neler yaparsın?
        Boş zamanlarımda genellikle eşimle beraberim. 1.5 sene oldu evleneli, onunla beraber vakit geçiriyoruz. Sosyal sorumluluk projeleri oluyor, onlara katılmaya çalışıyoruz, elimizden geldiğince yardım etmeye çalışıyoruz. Onun dışında 2-3 gün iznimiz olduğu zamanlarda şehir dışına çıkıyoruz imkanımız olursa yurt dışına çıkıyoruz. Eşimle beraber gezmeyi ve yeni yerler görmeyi seviyoruz. Eşimde zaten İngilizce öğretmenliği de var o bana biraz İngilizce de öğretecek. Takımda Mesut ile aram çok iyi. Yiğit abi ve eşiyle beraber zaman geçiriyoruz.

Peki futboldan kazandığın ilk parayla ne yaptın?
        13 yaşında gittim ben Galatasaray'a beni direkt profesyonel yaptılar. O zamanın parasıyla 250 milyon falandı aileme yollamıştım.

Ünal Karaman?
        Ünal Hoca'nın futbolculuk yıllarını az buz hatırlıyorum, çok iyi bir futbolcuydu. İnanılmaz bir orta sahaydı, çok dinamik, hareketliydi, agresifti. Onu da şu an bize yansıtıyor zaten. Bize ne biliyorsa öğretmeye çalışıyor, o deneyimlerini bize aktarıyor. Her zaman daha iyi olmamızı istiyor. Hırsı, azmi, çalışma isteği o yönden bize çok katkı sağlıyor. Benim zaten buraya gelme sebeplerimden birisi de kendisidir daha önce de çalışmıştık. Ben onun adaletine her zaman güveniyorum. Ünal Hoca her zaman bize katkısı oluyor, her zaman hedeflerimiz doğrultusunda bizi çalıştırıyor. İnşallah onunla birlikte şampiyonluk yaşarız.

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza ve Adana Demirspor taraftarına iletmek istediğin bir şey var mı?
        Bizi her zaman desteklesinler demiyorum çünkü destekliyorlar sağ olsunlar, var olsunlar. İyi günümüzde, kötü günümüzde her zaman yanımızdalar. Deplasmanda her zaman yanımızdalar. Bizim de üzerimize düşen görev; bu vefalı, bu güzel taraftara şampiyonluk yaşatmak. İnşallah bu yönde bize her zaman destekleriyle beraber hep birlikte şampiyon oluruz. Hep birlikte mutlu sona ulaşırız.

Röportaj: Uğur YILMAZ
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.