1 2 3 4 5 6

24 Kasım 2014 Pazartesi

24.11.2014 İddaa Tahminleri

Araştırma: Veda Buseleri (2)

       İlk bölümünü geçtiğimiz günlerde yayınladığımız "Veda Buseleri" yazı dizisinin ikinci bölümüyle karşınızdayız. İşte son 6 yılda profesyonel liglere veda eden şehir takımları.

2008-2009
       3.Lig'de sezon başında sistem değişmiş, 1992-2002 yılları arasında ikinci ligde uygulanan ve takımların çokça şikâyet ettiği kademe, klasman ve yükselme grubu sistemine geçilmişti. 50 takım 5 kademe grubuna bölünmüştü. 14 kent takımından Kahramanmaraşspor, Hatayspor ve İzmirspor Yükselme Grubu'na kaldı. Maraş ligi 4.sırada tamamlayıp 2.Lig biletini alırken, Hatay play-off'a kaldı; İzmir ise yalnızca 6 puan toplayabildi. Klasman gruplarını lider tamamalayan Kastamonuspor, Yalovaspor ve Balıkesirspor, play-off'a kaldı. Yalova, ilk önce Kastamonu'yu sonra da Hatay'ı 2-1 yenip 2.Lig'e çıktı.

       2.Grup'ta Aydınspor'un kaderi yine son maça kalmıştı; ancak Efeler bu kez rakip sahada Menemen karşısındaydı. Bu kritik karşılaşma öncesi rakibinden iki puanda geride olan Efeler, Zihni Aydın'ın 52. dakikadaki golüne yanıt veremeyince tarihinde ilk defa amatöre düştü.

       3.Grup'ta mali açıdan darboğazda olan Uşakspor, 18 kademe maçının tümünü kaybetti; yediği 80 gole yalnızca 6 golle yanıt verebildi. Deplasmana gidecek parayı bile bulamayan ve transfer yasağı yüzünden altyapı oyuncularıyla oynayan Aşigolar, klasman maçları öncesi ligden çekilme kararı aldı.

       Düzcespor ve Aksarayspor ligden düşecek son takım olmamak için ter döküyordu. Bu iki takım 3 Mayıs 2009 tarihinde Düzce 18 Temmuz'da final gibi maça çıktı. Evsahibi Kırmızı-lacivertliler Samet'in 15.dakikadaki golüyle maçı 1-0 alarak rakibinin 1 puan önüne geçti ve kalan 3 maçı da alıp ligde kalmayı başardı; Aksarayspor ise 25 yıllık profesyonel lig macerasına nokta koymak zorunda kaldı.

       4.Grup'ta Erzincanspor, Ünyespor ile lige tutunma mücadelesi veriyordu. 18'i kademe, 14'ü klasman grubunda olmak üzere toplam 32 haftalık maratonda iki takım 37 puan topladı; fakat ligde kalan ekibi averaj belirledi. Ünye ile sezon boyunca oynadıkları 4 maçta yalnızca 1 galibiyet çıkarabilen Boğalar, bunun cezasını küme düşerek ödedi.

Akibetleri
       Aydınspor'un mevcut durumu iç açıcı değildi; Aydın Belediyespor adını "Aydınspor 1923" yaparak BAL'dan profesyonel liglere kadar yükseldi. Yaklaşık 4 milyon TL'lik borçla kaderine terk edilen ve tesislerinden de olan "Orijinal Aydınspor" ise iki sene Süper Amatör'de mücadele ettikten sonra 2011-2012 sezonu öncesi ligden çekildi; herkesin "bitti","kapandı" gözüyle baktığı anda geçtiğimiz sene 2.Amatör'den lige başlama kararı aldı. Şu an 1.Amatör 4.Grup'ta mücadele eden siyah-beyazlılar, zirve yarışı yapıyor.

       Çeyrek asırlık macereya nokta koyan Aksarayspor tarihin tozlu sayfalarındaki yerini alırken, Aksaray Karadenizspor bayrağı devralan ekip oluyordu. 2009-10'da 1.Amatör'de şampiyon olup BAL'a çıkan Orta Anadolu ekibi, 2010-11 sezonu öncesi yapılan kongrede adını "68 Yeni Aksarayspor" olarak değiştirdi. İki seneden beri 3.Lig'de mücadele eden siyah-beyazlılar, kümede kalma mücadelesi veriyor.

       Yaklaşık 2 milyon TL'yi bulan borçları yüzünden Uşakspor'dan umut kesildi; kulüp Temmuz 2010'da fesh oldu. Uşak Belediyespor, artık "Yeni Uşakspor" idi. BAL'ın kuruluşundan beri bu ligde mücadele eden Belediyespor da sezon öncesi "Uşak Sportif" adını aldı. Kırmızı-siyahlılar, bu sezon mücadele ettikleri BAL 7.Grup'ta şampiyonluk kovalıyor.

       Erzincanspor ise -2011-12 sezonu hariç- BAL'daki mücadelesine devam etti; hâttâ basında "mum ışığında oynuyorlar" şeklinde haberleri bile çıktı. Geçen sene doğrudan düşmekten son anda kurtulan kırmızı-siyahlılar, 13 Şubat Gençlikspor ile oynayacakları play-out maçına da çıkmadılar. İddialara göre 13 Şubat ve Erzincan birleşip "Yeni Erzincanspor" olarak BAL'da yola devam edecekti; fakat Boğalar'ın başkanı Kenan Bektaş, 3.Lig'deki Refahiyespor'a as başkan olunca bu sefer Refahiye ile Erzincan'ın birleşme ihtimali doğdu ve 13 Şubat'tan vazgeçildi. Amma ve lâkin mevcut birleşme de yalan olunca Erzincanspor borçlarıyla kaderine terk edilen kent takımları kervanına katıldı.

2009-2010
       3.Lig'de takım sayısı 50'den 55'e çıkıyor, il takımı sayısı 13'e düşüyordu. Yalnızca Siirtspor ve Balıkesirspor Yükselme Grubu'na kaldı. Marmara ekibi ezeli rakibi Bandırmaspor'un ardından 2.Lig'e adım atarken, Siirtspor play-off ilk turunda Keçiörengücü'ne 2-0 ile teslim oldu. Klasman'dan play-off'a kalan Yozgatspor'a da Yeni Malatyaspor yarı finalde "dur" diyecekti...

       Önceki sene play-off'a kalmayı başaran İzmirspor, 2.Grup'ta zor günler geçiriyordu. Ligin son haftasında Şimşekler iddiası kalmayan Nazillispor'a, Tekirovaspor da ligden düşmesi kesinleşen Muğlaspor'a konuk oluyordu. Bu hayati müsabakalar öncesi Antalya ekibinin genel averajda +4 üstünlüğü bulunuyordu. Muğlaspor üsüne düşen görevi yapıp rakibiyle 1-1 berabere kalmıştı; lâkin İzmirspor Nazilli'de kendisi kümede tutacak golü bulamıyor, 0-0'lık beraberlikle tarihinde ilk defa amatöre düşüyordu.

       3.Grup'ta ise Düzcespor yine düşmemek için çırpınıyordu. Son hafta bay olan Batı Karadeniz ekibi, ligdeki son maçında Ankara Demirspor'a Cebeci'de konuk oluyordu. Barış'ın golüne Furkan penaltısıyla cevap veren kırmızı-lacivertliler, bitime 5 dakika kala Harun Sürücü'nün golüyle yıkılıyor, 6 puanlık mücadeleyi 2-1 kaybedip BAL'a düşüyordu.

Akibetleri
       İki takım da ertesi sene faaliyete geçen BAL'a dahil oldu. İzmirspor o tarihten bu yana bu ligde mücadele ediyor. Lacivert-beyazlılar geçen sene play-off finalinde Tirespor 1922'ye penaltılarla 6-5 kaybedince 3.Lig'in kapısından döndü.

       Düzcespor BAL'ın ilk sezonunda 2 puan farkla Ümraniyespor'u 3.Lig'i uğurladı. Ertesi sene baraj maçına kalan Karadeniz ekibinin başına sonraki yıllarda Akçakocaspor bela oldu: 2012'deki baraj maçını sarı-yeşilliler 1-0 alınca Düzce küme düştü; sonraki sene iki takım yine baraj maçında karşı karşıya geldi ve Akçakoca bu sefer penaltılarla güldü. Geçen sene Süper Amatör'de yine açık ara şampiyon olan kırmızı-lacivertliler, baraj maçında yine aynı rakiple karşı karşıya geldi: 8 sarı ve 3 kırmızı kartın çıktığı mücadeleyi 2-0 kazanan Düzce şeytanın bacağını kırdılar. Bu sezon BAL 10.Grup'ta mücadele eden Karadeniz ekibi zirveye oynuyor.

2010-2011
       3.Lig'de bugünkü lig sistemenine bu sezonda geçildi, 54 takım 3 gruba bölündü. Kent takımı sayısı 16'ya çıksa da sezon sonunda 5'i fire verdi. Sezon öncesi fikstüre girmesine karşın ligden çekilen 2.Grup ekibi Erzurumspor, ligdeki ilk maçına çıkmadığı gerekçesiyle puan silme cezası aldı; böylece Dadaşlar ligi -3 puanla tamamladı.

       Bir dönem ülkemizi UEFA Kupası'nda temsil eden, özellikle 1980'lerde yıldızı parlayan Malatyaspor, ağır borç batağı yüzünden transfer yasağı engeline takılmıştı. Yaş ortalaması 19 olan bir kadroyla 1.Grup'ta mücadele eden sarı-kırmızılılar, 34 maçta 1 galibiyet 7 beraberlik aldı. Son 3 maçına çıkmayan Kaplanlar'ın 3 puanı da silince ligi 7 puanla tamamladı.

       Aynı gruptaki bir diğer kent takımı olan Kırşehirspor da kötü gidişe dur diyemeyince ligin 20.haftasında Tarık Yurttaş'ın yerine Şenol Yılmaz'ı teknik patronluğa getirdi; ancak Yılmaz da patronluk koltuğunda yalnızca 10 hafta oturabildi. Son 3 müsabakaya Mehmet Ali Honca idaresinde çıkan yeşil-beyazlılar, ligden düşmekten kurtulamadı. 2.Grup'ta Ispartaspor, 3.Grup'ta da Yalovaspor kentlerini profesyonel liglerde öksüz bırakan diğer takımlar oldu.

Akibetleri
       Türkiye Profesyonel Ligler tarihinin ilk yenilgisiz şampiyonu ünvanına sahip Erzurumspor'un maalesef kapısına kilit vuruldu; Erzurum Büyükşehir Belediye, kentin yeni temsilcisi oldu ve Erzurumspor'un küme düştüğü sene 3.Lig'e çıktı. O tarihten bu yana 3.Lig'de oynayan Büyükşehir, geçen sene play-off ilk turunda Hacettepe'ye 3-2 kaybetti. Takım artık yoluna BB Erzurumspor adıyla devam ediyor.

       Malatyaspor ise 1.Amatör'e kadar geriledi; böylece sarı-kırmızılılar, 4 senede 4 kez düşmenin üzüntüsünü yaşadı. Geçen sene play-out son maçında Yeni Balabanspor'u 2-0 yenerek kümede kalabildiler. Kulübün kurtulabilmesi adına, eski başkanlarından Mustafa Korkmaz döneminde "Dernek Kanununa muhalefet ve görevi kötüye kullanma" iddiasıyla eski başkanlara kamu davası açılmış; 4 Temmuz'daki duruşmada Hikmet Tanrıverdi 3 yıl 2 ay, Haşim Karadağ da 8 yıl 4 ay hapis cezası almıştı. Tanrıverdi ve Karadağ'ın başkanlık yaptığı dönemlere ilişkin zararın 16 milyon TL olduğu ve söz konusu zararın da tahsil edileceği karar metninde yer almıştı. 129 yöneticinin yargılandığı davada 17 yönetici daha hapis cezası almış, diğer 110 yönetici beraat etmişti.

       Ispartaspor da 2011-12 sezonuna oldukça kötü girmiş, Şevket Savlu'nun kulübü devralmasıyla gözle görülür bir toplarlanma yaşasalar da il statüsü azizliğine uğrayıp doğrudan 1.Amatör'e düştü. Bir sene aradan sonra BAL'a geri dönen yeşil-pembeliler, yalnızca 7 puan toplayabildi. Akdeniz ekibi sezon öncesi 1.Amatör'de fikstüre girmesine karşın ligden çekildi. 3.Lig'den düştükten sonra inişli çıkışlı bir grafik çizen Yalovaspor, bu sene Süper Amatör'de mücadele ediyor.

2011-2012
       Takım sayısı 51'e, kent takımı sayısı da 12'ye düştüğü sezonda Kırıkkalespor, Karsspor ve Afyonkarahirspor 38 haftalık maraton sonunda lige veda edecekti.

       Transfer yasağıyla uğraşan 1.Grup ekibi Kırıkkalespor, ligin son haftasına kadar direnişini sürdü; fakat son 4 maçını kaybedince sondan dördüncü basamaktan kurtulamayıp kuruluşundan bu yana mücadele ettiği profesyonel liglere elveda dedi. 2.Grup'un 37.haftasında Oyak Renault lig ikincisi Keçiörengücü'nü, Arsin de şampiyon Nazilli'yi deplasmanda alt edince Karsspor beyaz bayrağı çeken ekip oldu.

       Önceki  sene Salim Pancar'ın desteğiyle iddialı bir takım olan Afyonkarahisarspor, bir ara lider olduğu ligin 28.haftasında iç sahada Sivas 4 Eylül'e karşısında 2 puan bırakınca taraftar teknik heyet ve takımı protesto etti ve ipler koptu. Bu protestolara sinirlenen Pancar, sezon öncesi takımdan tümüyle desteğini çekince Ege ekibi uçuruma yuvarlanmaktan kurtulamadı.

Akibetleri
       Yönetimde yaşanan depremden derinden etkilenen Afyonkarahisarspor ertesi sene Bölgesel Lig'de yalnızca ilk yarıdaki müsabakalara çıkabildi. Yaş ortalaması 20 olan bir kadroya mücadele etmek zorunda kalan mor-beyazlıların 3 puanı da tenzil olunca ligi -3 puanla tamamladı. 2013 yazında 3.Lig'deki Sandıklıspor ile birleşecekleri iddia edilse de bu olasılık gerçekleşmedi. Yaklaşık 4 milyon TL'ye yakın borcu bulunan Afyonkarahisar'ın tek kurtuluş yolu da kapanınca Süper Amatör ekiplerinden Sahipataspor özgörevi üstlenen takım oldu ve sezon öncesi yapılan kongrede adını "Afjet Afyonspor" yaptı; böylece tarihteki "Dördüncü Afyonspor" devri başlamış oldu. Ligin ilk haftasında Dinar'da 2 puan bırakan Afjet, ligdeki diğer maçların tümünü alıp Bölgesel Lig'e doğrudan çıktı. Karsspor ve Kırıkkalespor ise küme düştüklerinden beri Bölgesel Lig'de mücadele ediyor.

2012-2013
       Aydınspor 1923'ü de sayarsak, 12 kent takımı mücadele etti. Play-off'a kalmayı başaran Gümüşhanespor ve Dardanelspor 2.Lig biletini kaptı. Play-Off'a kalan diğer kent takımı olan İstanbulspor ise ilk maçta Tekirovaspor'a farklı mağlup oldu. 4 kent takımı da Bölgesel'in yolunu tuttu.

       Siyasi rantın acısını yaşayan, otopark gelirleri gibi gelirleri elinden alınan Çorumspor mali krize girer ve sezon öncesi transfer yasağına takılır; doğal olarak da iflas bayrağını çok erken çeker. 3.Lig'in yeniden kurulduğu 1984-85 senesinden beri bu ligde mücadele eden Kastamonuspor da  son haftaya kadar dirense de Siirtspor'un 1 puan gerisinde kalarak Beşikdüzü ve Çorum'un arasına katılıp Bölgesel'e yol alır. Üstelik kırmızı-siyahlılar 3.Lig'de mücadele eden 54 takımın 39'undan daha fazla gol atmıştı.

       Bir ara Süper Lig ve Bank Asya 1.Lig'de de mücadele eden iki Güneydoğu ekibi Diyarbakırspor ve Mardinspor sezona transfer yasağı engeliyle girer. Aynı grupta mücadele eden iki ekip ilginçtir ki, Maltepe deplasmanlarına gidecek parayı bulamadığından puan silme cezası aldı; İstanbul ekibi de yorulmadan 6 puanı cebine indirdi. Diyarbakırspor, ayrıca Kocaeli'ye de gidemez ve ceza puanı 6'ya çıkar; böylece yeşil-kırmızılılar ligi 8 puanla tamamlar. Önceki yıllarda Süleyman Bölünmez'in desteğini çekmesiyle bir anda sahipsiz kalan Mardinspor yaş ortalaması 19 olan bir kadroyla mücadele eder ve 34 maçta attıkları 2 gole karşılık kalelerinde tam 150 gol görürler; ligi de -3 puanla tamamladılar.

Akibetleri
       Mardinspor ve Diyarbakırspor geçtiğimiz sene Bölgesel Lig 2.Grup'ta yine buluşur; fakat yaklaşık 25 milyon TL'lik borcu bulunan Diyarbakır sezon öncesi ligden çekilir. Zaten önceki sene 3.Lig'e çıkan Yeni Diyarbakırspor vardı artık. Mardinspor ise mücadelesine kaldığı yerden devam eder ve 24 maçta 55 puan toplayıp play-off'a kalır; ancak finalde Bayburtspor'a 3-0 kaybedince 3.Lig'in kapısından döner. Bu müsabakadan 8 gün sonra Kızıltepe Fıratspor ile bu sefer play-out maçına çıkmak zorunda kaldı; zira BAL'da takım kontenjanı 1 olan ilin temsilcisi son iki sırada yer almaz ya da 3.Lig'e çıkamazsa play-out maçı oynamak durumda... Güneydoğu Kartalları da işi şansa bırakmayıp müsabakayı 3-1 kazandı.

       29 yıl boyunca ara vermeden 3.Lig'de mücadele ederek bu alanda rekor kıran Kastamonuspor geçtiğimiz sene pek parlak sezon geçiremez ve ligi sondan ikinci sıradan tamamlayarak 1.Amatör'e düşer. Bunun üzerine BAL'daki diğer Kastamonu ekibi Tosya Belediyespor, temmuz ayında yapılan olağanüstü kongrede isim haklarıyla birlikte Kastamonuspor'a devredildi ve yeni takımın adı Kastamonuspor 1966 oldu.

       Çorumspor ise Bölgesel Lig'de de tutunamayıp 1.Amatör'e düştü; bu sezon genç bir kadroyla savaşım veren kırmızı-siyahlılarda işler yine yolunda gitmiyor...

2013-2014
       Orijinal kent takımı sayısı artık bir elin parmağını anca geçiyordu; Erzurum Belediye, Belediye Bingöl, Belediye Van, Yeni Aksaray, Yeni Diyarbakır gibi sonradan devşirme takımlar çoğalmıştı artık. Orijinal kent takımlarından yalnızca İstanbulspor play-off'a kalabilmişti; ancak Boğalar ilk turda Yeni Diyarbakırspor'a 3-2 boyun eğdiler.

       1.Grup'ta Siirtspor ve Belediye Bingölspor kaderlerine terk edilmiş, ligin ikinci yarısındaki müsabakalara çıkamamışlardı. Bu ikiliden sonra ligden düşen son takım Adıyamanspor olacaktı.
2.Grup'ta transfer yasaklı bir diğer kent takımı olan Sakaryaspor da altyapı oyuncularıyla onur mücadelesi veriyor ve ikili averajla da olsa lige tutuyordu.

       Ve 3.Grup... Türk futboluna bir dönem damgasını vuran, 3 İstanbul devinin de korkulu rüyası olan Kocaelispor, sezon öncesi en önemli gol silahı Doğan Karakuş'u Altınordu'ya kaptırınca Bölgesel'e düşmekten kurtulamadı. Körfez'e de iki kırmızı-siyahlı ekip eşlik edecekti: Yozgatspor ve Bafraspor.

Akibetleri
       Siirtspor ve Belediye Bingölspor fesholdu ve bu sezon Bölgesel Lig'e girmediler. Çapakçurspor sezon öncesi yapılan kongrede adını 12 Bingölspor, renklerini de yeşil-beyaz yaparak tarihteki "üçüncü Bingölspor" oldu.

       Bölgesel Lig 3.Grup'ta mücadele eden Adıyamanspor ise adeta Spor Loto takımı kimliğine bürünmüş durumda... 2000-02 yılları arasında Süper Lig'de de mücadele eden ve 30 yıllık profesyonel lig macerasına nokta koyan Yozgatspor ise Bölgesel Lig 6.Grup'ta geçen sene son maçta 3.Lig'i kaçıran Zara'nın ardından ikinci sırada yer alıyor.

       2002'de çıkan "belediye başkanlarının profesyonel kulüp başkanı olma yasağı" yasası yüzünden Sefa Sirmen'in koltuğu bırakması sonucu tepetaklak olan Kocaelispor, sonraki yönetimlerin de yanlışları yüzünden borcunun katmerleşmesi sonucu transfer yapamaz hâle geldi ve FIFA'dan da puan silme cezası aldı; hâtta kentin bir diğer profesyonel takımı Körfez FK'ya "Yeni Kocaelispor" elbisesi tasarlansa da Orhan Görsen'in başkanlığında eski futbolculardan oluşan yönetim, kulübün kapısına kilit vurulmasını son anda önledi. Şu an BAL 11.Grup'ta zirve yarışı yapan yeşil-siyahlı ekip, yardım kampanyaları, kombine, lisanslı ürün satışları ve torba yasanın getirdiği bir takım avantajlarla mucizeye imza atmaya çalışıyor. Kocaelispor'un taraftar gurubu Hodri Meydan ve vefakar taraftarları hem iç saha hem deplasman maçlarında takımlarını hiç yalnız bırakmıyor.

Hazırlayan: Erkan ADAY

Allsvenskan’da Sezonun Dikkat Çekenleri (1)

Allsvenskan’da Sezonun Dikkat Çeken Performansları
       2014 sezonu bitti İsveç’te. Şubat ayı ortasında kupa maçlarıyla yeni sezona ısınacağız, Mart ayı sonunda da sezonu açacağız. Geride kalan sezonda performansıyla dikkat çeken çok fazla isim oldu tabii ki. Beklentileri karşılayan, sürpriz çıkışlar yakalayan ve dahası. Belki transfer yapmayı düşünen takımlarımıza da yol gösterir bu yazımız. Başlayalım;

Anton Tinnerholm (23)
       Albornoz sonrası öksüz kalan Malmö sağ bekine derman olan adam. Concha’nın ilerleyen yaşı ve sık sık yaşadığı sakatlıklar sonrası Malmö’nün radarına giren Tinnerholm’un alışması pek  zor olmadı mavi formaya. Çizgiyi ileri-geri çok iyi kullanan Tinnerholm’un ikili mücadelelerde ayakta kalan görüntüsü Albornoz’u özlememizi engelledi resmen. Gerektiğinde ön oyuncu rolüne de bürünebilen 91 doğumlu sağ bek, Şampiyonlar Ligi’nde de takımın vazgeçilmezlerinden oldu. Malmö formasıyla ligin 2.yarısında çıktığı 14 maçta 1 gol 1 asist yapan genç oyuncu, daha uzun yıllar bu formayı giyeceğe benziyor. Ne tam bir savunma beki, ne de tam bir hücum beki. Biraz ondan biraz ondan.

Filip Helander (21)
       Malmö alt yapısından yetişip milli takıma kadar da yükselen 93 doğumlu Helander’in Semih Kaya’yı görüyorum kendisinde. Semih’i beğenenler alınmasın ama bu benzetmem Helander’i beğendiğim anlamına gelmiyor. Tek hamleli olması ve hız konusundaki sıkıntıları göz ardı edebileceğim seviyede değil. Pozisyon alma konusundaki eksilerini de düşününce benim kafamdaki stoper profilinden uzakta kalıyor ama yine de genç yaşına rağmen Malmö savunmasının en önemli ismi haline geldiğinden dolayı yazmak istedim onu. Sol ayaklı olduğunu da belirtmekte fayda var. 1.92 boyu sayesinde hava toplarına epey hakim fakat bana göre eksileri artılarından çok daha fazla. Kusura bakılmasın.

Markus Rosenberg (32)
       Biraz erken mi döndü İsveç’e diye düşündürmüştü bize Malmö’ye geri geldiğinde. Haksız değilmişiz, erkenmiş cidden. 28 maçta 15 gol, 14 asist. Sezonun en iyi puan ortalamasını yakalayan bir kaptan. Ligin üstünde olan gol vuruşları, servis özelliği ve tecrübesi. Bencilliklerine katlandığınız sürece kendisinin oyunundan keyif almamanız mümkün değil. Malmö Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalmış, ligde bu kadar rahat maçlar çıkarmışsa, onun payı yadsınamaz. İyi ki de dönmüş dedik sezon bittiğinde.

Pawel Cibicki (20)
       Henüz 11 oyuncusu olamadı Cibicki ama büyük ihtimalle Forsberg transfer yapınca (bakın daha yapmadı ama yapmayı bekliyor) 11’e monte edilecek. Geçen sezon 6’sı yedekten olmak üzere sadece 7 kez forma şansı bulan genç oyuncu bu yıl patlama yapabileceğinin sinyallerini verdi. 15’i yedekten 21 kez Malmö formasını sırtına geçirdi ve 3 gol, 1 asistlik katkı verdi. Özellikle kritik maçlarda sonradan oyuna girip yaptığı katkıları düşününce bu istatistikleri yabana atmamak gerektiğini düşünüyorum. Fizik kalite eksikliğini kapatıp, çizgi oyuncusu özelliklerini biraz daha geliştirdiği taktirde kısa zaman içinde dikkat çekmesi muhtemel. Hızı ve futbol aklı konusundaki artılarına katacağı her detay onu daha ileriye götürecektir. Potansiyeli az değil nazarımda.

Isaac Kiese Thelin (22)
       Bu satırlarda, sosyal medyada, sohbet aralarında. Epeyce övdük Thelin’i, övmeye de devam edeceğiz umarım ki. Çoğul konuşuyorum ama övme noktasında başı çekenlerden olduğum kesin. Futsaldan gelmesi dolayısı ile ayağına olan hakimiyeti zaten bilinen bir şeydi ancak Hareide ile çalışmaya başladıktan sonra vücudunu inanılmaz kullanmaya başladı Thelin. Pivot santrafor tanımını bu kadar iyi karşılayan başka bir isim görmedim demeyeceğim elbet ama gördüklerim arasındaki en iyiler arasına çok rahat yazarım onu. Üst düzey savunmacılar karşısında da başarılı sınavlar verdikten sonra kesin karar verdim Thelin’in iyi yerlere geleceğine. Yaş henüz 22. İstatistik yapamadığı doğru ancak bunu hep dile getiriyorum, işin daha çok hamallığını üstlenene bir forvet Thelin. Yanındakilere sezonda yaptığı servisler, her takımı taşıyabilecek düzeyde. A milli takıma da yükseldi zaten, yolu açık olsun.

Robin Olsen (24)
       Bir kaleci kısa süre içinde ne kadar gelişim gösterebilir bilemiyorun ama Olsen’in sınırları zorladığını düşünüyorum. Onur Kıvrak profilinde gördüğünüz tüm artılar ile eksileri kendisinde görmeniz mümkün. Yan toplar sıkıntı, uzaktan atılan şutları sektirme yüzdesi yüksek ama henüz 1 senedir bu seviyede oynuyor. Karşı karşıya gösterdiği reflekslerle Malmö’yü Şampiyonlar Ligi gruplarına taşıyan bir diğer isimdi kesinlikle (Diğerinin Rosenberg olduğunu aktarmıştık). Bir ara Mersin İdman Yurdu ile adı sıkça anılıyordu ama öyle bir seviyeye geldi ki Malmö’de, Şampiyonlar Ligi vizesi alınınca transfer çıkmaza girdi tabii. Dahlin’i Gençlerbirliği’ne göndermişti Malmö geçen sezon. Bir ikincisi de Olsen olabilir, iyi de olur.

Emil Forsberg (23)
       Top ayağına bence bazen hakikaten ‘yapışıyor’. Topu kısa mesafe içinde o kadar rahat çevirmesini, döndürmesini başka şekilde açıklayamıyorum çünkü. Bileklerdeki naifliği görmeniz için Forsberg’i 15-20 dakika izlemeniz yeterli. Hamad, Jimmy gibi isimlerin ayrılışı sonrası o bölgenin her şeyi oldu Malmö’de. Geçen sezon verdiği sinyali bu yıl sahada net olarak gösterdi ve 29 maçta 14 gol, 6 asiste imzasını attı 23 yaşındaki kanat oyuncusu. Ara ara maç içlerinde oyundan koptuğunu sanıyorsunuz fakat işte o anlarda sahneye çıkıp takımı ipten alabiliyor. Bu yönüyle liderlik vasfına da uygun olduğunu düşünüyorum. Sorumluluk alması gerektiği anları çok iyi biliyor. Sundsvall sonrası yaptığı çıkış muazzam. Milli takıma yükselen diğer Malmö oyuncularından o da. Büyük ihtimalle Malmö’de kalmayacak zaten.

Lasse Vibe (27)
       Bu sezonki performansıyla milli takıma kadar yükselen bir diğer isim, Vibe. Hysen sonrası golcü sorunu yaşayacağı düşünülen Göteborg’un aradığı isim oymuş. İlk geldiğinde sıkça kanatta gördük onu meğer tam golcü sezileri varmış kendisinde. Net bir gol vuruşuna sahip olduğunu düşünmüyorum. Güçlü bir fiziği de yok ama atıyor. Bu tanım bana Semih Şentürk’ü, Gekas’ı hatırlatıyor nedense. 26 maçta 23 gol, 6 da asist. Daha ne olsun. Danimarka milli takımında da artık kadroda hep kendisine yer buluyor. Yaş biraz ilerledi ama hala iyi yerlere transfer yapma potansiyeli var. Dedikodular da var zaten.

Gustav Engvall (18)
       Ne yalan söyleyeyim, imreniyorum İsveç’te böyle gençleri 11’de görünce. Uzun yıllardır alt yaş kategorilerinden A takıma çıkacağı gün iple çekilen Engvall sonunda bu sezon beklenen noktalara gelmeye başladı. Sırtı dönük iyi işler yaptığı konusuna hemfikirim ama karar verme yetisi anlamında ciddi sıkıntıları olduğunu düşünüyorum. Yaşı genç ve eğitilmeye hala ihtiyacı var. Bu sezon 7’si yedekten olmak üzere 20 kez forma giydi 8 gol 2 asist yaptı. 8  golün 3’ü son hafta oynanan Halmstad maçında geldi ki o maçta yaptığı hat-trick ile ligin hat-trick yapan en genç ismi olmayı da başardı Engvall. Yolu daha uzun, pozitif şeyler konuşmak için erken kendisi hakkında ama potansiyeli inkar edilemez.

May Mahlangu (26)
       Yazıktır, günahtır şu adamın her sezon çok iyi işler çıkarıp boşta kalması. Önce Helsingborg, şimdi de Göteborg. İki takıma da seviye atlattı, orta alanlarına enerji kattı ama yaranamadı. Belki de farklı yönleri nedeniyle takımlar bu yolu tercih etti ama ben Mahlangu’nun futbol anlamında tolere edilebileceği fazlaca yanı olduğunu düşünüyorum. Orta alanda 1-2 adam eksiltip takımı atağa kaldırması, bitmeyen enerjisi ve ceza alanına olan koşuları her takımın ihtiyacı olan türden. Fiziği iyi değil ve uzaktan vuruşlar konusunda çok noksanı var ama ülkemizde çok rahat oynar. Boşta arkadaş, uyumayalım.

Alexsander Milosevic (22)
       Savaşçı ruh futbolcuyu bağrınıza basmanızı sağlayan faktörlerden birisidir. Bu örneği kendiniz dahi hemen kafanızda canlandırmışsınızdır zaten. Üstüne futbol anlamında kattığı her detay sizi o futbolcuya biraz daha yaklaştırır. Milosevic o ruha ‘ayağı iyi olan stoper’ kavramını kattığı için benim gözümde ayrıcalıklı. Topla korkmadan yaptığı çıkışlarla arkadaşlarına fazlaca alan yaratma potansiyeli de var. Pozisyonunu kaybetme riski çok oluyor bu durumda ancak onun bu açığını kapatacak bir isminiz de elbet vardır herhalde takımınızda (AIK’de o rol birazdan da bahsedeceğim Moro’da). 2 sezondur düzenli olarak stoperde izliyor kendisini. Sakatlık belasını da atlatmışa benziyordu bu sezon. Bahsettiğim detayları sayesinde 3 gol 2 asistlik katkı da verdi bu yıl. Sürekli yazılıyor transfer olacağı ama bi olduramadık. Kısmetse bu sezon diyelim.

Nabil Bahoui (23)
       Brommapojkarna’daki 2012 sezonunda forvet rolüyle 15 golü bulan Bahoui, bu sezon kanat oyuncusu olarak tam 14 gol üretti AIK’de. Yaptığı 7 asist de cabası. Hız, bilek hareketleri ve vuruş tekniği konusunda gösterdiği gelişim onu A milli takıma da taşıdı ama ben Avrupa’da bir yerlere gelebilmesi anlamında takım oyununa daha fazla çalışması gerektiği kanaatindeyim. AIK’de oturan sisteme iyi ayak uydurdu fakat milli takımda fazlasıyla pasif kaldı. Fizik açıdan da sanki yemesi gereken daha çok ekmek var gibi. Atıp gitmeyi düşündüğü çoğu pozisyonda bu sıkıntısı devreye giriyor. Bu da bende ileride neler yapabilir kısmında şüpheler uyandırıyor açıkçası. Zorlamaya başladığında çekilmez bir hal alıyor zira. Zamanla göreceğiz Bahoui’nin geleceği seviyeyi ama buralardan gitmezse de çok üzülmeyeceğim bir isim. Keyifli çünkü o izlemek.

Ibrahim Moro (21)
       Saçmala potansiyelini azaltması Moro’nun en büyük gelişim sebebi. Bu kısmı azalttığı her gün kendisini daha iyi yerlere götürme şansı var. O adımları da atmaya başladı bu sezon. Diyagonel paslarıyla AIK’in ve hatta bence ligin en iyilerinden. Oyunu rahatlatma, orta alanda adam eksiltme ve stoper bölgesine yaptığı kademelerin yanına eklediği ofansif meziyetleri onu günümüzün ideal orta sahalarından birisi yapıyor bana göre. Teknik direktör Alm geçen sezon Moro’nun saçmala ihtimalini göz önüne alıp daha az şans vermişti fakat bu yıl gösterdiği gelişimi o da gördü ve 23 maçta görev verdi kendisine. 2 gol 4 asistlik katkısı da fena değil mevkisine göre. Adam olacak çocuklardan.

Sam Lundholm (20)
       Alm’ın bu sezon şans vermeye başladığı gençlerden Lundholm. Aslına bakarsanız geçen sezon bekliyorduk onu bu noktalarda ama bu sezona kısmetmiş. Sezon sonuna doğru yaşadığı sakatlık onu 5-6 maçtan etmese oynadığı maç sayısı 20’ye yaklaşacaktı aslında ama olmadı. Yine de kanat oyuncu sıkıntısı yaşayan AIK’de genç yaşına rağmen ışık veren isimlerden birisi oldu genç solak bana göre. Birebir de iyi oluşu ve sol ayağını çok iyi kullanmasının yanında, attığı harika paslarla da fazlasıyla gözümüzü okşadı Lundholm ama tadı damağımızda kaldı desek yeridir. Ters kanat fonksiyonu iyi hoş fakat kanada devrilme konusunda çok sıkıntı yaşıyor. Bu bakımdan sağ ayağını ‘Gökhan Töre’ misali geliştirmesi gerek. Yapabilir mi, yapar.
——— Devam edecek ———

Hazırlayan: Emrah ÇETİN
Transfer Merkezi İsveç Temsilcisi

Pazartesi İddaa Tahminleri

BAL’ın Namağlupları

       Bölgesel Amatör Lig’de kulüpler 11 ayrı grupta mücadele etmekte. Lig başlangıcından bu yana takımlar, profesyonel ligdeki takımlara nazaran biraz daha zorlu yollardan geçmiş olabilir ancak profesyonel liglere nazaran daha fazla namağlup takımın BAL’da yer aldığı da bir gerçek!

       Bölgesel Amatör Lig 1. Grup’a fırtınalı bir başlangıç yapan ve 7’de 7 yapmış olan Cizrespor bu hafta mağlup olsa da grubunda 12 Bingölspor ve Tatvan Gençlerbirliği’nin namağlubiyeti sürüyor. Bu takımlardan 12 Bingölspor’un bu hafta oynadığı Hasköy Yıldız maçı taraftarının çıkardığı olaylar nedeniyle yarıda kaldı ve maça dair kararı federasyon verecek. Olası bir hükmen mağlubiyet durumunda sanıyorum Bingölspor’un tek rakibi, taraftarı olmuş olacak!

       10. haftanın geride kaldığı BAL 2. Grup’ta ise lider Serhat Ardahan, grubun tek namağlup takımı! Ardahan temsilcisi 7 galibiyet ve 3 beraberlik ile sükseli bir 10 haftalık periyodu geride bırakmışa benziyor.

       Dokuz haftalık maçların oynandığı BAL 3. Grup’ta da 2. Grup’a benzer bir tablo var: 9 maçta 7 galibiyet ve 2 beraberlik almış olan lider Kilis Belediyespor, grubun tek namağlup takımı…

       10. hafta maçlarının akabinde tek namağlup takımın yola hala namağlup devam ettiği BAL 4. Grup’ta ise grubun lideri değil, üçüncü sıradaki takımı olan Dörtyol Gençlerbirliği 5’er galibiyet ve beraberlikle 10 haftayı tamamlamış durumda.

       BAL 6. Grup’ta ise liderle arasında 6 puan fark olan ikinci Yozgatspor AŞ grubun tek namağlup takımı olarak dikkat çekiyor. Dokuz haftada beş galibiyete ek olarak dört de beraberlik toplayabildi Yozgat temsilcisi.

       BAL 7. Grup lideri Bodrum Belediyespor ve onun iki puan farkla takipçisi olan üçüncü sıradaki Uşak Sportif, grubun namağlup iki temsilcisi durumunda.

       Namağlubiyet konusunda adeta ders niteliğinde bir grup olarak BAL 8. Grup hayli dikkat çekiyor. Zira bu grubun ilk üç sırasındaki takımlar namağlup! Manisa BŞBelediye ve Atillaspor 22’şer puanla zirve mücadelesi verirken Didim Belediyespor ise onları iki puan farkla takip etmekte…

       BAL 10. Grup’ta gene bir grup lideri, bu kez Kütahyaspor, namağlup bir şekilde yolculuğunu sürdürürken aynı zamanda bu takım, BAL’da kronolojik olarak son namağlup takım durumunda!

       Sözün özü 11 gruplu BAL’da 5., 9. ve 11. gruplar haricinde her grupta namağlup takımlar var ve bu takımların beşi, grubunda lider durumunda. Toplamda ise 12 takım şimdiye dek mağlubiyetle tanışmadı…

Hazırlayan: Alper KAYA

21 Kasım 2014 Cuma

Sözleşmesi Biten Kelepir Oyuncular (2)

       Geçtiğimiz günlerde ilk bölümünü yayınladığımız "Sözleşmesi Biten Kelepir Oyuncular" yazı dizisinin 2. bölümüyle karşınızdayız. Keyifli okumalar...

Marcell Jansen (Hamburg)
       Öncelikle Hamburg'un futbolcuyla sözleşme görüşmeleri devam ediyor. Kesin olmamakla beraber takımıyla sözleşme uzatmayacağına dair haberler dolaşıyor sosyal medyada. Hamburg Ocak ayına kadar sözleşme görüşmelerinden bir sonuç alamazsa kesinlikle kaçırılmayacak bir sol bek. Sol bek fakat özellikleri itibariyle sol önde de kullanabilirsiniz. Bayern Münih'ten geldiği ilk sezon haricinde lig ve kupada ortalama 30 maça çıkıyor, maç kaçırma sebebi ise küçük sakatlıklar. Malesef her sezon sakatlığından dolayı maç kaçırıyor fakat bu onun alınmayacak, değerlendirilmeyecek tarzda futbolcu olduğunu göstermez. Geçen sezon takımı küme düşme hattındaydı ve yine yukarıdaki söylediğim sorunları yaşamasına rağmen Almanya Milli Takımı'na davet edilmişti. Anadolu kulüplerimiz için değil fakat 4 büyüklerimiz için biçilmiş bir kaftan olabilir. Bedava ve yaşadığı sorunlara rağmen Almanya Milli Takımı görmüş, üstelik yaşı itibariyle en az 3 sene sizi götürecek bir sol bek. Unutmadan Almanya'dan talipleri var; Bayer Leverkusen ve B.M.Gladbach.

Julien Faubert (Bordeaux)
       Real Madrid patentli Julien Faubert'i ülkemize getirebilmiştik fakat geldiğine pişman olmuştur heralde. Belki uyum sorunu yaşadı, belki de dikiş tutmadı. Elazığspor'da yarım sezon oynadıktan sonra ülkesine geri dönüp Bordeaux ile anlaşarak gayet yerinde bir karar verdi ve takımın önemli futbolcuları arasına girdi. Yaklaşık 2 sezondur Bordeaux'da ve takımının resmen kurtarıcısı. Şöyleki takımda nerede eksik futbolcu varsa o bölgeye monte edildi ve hiç de kötü performans göstermedi. Normalde sağ bek ve sağ önde oynamasına karşın stoper, ön libero, sol bek gibi mevkilerde kullanıldı. Kötü bir Türkiye hatırası var fakat ikna edilmesinin zor olmayacağını düşünüyorum, kesinlikle es geçilmemeli.

Morgan Amalfitano (West Ham)
       Lorient'te geçirdiği o müthiş sezonu unutamıyorum. Ligde 38 maçın tamamında yer alıp 5 gol ve 16 asist ile oynayarak, sezon sonunda takımına hiç para kazandırmadan Marsilya'ya imza attı. Marsilya'ya imza atması, haliyle beklentileri de beraberinde getirdi fakat bırakın bu istatistiklere yaklaşmayı yanından bile geçemedi. Marsilya'da 2 sezon oynadıktan sonra West Bromwich'e kiralandı. Performansına bakıldığında 4 gol 4 asist ile oynarak bir nebze geçer not aldı. Kiradan sonra Marsilya'ya döner dönmez 1 milyon Euro karşılında West Ham United'a satıldı. Bu sezon 7 maça çıkıp 2 gol attı. Eğer ligimizden bir takım ülkemize getirir ve ritmini bulursa sağ kanatta ve gerektiğinde 10 numara pozisyonunda yaptığı asistlerle bizlere çok gol izletebilir.

Stephane Mbia (Sevilla)
       Futbol kariyerine stoper olarak başlayıp daha sonra ön liberoya devşirilmiş bir oyuncu. Birçok iyi futbolcu çıkaran Rennes altyapısı gördükten sonra A takıma alınmış ve hem stoper hem ön liberoda gösterdiği performans nedeniyle büyük takımların dikkatini çekmişti. Tercihini Fransa'da kalmaktan yana kullanıp Marsilya ile sözleşme imzaladı, daha sonra sırasıyla QPR ve kiralık olarak Sevilla formaları giyerek kariyerine devam etti. Bu sezon başında transfer sezonunda takımı tarafından serbest bırakıldı ve ismi transferin son günlerinde Galatasaray ile epey anılması rağmen Sevilla ile sözleşme imzalayıp kariyerine tekrar burada devam etti. Defansif anlamda çok iyi olmasına rağmen hücumsal anlamda sıkıntı yaşayan bir futbolcuydu fakat Sevilla'da geçirdiği zamanlarda bu sıkıntıyı çözmüşe benziyor. Bu sezon lig ve Avrupa'da çıktığı toplam 10 maçta 5 gol ve 1 asisti var. Ülkemiz standartlarında hem ön libero hem stoper bölgesinde rahatlıkla sizi taşıyacak bir futbolcu, aynı zamanda Kamerun Milli Takımı'nın da kaptanı, hatırlatayım.

Michael Krohn-Dehli (Celta Vigo)
       Zamanında az da olsa Ajax altyapısı görmüş fakat bir türlü futbol anlamında seviyesini yükseltememesine bağlı olarak düşük kalibrede takımlarda forma giymiş bir isim. Bir ülkemiz takımlarıyla da ismi anılmıştı fakat bu transfer iddiası resmiyete dökülmedi. Ülkesinin takımı Bröndby İF takımında gösterdiği iyi performans ile La Liga'ya adım atarak Celta Vigo ile sözleşme imzaladı. Herhangi bir sakatlık ya da kart cezalısı olmadığı sürece takımında sürekli yer alan futbolculardan biri. Eğer ligimize gelirse, geldiği takımın hücum yönüne önemli katkı sağlayacak bir isim olacağını düşünüyorum. İsterseniz kanatlarda isterseniz 10 numara mevkinde oynatın, kesinlikle iyi verim alınacağını düşünüyorum.

Andrea Raggi (Monaco)
       İtalya'da Empoli formasıyla kariyerinin zirvesini yaparak tüm dikkatleri üzerine çeken Andrea Raggi daha sonra Palermo'ya transfer oldu. Burada beklenilenin aksine kötü performans gösterdi ve çoğu kez başka takımlara kiralandı. Monaco 2.Lig'de iken kendisini transfer etti ve Andrea Raggi kariyerinin ikinci baharı yaşadı. Önce 2.Lig'de şampiyonluk daha sonra 1.Lig'de son anlarda kaçan şampiyonluk ve bu sezon takımıyla beraber Şampiyonlar Ligi arenası. Sağ bek olmasının yanında genelde stoper olarak kullanıldı ve her iki mevkide de sırıtmadan forma giyebiliyor. Ligimiz takımları için uygun bir transfer olacağını ve defansif anlamda takıma iyi şeyler katacağını düşündüğüm bir isim.

Danny (Zenit)
       Yaklaşık 6.5 sezondur Rusya'nın köklü kulübü Zenit'te forma giyen Danny, Venezuela asıllı Portekizli bir futbolcu. O zamanki piyasananın yaklaşık 3-4 fazla bonservis bedeliyle yaklaşık 30 milyon Euro'ya transfer edildi. Ödenen parayı karşıladı mı, karşılamadı mı bilinmez fakat gerek yaptığı asistler gerek attığı gollerle takımının önemli bir parçası ve bu geldiğinden beri değişmiyor. Takımının kaptanı ve Portekiz Milli Takımı'nın 10 numarası. Yeteneklerinden ve klasından birşey kaybetmiş değil. Bu transfer sezonunda adı Beşiktaş ile anılmış fakat herhangi bir resmi gelişme olmamıştı. Kanatta da kullanabileceğiniz, bonservisi olmayan ve kaliteli bir futbolcu isteyen varsa Danny; kesinlikle ilk tercih olmalı.

Dario Cvitanich (OGC Nice)
       Ajax'ın zamanında 7 milyon Euro bonservis bedeli vererek kadrosuna kattığı Arjantinli forvettir kendileri. Fakat Ajax'ta bekleneni veremeyip 1.5 sezon sonra Meksika'nın Pachuca takımına kiralandı. Ajax'ta bir nevi istenmeyen adam oldu ve şuanki takımı Nice'e gelene kadar sürekli kiralık olarak başka takımlarda forma giydi. 2012 yazında 1.5 milyon Euro gibi cüzi bir bonservis bedeliylee OGC Nice takımına transfer oldu. İlk sezonunda ne kadar iyi bir golcü olduğunu gösterdi ve ligde 19 gol atarak takımının en tehlikeli oyuncularından biri oldu. Bu sezon daha çok kadroya alınmadı, nedeni hakkında da bir fikrim yok ve bu duruma çok şaşırıyorum açıkçası. Lig ve kupa maçları dahil bu sezon sadece 5 maça çıkıp 3 gol atmayı başardı. Ligimizde görmeyi çok istediğim, geleceği takımın gol sorununu çözebilecek kapasiteye sahip bir futbolcu. Eğer ligimiz takımlarından birisiyle anlaşırsa sizd de bana hak vereceksiniz.

Juan Insaurralde (Spartak Moskova)
       2012 yılında Avrupa futboluna adım atarak Spartak Moskova ile anlaşan eski Arjantin Milli Takım futbolcusu Juan Insaurralde takımında sürekli olarak forma giyen bir isim değil. Geçtiğimiz sezonun yarı dönemini PAOk'ta kiralık olarak geçirdi. Bu sezon tüm maçlarda forma giyecek derken son 2 haftadır yedek. Nedense Anadolu kulüplerimiz için gayet yerinde bir hamle olacağını düşünüyor ve kesinlikle takibe değer olduğuna inanıyorum. Stoper mevkisinde görev yapıyor ve 30 yaşında.

Giampaolo Pazzini (Milan)
       Henüz İtalya dışında başka bir ülkede forma giymeyen bir isim fakat Atalanta, Fiorentina, Sampdoria, Inter ve Milan gibi İtalya'nın köklü kulüplerinde forma giydi ve neredeyse hepsine yüksek meblağlar kazandırmıştır. Geçen sezon sakatlığından dolayı neredeyse yarım sezon futbol oynayamadı. Bu sakatlıktan sonra yavaş yavaş düşüş yaşadı ve bu sezon yaklaşık 80 dakika sahada kalabildi. Hala golcü kimliğini kaybetmiş değil fakat, eski performanslarını sergilemesi de güç. Bonservissiz, CV'si iyi olan ve geçerliliği devam eden bir forvet. Geldiği takımda herhangi bir sakatlık yaşamadığı takdirde kesinlikle fayda sağlar. Milan gelecek sezon kadroda düşünmediği için talipleri her geçen gün artıyor. İsminin geçtiği takımlar Torino ve Parma, tabi ki şimdilik...
———Yazı dizisi devam edecek———

Hazırlayan: Muhammed EKTİ
Transfer Merkezi Avrupa Sorumlusu

Araştırma: Veda Buseleri (1)

       Türkiye'de profesyonelliğin kabul edilip futbolun bir meslek dalına dönüşmesi 1951'i bulsa da ulusal lig 1959'da kurulacaktı. Aslında söz konusu ulusal ligin, o zamanki tabirle "Milli Küme"nin, 1937-1951 yılları arasında oynanan "Maarif Kupası" altında üç büyük ilde derece yapmış takımlar arasında oynanan şampiyonadan pek bir farkı yoktu.

       Genç ve Ümit Milli Takımların kurulmasını, Türkiye'nin UEFA'ya tam üye olmasını olmasını (1962) sağlayan Orhan Şeref Apak; futbolun İstanbul, Ankara ve İzmir tekelinden çıkarıp Anadolu'ya yayılmasına da öncülük edecek ve 2. ve 3.Lig'in temellerini atacaktı. Böylece kendi mahalli liglerinde mücadele eden kulüpler tek bir çatı altında toplanıp vilayetlerini profesyonel liglerde temsil edecek takımları teşkil ettiler. Futbolun Anadolu saflarına yayılmasıyla deplasmanlara otobüsler,trenlerle akın eden taraftarlar dolup taşıyor; heyecan tutku, rekabet hırsı kentleri kasıp kavuruyordu. Ama sonra!!... Salt başarıya endeksli zihniyetten doğan takıma ilgisizlik, altyapının oluşmaması, sabit gelir kaynaklarının olmaması, özellikle futbolun gücünü kullanıp siyasi ve iş yaşamında daha iyi konuma gelmeye çalışan şahısların basiretsizliği kent takımlarının ya kapılarına kilit vurulmasına ya da amatöre dönmelerine yol açacaktı...

       Zamanla ona da formül bulunacak ve başka kulüplerin üzerinden "reenkarne" olup adlarının başlarına ya da sonlarına "Yeni" "1900 bilmem kaç küsür" ifadelerini alarak yola çıkılacaktı... Aslında profesyonel liglerde mücadele eden fakat taraftarı olmayan, devletin olanaklarından yararlanıp haksız rekabete yol açan belediye ve özel idaresporların cirit atmasında temel sorun has il, ilçe takımlarının kaderlerine terk edilmesidir bana göre... İngiltere'de 19.yüzyılda kurulan kulüpler günümüzde hâlen yaşayabiliyorken, ülkemizdeki takımlar yarım asır bile yaşayamıyor... Bu vesileyle son 10 yılda profesyonel liglerde mücadele eden kent takımlarını inceleme gereği duyduyduk.

2004-2005
       64 takımın 4 grupta mücadele ettiği 3.Lig'in ligin dörtte biri kent takımlarından oluşuyordu. Gruplarını ikinci sırada tamamlayan Boluspor ve Giresunspor play-off'tan 2.Lig B'ye çıkarken; 1.Grup'ta Muşspor ve Niğdespor, 2.Grup'ta Sinopspor ve Amasyaspor lige veda edecekti. 1.Grup'ta Nevşehirspor, üçlü averajın devreye girmesiyle Ceyhanspor ve Bitlis Özgüldere ile girdiği play-off yarşının dışında kaldı.

       Küme düşen kent takımlarından yalnızca Sinopspor şu an BAL'da mücadelesini sürdürürken, diğerlerinin maalesef ilerleyen yıllarda kapılarına kilit vuruldu.

2005-2006
       Önceki sezonun sistemi geçerliydi; yalnızca liderler değil ikinciler de doğrudan 2.Lig B'ye çıktı.
Ligde mücadele eden kent takımı sayısı 14 idi. 1.Grup'ta Erzincanspor 72 puanla gayet rahat bir şekilde ipi göğüsledi. Ligin son haftasına Iğdırspor, Bitlis Özgüldere ve Nevşehirspor 29 puanla girdi; üstelik Özgüldere-Iğdır birbirleriyle oynarken, Nevşehir de ligde iddiası kalmayan Karamanspor'a konuk olacaktı. Evsahibi Özgüldere 8.dakikada Erdal'ın golüyle kendisini kümede tutacak golü bulmuştu; fakat bitime 4 dakika kala Levent topu kendi filelerine gönderince mücadele 1-1 sona erdi ve Iğdırspor ligde kalmayı başardı. Nevşehirspor ise Onur ve Mustafa'nın gollerine engel olamayıp rakibine 2-0 kaybedince Bitlis ekibiyle birlikte amatöre yol alacaktı. 3.Grup'ta Kütahyaspor, 4.Grup'ta da Bilecikspor son hafta rakiplerini yenip kefeni yırttı. Play-Off'a kalan tek kent takımı olan Tokatspor da ilk önce 72 Batman'ı, sonra da Denizli Belediye'yi yenip bir üst lige terfi edecekti.

       Bu sezon, Nevşehirspor'un profesyonel liglerde mücadele ettiği son sezon olarak kayıtlara geçti. Daha sonraki yıllar malum; kulüp kaderine terk edildi. 2011-12 sezonu başında Nevşehir'in BAL'daki temsilcisi Narspor isim değişikliğine gidip Nevşehirspor Gençlik adını aldı.

2006-2007
       Statünün kapsamı genişlemiş, üçüncü ve dördüncü sıradaki takımlar da play-off'a kalmıştı. Kent takımları sayısında artış olmuş ve takım sayısı 18'e yükselmişti; ama yaprak dökümünün önüne bir türlü geçilemiyordu.

       1.Grup'ta Osmaniyespor ve Karamanspor, 2.Grup'ta Iğdırspor lige veda eden kent takımları kervanına katılıyordu. İçlerinde yalnızca Osmaniye kümede kalma umutlarını son haftaya kadar koruyabilmişti. Uzanlar'ın çöküşüyle yükselme dönemi sona eren Adanaspor mali krize girince 2.Lig B'ye kadar gerilemiş ve 2005-06 sezonu öncesi ligden çekilince tarihinde ilk defa kendisini 3.Lig'de bulacaktı. 1.Grup'tan mücadelesine başlayan Toros Kaplanları lig ikincisi olup B Kategorisi'nde yükselirken, 3.Grup'ta da Afyonkarahirspor lig atlayan diğer takım oluyordu.

       1.Grup dördüncüsü Aksarayspor daha ilk turda İzmir temsilcisi Aliağaspor'a 6-1 kaybediyordu.
Ligden düşenler bir daha profesyonel liglere geri dönemeyip kaderlerine terk edildi. Günümüzde Osmaniyespor FK ve Karaman Belediyespor illerini BAL'da temsil ediyor. O tarihten bu yana 1.Amatör'de mücadele Iğdırspor da geçen sene lige giremedi. Bu sezon yalnızca 3 maça çıkan Doğu Anadolu ekibi, 5.haftadan itibaren ligden çekilme kararı aldı. Yeşil-beyazlıların ligde yalnızca 1 puanı buluyordu. Iğdır 1.Amatör'de takım sayısı çok az olduğundan küme düşme yok.

2007-2008
       Takım sayısı 65'e çıkarken, kent takımı sayısı 14'e düşüyordu. 1.Grup'ta Karsspor, 2.Grup'ta Tokatspor ve Çorumspor ipi göğüslerken; Şırnakspor, Kastamonuspor ve Balıkesirspor play-off'a kalmayı başarsalar da daha ilk turda elendiler.

       3.Grup'ta 3 takım son haftaya diken üstünde giriyordu: Kütahyaspor, Aydınspor ve OYAK Renault.
Rakiplerinden birer puan geride bulunan OYAK Renault  ligden düşmesi kesinleşen Muğlaspor'a, Kütahyaspor iddiasız Torbalıspor'a konuk olurken; Aydınspor ise Balıkesirspor'u ağırlıyordu.
Bursa ekibi Muğla'yı Serkan'ın golüyle alt ederken, Zafer Doğan'ın 51.dakikada attığı golle Efeler 3 puanı hanesi yazdırıyordu; fakat Mavi Şimşek Torbalı karşısında arzuladığı golü bulamıyor ve rakibiyle golsüz berabere kalıp ligden düşen dördüncü ve son takım oluyordu.

       4.Grup'ta Bilecikspor lige haftalar öncesinden mendil sallamıştı; Yalovaspor ve Zonguldakspor bıçağın keskin sırtındaki diğer kent takımlarıydı. Ligin sondan ikinci haftasında şampiyonluk adaylarından Beylerbeyi'ne konuk olan Zonguldak, devreyi 1-1 kapatmayı başarsa da karşılaşmanın ikinci yarısında Ahmet ve Sertaç'ın gollerine Mustafa Öztürk ile yanıt verebilince sahadan 3-2 yenik ayrılıyor ve tarihinde ilk defa amatöre düşmenin acısını yaşıyordu.

       Yalovaspor da ligin 30. ve son haftasında Bilecikspor'u 5-0 yenip kefeni yırtacaktı. 2009-10'da Zonguldak Süper Amatör'de şampiyon olup Bölgesel Lig'e çıkan Zonguldakspor 3.Lig'i son ana kadar kovalamış, şampiyon Kilimli'nin 3 puan gerisinde ligi dördüncü sırada tamamlayınca statü gereği Zonguldak ikincisi Demir Dilaver ile baraj maçına oynamak zorunda kaldı. Kara Elmas rakibi karşısına yedeklerle çıkıp sahadan 4-2 yenik ayrıldı. Aslında olayın arkasında kırmızı-lacivertlilerin bozuk mali yapısı vardı; borç yaklaşık 5 milyon TL idi ve borçsuz yeni bir takıma ihtiyaç vardı(!): BAL'a yükselen Demir Dilaver adını Zonguldak Kömürspor yaparak bir nevi "Yeni Zonguldakspor" oldu. Sonrasını biliyorsunuz...
——— Devam Edecek ———

Hazırlayan: Erkan ADAY

19 Kasım 2014 Çarşamba

Sözleşmesi Biten Kelepir Oyuncular (1)

       Bonservisi elinde olan ya da ''Bosman'' kuralından yararlanabilecek futbolcular kulüpler için her zaman ilgi çekicidir. Doğurusu budur ancak ligimizin takımları için bunu söylemek güç maalesef. Ya oturup araştırmak zor geliyor ya da bizim kulüplerimizin medyaya aksettirdiklerinin dışında mali durumları epey para harcamaya müsait. Uzun zamandır yazmıyorum, birkaç ay sonra Bosman Kuralı'ndan yararlanıp gelecek sezon için başka takımlara geçecek, geçebilecek epey kaliteli futbolcu var. Amacım transfer haberi iddialarıyla haşır neşir olmuş çoğu kişinin az çok bildiği Steven Gerrard, Dani Alves, Sami Khedira, Stephan Lichtsteiner gibi elite ulaşmış futbolcuları değil daha çok Türkiye standartlarına uygun bizim ligimizde forma giyebilecek isimler. Bunun için ligimize uygun kelepir sayılabilecek 40'a yakın futbolcu çıkardım, bunu da yazı dizisi olarak birkaç parçada yayınlamayı düşünüyoruz. Yazı dizimizin ilk partına bu isimlerle başlıyoruz; transfer edilmesi, en azından takip edilmesi temennisiyle.

Rod Fanni (Marsilya)
       Bu sezon şampiyonluk kovalayan Marcelo Bielsa'nın Marsilya'sında orta dereceli süreler alan, orijini sağ bek olmasına karşın stoperde de sırıtmadan forma giyebilecek bir isim. Bu sene kendini devretmeden 33 yaşına basacak fakat hala ligimizde en azından 1.5-2 sezon daha forma giyebilecek ve takım arkadaşlarına 'abilik' yapabilecek kalibrede olduğu düşünüyorum. Bu sezon lig ve kupa dahil olmak üzere 6 maçta forma giyip 1 asist ile oynadı.

Carlton Cole (West Ham United)
       2 sezondur ligimizin kapısından döndü. Geçen yıl şehri ve tesisleri beğenmediği için Karabükspor olmadı, bu yıl da Mersin ile anlaşmasını beklerken futbol yaşantısına eski kulübü West Ham United'da devam etmeye karar verdi. Son birkaç sezondur neredeyse hiçbir maçta 90 dakika sahada kalmadı ama bir nevi ''nöbetçi golcü'' kimliğine bürünerek aldığı süre/istatistik anlamında fena işler yapmadı. Carlton Cole'a  eğer teklif yapılan ''şehri'' beğendirebilirsek hala verilen görevi layıkıyla yapma potansiyeli var.

Roberto Hilbert (Bayer Leverkusen)
       Roberto Hilbert'i tanıtmaya gerek olduğunu düşünüyorum. Bayer Leverkusen'de daha çok ihtiyaç olduğunda, gerek duyulduğunda tercih edilen bir isim. Fakat ligimizi hala kaldırabilecek, gerek sağ bek gerek sağ ön tarafta kullanabilecek değerli bir futbolcu. Beşiktaş'tan ayrıldığı dönemden itibaren pek süreklilik yakalayamadı ancak oynadığı takım Bayer Leverkusen. Şampiyonlar Ligi, Bundesliga ve kupada ortalama süreler aldı, kesinlikle tekrar denenebilir.

Ikechukwu Uche (Villarreal)
       Uzun süre İspanya'da oynadıktan sonra ligimize gelen futbolcular şu ana kadar pek başarılı olamadılar ama Ikechukwu Uche için aynı düşünceye sahip değilim. Özellikle Villareal forması giymeye başladığından beri üst düzey olmasa da fena olmayan oranda skora katkısı var. Ligimizde oynayabilecek, iyi katkı verecek bir isim. Ligimiz takımları Uche'yi profesyonel kariyerinde ilk defa İspanya dışına çıkarabilirse iyi verim alacağını düşünüyorum.

Urby Emanuelson (AS Roma)
       Çok büyük yıldız olması beklenirken bir türlü o seviyeye çıkamayan, sınıf atlayamayan ve hatta düşüşe geçen bir futbolcu olmasına rağmen CV'sine son olarak AS Roma'yı da ekledi. Kariyerinde kale ve forvet hariç her yerde oynamıştır sanırım,. Herhalde kendini geliştirememesinde en önemli etken bu. Düşüşte olmasına rağmen ligimiz için hala iş yapabilecek kapasitede bir isim. İster sol bek, ister sol kanat oynat, ligimizde verim alabileceğiniz bir oyuncu.

Jean-Armel Kana-Biyik (Rennes)
       Geçen sezon takımının kötü sonuçlar aldığı zamanlarda taraftarla kavga ettiği için kadro dışı kalan ve bu sezon A takım ile antrenmanlara çıkmayan bir oyuncu olduğunu belirtelim. Bu sezon hiç forma giymedi, resmen üvey evlat muamelesi görüyor. İsteyen takımlar devre arasında da futbolcuyu ikna ettiği takdirde bonservis bedeli olamadan transfer edebilirler. Maç ve kondisyon eksiğini kapatırsa ligimizde fark yaratabilecek bir stoper olur, kesinlikle denemeye değer.

Anderson (Manchester United)
       Zamanında büyük futbolcu olacağı konuşulan fakat İngiltere'ye adım attığı andan itibaren kendine besteler yapılacak kadar düşen, kimilerine göre balon sıfatını almış şanssız bir isim Anderson. Porto'dan Manchester United’a transfer olduğunda büyük umutlar beslenen Anderson, bir türlü istenilen seviyeyi gösteremese de yaklaşık 7 sezondur Manchester United kadrosunda yer alıyor. Geçen sezon kiralık olarak Fiorentina'da forma giymiş fakat yine kendini gösterememiş bir isim. Manchester United ile sezon sonunda sözleşmesi bitmesine rağmen devre arasında sözleşmesini fesh edeceği haberleri İngiltere medyasında sıkça geçiyor. Henüz yaşı 26 ve gerçekten yetenekli bir futbolcu, kariyeri için Türkiye yeni bir basamak olabilir.

Bamba Anderson (Eintracht Frankfurt)
       26 yaşındaki Brezilyalı oyuncu Bamba Anderson, E.Frankfurt'ta yanındaki isimler değişmesine rağmen stoper tandemininin istikrarlı ismi olmayı ve düzenli olarak forma giymeyi başarmış bir oyuncu. Ligde kart cezalısı ya da sakatlık dışında kaçırmış olduğu bir maç yok. Ki son dönemde hiçbir sakatlık da yaşamadı. Bahsettiğim gibi süreklilik ve çevikliği iyi olan, ligimiz standartlarında rahatlıkla kullanılabilecek bir stoper.

Piotr Trochowski (Sevilla)
       Bayern Münih altyapısından yetişen aslen Polonyalı olmasına karşın Almanya Milli Takımı'nı seçerek zaman zaman formasını terletmiş bir isim. Özellikle Hamburg'da oynadığı zamanlar hiç beklenmeyen anlarda uzaktan attığı etkili şutlar ve kanattaki hızlı oyunuyla öne çıkmıştı. Sevilla'ya transfer olduğu ilk sezon takımın önemli futbolcuları arasında yer aldı, bir sonraki sezonda ise yaşadığı sakatlık ile beraber düşüşe geçti ve bu sezon hiç forma giymedi. Ön libero, ofansif orta saha ve kanatlarda rahatlıkla forma giyebilen bir isim olan Piotr Trochowski eksik noktalarını kapattığında ligimizde önemli futbolcular arasına girebilir.

Ismail Diomande (Saint-Etienne)
       Henüz 22 yaşında ve bizim ligimizde "genç oyuncu" diye tabir edilen grupta.Saint-Etienne altyapısında yetişti ve Fildişi Sahili Milli takımında forma giyiyor. A takıma çıktığı günden bu yana daha çok sonradan oyuna dahil olmuş, hamle futbolcusu. Bu sezon hem UEFA hem ligde kayda değer süreler aldı. Takımında çok cüzi bir miktara oynuyor ve ligimize getirmenin kolay olacağını düşünüyorum. Özellikle Anadolu kulüplerimiz için iyi bir ön libero alternatifi olabilir.
———Yazı dizisi devam edecek———

Hazırlayan: Muhammed EKTİ
Transfer Merkezi Avrupa Sorumlusu

19.11.2014 İddaa Tahminleri

18 Kasım 2014 Salı

Röportaj: Emrullah Öztürk

32 yaşında gelen profesyonellik!
       Ayvalıkgücü Belediyespor'un 32 yaşındaki kalecisi Emrullah Öztürk ile 'Transfer Merkezi' olarak ilginç bir röportaj gerçekleştirdik. Uzun yıllar amatör liglerde oynadıktan sonra ilk kez 32 yaşında profesyonel olan, Amatör Milli takımda forma giyen, futbol hayatında birçok final yaşayan tecrübeli kalecinin ilginç hayat hikayesini onun ağzından dinleyelim.

Merhabalar Emrullah. Bize Emrullah Öztürk'ün kim olduğunu ve futbola nasıl başladığını anlatır mısın?
       Merhabalar. 1982 Karşıyaka doğumluyum. Futbola İzmir Tarişspor kulübünde başladım. 1996-2003 yılları arasında toplam 7 sene İzmir Tarişspor'da oynadım.

İzmir Tarişspor'dan sonra hangi takımlarda oynadın?
       Tarişspor'un ardından 2004-06 yılları arası 2 sezon Çiğli Belediyespor, 2006-07 sezonu Bergama Belediyespor, sonra tekrar 2007-11 yılları arası 4 sezon Çiğli Belediyespor, 2012-13 Ayvalıkgücü Belediyespor, 2013-14 Tekirdağspor formaları giydim. Ve son olarak 2014-15 sezonu başında Ayvalıkgücü Belediyespor'a transfer olarak kariyerimdeki ilk profesyonel sözleşmemi yaptım. Ayrıca Amatör Milli Takım'da 2 dönem forma giydim.

32 yaşında profesyonel oldun, kariyerinde ilginç finaller yaşadın. Futbol hayatıı kısaca anlatır mısın?
       Evet, gerçekten ilginç bir kariyer hikayem var. Valla şöyle söyleyeyim 13 kez Türkiye terfilerine katıldım amatör olarak. 5 kez final oynadım, yarı finaller gördüm. Gördüğüm 5 finalin 3'ü Çiğli Belediyespor, 1'i Bergama Belediyespor, 1'i de Ayvalıkgücü Belediyespor ile gerçekleşti. Tekirdağspor hariç oynadığım her takımda şampiyonluk yaşadık. Profesyonel olmak da 32 yaşımda Ayvalıkgücü formasıyla nasip oldu.

Hep Ege ve İzmir takımlarında oynamışsın. Tekirdağspor'a transferin nasıl gerçekleşti?
       Tekirdağspor'a sponsor olan Cebi Ailesi, hoca olarak takımın başına yakın dostları olan efsane teknik direktör Ergun Kantarcı'yı getirmişti. Ergun Hoca da Bölgesel Amatör Lig tecrübesi olmadığı için samimi olduğu 3-5 hocayı arıyor. Sağolsunlar hepsi de benim adımı vermişler. Hani ligi bilen tecrübeli, şampiyonluk yasamış bir kaleci olarak. Ben de sağolsunlar güvenlerini boşa çıkarmadım elimden geleni yaptım. Bireysel olarak çok iyi bir sezon geçirmeme rağmen takım olarak kötü bi sezon geçirdik, ligi istediğimiz yerde bitiremedik.

Tek sezon oynadığın Tekirdağspor'da taraftar ile aranda bir bağ oluştuğunu söyledin. Biraz açar mısın?
       Evet, 1 sezon oynamama rağmen Tekirdağlı futbolseverlerin altını çizmeden geçemem. Gerçekten Tekirdağspor'un efsane seyirciye sahip bulunduğunu söyleyebilirim, şu anki yerini haketmeyen bir takım. En azından PTT 1. Lig'de olmaları lazım. Ayrıca Ayvalıklı taraftarların da ben de yeri ayrı, onlardan da bahsetmeden geçemem. 3. Lig'de takımlarına özveri ile destek veriyorlar. Eğer 2. Lig'e çıkarsak bu onların da başarısı olacak, çünkü katkıları çok fazla.

Tekrar Ayvalıkgücü'ne dönme süreci nasıl yaşandı ve ilk profesyonel imza nasıl gerçekteşti?
       2012-13 sezonunda Ayvalıkgücü Belediyespor'u 3.Lig'e çıkardıktan sonra yaş sınırından dolayı profesyonel olamadım. Çok üzüldüğümü ifade etmek isterim. O sezon zaten ayrılırken konuşmuştuk, eğer olur da yaş sınırı kalkarsa dönerim demiştim. Ama geri dönüş zamanında yönetim tamamen degismisti. Sağolsun taraftarlar olsun, eski yönetici büyüklerim baya övmüşler ki ilk imzayı ben attım kulüpte.

Emrullah 15 yıldır A takım seviyesinde futbol oynamış bir futbolcu olarak yaş statüsü hakkında ne düşünüyorsun?
       Yaş statüsü Türk futboluna vurulmuş kelepçedir.  Futbolun özgürlüğünü alıp tutsaklaştırdılar. Gençleri kazanmak için yaptılar ama karaktersiz, saygısız, para budalası en kötüsü de yeteneksiz binlerce futbolcu türedi. Yaş statüsü hakkında çok emek verdim, basın açıklaması yaptım, video yayınladım, sosyal medya üzerinden grup kurdum, TV programlarına çıktım çok uğraştım. En iyi ben bilirim, sıkıntısını çok çektim.

Avyalıkgücü, bu sezon flaş sonuçlar alıyor. 2. Lig şansınız nedir?
       Ligi iyi bilen teknik ekiple çalışıyoruz. Birbirini tanıyan, genç, koşan bir takıma sahibiz ama çok az bütçeye sahibiz. Her kulüpte olduğu gibi bizde de maddi sıkıntılar olmasına rağmen şu anda bulunduğumuz konum hiç de fena değil. 2. Lig şansımız  için şunu söyleyebilirim; eğer devreye kadar play-off barajında kalırsak, 2. yarıya 2-3 transferle başlarsak neden olmasın. Bu iş, biraz da hava işi. Eğer bu havamızı bozmazsak inşallah, Allah bize de o mutluluğu yaşatsın.

Futbol dışındaki hayatında neler yapıyorsun? Nasıl zaman geçiriyorsun?
       Evli 2 kız babasıyım. Kızlarımın adları Elif ve Elanur. Futbol dışında onlar ile ilgileniyorum. Herşeyimle idman-maç yani futbolu düşünüyorum bunun haricinde ailemle birlikteyim. İçkim, sigaram yok. Allah'a olan vecibelerimi yerine getirmeye çalışıyorum.

Seni sorularımızla biraz bunaltmış olabiliriz Emrullah. Cevapların için teşekkürler. Sana kariyerinde başarılar diliyoruz.
       Estağfurullah abi ne demek. İnşallah bir gün Ayvalık'a gelirseniz misafirim olarak bekliyorum. Yayın hayatınızda başarılar, teşekkürler.

Röportaj: Muhammed Yasin ERKOL
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. 

17 Kasım 2014 Pazartesi

KKTC Süper Lig ve 1.Lig Panorama (8.Hafta)

       Bağımsızlığının 31.yıldönümünü kutlayan Yavru Vatan'da futbol coşkusu son sürat devam ediyor. Ligdeki konukseverlik geleneği yine bozulmadı ve 5 konuk ekip evlerine 3 puanla dönmenin mutluluğunu yaşadı. 19 golün atıldığı haftada 12 gol konuk ekiplerden geldi. Lider Yenicami Ağdelen zorlandığı mücadelede Larnaka'yı Patrick'in bitime 7 dakika kala attığı golle yenmeyi başardı.

       Ligde yenilgisi bulunmayan diğer takım Yeni Boğaziçi Doğanspor da Doğan Türk Birliği'ni Ndoye'un iki golüyle yıkmayı başardı ve kendi sahasında rakibini eli boş gönderen tek takım oldu. Ndoye'un attığı ikinci gol görülmeye değerdi. Kırmızı-lacivertliler galibiyeti serisini, sarı-lacivertliler de yenilgi serisini 3 maça çıkardı. Hafta içi yapılan genel kurulda yine başkanını seçemeyen Çetinkaya, Mormenekşe'yi 2-0'la geçerek bu sezon ilk kez galip gelip son iki sıradan kurtulmayı başardı. 2 haftadır 0 çeken Mormenekşe de üçüncülükten beşinciliğe geriledi.

Haftanın Maçı: Mağusa Türk Gücü–Lefke Türk Spor
       6 sarı 1 de kırmızı kartın çıktığı,zaman zaman gergin anların yaşandığı ve temponun hiç düşmediği karşılaşmadan konuk ekip Lefke galip çıktı. Henüz 6.dakikada Ayer'in kırmızı kartıyla kalan süreyi 10 kişiyle oynamak durumunda kalan Mağusa Türk Gücü, 70.dakikada Reşat'ın yerine oyun dâhil olan Emre'nin 2 golüyle farkı bire indirmeyi başarsa da kalan dakikalarda başka gol bulamayınca 7 gollü düelloyu tek gol farkla kaybetmekten kurtulamadı.


Haftanın Takımı: Bostancı Bağcıl
       Ligin ilk 6 haftasında,biraz da zorlu fikstürün azizliğinden,yalnızca 2 beraberlik çıkarabilen Bağcıl, ikinci sırada yer alan 19 puanlı Küçük Kaymaklı'yı Sabri Selden'in 42.dakikada attığı kafa golüyle yenerek üst üste 2.galibiyetini aldı ve puanını 8'e çıkardı. Haftanın futbolcusu ise Gönyeli'yi deplasmanda 3-1 yenen Serdarlı'da 2 golün asistini yapan Hasan Bahtıkara oldu.

Haftanın Asistleri
2 Asist: Hasan Bahtıkara (Serdarlı Gençlerbirliği)
1 Asist: Coşkun Ulusoy (Gönyeli),Ozotite E.Smart ve Kasım Tağman (Lefke), Erol Aksunlar (Mağusa), Mehmet Çağlayan (Yeni Boğaziçi), Fırat Ersalan (Cihangir), Yavor Vandev (Lapta), Sercan Demirman (Çetinkaya) ve İbrahim Çıdamlı (Bostancı)


K-PET 1.LİG
       25 golün atıldığı haftada 3 evsahibi, 3 konuk ekip sahadan galibiyetle ayrıldı. Ligin alt sıralarında yer alan Görneç Kültür'e konuk olan lider Limasol Türk Ocağı, öne geçtiği mücadelede Mustafa Arnavut'un bitime 20 dakika kala attığı gole engel olamayınca bu sezon ilk kez puan kaybetti.Sarı-siyahlı ekip, kaybetiği 2 puana karşın 22 puanla liderliğini sürdürüyor. Geçen hafta lidere karşı ligdeki ilk yenilgisini alan Esentepe, kendisi gibi zirve hesapları yapan Göçmenköy'ü deplasmanda 5-1 ile geçip rakibinin 3 maçlık galibiyet serisine son verdi ve zirveye 1 adım daha yaklaştı.

Haftanın Maçı: Binatlı Yılmaz-Akıncılarspor
       Ligin şampiyonluk adaylarından Binatlı ile son sıradaki Akıncılar arasında gol düellosunda şeklinde geçen müsabakada 4 de sarı kart çıktı. Henüz 9.dakikada İsmail'in penaltısıyla geriye geriyen düşen evsahibi ekip Sertaç ve Hüseyin'in golleriyle öne geçse de Nahit'in golüyle devre 2-2 sona erdi. Kemal Uçaner'in bitime 9 dakika kala attığı golle Binatlı,sahadan galip ayrılmayı başardı. Sarı-yeşilliler puanını 18'e yükseltirken, kırmızı-beyazlılar 1 puanda kaldı.


Haftanın Takımı: Dumlupınar Türk Spor
       Play-Off hesapları yapan ve son 4 maçta 13 puan çıkaran Hamitköy ile karşılaşan Mağusa ekibi, 63.dakikada Görkem Çırakoğlu'nun yerine oyuna giren giren Hasan Şemmedi'nin 68.dakikada attığı golle bu zorlu deplasmandan 1-0 galip ayrıldı. Geçen hafta Değirmenlik karşısında takımını iyi hazırlayıp takımının sahadan galibiyetle ayrılmasını sağlayan ve bu hafta da yerinde bir değişiklikle takımına yine 3 puan kazandıran teknik direktör Kılıç Ali Kahraman'ı da es geçmemek gerek. Bu sonucun ardından sarı-kırmızılılar puanını 9'a çıkarırken, yenilgiyle ayrılan kırmızı-siyahlılar da Geçitköy'ün puansız kapattığı haftada büyük bir fırsat kaçırdı.


Hazırlayan: Erkan ADAY

15 Kasım 2014 Cumartesi

Röportaj: Alanzinho (Balıkesirspor)

       Transfer Merkezi dergisinin bugünkü konuğu, uzun süre Trabzonspor forması giydikten sonra sezon başında Balıkesirspor'a transfer olan Alanzinho. Brezilyalı futbolcuyla, yeni takımındaki durumunu ve hedeflerini konuştuk.

Merhabalar Alanzinho, futbola başlama öykünü bizlere anlatır mısın? Futbolu seçme nedenin neydi?
       Futbola ilk başlayışım 9 yaşında Flamengo altyapısında oldu. Ailem de futbolcular da vardı. Özellikle babamın da eski bir futbolcu olması, bu mesleği seçmemde en büyük unsurlardan biriydi. Ondan gelen mesleği devam ettirmek istedim. Küçük yaşlardan itibaren futbolcu olmak hayallerimin arasında yer alıyordu ve ben bu hayalimi gerçekleştirdim. Futbolcu olduğum için mutluyum.

Brezilya’da başlayan profesyonel futbol yaşantına gelmek istiyorum. O yıllar için neler söyleyebilirsin?
       Lisanslı olarak futbola ilk adımımı 12 yaşında Flamengo takımında attım. Daha sonraki senelerde Brezilya’dan ayrıldım ve Flamengo’dan ayrıldıktan sonra 1 sene futbol oynamadım. Bu zamanlar da bir takım olumsuz düşüncelere kapıldım. Bu düşünceler de futbolu bırakmayı düşünmüştüm ve zamanla kendime güvenerek bu kötü zamanları atlatmayı başarmıştım.

Peki bu olumsuz düşünceleri nasıl atlattın. Her futbolcu böylesine güçlü olamaz?
       12 yıl Flamengo’da futbol oynayıp ilişkimizin kesilmesi benim için zor oldu diyebilirim. Kendimi bu zamanlarda sorgulamaya başladım. "Futbola devam etmeli miyim, etmemili miyim" diye sürekli kendime sordum, bu karmaşayı yaşadım. Daha sonra dan Norveç’den teklif gelince kabul ettim ve Norveç benim için bambaşka bir sayfanın başlangıcı oldu.

Norveç’e transfer öykünü anlatır mısın? Norveç dışında o dönemde başka teklifler var mıydı?
       Norveç’de Stabaek’de ilk olarak iki haftalık deneme süreci yaşadım. Ekip olarak iyi bir takımdık ve ben de takıma yararlı olarak denenmenin sonucunda Norveç’e transfer oldum. O dönemde Norveç dışında bana ulaşan teklif yoktu.

Türk futbolseverlere Norveç futbolu için neler söyleyebilirsin? Geçtiğimiz senelerde Avrupa’da önemli işler yapmış İskandinav ülkesinin son zamanlarda ciddi bir şekilde düşüşte olduğunu görmekteyiz.
       Genel olarak İskandinav ülkelerini konuşursak Avrupa’ya göre futbol yapıları çok farklı. Bu futbol yapısını etkileyen en önemli nokta ise iklim. Bu tarz ülkelerde genel olarak futbolcularda adaptasyon sorunu yaşanıyor. Sizin de belirttiğiniz üzere son yıllarda Norveç futbolu maalesef düşüşte.

İskandinavya’dan ayrılarak ülkemize Trabzonspor’a transferin gerçekleşti. Bu transfer süreci nasıl oldu? Seninle ilgilenen başka Türk takımları var mıydı?
       4 sene Norveç’te kendi adıma güzel bir kariyer ve isim bırakmıştım. Norveç’te tanınan bir oyuncu konumuna gelmiştim. Benim için Norveç kariyerim her zaman güzel hatıralarla hatırlayacağım bir tecrübe oldu. Daha sonra bana Almanya’dan Wolfsburg takımından teklif gelmişti. 3 gün süren görüşmelerin ardından Wolfsburg takımıyla anlaşamadım. Tam o sırada Trabzonspor’dan teklif geldi. Türkiye’nin büyük takımı ve şampiyon olmuş olması benim için önemliydi. Maddi anlamda da güzel bir teklif gelince Türkiye’ye, Trabzonspor’a transferim gerçekleşmiş oldu. O dönemde Trabzonspor dışında başka bir Türk takımından teklif almadım.

6 sezon Trabzonspor’da forma giymiş bir oyuncu olarak Trabzonspor günlerin, Trabzon şehri, taraftarı ve camiası için düşüncelerin neler?
       Trabzonspor’da ilk zamanlarım dışında genel olarak uyum sağladığım bir kulüptü. Güzel bir şehir, insanları sıcakkanlı, şehirdeki insanların futbola olan ilgisini biliyorsunuz. Türkiye’nin neresine gidersek gidelim onlar bizi her yerde desteklediler. Taraftarla olan ilişkilerimde iyiydi. Onlar benimle, ben onlarla kısa bir süre içinde anlaşmaya başlamıştık. Trabzon’da keyifli anılarım ve maceralarımla ayrıldım. Trabzonspor’a genel olarak oyuncular Trabzon şehrinden yakınırlar. Şehri küçük bulduklarını düşünürler ve şikayet ederlerdi. Ben öyle düşünmüyordum. Trabzonspor’da 2 tane şampiyonluk yaşadım. UEFA Kupası ve Şampiyonlar Ligi'nde oynama fırsatı yakaladım. Trabzon maceramı kısaca sizlere böyle özetlemek daha doğru olur.

Bir önceki soruda 2 şampiyonluk yaşadığını belirttin. Trabzonspor formasıyla 2010-11 sezonunda kadroda yer almış önemli bir oyuncu olarak, o sezon ve şike süreci hakkındaki düşüncelerini öğrenebilir miyiz?
       O sezon benim için özel bir sezon, Türkiye şampiyonluğunu kazanmıştık. Çok önemli bir kulübe karşı biz bu şampiyonluğu elde ettik. Ben bu şampiyon grupta yer aldığım için çok mutlu ve gururluyum. Şike sürecini herkes gibi bende anlamış değilim. Sadece Trabzonspor taraftarının değil, Türkiye’ deki birçok taraftarın kupanın Trabzonspor’un hakkı olduğunu düşündüğünü biliyoruz ama bu süreç hakkında kendi adıma bir fikrim yok.

Şike sürecinden sonraki sezonlarda da Trabzonspor takımında yer aldın, takım olarak bu süreç sizleri nasıl etkiledi? Takım olarak bir düşüş içine girdiniz diyebilir miyiz?
        Medyada Trabzonspor takımın yıprandığına dair yer alan eleştirilerin bu süreçle alakalı olmadığını düşünüyorum. O sezonda takımda çok iyi oyuncular vardı. Örnek vermem gerekirse Burak Yılmaz, Selçuk İnan gibi isimler Galatasaray’a transfer oldular. Sadece örnek verdiğim isimler değil birçok oyuncu önemli kulüplere transfer oldular. O transferlerden sonra bizim takım içinde yeni bir yapı, yeni bir formül bulma sürecine girildi. Ben bununla ilgili olduğunu düşünüyorum.

Bu sezon başında ligimizin yeni takımlarından Balıkesirspor’a transferin gerçekleşti. Balıkesirspor’a transfer serüvenini senden dinleyelim, Balıkesirspor'u seçmendeki faktörler neler oldu?
       Trabzonsporla sözleşmem bittikten sonraki süreçte görüştüğüm kulüpler oldu. Gazetelerde ve televizyonlarda birçok dedikodu çıkmıştı aslında. Türkiye dışında Avrupa’dan da görüştüğüm takımlar oldu. Görüştüğüm takımlar içerisinde Balıkesirspor’u kendime daha yakın gördüm. Lige yeni çıkmış, heyecanlı bir kulüp olduğunu düşündüm. Tesisleri ve şehri gezerek Balıkesir takımının benim için uygun olduğuna karar verdim. Kulüp de bana destek çıkınca Balıkesirspor’a transferim gerçekleşmiş oldu. Kendi adıma ve takım olarak güzel bir sezon geçirmeyi umuyoruz.

Takım olarak lige renk kattığınızı düşünüyorum fakat istenilen futbolu ve puanları elde edemediğinizi görüyoruz. Şu an ki durumunuz hakkında neler diyebilirsin?
       Balıkesirspor daha farklı bir ligden geldi. Süper Lig’e yıllar sonra çıkmış bir ekip. Süper Lig atmosferi ve havası çok farklı, bu atmosfere uyum sağlaması biraz zaman alacak. Onun dışında bu ligde ilk kez oynayan oyuncularımız var. Bu oyuncuların da lige adaptasyon süreci olacak elbette. Ligde yer almamış yabancı oyuncular da takımımızda yer alıyor. Bu oyuncuların da Türkiye’ye ve lige alışma zamanı olacaktır. Taraftarımıza şunu söylemek isterim; İlerleyen haftalarda yukarılara doğru tırmanışımız başlayacak. Birbirimize alıştıkça futbolumuzu göze hoş geliyor. Herkes birbirine destek vermeye başladı. Biz kaliteli bir takım olduğumuzu düşünüyorum.

Brezilya ile ülkemizdeki futbol arasındaki benzerlikler ve farklılıklar neler sence?
       Tabi ki karşılaştırdığımız da iki ülkenin çok farklı futbol yapısı var ancak ortak noktada birleştiğimiz benzerliklerde var. Mesela Türkiye’deki ateşli taraftar kitlesi, Brezilya’daki ateşli taraftar kitlesiyle benzeyen bir nokta. Brezilya’da oynayıp Türkiye’ye transfer olan oyuncular için Türkiye zor bir ülke. Kültür ve futboluna alışmak biraz zaman istiyor. Örnek vermem gerekirse Fenerbahçe’ye sezon başında transfer olan Diego Ribas. Kendisi çok kaliteli, Avrupa’da tanınan ve kabul gören bir isim ama şu anda Avrupa’daki futbolunu Türkiye ligine yansıtamıyor.

Brezilyalı bir futbolcu olarak Brezilya’nın ev sahipliğini yaptığı Dünya Kupası hakkında neler düşünüyorsun? Ev sahibi olarak turnuvaya iyi başlasanız da sonunu getiremediniz ve dördüncü olabildiniz.
       Bence tartışmasız Brezilya halkı için büyük hayal kırıklığıydı. O kadar çaba ve desteğe rağmen yarı finalde böylesine bir sonucu kabul edemedik ve şoke olduk. Ama futbolun içinde olan olaylar bunlar. Futbol inişleri çıkışları olan bir meslek. Önümüzdeki senelerde neler olacağını hep beraber göreceğiz.

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?
       Asıl ben sizlere teşekkür ederim. Taraftarlarımızdan desteklerini bizden esirgememelerini istiyorum, tüm okuyucularınıza iyi okumalar diliyorum. Herkese selamlar.

Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Katkılarından dolayı Ali KARAKAŞ ve Cevdet ÜNÜVAR'a teşekkürler.
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.