0
     Dün akşam Fenerbahçe – Arsenal maçını seyrettim ve artık Fenerbahçe ile ilgili bir yazı yazmanın vakti geldiğinin kanaatine vardım. Özellikle 2-3 yıldır dikkatimi çeken, Fenerbahçe için çok can sıkıcı ve bir o kadar da üzerinde düşünülmesi gereken olaylar dönüyor bu takımın üzerinde. Yönetiminden teknik adamına, futbolcusundan taraftarına hemen her şey Fenerbahçe aleyhine çalışmaya başladı. Hal böyle olunca bende düşündüklerimi kaleme almak istedim.

Daha önce neydi şimdi ne oldu?
     Şöyle bir 10-15 sene öncesine gidecek olursak - Aziz Yıldırım’dan önceki zamanlar- Fenerbahçe bu ligin 3 büyük takımından sadece biriydi. Bazen şampiyon olur, bazen şampiyonluğa 25. Haftada havlu atar. Futbolcular tesislerde pis kokular içinde antrenman yapar -Dereağzı tesisleri-. Basit bir statta kendisine delice tutkun taraftarıyla maçlar oynar kazanır kaybeder. Teknik direktör değişir, yönetim değişir ama Fenerbahçe hiç değişmezdi.

     Bir gün geldi ve Aziz Yıldırım başkan oldu. Yavaş yavaş gelişti her şey. Öncelikle Fenerbahçe’yi maddi olarak üst seviyelere çekti. Ardından tesisleşme ve stadyum projelerini hayata geçirdi. Fenerium mağazalarında ürünleri iyi pazarladı ve bunların her biri Fenerbahçe’ye gelir kapısı oldu. Ardından bir bir yıldızlar gelmeye başladı Fenerbahçe’ye. Ortega, Anelka, Roberto Carlos, Alex ve diğerleri… Fenerbahçe artık ligde ya şampiyon oluyordu ya da şampiyonluğu son bir iki maçta kaybediyordu. Yani hep şampiyonluğa oynayan bir takım oldu. Avrupa’da da iyi işler yaptı bu takım. Şampiyonlar Ligi'nde gruplardan çıkmak bir tarafa UEFA’ya bile kalamıyorken, önce UEFA kupasına katıldı ardından Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final oynadı ve yarı finali son anda kaçırdı. Yönetimsel anlamda da her yerde söz sahibi bir başkan ve kurmayları vardı. Fenerbahçe taraftarı takımını artık daha bir sevdi ve sahiplendi. Öyle ki takımı ve başkanları bir haksızlığa uğradığında yeri geldi polisi karşılarına aldılar, yeri geldi hükümeti, yasaları.

     Bu kadar güçlü, kararlı ve başarılı yola devam ederken 3 Temmuz'dan sonra bir anda her şey tersine dönmeye başladı. Önce Aziz Yıldırım içeri alındı. Bir dolu yalan dolan süreci içerisinde zamanın teknik direktörü Aykut Kocaman ile ne zaman küme düşeriz psikolojisiyle oynaya oynaya şampiyonluğu bir golle kaçırdı Fenerbahçe. Ardından Aziz Yıldırım tahliye edildi ama sanki o artık eski dediğim dedik ben böyle istedim böyle olacak diyen  Aziz Yıldırım yoktu artık. Yorgun, tedirgin, kükremeye çalışan ve bir şeylerden korkan bir Aziz Yıldırım vardı artık.

     Kendisi yokken bu takımın hem başkanı hem teknik direktörü hem de kalbi konumunda ki Aykut Kocaman için kampanyalar başlatıldı bir süre sonra. Hoca değil dendi, futbolu bilmiyor dendi, başarısız dendi ve baskılara dayanamayıp bu sezonun başında bıraktı -ya da bıraktırıldı- gitti. O başarısız adam giderken Fenerbahçe'ye 1 Lig, 2 Türkiye Kupası, 1 UEFA yarı finali bıraktı. Ardından enteresan bir teknik direktör transfer şekli çıktı karşımıza. Ersun Yanal ile anlaşan kulüp Ersun Hoca'ya sen biraz bekle senden iyi birisini bulursak onu alacağız tavrıyla hareket edip sonra yine kürkçü dükkanına geri döndü ve Ersun Yanal takımın başına geçti. Hazırlık maçlarında ve Salzburg maçlarında belli oldu ki takımın zamandan çok kafa rahatlığına ihtiyacı var. Çünkü bu şekilde transfer edilen bir hoca nasıl kafasını toplayıp takıma adapte olur ve takımını sezona hazırlar. Ayrıca hangi futbolcu bu şekilde gelen hocasına güvenir yürekten bağlanır. Sonuç olarak bir Şampiyonlar Ligi hayali daha suya düşmek üzere. Ayrıca Konyaspor rezaleti de tuz biber olmuş durumda bu yaşananlara.

Taraftar ne halde?
     Fenerbahçe taraftarı bir zamanlar tüm dünyanın ibret aldığı herkese örnek taraftarlardandı. Hatta bir çok otorite için dünyanın sayılı taraftarları arasında gösterildi. Yazımın daha önceki bölümlerinde de bahsettim takımına delice bir tutkuyla bağlıydı bu taraftar bir zamanlar. Peki şuanda ne yapıyor bu taraftar?

     3 Temmuz sürecinden sonra Aziz Yıldırım ve takımda yaşanan bir takım değişikliklerin bir benzeri taraftarların bir kısmında da yaşanmaya başladı. Özellikle bir grup -adını vermek istemediğim o grubu hepiniz çok iyi tanıyorsunuz- en kötü anlarda bile tüm stadı ayakta tutarken bir anda Fenerbahçe, Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman düşmanı kesildiler. Şükrü Saraçoğlu Aykut Hoca ve Aziz Yıldırım için istifa sesleriyle çınlar oldu. Yani zaten birileri tarafından yok etme çabaları aşikârken bir de taraftarın böyle sırtını dönmesi aklımıza bir şeyler getirmiyor mu?

     Fakat asıl tehlike bu grubun takımına sırt dönmesi değil, onlar zaten azınlık bir grup olur ancak bu taraftarın arasında. Asıl tehlike birçok Fenerbahçe taraftarının da onların yaptığının doğru olduğunu düşünüp en ufak bir kötü sonuçta onlara eşlik ediyor olması. Bir Fenerbahçe taraftarı bu kadar cahil olmamalı. Benim gerçekten Fenerbahçe'yi seven ve destekleyen taraftarlara tavsiyem şu; ciddi bir oyun var ortada. Bu oyun yöneticisinden futbolcusuna ve artık taraftarına bulaşmış durumda. Bu oyundan kurtulmanın tek yolu akıllı olmaktır. Takımına destek olmaktır. Aksi yapıldıkça Fenerbahçe’nin başarısızlığından beslenenlerin ekmeğine yağ sürülür. Bu durumdan da zarar gören Fenerbahçe olur…

Bu sezonun akıbeti…
     Öyle ya da böyle Ersun Yanal bu takımın teknik direktördür. Bu gerçeği kabul edip hocasının arkasında duracak tüm camia. Ayrıca hem hocanın hem de futbolcuların kafalarını artık sadece futbola ve şampiyonluğa verebilmeleri için bazı sözde medya organlarının -hani futbolu çok iyi bilen yorumcular var ya- kısıtlanması lazım. Bunu yapacak gücü var Fenerbahçe'nin. Tabi teknik taktik gibi konularda da revizyon şart. Mesela hala ısrar edilen Emre artık kulübe oyuncusu olmalı. Takımı ileri taşıma özelliklerine sahip bir transfer yapamıyorsan eldeki imkanları değerlendireceksin; Alper, Holmen. Holmen dedik tabi onu değerlendirmek veya yeni bir yabancı almak için bir yabancıyı daha yollaman gerekiyor. Bu yabancı da hiç tartışmasız Baroni. Artık radikal kararlar alma vaktidir. O nedenle bu yapılır mı şu yapılır mı gibi sorularla, bunu böyle yaparsak ne derler, ne tepki alırız gibi düşüncelerle boğuşmak yerine eskiden olduğu gibi -Alex olayını hatırlayın- kararlı bir yönetim olmak, olamıyorsan bırakıp gitmek gerekir.

     Kişisel fikrimi soracak olanlara çok net söylüyorum, bu kararlılıkta bir yönetim ve teknik adam göremiyorum ben takımda. Yapamıyorlar mı yoksa yaptırılmıyor mu bilmiyorum ama taraftar da dahil çok vahim bir oyunun içine girmiş durumda Fenerbahçe. Allah yardımcısı olsun.

Yorum Gönder

 
Top