0
     Transfer Merkezi Dergisi'nin bugünkü konuğu bu sezon Tavşanlı Linyitspor'dan Orduspor'a transfer olan tecrübeli sol kanat oyuncusu Faruk Bayar. İstanbulspor, Gaziantepspor, Kasımpaşa ve Sivasspor formalarıyla uzun yıllar Süper Lig'de forma giyen tecrübeli oyuncuyla Oğuzhan Arslan'ın yaptığı röportajı hep birlikte okuyalım.

Merhabalar, Faruk Bayar bizlere futbola başlama öykünü anlatır mısın?

     Merhabalar. Aslında fubola başlama öyküm ilginç, beni ilk defa bir kulübe götüren dayımdır. Hatta o günü hiç unutmam yağmurlu bir gündü ve arabasıyla beni alıp Eskişehirspor'un alt yapısına kendi elleriyle bırakmıştı. Dayım da Eskişehirspor'un efsane futbolcularından biriydi. O zamanlar biri bana gelip "Türkiye'de tanınacaksın, bilinen bir futbolcu olacaksın" deseydi güler geçerdim. O zamanlar ben potansiyelimin farkında değildim ama Ekişehirspor'un alt yapısındaki hocalarım bunun fazlasıyla farkındaydılar. Hatta babamın vefatından sonra 4 -5 ay antrenmanlara gitmemiştim, eve kadar gelip beni ve ailemi ikna edip futbola dönmeme yardımcı oldular. Sokak aralarında oynayan, okul maçlarına çıkan çocuk, artık Eskisehirspor'un lisanslı futbolcusu olmuştu böylelikle.

Alt yapılardan Süper Lig'e uzanan kariyerinde en çok kimlerin sana katkısı oldu. Buralara gelmende hangi hocaların daha çok rolü var sence?

     Alt yapı bakımından Türk futbolu biraz öksüz bence. Eğer futbolcunun kişisel yeteneği, kendi özellikleri varsa bir yerlere gelebiliyor ancak. Benim alt yapım Eskişehirspor'da geçti, biz gözümüzü bu formayla açtık. Eskişehir'deki alt yapı hocalarımı asla unutmam, onlar beni Türk futboluna kazandıran kişiler olmuştur.

Futbol severler Faruk Bayar'ı bir dönemin sansasyonel takımı İstanbulspor'daki başarılı performansıyla tanıdı. Boliç, Balili, Uche, Yordanov gibi yıldızlarla birlikte kadronun genç yıldız adayı olarak aynı takımda oynamış bir isimsin. İstanbulspor kariyerin hakkında okucularımıza neler demek istersin?

     İstanbulspor benim için her zaman özeldir. Eskşehirspor'da geçen yıllarımdan sonra gerçek kimliğimi bulduğum ve Süper Lig'de boy gösterdiğim takımdır İstanbulspor. Burada bende emeği olan Aykut Kocaman hocama ve Gökhan Keskin hocama teşekkür ederim. Aykut kocaman benim için özel biridir, gerçekten bir baba gibi yaklaşmıştı bana. Hiç unutmuyorum Riva tesislerinde yanına çağırıp "Sol ayağını çok iyi kullanıyorsun, Hagi mi olmak istersin Sergen mi?" demişti. Bu beni çok onurlandırmıştı çünkü ikisi de çok önemli isimlerdi. Genç yaşlarda beni bu kişilere benzetmesi bana büyük onur vermişti. İstanbulspor aklımdan gönlümden cıkaramıyacağım her zaman bende yeri ayrı olacaktır.

Kariyeriniz boyunca bir çok takımda başarılı bir şekilde futbol oynamış tecrübeli bir isim olarak sahada en iyi anlaştığınız takım arkadaşlarınız kimlerdi sizce?

     Birçok önemli isimle birlikte oynadığım için aralarından birini seçmek zor. Benimle birlikte sahada ter döken her takım arkadaşıma aynı gözle bakar, onla birlikte elimden gelenin en iyisini yaparım, hepsi benim için birdir.

Bu sezon Karadeniz'in başarılı takımlarından Orduspor'a transferin gerçekleşti. Transferinin ayrıntılarını okuyucularımıza anlatır mısın? Yeni sezonda takım olarak ve kendi adına hedefleriniz neler?

     Takım olarak hedefimiz yeniden Süper Lig'e yükselmek tabi ki ama şu an net şeyler söylemek için daha erken olduğunu düşünüyorum. Çünkü sezonun başındayız, tüm takımları izledikten sonra bazı şeyler daha net anlaşılacaktır. Orduspor'a gelişimde Sebahattin hocamızın ve eski takım arkadaşım ve kaptanım olan Ayhan Hüseyinoğlu'nun payı büyük. Beni arayıp "Orduspor'a gelmek ister misin?" dediklerinde hiç düşünmeden "evet" dedim. Orduspor'un hakettiği yere geri döneceğini düşünüyorum, bunun için elimizden geleni yapacağız.

Kariyerini incelediğimizde Eskişehirspor, İstanbulspor, Gaziantepspor, Kasımpaşa, Ankaraspor, Sivasspor, Mersin İdman Yurdu, TKİ Tavşanlı Linyitspor gibi birçok başarılı takımda forma giydiğini görüyoruz. Taraftar bakımından kendize yakın gördüğünüz takımlar hangileriydi?

     Bence bir futbolcunun takım ve taraftar ayırt etme gibi bir lüksü yoktur. Hangi fomayı giyiyorsa o takım önemlidir, çünkü biz profosyonel insanlarız, hayatımız bu yönde çizilmiş emekçileriz. Bize bu gözle bakılması gerekiyor. Ben de olaya profesyonel bakıyorum, hangi takımın formasını giyiyorsam o takım için terimin son damlasına kadar mücadele edip taraftarın sevgisine layık olmaya çalışıyorum.

Faruk Bayar, bir önceki soruya paralel olarak bir çok takım ve şehirde oynamanın avantajları ve dezavantajları hakkında yorularınızı alabilir miyiz ?

     Bir çok şehirde oynamak bir çok yer görmek aslında bakıldığı zaman kötü bir şey değil, bu konuda hiç sıkıntı veya dert çekmedim. Kariyerimin her yılı çok güzel geçti benim için.

Milli takım kategorilerinde forma giymiş bir oyuncu olarak, Milli takım yılların hakkında neler diyebilirsin? Milli takım formasını taşımak nasıl bir duygu, milli takım yıllarından güzel anılarını bizlere anlatabilir misin?

     Bence milli takımda oynamak benim için zirve noktaydı. Ben küçükken kendime söz vermiştim, "Faruk Bayar ismini Türkiye'ye duyuracağım, milli formayı giyeceğim" demiştim. Bunu başardığım için çok mutluyum. A milli formayı ilk kez giydiğim günü hiçbir zaman unutamam. Danimarka'ya karşı oynamıştım, olağanüstü bir şeydi. O bayrak altında ülkene hizmet etmek şahane bir duygu ve stada baktığın zaman milli takımların formasını gıiyip gelen tek bir renkte birleşen kişiler görmek mükemmel bir duygu diye diyebilirim. Hepsi tek bir sesten Türkiye diye bağırınca inanın gücümüzün yettiği kadar koşmak, yapabildiği herşeyi yapmak istiyor insan. İnşallah her futbolcu kardeşime bu duyguyu yaşamak nasip olur.

Milli takımlar ve Süper Lig takımlarında uzun süredir bir sol bek eksikliği ve arayışı var. Bir sol bek/sol kanat oyuncusu olarak bu durumu nasıl yorumluyorsun?

     Aslına bakarsanız bence çok büyük sol bek sıkıntısı yok ülkemizde. İnsanlar belli takımlar ve oyuncular arasında sıkışıp kaldığı için geniş resme bakmıyorlar. Asıl sıkıntımızın şu anda Türkiye genelinde üst düzey oyuncu çıkmama durumu olduğunu düşünüyorum. Alt yapı ve sistem üzerine ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor

Kariyerin boyunca başarılı işlere imza attın ve gerek yeteneklerin gerek karakterinle bir çok takımın isteyebileceği bir oyuncusun. Geçmiş yıllarda istanbul'un büyük takımlarının da gündemine geldiğini biliyoruz, transferin neden gerçekleşmemişti o yıllarda?

     Bir çok kez gündeme geldim tabi ki. Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor ile bir çok kez görüştüm, ben anlaşsam da maalesef büyük bonservis bedelleri istendiği için transferim gerçekleşmedi. Oynadığım takımlar beni bırakmadığı için ben de bu hedefimi gerçekleştiremedim.

Hem PTT 1. Lig'de hem de Süper Lig takımlarında forma giymiş bir isimsin. Ligler arasında sence ne gibi farklılıklar bulunmakta?

     Bana kalırsa iki lig arasında gercekten büyük fark var . Ben eskiden "Süper Lig futbolcusu PTT 1. Ligi'nde cok zorlanır" lafına pek inanmıyordum ama gelince gerçekten de öyle olduğunu öğrendim. Süper Lig çok farklı. Süper Lig'de kalite, oyun anlayışı, teknik ve daha sayamayacağım bir çok faktör öne çıkıyor ama PTT 1. Lig tamamen koşmaya ve güce dayalı. Süper Lig'de isen topla oynamana izin verirler fakat PTT 1. Lig'de böyle değil ,hemen baskı pres başlıyor, düşünme anın çok az ve sürekli fiziki olarak güçlü olmak zorundasın. İki lig arasında gerçekten dağlar kadar fark olduğunu düşünüyorum.

Bu keyifli sohbet ve bize zaman ayırdığın için teşekkürler. Son olarak senin okuyucularımıza iletmek istediğin bir şey var mı?

     Taraftara iletmek istediğim şey; bizi her durumda desteklemeye devam etmeleridir, çünkü taraftarsız seyircisiz futbol oynamak çok kötü bir durum, siz varsanız biz de varız. Yeni yetişen kardeşlerime de hiç bir zaman vazgeçmemelerini ve hep çalışıp son ana kadar ümidini kaybetmemelerini tavsiye ederim. Buradan herkese selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Ben de size bu güzel sorular ve röportaj için teşekkür ederim, iyi yayınlar.
Röportaj: Oğuzhan ARSLAN
Bu röportaj TransferMerkez.com tarafından yapılmıştır, tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Yorum Gönder

 
Top