0
Marjinal Analiz
Fransız Futbol İhtilali & Altyapı Mütekabiliyeti
Türk Futbol Etiği & Enfrastrüktürü

İhtilalde Bir Fransız & Cerihamda Bir Türk
Temmuz ayı başlarıydı, anlık iletişime izin veren interaktif bir ortamda, birkaç futbolsever arkadaşımla sohbet ediyorduk. Oyuncunun isminden önce, eğitimini nerede aldığını merak eden bir oto-kontrol iyeliğim, her ahkamıma sirayet etmiş olmalı ki, sağolsunlar bildiklerime değer verildiği hissiyle bazı sorulara can-ı gönülden yanıt verme imkanım gelişti.

Merak edilen: "Fransa'nın nasıl bu kadar istikrarlı bir şekilde jenerasyon yenilediği" ydi. 2011'deki 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nı ve Toulon turnuvalarını da takip eden arkadaşlar haliyle istikrar tespitini yapabilecek kadar konuya vakıftılar.

Evet istikrar, Fransa'da isimler değişiyor, görüntülerde ayırt edici değişimler gözlenmiyor, yetersizliğiyle göze batan tek bir isim bile olmuyor, takımdaşlarından bir fazlalığı varmış gibi gözüken tek bir isim de olmuyor, 1'ine yıldız dersen, hepsine demek durumu doğuyor.

Bunun sırrı neydi? Neden bu kadar farklı görünüyorlar? Bu nasıl oluyor? Bizde neden olamıyor?

Cevabıma, Fransa'da altyapısıyla takdirimi en çok hakeden futbol kulübü Racing Club de Lens'dan gem vurarak başladım. Onlar için, Fransa'nın sportif ordularının tımar ve tedariğinden sorumlu seymen ocağı diyebilirim. Hemen takdirimde öne çıkışlarına en geçerli referans olarak üç beş birşey ekleyeyim;

- Küme düştükleri bir senenin ardından, göbekteki sol iç stoperleri Raphaél Varane 10 milyon Euro bonservis bedeliyle Real Madrid'e, sağ iç stoperleri Darnel Situ da biten kontratının yardımıyla 275 bin Euro bonservis bedeliyle Premier Lig ekiplerinden Swansea City'e transfer olmuştu.


Peki bu ekibin başında kim var? Seçim rüzgarları hangi "kayınbiraderden
" yana eserse o mu?

Tabi ki değil, aslında kendi kendine işleyen mekanik düzenlerinde kişilerin hiçbir önemi yok ama, onlar futbolda modernizasyonlarını yaklaşık 10 yıl önce tamamladıkları için, bizde hala adım dahi atılmamış olması, isimlerinin anılmasını gerektirebilir.

Senelerdir birarada çalışan bir ekibin varlığı söz konusu Lens'da. Gelenler, gidenler oluyor tabi idari kadroda. Fakat;

Lens'da ağır toplar yetişirken, hepsiyle ya da çoğuyla çalışmış, adı en önden anılması icap eden babayiğit  Marc Westerloppe, kulübün oyuncu gözlemciliği ve takip ekibinin 'Şef Operatörü' (Chief Scout).

Didier Senac var bir de, uzun dönemdir görev yapan.
Son olarak da, futbolculuk döneminden kulübe efsane olmuş Daniel Leclerq.

Lens'ın genç takıma kanalize olmuş eğitmenlerinden bahsetmişken, aslında Fransa'da bu konuda 1 numaram diyebileceğim kişinin buraya ait olmaması enteresan. PSG altyapılarından sorumlu,
David Bechkoura
. Senelerdir A takıma uzanan yolda mazbatasının değmediği, zılgıtını yememiş bir oyuncu yok.

Herhangi bir Fransız kulübünün, futbolcu olmaya hevesli bir küçük çocuğun tespit ve takibinde izlediği yollar çok farklılık göstermez. Bünyesine kazandırıp, işleyerek piyasaya sunuş yolları da aynı şekilde.

Operasyon methodları şu şekilde ilerler;

- Süzgeçten geçecek çocuğun maksimum yaşı:
15 (ama taş çatlasın 15, 15 çok bile geç sayılır)
- Tara - Bul - Eğit
- 17'de mezun et
- Konkura, provizyona çıkışına önayak ol. (kiralamak orada, alıştıra alıştıra kovmak maksatlı icra edilmiyor)

Lens'dan son birkaç yılda ihraç olan oyunculara üstünkörü bir göz atalım;

Raphael Varane
: Real Madrid (kelimeleri zorlamanın alemi yok, ne olduğunu Dünya kabullendi.)
Darnel Situ : Swansea City (Servet Çetin imitasyonu, Kongo aktarmalı Fransız bandrollü 'Yük Şilebi')
Serge Aurier : Toulouse (Fildişili, ligin en iyi 2. sağ koridor oyuncusu, 1. Le Mans'ta S. Corchia)
Geoffrey Kondogbia : Monaco (nesli için yaradılış adaletsizliğinin delail-i endamı )
Mehdi Abeid : Newcastle United (olursa Y. Cabaye ile S.Feghouli arası birşey olur.)
Nolan Roux : Lille Metropol (Sow'un yerine transfer edilen çocuk, kusursuz bir gol vuruşuna sahip)
Kevin Monnet Paquet : Lorient (Sow'un santraforda 1 gömlek küçük, kanatta 1 gömlek büyüğü)
Steeven Joseph-Monrose : Levante (şuan Manchester United'a transferi açıklansa, gayet olağan)
Bilal Hamdi : Laval
William Remy : Dijon
Medhi Guezoui: Mechelen
Razak Boukari: Wolverhampton (Loic Remy ile aynı stile sahip, 2,5 beden eksiği)

Şuan o altyapıda yetişip kulüp bünyesinde olan ve Avrupa'ya çıkası olanlar;

Wylan Cyprien
Valentin Calderara
Marco Rosenfelder
Hugo Robert
Anthony Rogie
Adama Diakite
Quentin Lecoeuche
Alexandre Coeff
Jeremie Bela
Sofiane El Bekri
Yan Kobon
Samba Sow (Karabük'e geldi.)
    Seydou Keita (Altyapılı olmasa da, Keita olduğu yer Lens)
Lalaina Nomenjanahari (Bunlar altyapılı değiller ama gidiyorum dese açıkta kalmaz)
Pierrick Valdivia (Bunlar altyapılı değiller ama gidiyorum dese açıkta kalmaz)
Alassane Toure (Bunlar altyapılı değiller ama gidiyorum dese açıkta kalmaz)
Julien Sable (Etienne altyapılı ama Lens'te de namı muhteremdir, bıraktı futbolu geçen sene)

2 sene biraz az değil mi peki, bu kadar komple bir farkın cereyan edişine?

Tabi ki az. Burada Fransa'nın dış siyaseti devreye giriyor. Temin ettikleri göçmenlerin ülkeye aktardığı gen akışı ve oluşturdukları genetik havuz kıyas kabul eder bir seviyede değil. Çok üstün. Çok çok üstün. Hal böyle olunca Kondogbia altyapı hocasının eline 15 yaşında geçtiğinde, hoca şaşkınlığını atlatmaya çalışırken, onun fiziksel özelliklerine seviye arttırmaya çalışıp (ki fiziksel özellikler antrenman ile en zor ve uzun sürede kazanılan özelliklerdir, bir oyuncu topa vuruş tekniğini geliştirdiğinde takımı lehine daha faydalı şutlar atabilir, ama ideal boyunda ve ideal kilosundayken daha hızlı koşamaz) güç ve kondisyon antrenmanlarıyla toptan soğutacağına, direkt futbolun teoriğine, fundamentaline(temel iradi gereksinimler) yoğunlaşıp oyuncuyu 2 sene içinde cengaver haline getiriyorlar. Böyle olunca da, altın yere düştüğünde de parlıyor, Raphael Varane örneği gibi.

Peki bizde ne eksik?

Avrupalı oyuncunun antrene edilirken, lütuf etmesi gibi bir durum söz konusu değil. İş etiği mi? Kim dediyse onu yurtdışına çıksın, Türkiye burası, saça sürülecek fayda sağlamanın lüzumu yok, edepli hayaller kuralım rica ediyorum.
"Şöhret olmak için amaçlarına müteakiben futbol oynamıyorlar, futbolcu olmak için amaçlarına riayet ederken şöhret oluyorlar."
Başarısız bir dönemden geçerken, sebep tayinini nazara atfedip, çözümü için dua etmiyorlar.
Seriyorlar istatistiki verileri önlerine, ne eksik, ne fazla, dakika aralıklarına göre bir bir etüd ediyorlar.

Bir başarıdan bahsetmek söz konusu olacak ise, bunun ülkemizdeki işleyiş prensibi maalesef karizmatik antrenör gereksinimi'nden bir adım öteye gidemedi. Çünkü oyuncuların ihtiyaç hali yaş grubu farketmeksizin hiç bitmedi.

Bizde her eğitimhanede önce "İşinizi sevin" denir. Ne zaman ki sevginin bir çare, ihtiyaç dolaylı tutunulan dal olmaması gerekliliği idrak edilir ve yerini "İşinizi sayın"a bırakırsa,

Sokakta top sürmeye gayretli pek çok kardeşimin (%98'dir sanıyorum) "Ronaldooo" diye bağırışına, bir ara pasını önsezileri ve doğru pozisyon bilgisi ile engelleyebilen başka bir kardeşim "Cannavarooo" figanı ile yetişirse, son olarak da konuya kayarak müdahil olan yeğenimin"Lorik Canaaaaa" feryadı ile bir umut doğabilir.

Gençliğin sesine doğru yürünür. Bu da doğru sonucu garanti etmez fakat doğru yolu tayin eder.
Okuyan herkese, vaktini ayırdığı için teşekkür ederim.

Yorum Gönder

 
Top