0
       Transferin futbol dünyasında kelime anlamı belirli zaman aralıklarında kulüplerin alım güçlerine göre ihtiyacı olan bölgelere veya geleceğe yaptıkları yatırıma denir. Amatör seviyeden en üst seviyeye kadar herkes bu mantaliteyle oyuncu alımını yapar. Dünyada bir çok kulüpte alt yapıdan  taa temelde belirlenmiş bir oyun sistemiyle yetişen futbolcular A takıma çıktıklarında alıştıkları sisteme  uygun hoca ve oyunculardan kurulu kadroda kendilerine az veya çok zamanlı yer bulurlar. Hocanın istediği oyuncular yine bu sisteme bağlı olacaktır ki zayıf gördükleri yerlere Transfer dönemlerinden önce defalarca izledikleri oyuncuların kendilerine uygun olanlarıyla iletişime geçerek katkı yaparlar. Peki ya bizde yani Türkiye’de bu iş nasıl olur?

       Bizde bu işi zaman zaman doğru yapıyoruz ama altını çizdiğim gibi zaman zaman. Çünkü bizde alt yapıdan üst yapıya sistem asla çıkmaz. Oyuncu bazen yer bulsa da sistemi anlayana kadar yiter gider. Sistemi olmayan kulüp her gelen hocanın sistemine ayak uydurmaya çalıştığından her kötü gidişte yeni bir oluşumla yıllarını, emeklerini, oyuncularını ve paralarını harcar dururlar. Hep mi paralarını boşa harcarlar? Tabi ki hayır ama yüzdemizi diğer ülkelerle kıyaslandığında kendimizi parasıyla rezil olan Arap ülkelerinin yanında buluyoruz ne yazık ki. 2013 yılında başka bir tenilik (!) ile kulüplerimiz 6 yabancı ile sahada olacak kararı kesinleşti. Zaten elinde birçok yabancısı olan kulüplerimizin eli kolu bu yenilikle kısmen bağlandı. Mantıken gerekli bölgelere transfer yapması gereken kulüplerimiz ne yaptılar? Bir göz atalım…

       Geçen yılın şampiyonu Galatasaray kadrosuna Chedjou, Bruma, Umut Bulut, Melo ve Erman Kılıç’ı kattı. Bunların toplamının sadece bonservis ücretleri 22.750.000 euro iken yolladıkları Sercan, Culio, Mehmet Batdal, Çağlar, Elmander, Ujfalusi, Colin Kazım ve hatta yeni transfer ettikleri Erman ile yolları ayıran Galatasaray bu oyunculardan 1.400.000 euro gibi komik bir rakam elde etti. Asla eksik gördükleri sol bek mevkiine oyuncu almadılar ve kulüpte Drogba ve Sneijder’den sonra en iyi sözleşmeye sahip Riera’yı ne kullanabildiler ne de gönderebildiler. İhtiyaç olan bölgeye transfer yapılmadı ve tek önemli hamle Bruma oldu.

       Fenerbahçe ise Holmen, Alper Potuk, Kadlec, Bruno Alves ve Emenike’ye  toplamda 30.250.000 euro bonservis bedeli ödedi. Takımdan ayrılan Sezer, Orhan Şam, Bienvenu, Stoch, Krasic ve Serkan Kırıntılı’dan Stoch kiralık ve Bienvenu takas olmak üzere toplam 4.300.000 euroluk gelir elde etti Fenerbahçe. Alınan oyunculardan Holmen ücretsizken Hasan Ali’ye alternatif olacak Kadlec oturduğu yerden para kazanmaya devam ediyor bu günlerde. Onun yerine Caner’den iyi bir sol bek yarattı Ersun Hoca. Alper ise Türk olmasından sebep gerçekten iyi transfer diyebilirdim eğer Emre, Holmen, Selçuk, Mehmet Topal, Mehmet Topuz, Baroni, Meirelles, Salih gibi oyuncuların olduğu bölgeye yapılmış bir transfer olmasaydı. Emenike’nin bedeli 13.000.000 euro olmasaydı Webo-Kuyt-Sow üçlüsüne rotasyon katabilmek için alınmış olmasını alkışlayabilirdim.

       Beşiktaş’ta işler farklıydı bu yıl. Fedadan sonra hamle yaptılar. Potansiyeli olan yerli ve katkı sağlayacak yabancılara yöneldiler. Kerim Frei, Sezer, Gökhan Töre, Franco, Hutchinson, Enaramo, Ömer Şişmanoğlu, Ramon ve Tolga Zengin’i kadrolarına kattılar. Bunlardan Ramon ve Gökhan Töre kiralıktı ancak ona rağmen bu oyunculara 13.750.000 euro bonservis bedeli ödediler  ve sözleşmeleri oluru olan miktarlarla yaptılar. Hilbert, McGregor, Özgür, Mehmet Akyüz ve Emre Özkan ile yollarını ayırdılar ve kasalarına 2.150.000 euro koydular. Beşiktaş Franco ve Sezer haricinde tümünden faydalandı diyebiliriz. Biz iyiyi ucuza alabiliriz düşüncesini diğer kulüplere örnek olabilecek şekilde gözümüze soktular .Şimdilik iniş çıkışlar sergileseler de önümüzdeki senelerde geniş Türk rotasyonuyla daha güçlü bir aday olacaklardır.

       Trabzonspor, 2.900.000 bonservis ödedi bu yıl ve bunu tek bir oyuncuya Aykut Demir için Gençlerbirliği’ne ödedi. Malouda, Bosingwa gibi geçmişleri tartışılmayacak iki oyuncuyu bonservissiz aldılar. Bunun yanında Batuhan Karadeniz’i bir de onlar denediler fakat Batuhan yine şaşırtmadı. 1461 hamlesinin ne kadar doğru olduğunu Türkiye’nin gözüne soktular ve buradan başta Teknik Direktör Mustafa Reşit Akçay olmak üzere Yusuf Erdoğan, Caner, Abdulkadir, Fatih Öztürk, Kadir Keleş gibi oyuncuları kadrolarına kattılar. Gönderdikleri Serkan Balcı, Abdullah Karmil, Halil, Sapara, Emerson, Yasin Öztekin, Tolga Zengin ve kiralık Celutska’dan toplamda 3.387.000 euro gelir elde ettiler. Alım-satımdan kar sağlayan tek büyük kulüp olan Trabzonspor ne eksik olan sol bek mevkiine oyuncu alabildi ne gol yollarında zaman zaman etkisiz kalan Henrique’ye alternatif oluşturabildi.

       Büyüklerimizde durum bu kadar vahimken Anadolu resmen ders niteliğinde transfer yaptı. Kasımpaşa adeta Scouting dehasını ortaya koyarken, Sivasspor Carlos’un Cicinho ve Djebbour  ile hücum futbolunun güzelliklerini bize gösterdiler. Çaykur Rizespor önemli oyuncuları kadrosuna katarken bir Premier Lig takımı görüntüsündeki Akhisar yine sistem dâhilinde ekonomik oyunculardan maksimum verim almaya devam etti. Ligin yeni ekibi Konyaspor, Gekas hamlesiyle ligde tutunmaya çalışacakken Kayserispor ligimizi iyi tanıyan Jaja, Nobre ve Bobo gibi isimlerle hücum hattı kurdular. Bursaspor ise Civelli, Taiwo ve Frey gibi dünya futbolunun tanıdığı isimleri bonservissiz anlaştı.

       Türkiye’de büyük kulüplerimiz her yıl alışılagelmiş maymun iştahlarına yine dur diyemediler ve eksik bölgeleri yine eksik kaldı. Beşiktaş, Akhisar ve Kasımpaşa kadar baskın bir düşünce ortaya koyabilen kulübümüz olmazken, harcanan paralar daha çok isim yapmış oyuncuların ardından akarken, mevki yaş, sağlık, psikoloji gibi etkenler düşünülmedi yine. Bu transfer dönemi de böyle geçti. Umuyorum bir gün bizde değişeceğiz ve harcadığımız paralarla nerelere gelebileceğimizi gördüğümüzde geçmişimizden ders almanın gururunu yaşayacağız. Saygılar…

Hazırlayan: Oktay SERDAR

Yorum Gönder

 
Top