6
       
       Hollanda'da, "Rinus Michels Award" dedikleri, Hollanda'daki futbol antrenörleri tarafından her yıl oylanarak neticelenen ve benim de size "Altyapılara İade-i İtibar" olarak çevirebileceğim bir ünvan/ödül mevcut. Neden ismi "Dennis Bergkamp" değil de  "Rinus Michels" derseniz eğer, FIFA'nın 1999 yılında Hollandalı teknik adam Rinus Michels'i "Yüzyılın Antrenörü" seçmesinden mütevellit bu isim uygun görülmüş.

       Konu oyuncu yetiştirmek ve gelişim sürecini doğru yönlendirmek olduğunda, Hollanda ekiplerinin ipi göğüslüyor olduğu halihazırda dünyaca aşikar. Kimdir bu işin alem-i cihanı dendiğinde eminim hepimiz "Ajax  tabi canım" deriz. Evet, hak geçmesin, Ajax bu işte bir mihenk taşıdır ve senelerce bu işe demirbaşlık edişine istinaden gördüğü itibar halen çok büyük.

       Lakin bir süredir, Hollanda'da bu meşrebe bayrağını dikmiş bir kulüp süregelmekte, Feyenoord.

       Yanlış hatırlamıyorsam bir 6-7 yıl olmuştur, Feyenoord bir lig maçında rakibinden 8 gol yemişti. 10 da olabilir tam hatırlamıyorum, sanıyorum o olayın gönül kırıklığı, onları yeni bir cephe inşasına sevk etmiş olacak ki altyapıya yönelmişler. Velhasıl, bu yukarıda bahsettiğim ödüle tam 4 yıldır ardarda layık görülmekteler. Ne kadar önemli bir iş yaptıklarını halen herhangi bir cümleyle hissettiremediysem bir kez de net bir cümleyle ifade edeyim; Bu çok büyük bir olay.

       Feyenoord'un "Varkenoord" isimli akademisi, önce menajer, sonra teknik danışmanlık yaparak kulüp ikonu haline gelen Wim Jansen tarafından ele alınışından itibaren epey yol kat etti denebilir. Bu yol katedişe son ivmesini kazandıran isim olarak da 2011'den bu yana Feyenoord'u çalıştıran Ronald Koeman'dan bahsedebiliriz. Feyenoord halen maçlarına, onbirinde ortalama 7 altyapı ürünü oyuncuyla çıkıyor. Varkenoord'un meyve veren bir ağaca dönüştüğünden bahsetmek güç değil.

       Feyenoord takımı için ailecek oynuyorlar dahi denebilir, her oyuncu birbirini küçük yaşlardan itibaren tanıyan ve sağlam dostluklara sahip isimler. Zaten bu aşinalığın güçlü bağlara dönüşmüyor olması enteresan olurdu. Bu ortamın yarattığı, performanslarıyla en dikkat çeken iki isim, Koeman'ın iki büyük projesi haline dönüşüverdi. Bu isimler ikisi de şuan 19 yaşında olan Tonny Trindade de Vilhena ve Jean-Paul Boetius. Boetius, kanat oyuncusu ve Vilhena da ortasaha dinamosu.


       Manchester City tarafından alınıp PSV'ye kiralanan stoper Karim Rekik varken altyapı ürünü mükemmel bir altılı söz konusuydu. Bruno Martins Indi, Stefan de Vrij ve Jordy Clasie'nin Boetius ve Vilhena'ya eşlik edişleri ile. Şuan 5'li olarak devam etmekteler, tıpkı Real Madrid'in meşhur "Quinta del Buitre" olarak adlandırılan, mükemmel bir beşlinin takımın iskeletini oluşturduğu dönemlerindeki gibi. Feyenoord'ta omurga diyeceğimiz isim Vilhena ve yazıyı Vilhena üzerinde sadeleştireceğim. Real bahsi geçmişken, Vilhena, Real'in o dönemdeki Emilio Butragueño'suna tekabül ediyor, eklemek istedim.

       Vilhena, bizim büyümüş de küçülmüş diyeceğimiz bir oyun zekasına sahip olan, 1.75 boyunda Angola asıllı bir Hollandalı. Hem doğuştan yetenekli, hem de çok büyük bir özveriyle yeteneklerini geliştiriyor diyebiliriz.Box-to-Box rolündeki orta saha kavramı, dilimize dinamo olarak çevriliyor fakat her nedense dinamo dendiğinde bana defansif yönü daha iyi oyuncu çağrışımı yapıyor, o nedenle ben ofansı da defansı kadar iyi olan oyunculara transistör diyorum. Herşeyi orta üst seviyede yapabilen orta saha oyuncusu yani. Duran top kullanabilen, top kapma becerisine vakıf, pas alışverişini koordine edebilen, topla kaleye dik hareketlenen, şut tehdidi bulunan ortasahalar. Vilhena'nın güçlü ayağı sol ayağı fakat sağ ayağı da en az sol ayağı kadar iyi. Biraz istatistiklerinden bahsedelim.

       Maç başına 33.4 başarılı pası var, sezonun bugüne kadarki kısmında 17 tane gollük pası oldu ve bunların 4'ü asiste dönüşebildi.  Geçtiğimiz sezon ligde gol sevinci yaşayan en genç Feyenoordlu olarak kulüp tarihine geçti. Hem de 2 gol atarak ve bu rekor Feyenoord'ta 31 yıldır kırılamıyordu, Henk Duut'a aitti. Bu sezon, 18 maçta toplam 33 şut attı, 2 gol buldu. Son golü de 19 Ocak'ta oynanan ve 5-2 kazandıkları Utrecht karşılaşmasında.


       Oyuncunun azmi ve istikrarı hiçbir şekilde yaşını belli etmiyor diyebilirim. Yukarıda bahsettiğim yakın/takım arkadaşı Boetius'a onun stilini kime benzettiği sorulduğunda "Steven Gerrard" olarak yanıtlamış, sebep olarak da defansif olarak boğayı, ofansif olarak da sincabı andırdığı gibi bir yanıt vermiş. Hollanda'daki bazı mecralar, biraz da milliyetçilik desteğiyle onu Davids'e benzetmekte ısrarcı, buna sebep olarak da oyuncunun maç başına 2.3 oranla top kapması ve 1.4 oranla kritik defansif müdahalede bulunuşundan bahsedebiliriz. 

       Oyuncunun bu çok yönlü repertuarı, önce Hollanda'nın U21 antrenörü Cor Pot'un dikkatini çekti ve onu yazınki Avrupa Şampiyonası kadrosuna dahil etti. Fakat daha da önemlisi, görevini Dünya Kupası gruplarında Guus Hiddink'e devredecek olan Louis Van Gaal onu elemelerde A Milli takıma dahil etti fakat oyuncu forma şansı bulamadı. Hiddink'in ondan faydalanacağına Hollanda basını kesin gözle bakıyor.

       Oyuncu, bütün medya ondan bahsetmesine rağmen henüz hiçbir şımarıklık belirtisi göstermiş değil, tamamen işine bakıyor ve her geçen gün oyununa yeni birşeyler katarak ve var olanları da geliştirerek ilerliyor. Benzetildiği Davids veya Gerrard değil de hocası Koeman'a biraz hayranlık duyduğu bilgisi mevcut ama idol almak boyutunda değil.

       2012'deki U17 şampiyonluğunda da katkısı çok büyük olan oyuncu, Almanya'yı yendikleri penaltı vuruşlarında son penaltıyı kullanan isimdi ve henüz Feyenoord ile A takım tecrübesi de yaşamamıştı.

       2012 Ocak ayına gelindiğinde, taraflı tarafsız herkes onun Dünya Yıldızı olacağından bahsetmeye başlamıştı, yerel basınları ve başka takımların da taraftar grupları dahil olmak üzere.

       Oyuncunun tek kulüp adamı olarak kariyerini Feyenoord'ta sonlandırması ihtimali çok düşük gözüküyor çünkü onunla ilgilenenler her geçen gün artmakla birlikte, geçmişte bu ilgilerden en aleni olarak yaşananlar Juventus'un ve Arsenal'in girişimleriydi. Oyuncu, o transfer girişimlerinin yaşandığı dönemde menajeri Mino Raiola ile yollarını ayırma kararı alarak "Stellar Group Limited" menajerlik şirketiyle çalışmaya başladı ve halen onlarla yoluna devam etmekte. Şirketin oyuncuyla ilgili görüşleri "Ömürlük Projemiz" kapsamında.

       Feyenoord şuan liglerinde 4. konumda, 1999 yılında yaşadıkları şampiyonluğu tekrar yaşayabilmeleri biraz hayal gibi gözükse de, durum matematiksel olarak hayale dönüşmeden Koeman'ın pes etmesi söz konusu değil, onun bu hırçın ve mücadeleci ruhunu da sahada hakkıyle taşıyan yegane isim Vilhena gibi gözüküyor.

       İstatistikler için whoscored.com'dan faydalandım, vaktini ayırıp okuyan herkese teşekkürler.  
Hazırlayan: Yiğit Can ERTUNÇ

Yorum Gönder

  1. dediğiniz gibi son yıllarda feyenoord büyük bi atılım içinde. her ne kadar "yıldız" yetiştirme anlamında ajax'ın yerini alabileceklerine ihtimal vermesem de son dönemdei çalışmaları takdire şayan. türk takımları dışında herkes gerçeği er ya da geç görüyor avrupa'da

    YanıtlaSil
  2. Ajax daha çok toplayıp yetiştiriyor, Feyenoord kendi yetiştiriyor, fark olarak bunu görüyorum. Feyenoord'ta mükemmel gençler var daha Terence Kongolo gibi bahsini geçirmediğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. altyapıdan çıkarmak ya da toplayıp yetiştirmek çok farklı şeyler değil bence. sonuçta olmamış/potansiyelli oyuncuya yatırım yapmak önemli bi olay. feyenoord'un değil de salzburg'un yapısı ajax'a benziyor daha çok. ama porto, ajax gibi takımların izlediği yol da çok değerli

      Sil
  3. Aynen bence de çok değerli ve karlı bir iş yapıyorlar, Salzburg Ajax benzetmesi de çok isabetli gözlem. Salzburg'a toz konmasın :)

    YanıtlaSil
  4. PSV'den 10 yediler üç sezon önce

    YanıtlaSil
  5. O tatsızlığın videosu :| https://www.youtube.com/watch?v=Xy0hI4nVTEE

    YanıtlaSil

 
Top