1
       Türk futbolunda senelerdir teknik adamların çalıştırdıkları takımlara olan başarı veya başarısızlık etkisi hep bir tartışma konusu olmuştur.  (Bu konuyu bundan sonraki yazımda gayet ayrıntılı bir şekilde ele alacağım) fakat hiçbir zaman kulüp yöneticilerinin bir takımın başarı veya başarısızlığında ne derece bir etkiye sahip olduğu tartışılmamıştır.

       Aslında bir takımın teknik direktörünü belirleyen yönetim kurulu değil midir? Veya sportif direktörünü, futbol şube sorumlusunu ve daha birçok başarıya etki edecek ismini.  Yani kısacası bir kulübün başkanı ve yönetim kurulu olası bir başarısızlıktan direkt olarak sorumludur. 

       Bizim ülkemizde bu genelde böyle gösterilmez. Kulübün hedefine uymayan, oyuncu grubuna ters düşen bir teknik adamı veya futbol ile direkt olarak ilgilenen yöneticiyi takımın başına getiren başkanlar hatayı kendilerinde aramak yerine o teknik adamın işine son verip başka bir hocayı takımın başına getirirler.

       Çünkü bizim ülkemizde futbol takımlarını yöneten yöneticiler genellikle futbolu çok bilmezler. Özellikle Anadolu takımlarında o şehrin en zengin iş adamlarından biri başkan olur, arkadaşlarından bir yönetim kurulu oluşturur, önceden tanıdığı bir teknik adamı veya önceden tanıdığı bir menajer vasıtasıyla önerilen teknik adamı takımın başına getirir.

       Yani kısacası bizim ülkemizdeki kulüp yöneticilerinin %90‘ı futboldan hiç mi hiç anlamaz. Kimi yaşadığı şehirde adını daha çok duyurmak için, kimi siyasette daha üst bir rol üstlenebilmek için, kimi de kuracağı ilişkilerle daha fazla para kazanmak için spor kulüplerine yönetici olur.

       Ve hal böyle olunca, yani bizim ülkemiz de işini hakkıyla yapan, hem futboldan hem de ekonomiden, aynı zamanda sporcu ve toplum psikolojisinden anlayıp medya ile iletişimi çok doğru bir şekilde yapan kulüp yöneticileri en fazla %10 civarında olduğu için bu ülkede futbolun neden gelişmediğini,  alt yapıda niçin başarı sağlanmadığını, uluslar arası arenalarda başarı yakalayamadığımızı ve daha birçok olayı şaşkınlıkla karşılamıyorum açıkçası.

       Biraz ütopik olacak ama kulüp başkanının çok fazla röportaj vermediği ve tek işi olan kulübün idari ve ticari dengesini sağlamak olduğu, yönetim kurulu üyelerinin sadece kendi işini yaptığı bir kulüp sizce de istediği başarıyı elde edemez mi?

       Mesela her takımın yönetim kurulunda olan birçok birim var. Stadyumdan sorumlu yönetim kurulu üyesi,  mali işlerden sorumlu yönetim kurulu üyesi, amatör branşlardan sorumlu yönetim kurulu üyesi, alt yapıdan sorumlu yönetim kurulu üyesi ve çok daha fazlası.
İşte benim demek istediğim, yani kısacası ütopya düzeni aslında şu değil midir?

       Mali işlerden sorumlu kişi sadece gider ve gelir kalemlerini incelemelidir. Bir maç sonunda takımın oynadığı oyunla veya hakemle ilgili konuşmamalıdır.  Amatör branşlardan sorumlu yönetici o kentte kendini spora adamış bir kişi olmalıdır ve futbol takımı ile ilgili bir demeç vermemelidir.

       Yani kısacası kulüplerin yönetim kurulu düzenleri aşağı yukarı bellidir. Mesela alt yapıdan sorumlu yönetici kulüp başkanın yakın arkadaşı olması yerine, kendini alt yapıya ve genç sporcuların gelişimine adamış bir kişi olması gerekmez mi? Ve yine buna bağlı olarak kulüplerimizin alt yapı hocaları da yönetim kurulundaki kişilerin akrabaları veya o takımın eski futbolcuları olmasındansa gerçekten eğitimli kişiler olsa alt yapı sorunu biraz daha çözülmüş olmaz mı?

       Yani kısacası,  bir kulübü hedefe götürecek olan oyuncu ve personel grubunu oluşturmak, buna bağlı bir bütçe belirlemek ve en önemlisi bunları yaptıktan sonra, bu gruba en uygun teknik direktörü belirlemek yönetim kurulunun asli görevidir.  Ve olası bir başarısızlık sadece teknik adamın değil, kulüp başkanı ve yönetim kurulunun da başarısızlığıdır.

        Bu yazımda belirtmiş olduğum kulüp yöneticilerinin başarısızlığı ve buna bağlı olarak yanlış teknik direktör seçimlerini bir dahaki yazımda sizler ile paylaşacağım. Aynı zamanda sadece başarısızlığı göstermemek için çok ama çok doğru teknik adam tercihleri yapan kulüpleri ve bunun sonucundaki gelişmeleri de sizlerle paylaşacağım.

       Sizlerde bu sezonda en başarılı ve en başarısız bulduğunuz teknik adamları veya bir takımın başına geçmemesi gereken veya gönderilmemesi gereken teknik adamları aşağıdaki adres üzerinden benimle paylaşırsanız çok sevinirim.

Yorum Gönder

  1. Yazınızı okudum duyarılı davranıp konuya eğilmeniz yerinde olmuş,fakat Sizinde yazınızın başlığında belirttiğiniz gibi ülkemizde Türk Sporu sadece Futbol branşıyla sınırlandırılmaya çalışılıyor. ''Türk Futbolunda Spor Yöneticiliği'' olsaydı başlık içeriğiyle bütünleşebilirdi. Emeğinize sağlık yeni yazılarınızda başarılar diliyorum. Saygılarımla..

    YanıtlaSil

 
Top