0
       A-Milli Futbol Takımı için EURO 2016 macerası başlıyor. 1960 yılından bu yana 4 yılda bir organize edilen Avrupa Futbol Şampiyonası’nın 15. durağı Fransa olacak. Birçoğumuzun bildiği gibi statüde önemli bir değişiklik var.  EURO 1996’dan bu yana 16 takımın mücadele ettiği şampiyona, EURO 2016 ile birlikte 24 takımla gerçekleştirilecek. Bu da demek oluyor ki 9 eleme grubunun birincisi ve ikincisi, gruplarda en yüksek puanı alan ‘en iyi üçüncü’ takım doğrudan Fransa biletini alacak. Üçüncü sırayı alan 8 takım ise play-off mücadelesi verecek.

       Statünün bizim açımızdan kimileri için özeti şu; "EURO 2016’ya gidemeyeni döverler"… Başımızda Fatih Terim var. Güven duyulası bir teknik direktör olduğu kesin. İmparatorun elinde de 85, 86 ve 87 jenerasyonunun en kariyerli isimleri var. Turnuva gediklisi olmadığımız maalesef tartışılmaz gerçek. Dolayısıyla yaşları binaen Burak Yılmaz, Selçuk İnan, Gökhan Gönül, Olcan Adın (şampiyona görmedi) Arda Turan, Mehmet Topal, Olcay Şahan ve Mevlüt Erdinç için EURO 2016 oldukça önemli. Bu isimler muhtemelen kariyerlerinde son kez şampiyona tadacak. Tabii, yine de emin konuşmamamız lazım. İlk iki takımın doğrudan Fransa’ya gitmesi bizim için avantaj olmamalı. Çok çalışmalı ve sürprizlere izin vermemeliyiz. Grubumuz kolay değil. Geçmiş eleme gruplarında sürpriz puan kayıpları ve hesapta olmayan durumlar canımızı çok yaktı. Temkinli yaklaşmalıyız. Haydi o zaman rakiplerin genel bir analizini yapalım.

HOLLANDA
       Hollanda ile birçok kez resmi karşılaşmalar yaptık ancak ilk defa Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu’nda eşleşmiş olduk. Hollanda başarılı bir Dünya Kupası serüvenini geride bıraktı. Göze hoş gelen futbol anlayışı, yaratıcı ve üretken yıldızlarıyla üst kalitede bir takım olduğu gerçek. Dünya Kupası Hollanda’ya sadece üçüncülük getirmedi. Bir futbol ülkesi olan Hollanda, bu turnuvayla birlikte yeni yıldızlarını da vitrine sürdü. 94 doğumlu Memphis Depay, Fransa yolunda Hollanda’nın ön alanda hareketli ve dinamik kalmasına ağabeylerine yardımcı olacak. Oyunu kendi yarı sahasında kurma konusunda  kalfalıktan ustalığa yükselen 91 doğumlu Jordy Classie var. Stefan de Vrij, Martins Indi ve Blind gibi isimler de Hollanda’nın takım yükünü sırtlayacak düzeyde yıldız veya yıldız adayları.

       Van Gaal, milli takım için son şansını iyi kullandı. Beklentileri karşıladı ve gitti. Hollanda’da artık Guus Hiddink dönemi başladı. Van Gaal, takımı uzunca bir süre 5-2-3 oynatmıştı. Oyuncu havuzunda bir revizyon olacağını sanmasam da Guus Hiddink’in 5’li bir savunma bloğu sahaya süreceğini zannetmiyorum. Guus Hiddink enerjisi yüksek ve oyun içi dominasyonu sağlam ekipler oluşturur. Elinde de böyle bir oyuncu kümesi var.  Hollanda, teknik direktör kim olursa olsun, ekol oluşunun sağlamış olduğu etmenle, çok pas yapmadan doğrudan sonuca odaklı oyunundan hiçbir zaman vazgeçmeyecek. Şimdiden Hollanda- Türkiye maçlarını konuşmak yersiz olur ancak iki maçta da ön alanda yapılacak şok presler bizim açımızdan kilit nokta olabilir. Portakalların oyun planlarını bir şekilde bozmalıyız. En azından içerdeki maçta ortaya koyacağımız futbol bize puan veya puanlar getirebilir.

ÇEK CUMHURİYETİ
       İkinci torbadan kim gelsin diye sorsalar tereddüt etmeden Çek Cumhuriyeti’ni isterim. Bunu Çek Cumhuriyeti’ni küçümsemek için söylemedim. Gelebilecek diğer takımlar daha çok tehlike arz ettiği için belirtmek istedim. Çekler’in optimize edilmiş bir oyuncu kümesi bulunmuyor. Kadro yaşlandı. İdeal kadroda Darida Krejci ve Vydra dışındaki diğer oyuncular, tecrübeli olmakla birlikte miadı dolan isimler…  Jenerasyon sıkıntısı olduğu bir gerçek. Çekler EURO 2008 Grup Elemeleri’ni Koller, Rosicky, Galasek, Plasil, Ujfalusi, Sionko gibi oyuncular ile grubu Almanya’nın önünde birinci bitirmişlerdi. Bu jenerasyon EURO 2012’de de son demlerini yaşadı ancak artık korkulası bir tarafı kalmadı Çekler’in… Tek artıları var; o da tecrübe…

       Çek Cumhuriyeti Teknik Direktörü Pavel Vrba, kuralar çekildikten sonra Türkiye’den çekindiklerini belirterek  “Türkiye futbolun kalelerinden…” açıklamasını yapmıştı. Biz onlardan kağıt üzerinde daha iyi takımız, ikinci maçımızı Çekler ile oynayacağız. İki maçta da yenebilecek kapasitedeyiz ancak asıl önemli olan nokta, Çekler’in Portakallar ile yapacağı maçlar… Hollanda’nın grubu birinci bitirebileceğini öngörürsek Çekler’in Hollanda maçlarında puan alamaması da bizi ilgilendiriyor.

İZLANDA
       Gruptaki ilk maçta karşılaşacağım İzlanda, 2012 Dünya Kupası Grup Elemeleri’nde büyük bir sıçrayış yaparak grubu ikinci bitirmiş, Play-Off’ta Hırvatistan’a boyun eğmişti. Mevcut kadroları kısıtlı gibi görünse de yakaladıkları genç jenerasyonun meyvelerini toplamak istiyor. Ajax’tan hatırlayacağımız Kolbein Sigthorsson, AZ Alkmaar’dan Charlton Athletic’e transfer olan Gudmundsson ve takımın en önemli ismi Sigurdsson İzlanda’nın güvendiği isimler. Başlarında tecrübeli teknik adam Lars Lagerback var. İzlanda, grubu karıştıracak cinste bir takım. Aman dikkat.

LETONYA
       Baltık ülkesi Letonya 2004’te kabusumuz olmuştu. Letonya EURO 2004’e gitti ancak 2010 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’ndeki küçük kıpırdanma dışında 10 yıl öncesine dönemedi. Artık Verpakovskis de kadroda yok…  Takımı, Letonya’nın yetiştirdiği en önemli futbolculardan biri olan Marian Pahars çalıştırıyor. Hızlı ve atak futbolu benimseyen Letonya’da ileri noktada Valerijs Sabala ve Hamburglu Rudnevs takımın en çok güvendiği isimler. Letonya karşısında hata yapmamalıyız.

KAZAKİSTAN
       FIFA sıralamasına 130 sırada bulunan Kazaklar grubun en zayıf halkası ancak grupta asla kolay maç yok. Hiç hesapta olmayan işler su yüzüne çıkabiliyor. Arnavutluk, Portekiz gibi üst düzey bir takımı deplasmanda devirebiliyor. Bize dönelim… 2 Eylül 2011’de Kazakistan’ı son dakika golüyle anca yenebilmiştik. Kazakistan’ı yenebildiğimize sevinmiştik… Grupta asla kolay maç yok. Kazakistan da San Marino değil.

Danimarka maçı..
       Danimarka maçının belli dönemlerinde savunmamız ‘hasarlı’ gözüktü. Orta alandaki oyuncularımızın görev dağılımı konusunda yaşadığı sıkıntılar da Danimarka’nın daha çok etkili olmasına neden oldu.  Çok top kaybettik, konsantre olamadık. İkinci yarıda dengeler biraz değişti. Rakibe basan, oyunu ön alana yıkan ve ilk yarıya oranla daha çok koşan bir takım kimliğine bürünerek maçı lehimize çevirdik. Şunu da unutmayalım… Duran toplarda savunmamızdaki zaaflar gruptaki takımlara karşı başımızı ağrıtabilir. Bu sefer sürpriz olmasın biz sürprizlerin takımıyız her anlamda… Yolun Açık olsun Türkiye.

Hazırlayan: Orhun ALİCİKOĞLU

Yorum Gönder

 
Top