1
       Demoktroik Kongo Cumhuriyeti vatandaşı olan bir babanın çocuğu Isaac Thelin. Baba soyadı ‘Kiese’ kendisinin göbek adı. ‘Sevinç’ anlamına geliyor kendi dillerinde. Hiç Demokrotik Kongo Cumhuriyeti’ne gitmemesine karşın kendisini yarı İsveçli, yarı Kongolu gördüğünü söyleyen Isaac küçüklüğünü Danimarka’da geçiren, 18 yaşındayken ise Karlslunds’dan Norrköping’e denemelere gelen bir isimdi. Kendisinin yanında 5 isim daha aynı gün denemelere çıkmış ancak en dikkat çeken performansı o ortaya koymuştu. 1992 doğumlu golcü, 2010’daki seçmelerin ardından çok beklemedi maç kadrolarına girmek için. 2011’de epey kadroda gördük onu ama forma şansı bulması biraz zaman aldı. Thorvaldsson, Hasani, Imad Khalili gibi kadronun önemli gol ayakları takımdan ayrılmaya başladıkça mavi-beyaz forma ile görme şansımız arttı onu.

       Fizik olarak kendisini zaman içerisinde çok geliştirdi ki bugün onu bu satırlarda yazıyor olmamızın başlıca nedenlerinden birisi bu gelişimi. İlk başlarda sadece uzun boyuyla dikkatleri çeken ‘pivot santraforumuz’, özellikle Norrköping’deki hocası Janne Andersson’un katkılarıyla gerek fiziğini, gerekse bileklerini zaman içinde çok iyi kullanmaya başladı. Didier Drogba’yı örnek alan bir ismin zaten mutlaka bu gelişimi göstermesi gerekirdi...

       Pivot santrafor denince aklımıza gelen özellikleri bir düşünürsek; kaleye sırtı dönük iyi işler yapabilme, fizik güç, servis gibi ifadeleri en başta sayarız sanırım. Atmak pekala önemlidir bu rolde ancak ‘attırmak’ daha anlamlıdır. ‘Pivot’ sıfatını alabilmenin en önemli detaylarından birisidir bu eylem. İşte o eylemi, geliştirdiği eksik yönleriyle birlikte muazzam yapar oldu Thelin.. Mesela mı, açalım izleyelim Malmö (2-0) Sparta Prag eşleşmesini...

      İstatistiklere baktığınız zaman beğenmeyebilirsiniz fakat oyunun içinde olduğu zaman dilimlerinde çok etkili bir isim olduğunu görmeniz uzun sürmeyecektir. İsteği ve mücadelesini istatistiğe dökememesinin en büyük nedenlerinden birisi daha çok golün 2 adım öncesinde yer alması. Yani asistin asisti diyebileceğimiz kısım. Özellikle hava toplarında rakip defansa kurduğu üstünlük sonucu indirdiği toplar, asistin asistinde yer alması konusunda 1 numaralı etken. Ayrıca ‘duvar olma’ konusundaki başarısı da yine istatistiğe dökülmeyen ancak izlediğinizde görebileceğiniz oyun içi rollerinden birisi..

       Uzun boyu ve fizikli yapısı ile pres yapmaya çok uygun gözükmüyor gibi Thelin ama durum öyle değil. Malmö’nün oyun yapısı gereği ön alanda presi başlatan öncelikli isim olduğunu da söylemek lazım Thelin’in. Rosenberg ile birlikte oynuyor olması çok şey kattı ona, şüphe yok. Ama Rosenberg’in artan performansının başlıca nedenlerinden biri de Thelin. O bahsettiğim özellikleri ile rakip defansı o kadar yoruyor ve oyalıyor ki Isaac, Rosenberg’in yeteneklerini ortaya çıkarması hiç de zor olmuyor.

       Gözünüzde canlandırmak isterseniz Drogba’yı, Zlatan’ı düşünün diyip, çıtayı yükseltmek istemiyorum fakat onu izlediğimde benim aklıma ilk önce bu profiller düşüyor. Güç, top saklama, servis, hava topu hakimiyeti, vücudu rakip ile topun arasına iyi yerleştirme, son vuruş, duvar olma ve aklıma gelmeyen onca özellik. Emin olun, abartmıyorum Thelin’i. Diyelim ki abartıyorum, açalım izleyelim son Malmö (1-1) Helsingborg derbisini...

       Bundan 2-3 ay önce, sırf sezon sonunda değil de sezon ortasında gelsin diye Norrköping’den 100 bin Euro'ya Malmö’ye gelen Thelin 1 sezona kalmaz Avrupa'ya transferini yapar ve biz de ‘vay be, nerelere geldi helal olsun çocuğa deriz.’  Thelin’de Mayıs ayında verdiği röportajda söylediği gibi, 5 ile 10 sene içerisinde hem önemli bir kulübe transfer yapar, hem de milli takım formasını kapar. İzleyen ve uyuyanların ise kim olacağını söylemeye gerek yok. Ne diyelim, iyi seyirler...

Hazırlayan: Emrah ÇETİN
Transfer Merkezi İsveç Temsilcisi

Yorum Gönder

 
Top