0
        Amatör futbol denince insanların aklına 1970'li yıllarda gazetelere renksiz fotoğrafları basılan, yağmurdan çamur deryasına dönen sahalarda mücadele eden futbolcular geliyor. Eskiden gazetelerde amatör takımlara, oyunculara hatrı sayılı yer veriliyordu; ancak serbest piyasa ekonomisinin devreye girdiği 1980'lerden sonra artık kendisi rant (!) getiremez olmuş ki, gazetelerde tek bir sütun da olsa haberleri geçmez oldu. Hatırladığım kadarıyla 1990'larda Milliyet, ara ara İstanbul amatör küme maçlarının sonuçlarını yazıyordu.

        Yazılı basında yüzüne bakılmayan amatör futbol, görsel basında kavgalarıyla yer bulur oldu; fakat çok sevgili basınımız profesyonel liglerde yaşanmayan fair-play örneklerinin daha çok amatörde yaşandığını görmezden gelir ya da ilgi çekmez diye tenezzül bile etmez. Zaten basının işine geleni "iyi", işine gelmeyeni "kötü" olarak insanlara dayatması kanıksanmış bir durum...v Kaldı ki, sevgili basın çalışanlarına şunu sormak gerek: Tribünlerin kötü, güvenliğin yetersiz kaldığı bir ortamda kavgalar nasıl yaşanmasın?

        Yalnızca güvenlik mi; yöneticilerin, futbolcuların sağlığını koruyacak personel de var mı acaba?
Geçtiğimiz günlerde 5 Temmuz Stadı'nın yan sahasında oynanan İskenderunspor 1967-Belen Belediyespor karşılaşmasında bir hava topu mücadelesi sonucu yerde kalan ve boğazı diline kaçan Ozan Ateş adlı futbolcu, iki takımın teknik direktörleri ve oyuncuların müdahelesiyle hayata tutunabildi.

        Allah'a şükür Ozan hayata döndü; lâkin onun kadar şanslı olmayanlar da vardı: 24 Aralık 2011 tarihinde Balçova Sahası'nda oynanan Güzelbahçe Belediyespor-Tirespor karşılaşmasında konuk ekipte forma giyen Serkan Tuğal, henüz 22 yaşında hayata gözlerini yumarken; saha kenarında ne bir ambulans ne de sağlık görevlisi vardı. Bu acı olaydan sonra İzmir'deki amatör maçlarda ambulans bulundurulma zorunluluğu getirilse de bu uygulama pek uzun ömürlü olmadı.

        Geçtiğimiz yıl Antalya'da Türk, Leh, Leton, Rus ve Ukraynalı meclis üyelerinin katıldığı bir turnuva düzenlenmişti. Milletvekillerini hemen hemen her adımını takip eden sağlık ekipleri, sakatlanan milletvekillerini ambulansa taşıdı; hâttâ yedekte bir ambulans daha bekletilmişti. Amma ve lâkin aynı vilayette konu amatör futbola gelince "ne hâliniz varsa görün" dendi: 1 Aralık 2013'te turnuvanın yapıldığı DSİ-Sanayi 1.Amatör müsabakasında bir futbolcunun dirseği yerinden çıkarken, 112 ekipleri 15 dakikada olay yerine geldi. Aynı tarihte oynanan Antalyagücü-Erdemspor A Genç mücadelesinde Onur Ar adlı futbolcunun iki dişi de kökünden çıkmış ve kaşı yarılmıştı. Futbolcunun dişlerinin yerine konması için karanlıkta çimler arasında dişler aranmış ve biri yerine monte edilebilmişti.

        Bu konuda ilk isyan bayrağını İzmir takımlarından Altınırmak'ın hocalığını yapan ve son derece saygıdeğer bir kişiliğe sahip Hilmi Bayer 2006'da açmış ve maçlarını oynayacakları sahada sağlıkçı olmaması nedeniyle takımını sahadan çekince hak mahrumiyeti cezası alarak ödüllendirilmişti. Pazar günü başıma daha da ilginç bir olay geldi: Bostanlı Hasan Türker Sahası'nda İmbatlı Yıldırımspor – Karşıyaka Demirköprü maçını izlerken, simitçi olarak ekmek parası kazanan bir vatandaşın reflüsü nüksetti; bunun üzerine polislerden biri 112'yi aradı.Yaklaşık 5-10 dakika içinde ambulans olay yerine geldi ve vatandaşa müdahelede bulunup bağlı olduğu hastaneye geri döndü!!

        Görüldüğü gibi bir insanın en temel ihtiyacı olan sağlık, amatörün semtine uğramıyor bile.. Maç başına 30-50 TL'ye görev alan masörlerden hallice ekipler, okunmuş (!) sularla futbolcularının yaşadığı sakatlılık sorununu çözmeye çalışıyorlar (!)

        Maalesef ki; insana verilen değerin ve insan hayatının oldukça ucuz olduğu, yaşanan hemen hemen her ölüme "takdir böyleymiş", "kader", "fıtratında varmış" denildiği bir ülkede yaşıyoruz... Lâkin atalarımızın bir sözü vardır: Tevekküllünün gemisi batmaz.

Hazırlayan: Erkan ADAY

Yorum Gönder

 
Top