0
        PTT 1.Lig'de şampiyonluğu hedefleyen takımlarından birisi olan Adana Demirspor, kadrosunu ligin başlamasına kısa bir süre kala kurmuştu. Hatta neden bu kadar geç kalındı diye eleştri yazıları bile yazmıştık. Takımın başına sezon başında Ünal Karaman getirilince insanlar heyecalandı ve ''O sene bu sene mi?'' düşüncüsi zihinlerde canlanmaya başladı. Ünal Hoca geldiğinde takımda futbolcu yoktu ve Bolu kampında takımın %80'i alt yapı futbolcularından oluşuyordu. Ligin başlamasına çok kısa bir süre kurulan kadroda transferler nokta atışı gibi olmuş, insanlar yine çok heyecanlanmıştı. Bu transferleri kısa sürede kaynaştırıp kadrosunu kuran Ünal Karaman, sahada da başarılı sonuçlar alınca ilk yarıdaki başarının baş mimarı oldu.

        Takımın ilk devredeki performansı üç aşamada inceleyebiliriz. İlk aşamada Ünal Hoca ile yeni kurulan Adana Demirspor, lige Denizlispor karşısında iyi bir başlangıç yapamasa da sonrasındaki 3 haftada üst üste galip gelince ligin iddialı takımlarından birisi olduğunu dosta, düşmana göstermiş oldu. Bu 3 galibiyetin ikisi deplasmanda olunca Ünal Hocaya ve futbolculara olan güven de bir hayli artmıştı. Özellikle ligin yine iddialı takımlarından birisi olan Boluspor'u deplasmanda 3-0 yenince benim şahsi düşüncem şöyle olmuştu: ''Takım bugün sadece Boluspor'u değil, senelerdir süregelen o kötü makus talihini de yenmiş oldu.'' Çünkü Adana Demirspor senelerdir böyle galibiyetler alamıyordu hatta geçen sene koskoca 37 hafta boyunca sadece 2 deplasman galibiyeti alınmışken bu sene ise ilk 2 deplasmanda da galip gelinmişti hem de gol yenmeden. Ancak Demirspor, bu iyi çıkışın ardından hakemlerin de etkisiyle takım kötü sonuçlar almaya başladı ve Ünal Karaman da bu kötü sonuçlanan maçlarda sürekli bir arayış içine girdi..

        İkinci aşamada 5. haftada evinde Kayserispor'a, 6. haftada derbide Adanaspor'a maç kaybeden mavi-lacivertli takım bu kötü gidişi 7. haftadaki Antalyaspor ve 8. haftadaki Elazığspor karşısında da sürdü. Bu 4 haftada sadece 1 puan alan takımda, ilk 4 haftada oturan kadroda bozulmuş, Ünal Hoca başta Attamah olmak üzere çoğu futbolcuya değişik yerlerde görev vermiş ve sürekli bir arayış içerisindeydi. Ama bu maçların ardından gelen sonraki 8 haftada Adana Demirspor artık üçüncü aşamaya geçerek gerçek çıkışını yapmış olacaktı. Zira son 8 haftada 19 puan toplayan Adana Demirspor, artık hem iyi futbol oynuyor hem de sonuca gitmesini biliyordu. Özellikle Şanlıurfaspor deplasma ve Osmanlıspor karşısında alınan 3 puanlar altın değerindeydi. Nitekim takım, bu çıkışının ardından ilk devreyi ikili averajla ikinci sırada bitirmeyi başardı. Diğer takımlara nazaran az maliyete kurulan ve sezon başında tüm olumsuzluklar peşini bırakmayan Adana Demirspor, ligin ilk devresine damgasını vurmuştu. Bakıldığı zaman Gaziantep BŞB, Şanlıurfaspor, Antalyaspor, Osmanlıspor, Kayserispor gibi bu ligin üst düzey futbolcularıyla donanımlı ve yüksek maliyetle kurulmuş takımlar, Adana Demirspor'un gösterdiği başarıyı gösteremediler. Kupada da yoluna dolu dizgin devam eden Adana Demirspor, özellikle deplasmanda as kadroyla maça başlayan Beşiktaş'ı 2-1 yenince taraftarını geçmiş günlere götürmüş oldu.

        Futbolcular bazında ise sezon başından bu yana istikrarlı futbollarıyla göz dolduran Yiğitcan Erdoğan ve Abdülkerim Bardakçı ligin ilk devresinde taraftarın göz bebeği oldu. Yiğitcan Erdoğan hem attığı gollerle hem kişiliğiyle hem de önemli müdahaleleri, yürekten oynaması ile taraftarın da en sevdiği isim konumunda zaten. Sezon başında Hollanda'dan transfer edilen ve golleriyle taraftarı sevince boğan Mulenga da iyi bir ilk yarı geçirdi fakat golcü futbolcuyla yollar ayrıldı. Takıma sezon başında kiralık katılan genç kanat oyuncuları Tayfur Bingöl ve Oğuzhan Aynaoğlu çok iyi bir ilk yarı geçirdiler, her iki futbolcu da henüz çok genç olmalarına rağmen gelecekte adlarından çok söz ettireceğe benziyor. Sezon başında Fenerbahçe'den kiralanan ve zaman zaman yedek kalsa da sonrasında kaptığı forma ile büyüleyen Beykan Şimşek de ilk yarının iyilerindendi. Sezon içinde küllerinden doğan isimlerde oldu, bu isimler Mesut Saray, Ferhat Çökmüş ve Şaban Özel'di. Geçen sezon yedek kalan Mesut, Ünal Karaman'ın ona orta sahayı vermesiyle kendini buldu ve takımın vazgeçilmezi oldu. Sezon başında pek fazla beğenilmeyen Ferhat da Ali Tandoğan takımdan ayrılınca sağ bekte iyi bir performans sergiledi. Şaban ise geçen sene Samsunspor'da vasat futbol oynarken bu sezon Adana Demirspor'daiyi görünüyor. Hurşut Meriç de sezon başında fazla kilolarından dolayı forma bulamazken Samsunspor maçından sonra forma şansı buldu ve o da iyi bir performans sergilemeye başladı.

        Takımın eksiklerine ve ikinci devrede neler yapması gerektiğine gelince; takım öncelikle giden Mulenga'nın yerine bir yerli, bir yabancı forvet almalı. Zira forvet mevkisinde çok alternatifsiz bir kadro bulunuyor. Yine yabancı futbolcu transferinden birisi de orta sahaya yapılmalı. Yaratıcı, dikine gidebilen ve pas yapabilen bir adamın eksikliğini hisseden mavi-lacivertliler bu mevkiyi de boş geçmemeli. Takımın öncelikli transferleri bu mevkilere yapılmalı. Takımda alternatif oluşturabilecek bir de on numara mevkisine ve sağ bek mevkilerine de transfer yapılmalı. Kale konusunda ise takımı yarı yolda bırakıp giden Serdar'ın yerine Emre Selen kaleye geçmeli ve bu genç futbolcuya artık şans verilmeli diye düşünüyorum. Emre kupada gösterdiği başarlı performanslar ile dikkat çekmişti. Takım ikinci devrede öncelikle ilk 6'daki rakiplerine puan vermemeli ve bu iyi çıkışına devam etmeli diye düşünüyorum. Demirsporluların en çok korktuğu nokta ise futbolcuların paralarının düzenli ödenmemesi. Eğer futbolcuların parası ikinci devrede de düzenli bir şekilde yatarsa bu takımın önü açık, şampiyonluk bile gelebilir.

Hazırlayan: Uğur YILMAZ

Yorum Gönder

 
Top