0
        Geçtiğimiz sezon play-offlardan gelerek yeniden Süper Lig’e çıkan Mersin İdmanyurdu, maddi problemleri, yaşadığı sıkıntıları göz önüne alınca ligde düşmenin büyük adaylarından olarak gösteriliyordu. Yaptığı transferlere bakıldığında, savunma hattının aşırı tecrübeli olması, orta sahayı İsveç'ten gele futbolculara emanet ettiği göze çarpıyordu. Yabancı transferlerin çoğunun ülkemizde ilk defa forma şansı bulması, lig öncesi Mersin İdmanyurdu’nu kapalı kutu olarak gösterdi. Mersin İdmanyurdu’nun Süper Lig’e çıkması aslında bir şanstı. Eğer bugün Mersin İdmanyurdu’nu PTT 1.Lig’de izlemeye devam ediyor olsaydık, Orduspor örneğinde olduğu gibi küme düşme hattında, transfer yasağı gelmiş, hocaların gelip gittiği, yönetimin bıraktığı, kayyumun devraldığı bir kulüp izlerdik.

        Mersin İdmanyurdu lige Beşiktaş maçıyla başladı. Mersin Arena’nın o berbat zemini tüm Türkiye’nin ağzında sakız oldu. Sakatlanan oyuncular da oldu o maçta. Ortada oyun yoktu ve o zeminde Beşiktaş 1-0 galip geldi. Sonrasında Kasımpaşa deplasmanından 1 puanla dönen Mersin İdmanyurdu, seri galibiyetlere başlamıştı. Çaykur Rizespor, Karabükspor ve Bursaspor gibi 3 takımdan 3’er puan alan Mersin İdmanyurdu birden kendisini zirvede buldu. Aslında bu senaryo 2011-12 sezonunu gözümüzün önüne getirdi. 29 sene sonra Süper Lig’e çıkan Mersin İdmanyurdu, üst üste aldığı galibiyetlerle ilk devreyi 5. sırada bitiriyordu ama ikinci yarı üst üste 7 maç mağlubiyet yaşayıp küme düşme korkusunu yaşıyordu. Bir taraftan şüpheli yaklaşan bir taraftan Avrupa şarkıları söyleyen Mersin İdmanyurdu taraftarı ise kararsızlığın doruklarını yaşıyordu.

        Mersin İdmanyurdu takımı genel anlamda pozitif oyun sergiliyordu. Bunun nedeni de tahminim Kasımpaşa maçında Rıza Çalımbay’ın çıkarttığı derslerdi. İlk yarıyı 2-0 önde kapatıyorsun, taktiksel hatalarla maça rakibi ortak ediyorsun ve aldığın 1 puana dua ediyorsun. Kapalı oyun yaramamıştı Mersin İdmanyurdu’na. Mersin İdmanyurdu pozitif futbol oynadı, toplayabildiği puanları topladı. Mersin İdmanyurdu genel anlamda 4-3-3 oynadı.

        Herkes Mersin İdmanyurdu’nun en zayıf noktası kaleciler derken kalecilerin performansı parmak ısırttı. Hem Nihat hem Mihaylov çok sıradışı performanslar gösterdiler. Yabancı sınırından dolayı Nihat çok forma şansı bulsa da, Türkiye Kupası maçlarında ve Nihat’ın cezalı olduğu maçlarda forma giyen Mihaylov onu hiç aratmadı ve kurtardığı penaltılarla takıma hayat verdi.

        Savunma hattına baktığımızda ilk haftalardan itibaren Serkan Balcı, Servet Çetin, Efe Halil Özarslan, Gökçek Vederson dörtlüsünü oynatan Rıza hoca, genel anlamda bu dörtlüden üçünü hiç bozmadı. Stoper tandeminde Servet’in yanında farklı kişileri deneyen Rıza hoca, Enes Sığırcı’yı ilk hafta denedi. Sonradan formayı Efe’ye veren hoca, ilerleyen haftalarda daha az kademe hatası yapan Mitrovic’e formayı verdi. Büyük bir profesyonel olan Mitrovic, istikrarıyla alkışları hak ediyor. Yaklaşık 2 senedir Mersin’de olan Mitrovic performansıyla taraftarın sevgilisi konumunda. Ön libero Loret Sadiku’yu bile maç içinde Servet’in yanında oynattığı oluyor hocanın. Bunun nedeni Sadiku’nun bu mevkiye yabancı olmaması. Serkan Balcı’nın yokluğunda Güven Varol bu bölgede oynuyor.

        Orta sahada ise Murat Ceylan, Loret Sadiku ve Abdul Khalili’ye yer veriyor hoca. Oktay Delibalta’ya da sık sık şans veren Rıza hoca, son haftalarda oyuncusunun sakatlanmasından dolayı ondan yararlanamadı. Loret Sadiku takımın kilidi aslında. Bence takımda yeri doldurulamayacak tek oyuncu. Hem tipi, hem de oyun tarzı olarak ikinci bir Mehmet Topal sanki. Loret Sadiku, Kosova Futbol Federasyonu tarafından 2014 yılının en iyi oyuncusu seçildi. Murat Ceylan oyunda kalabildiği ve agresifliğini azaltabildiği sürece faydası yüksek olan bir isim. Abdul Khalili kanat oyuncuları dışında topu ileriye taşıyabilen, kimsenin beklemediği anlarda dripling yapabilen tek adam. Bir bakıyorsunuz, Mersin İdmanyurdu atak yerken, atak bulmuş konumuna geliyor. Kerpeten görevini üstlenip rakip orta sahalara da çok çektiriyor. Rıza hocanın İsveç’ten yaptığı transferler fazlasıyla başarılıydı ilk yarı. Burada şuna da değinmek istiyorum. Mersin İdmanyurdu’nun ilk yarıda topladığı puanlarda en büyük pay orta sahanın desek yeridir. Çünkü aşırı ağır ve yaşlı savunma hattı, gol yükünü çekemeyen hücumcuların olduğu takımda, genç ve koşan bir orta saha hattının olması bence bu sezon Mersin İdmanyurdu’nun kurtuluşuydu. Bu bölgede hiç şans alamayan Berkan Afşarlı, Mahmut Temur gibi oyuncular ise hayal kırıklığı oldu. Mahmut devre sonunda Gaziantep BBSK'ya transfer oldu.

        Kanatları konuşacak olursak sol kanatta teknik özellikleri çok yüksek olan Tita, sağ kanatta ise hız ve gücün kendisinde toplandığı ama bitiricilik namına sıfıra yakın olan Nakoulma. İkisinin en büyük problemi istikrar. Devamlılıkları zayıf. İkisi de maçı tek başına alabilecek oyuncular ama keyifleri isterse. Nakoulma özellikle üç büyüklerle oynanılan maçlarda gösterdiği performans ile bazı takımların ilgisini çekmeyi başardı bile. Burkina Fasolu oyuncunun adı geçtiğimiz sezonlarda Beşiktaş ile anılmıştı. Tita’nın yedeği genelde oyuna sonradan giren Sinan Kaloğlu oluyor. Sinan bu sene efsane işler yapıyor. Geçen sezon gösterdiği performansı bu sene de gösterseymiş olsa bugün futbolu bırakmak zorunda olurdu. Ama kendine bakan iyi niyetli bir Sinan var. Oyuna sonradan girmesine rağmen attığı 4 golle takımını sırtlayanlardan. Sağ açıkta Güven Varol var. Sakatlıkta cezada sağ kanatta ona veriliyor, sağ bekte. Görev adamı. Fazla sorumluluk aldığından hatalar yapıyor ama bence takımda her zaman olması gereken isimlerden. Bir de Pedriel var, bazen forvette bazen kanatta oynuyor. Geldiği günden beri hiçbir maça etki etmedi. Performansıyla taraftar tarafından büyük tepki görüyor, sonu ne olur bilinmez.

        Forvete gelince, Futacs daha çok oynasa da Welliton da hemen hemen her maçta forma şansı buluyor. Oyuna sonradan giriyor bazen 11 başlıyor. Marko Futacs’a değinecek olursak dev bir adam. Tek marifeti defansı yıpratmak. Gol pozisyonuna giremiyor. Hava hakimiyeti kazanamıyor. Ama defansı yıpratıyor. Deplasman maçlarında iş yapabilecek bir oyuncu. Şahsi kanaatim PTT 1.Lig takımlarında güzel işler yapabilir ama skora katkısı çok zayıf. Welliton bir türlü antrenmanlarda istenilen performansı göstermiyor ki herhalde Rıza hoca onu ilk onbirde başlatmıyor. Teknik özelliği, kalitesi belli. Ama o da, tam olarak istenilen patlamayı sağlayamadı. Son 2-3 senede özel yaşamından dolayı büyük düşüş yapan Welliton, burayı çıkış kapısı olarak görmeli. Çünkü kendisi kariyerinin en önemli yaşlarında. Eren Tozlu hayal kırıklığı yaratmaya devam ederken, hazırlık maçında sakatlanan Cem Sultan ise sahalardan fazlasıyla uzak kaldı.

        Mersin İdmanyurdu’nun ilk yarıda oynadığı maçları genel anlamda heyecan vericiydi. İstanbul takımları ile oynadığı maçlarda 3 puanı alamayan Mersin İdmanyurdu, evinde oynadığı 8 maçta sadece Beşiktaş’a mağlup oldu. Evinde iyi performans gösteren Mersin İdmanyurdu’nun başarılı performansı deplasmana çok yansımadı. İlk yarıda 22 puan toplayan Mersin İdmanyurdu başarılı bir grafik çizse de, saha dışı faktörler, can sıkıyor. Hiçbir şeyin belli olduğu, karmaşık bir camia görünümünde olan Mersin İdmanyurdu kulübünün sıkıntılarına değinelim biraz da.

TRANSFER YASAĞI: David Bicik ve Spas Delev gibi yabancı oyunculara olan borçlar nedeniyle transfer yasağı geldiği söylenen kulüpte neler olduğu belli değil. Başkan CAS’a gittik diyor, ama ben bilinçsizce hareket olduğu kanaatindeyim. Transfer yasağı olunca elindeki kısıtlı kadroyu korumak zorunda olan Mersin İdmanyurdu’nun kimleri takımda tutup, tutamayacağı da merak konusu. 2 dönem transfer yasağı bulunan Mersin İdmanyurdu alt yapıdan oyuncu kazanması temennisinde ne kadar bulunursak bulunalım, alt yapıya verilmeyen değerden dolayı zor görülüyor.  Bu borçların sadece David Bicik ve Spas Delev’e olduğunu da düşünmüyorum. Kulübün uçan kuşa borcu var gibi. Geçmiş borçlar kulübün başına iş açacak gibi duruyor.

ALT YAPI: Yukarıda da dğindik. Vasat bir alt yapı var Mersin İdmanyurdu'nda. Geçen sene akademi liglerine katılamadı. Tesis A takımda yok, alt yapıda daha kötü. Sene başında bir yöneticiyle konuştuğumda her transfer döneminde iki futbolcuyu A takıma kazandıracağız demişti. Olacak mı sanmıyorum. Çukurova gibi yeteneklerin kaynadığı yerde alt yapı ile ilgili çalışma yapılıyor mu, açıkçası merak konum.

STAT BİLİNMEZLİĞİ: Passolig’in de bahane edilerek bu kadar az taraftara oynanan maçlara rağmen, Mersin İdmanyurdu taraftarı Mersin Arena’da, Süper Lig’de Mersi İdmanyurdu’nu izlemek için her türlü zorluğa rağmen azımsanamayacak sayıda Passolig çıkarttı. İlk Beşiktaş maçındaki o zemin olayından sonra ilk yarıda diğer maçları Tevfik Sırrı Gür Stadı’nda izlemek zorunda kalan taraftar küstürülüyor gibi. Bundan önceki Süper Lig’e çıkıldığında İstanbul takımları ile oynanan maçlarda 75-100 TL’ye bilet satıp halkı küstüren yönetim, acilen Mersin Arena’ya geçmek için çare aramalı. Mersin İdmanyurdu’nun ikinci yarı maçlarını nerede oynayacağı şu anda belli değil.

STORE: Mersin İdmanyurdulu taraftarlar yıllardır ‘’Bit Pazarı’’ndan forma almaya mahkum edildi. Bölgesel Amatör Lig’de oynayan takımların bile kendi mağazaları varken, Mersin İdmanyurdu gibi Mersin’in en büyük değerlerinden birisinin orijinal formasını bulmak isteyen taraftar bulamıyor. Bu sene tır getirilecek denildi, store açılacak denildi, hepsi lafta kaldı. Kulübün formalar için anlaştığı firma Nike olmasına rağmen, taraftara satılmaya çalışan formalar 4-5 sene önceki formalar. Mersin İdmanyurdu yönetiminin bir türlü başaramadığı, en büyük problem store.

TESİS: 2.Lig ve 3.Lig kulüplerinin bile akıl almaz tesisleri varken, Mersin İdmanyurdu’nun 90 yıllık camianın tesisi yok. Bundan daha büyük bir problem var mıdır, herhalde yoktur. Sayın Burhanettin Kocamaz tarafından tesis için yer tahsis edilecekti ama kazma kürek bir türlü vurulamadı. En kısa zamanda çalışmalar başlamalı ve taraftarlar bilgilendirilmeli.

        Aslında baktığımızda bu kadar sıkıntının içinde 22 puan toplayan Mersin İdmanyurdu futbolcularının ve teknik heyetin alnından öpmek gerekir. Bayağı zor olduğu aşikar. Bilinen sıkıntılar bunlar ama bence bilinmeyen başka sıkıntılar da var. Bunlar inşallah gün yüzüne çıkmadan biter. Rıza Çalımbay, bu sıkıntıların içerisinde fazlasıyla başarılı olmuştur. İkinci yarıya Mersin İdmanyurdu yüksek ihtimalle transfer yapmadan başlayacak. İkinci yarının çok ama çok zor geçeceği aşikar. Mersin İdmanyurdu’nun neler yapacağı ise merak konusu.

        Elimizden geldiğince ilk yarıda Mersin İdmanyurdu’nu sizlere anlatmaya çalıştık. Yazması bizden, okuması sizden. Keyifli okumalar…

Hazırlayan: Hüseyin KARABACAK

Yorum Gönder

 
Top