16
        Özellikle Sivasspor'da önemli işlere imza atan, şu anda Katar'ın Umm Salal takımını çalıştıran tecrübeli teknik adam Bülent Uygun ile röportaj yaptık. Röportajımızda Türk Futbolu ve Bülent Uygun merkezli konuştuk. Yine yaklaşık bir ay içerisinde piyasaya sunacağı kitabının içeriğini ilk olarak bizlere anlattı. Herkese keyifli okumalar.

Merhabalar Bülent hocam. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Sizinle ülkemiz futbolu ve Bülent Uygun’u konuşmak istiyorum.
Merhabalar.  Güzel röportaj olacağına inanıyorum. Senin de emeğine teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunarım.

Teşekkürler hocam. O zaman başlayalım konuşmaya. Scouting sistemi ve kulüplerde psikolog bulundurulması ile ilgili düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum. Futbolumuzda iki alanında güçlenmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Siz ne düşünüyorsunuz?
Bilimi, futbolun doğasıyla birleştirenler her zaman başarılı olacaktır. Çünkü sistem ve kurumsallıkla hareket ettiğiniz zaman başarı kaçınılmaz oluyor. Scouting sistemi, gözden kaçan bilinmedik yeteneklerin ortaya çıkması ve mevcut oyunculardan yüksek performans alma adına çok önemli bir sistemdir. Kurumsal kulüplerin en önemli parçalarından birisidir scouting departmanı. Bunla bağlantılı olarak ‘’Wyscout’’ programı kulüplerin bünyesinde olması gerekir. Ve bu program sayesinde dünyanın dört bir yanındaki futbolcuların takip edilmesi kolaylaşıyor. Scoutların seçimiyle birlikte yapılan bu transferler başarıyı da getirecektir. Yani scoutingin önemi tartışılmaz derecede önemli benim için de.
Futbol, hepimizin bildiği gibi psikolojik bir savaş. Futbol, kavga, stres, taktiksel savaşlar, takım içerisinde oluşan entropi, bir şehrin ve camianın bütün yükümlülüğünü gencecik bedenlerin üzerine yüklemişsiniz. Ve bu ortamdan başarı çıkartmalısınız, bu başarıya ulaşırken de vereceğiniz psikolojik savaşlar. Yani psikologların da futbolda görevlendirilmesi gerekiyor. Oyuncunun psikolojik durumlarını da teknik direktöre vermemek gerekir, kulüplerimizin kurumsal yapısı hiçbir zaman üst seviyeye ulaşmadığından dolayı, hocaların bile psikologa ihtiyacı oluyor.

Unutulmaz bir sezon yaşadığınız, şampiyonluk kovaladığınız Sivasspor, bu sene küme düşme adaylarından birisi. Bu süreç nasıl gelişti, siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok büyük üzüntü duyuyorum tabi Sivasspor’un durumuna. Bazen futbolda inişler, çıkışlar oluyor. Sakatlıklar, futbolcu kadrosu, futbolcuların bazılarının doyuma ulaşması, antrenör-futbolcu uyuşmazlığı gibi gerçekler olabiliyor. Yönetimsel anlamda başarısızlık diyemeyeceğim, çünkü bence Türkiye’nin en başarılı 2-3 yönetiminden birisidir Sivasspor yönetimi. Her zaman hocasına güvenen ve arkasında duran bir yönetim anlayışına sahip.  Sivasspor’un bu sezon ligde kalması en büyük hayalim. Ligde kaldığı takdirde yeni sezonda yapılacak doğru bir planlamayla eski günlere doğru hareket edeceğini düşünüyorum. İnşallah hayallerimiz gerçekleşir.

Birçok takımda teknik direktörlük yaptınız. Sivasspor’un yeri tabii ki farklıdır sizde. Sivasspor dışında en çok keyif aldığınız takım hangisi?
Sivasspor’da yaşadığımız başarılar çok farklı tabii, orayı anlatmakla bitmez. Sivasspor’da 38 yıl boyunca kayyuma kalan bir takımı almak, oradan bu takımı Avrupa’ya götürmek, tesisinden şehir yaşantısına kadar bütün olgusuna dokunmak açıkçası yüreğimizin en güzel yerinde olmasını sağladı Sivas’ın. Aynı şekilde Eskişehirspor’da çok büyük keyif, haz aldım. Sevginin bütünleştiği bir taraftar topluluğuyla buluşma noktasıydı Eskişehirspor. Taraftar, camianın geçmişteki başarıları ve gelecek planları çok iyi örtüşmüştü benim düşüncelerimle. Küme düşmemeye oynayan bir takım olarak almıştık Eskişehirspor’u, Başakşehir maçı ile başlayan serüven, UEFA ile sonuçlanan duruma getirdiğimiz bir ortam olmuştu. Maalesef kumpasçıların kurduğu planlardan dolayı bu hikayemiz engellenmiş oldu ama ben sadece ara verdiğimizi düşünüyorum. Önümüzdeki zamanlar içinde onların hayal ettiklerini, taraftar ve camia olarak başaracağımızı düşünüyorum. Eskişehirspor’un önümüzdeki senelerde o şampiyonluk kupasıyla şehrin içinde kutlama yapacağına inanıyorum. Eskişehir buna layık.  Bu iki şehir de aldığım sinerji beni tarif edilemez mutluluklara ve başarılara götürdü. İki kulübün de Süper Lig şampiyonluğunu hak ettiğini düşünmekteyim. İki kulübün de şimdiki durumuna çok üzülüyorum.

Futbol hayatınızdan beri lakabınız Asker Bülent'e çıktı. Bu lakabı almanıza neden olan asker selamını bizlere anlatır mısınız?
Fenerbahçe’ye transfer olduğumda TSYD maçları vardı. Maçlara çıkmadan önce rahmetli Güven Sazak başkanla konuşurken ‘’Bülent’im, gol atarsan gel bana selam ver.’’ dedi. Ben de o gün televizyonda şehit düşmüş askerimizin evladının babasına selam verdiği haberini görmüştüm. Çok duygulanmıştım. Maçtan sonra da gol atınca selam verdim. Bu selam her maçtan sonra taraftarın da isteğiyle sürekli hale geldi. 1994 yılı terörün en şiddetli olduğu zamanlardı. Ben de o sezon 22 gol atıp gol kralı olarak bu selamı taçlandırmış oldum. Bu selam, benimle özdeşleşmiş gibi oldu. Sonrasında antrenörlüğe geçtikten sonra aldığımız başarılardan sonra da takımın komutanı gibi bize de o lakabı taktılar. Böylesine özel bir lakabı taşımak benim açımdan mutluluk verici.

Sakaryalısınız, Kocaelispor’da senelerce forma giydiniz, şampiyonluk yaşadınız. İki büyük camia maalesef alt liglerde. Takımların bu durumunu neye bağlıyorsunuz ve ne hissediyorsunuz?
Futbolun beşiği neresi diye sorsan bana, Sakarya-Kocaeli-Bursa ve Trabzon derim. Buralar futbolcu merkezidir. O zamanlarda oyuncu çıkmasının sebeplerine baktığımızda Bursa’da Hasan Bora’nın, Sakarya’dan rahmetli Ekrem Karaberberoğlu’nun, Trabzon’da Özkan Sümer ve Ahmet Suat Özyazıcı’nın, Beşiktaş’ta Serpil Hamdi Tüzün’ün, Gündüz Tekin Onay’ların birlikte başardığı bir sistemin ürünleriydi hep. Bir zamanların yıldızları, herkesin gıpta ile baktığı oyuncuların nedeni bu isimlerdi. Fakat şimdi bu tarz duayenlerin olmamasından dolayı alt yapılardan futbolcu yetişmiyor. Yanlış transfer politikaları, hoca seçimlerindeki yanlışlıklar, alt yapıya yapılmayan yatırımlar bu takımların durumunu tetiklemiş, çoğu takımı kapanma noktasına getirmiştir. Allah’tan taraftarlar çok büyük ki, bu krizler, kaoslar aşılabiliyor, o yönde hareket ediliyor. Ben inanıyorum ki iki büyük camia da ilerleyen zamanlarda ayağa kalkacak ve Türkiye Ligi’ne damgasını vuracaktır. İnşallah iki takım da yakın zamanda Süper Lig’e gelir, yönetimsel bazda yapılan hatalar da artık yapılmaz.

Bildiğim kadarıyla bir kitap yazma aşamasındasınız. Kitabınızı bize anlatır mısınız biraz?
Kitabımızın adı ''Bülent Uygun Futbol Antrenman Bilimi ve Performans Dirilleri''. Kitabımız bir nevi, antrenör ve teknik adamların el kitabı gibi olacak. Uygulayabileceğimiz taktikter, sistemler, idmanlar onun dışındaki driller. Sezon başında ve devre arasında yapabileceği testler, uygulayabileceği antrenman metotlarından tutun da, takım içindeki oluşabilecek entropinin engellenmesi, bir sezonun planlanması gibi bu kitabın içinde belli başlı konular olacak. Genel kuvvet, dayanıklılık kuvveti, çabuk kuvvet, süratte dayanıklılık gibi çok kapsamlı ve çok yararlı bir kitap olacağını düşünüyorum. Sadece antrenör ve teknik adamlar için değil, spor yazarları ve taraftarların da okuyabileceği bir kitap olacak. En azından futbola daha bilinçli bakılabilmesi açısından yararlı ve keyifli bir kitap olacağını düşünüyorum. Yıllarca profesörler bu konuda emek verdiler, kitap yazmaya çalıştılar dolayısıyla yazma işini bu sefer sahanın içerisinde olan, 15 sene profesyonel futbolculuk yapan ardından da 10 senedir teknik direktörlük yapan, işin içindeki birisi tarafından yapılan bir kitap olacak. Görselin, bilimin, taktiğin ve sistemin hepsini birleştirip, yorumumuzun katıldığı bir kitap. İnşallah çok keyifle okuyacaklardır. Güzel bir hizmet verebilirsek bu da bize onur verir. Kitap Dünya şampiyonluğu yaşamış Parreira, UEFA şampiyonluğu yaşamış Fatih Terim ve Yılmaz Vural, Güvenç Kurtar gibi önemli hocaların en güzel taraflarından alarak, onları yorumlayarak, hissederek yazdığımız bir eser oldu.

Yurt dışına ülkemiz teknik direktörleri gitmiyor. Bu konuda hocalar sorumluluk almaya mı korkuyor, acaba başka nedeni mi var? Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sevgili Fatih Terim, Mustafa Denizli ve Şenol Güneş hocalarım yurtdışında çalıştılar, tabi yaptığı kariyerin başarısıyla birlikte onlara bu konuda talep geldi. Bu taleple birlikte onlar belli süreçte çalıştılar. En büyük problemimiz malum Dünya’da yabancı dil bilmeyen, konuşmayan tek ülke biziz. Ve yabancı ülkeye gittiğimizde yaşadığımız en büyük sıkıntının ana nedeni dil konusu. Dolayısıyla bu sıkıntıyla birlikte marketing dediğimiz olayları maalesef biz yapamıyoruz. Ligimizi bile Avrupa’da hiçbir yere pazarlayamadığımız bir ortamda Çin bugün, 1.2 Milyar Dolar’a kendi liginin TV gelirlerini satarak, sponsorunu sağlamış durumda ve Dünya’nın en önemli oyuncularını transfer ediyorlar. Biz maalesef kendi içimizde kısır döngüdeyiz. Bu da büyük bir etken. Bununla birlikte Ortadoğu’da çalışan ilk teknik direktör olmam münasebetiyle de, aldığımız bu kısıtlı imkanlarla yaptığımız Katar tarafından görülen mucizevi başarı hikayesi burada da Türk hocalarına karşı ilgi ve alakayı arttırdı açıkçası. Önümüzdeki senelerde birçok Türk hocanın burada çalışacağını düşünüyorum. Yine Türkiye’deki menajerler Avrupa’ya açılmadığı için, hocalarımız da kendisini Avrupa’da sunamayacağından dolayı, hocalarımıza da bu yönde transfer teklifi gelmediği düşüncesindeyim. Bir de Türkiye şartlarında kazanılan para, Avrupa şartlarından daha iyi. Bu da tercih etmeme sebeplerinden birisidir diye düşünüyorum.


Türk futboluyla ilgili düşünceleriniz, projeleriniz, planlarınız var mı? Bizlere açıklar mısınız?
Benim de düşüncelerim var. Kendimce futbolumuzun kurtuluş reçetesi bu. Öncelikle 3. Lig'in askerlik yasasına dahil edilmesi lazım. Kulüplerin, futbolcuların ve teknik direktörlerin vergilerini kendilerinin ödemesi, kulüplerin yasalar çıkartılarak devletin desteğiyle vergi affı getirilerek sıkıntılardan muaf edilmesi, futbolcu huzurevi kurulması, hakemlerin profesyonelce yetiştirilmesi, alt yapı hocalarının maaşlarının futbol federasyonu tarafından verilmesi, alt yapıya yatırım yapma mecburiyeti, kulüplerin yöneticilerinin o sezonki harcamalarının gelir-gider dengesini bozan fazlalığı kendilerinin yapması, federasyon seçimlerinde delege sistemlerinin komple değişmesi gibi. Bence ilk olarak bunları yapmalıyız. Bunları ne zaman hayata geçirirsek, futbolumuzun adım adım kalkınacağını düşünüyorum.

Gelecekle ilgili beklentileriniz neler? Bülent Uygun Türkiye’ye dönecek mi, yoksa Katar’da devam edecek mi? Başka hedefleriniz var mı?
Katar’da 3 sezondan beri aynı takımda devam ediyorum. Burada da 15 gün önce ayrılacağıma dair beyanatta bulundum. Çünkü yeni hedefler, yeni başarılar istiyorum. Benim hedefim burada şampiyon olmak, Emir kupasını kazanmak, aynı zamanda Asya kupasını kazanmak. Bu şartların oluşabileceği, kadro yapısının, sistemin oluşturabileceği bir takım olursa öyle bir takıma geçmek istiyorum. Dubai’den bir takımdan teklif var, ama Türkiye’ye dönmem için Anadolu’dan şampiyon olacağına inandığım, taraftarıyla, yönetimiyle, kulüp vizyonuyla benim örtüşebileceğim bir camiaya gitmek isterim. Onun dışında Türkiye’ye dönmeyi pek de düşünmüyorum. Çünkü yazdığım kitabın sonlarına geldim, bir ay sonra çıkacak kitabım. Şu anda süreci taçlandırmakla ilgili pozisyonu düşünmekteyim. Allah hayırlı ve başarılı olacağımız bir takıma gitmeyi nasip etsin.

2022 yılında Katar’da yapılacak Dünya Kupası ile ilgili gördükleriniz, görüşleriniz neler? Kısacası o ortamı bize anlatır mısınız?
Emir Al Thani Katar’ı hayaller ülkesi yapmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyor. 2022 Dünya Kupası için ülkede resmen seferberlik ilan edilmiş durumda. Dünya Kupası’nı Basra körfezinin üzerine inşa edilecek statta final oynatmayı hayal ediyorlar. Çok fantastik bir Dünya Kupası olacağını düşünüyorum. Bu kupa finali için hayalim Türkiye ile Katar arasında olması. Bu organizasyon Müslümanların, Dünya’ya kendisini tanıtma, gösterme, anlatma için çok önemli olacak bence. Allah utandırmasın.

Süper Lig’i ve PTT 1.Lig’i takip ettiğinizi düşünerek soruyorum. Liglerimizden beğendiğiniz, Katar’a veya gideceğiniz takıma götürmeyi düşündüğünüz bir oyuncu var mı?
Tabii ki takip ediyorum, maçların çoğunu izlemeye çalışıyorum. Geçeceğim takım belli olsun, o takımın şartlarına ve durumuna göre Türkiye’den mutlaka transfer yapmak istiyorum. Hatta benim takıma Mersin İdmanyurdu’ndan Nakoulma’yı almayı çok istedim ama kulübü 2 milyon Euro isteyince biz o kadar veremedik. Yine Sivasspor’dan Aatif’i istemiştim ama anlaşamamıştık.

Sizin oynadığınız zamandan bir kadro oluştursanız, bu kadroda kimler yer alır?
Rüştü Reçber, Recep Çetin, Uche, Popescu, Hakan Ünsal, Aurelio, Rıdvan Dilmen, Sergen Yalçın, Oğuz Çetin, Hagi, Ogün Temizkanoğlu, Abdullah Ercan, Bülent Korkmaz, Alpay Özalan, Hami Mandıralı, Tanju Çolak, Aykut Kocaman ilk aklıma gelenler. Hepsi müthiş yeteneklerdi. Onları izlemek de onlarla mücadele etmek de çok güzel duygulardı.
Rıdvan’a ne kendi doydu ne de biz doyduk, o gerçekten harikaydı. Ben bu kadar kaliteli oyuncunun bulunduğu ligde orta saha oyuncusu olarak gol kralı olmuştum. Enteresan ama Allah nasip etmişti.

Ülkemizde futbol okullarının sizce önemi nedir? Sokak futbolundan farkı nedir?
Futbol okuluyla sokak futbolu çok farklıdır. Birinde eğitim alırsın, diğerinde doğaçlama oynarsın, birinde pozisyon almayı, markaj yapmayı, kademeye girmeyi öğrenirsin, diğerinde yeteneğini asice ve özgürce sergilemeyi. Futbol okulunda statlarda göreceğin baskıyı nasıl kaldırabileceğini, nasıl üstesinden gelebileceğini öğrenirsin, maçın yıldızı olman gerektiğini, ilke- inkılapları, yemek yemeyi öğrenirsin. Diğerinde taştan ekmeğini çıkartmayı, kavga etmeyi, kazanmak için savaşmayı öğrenirsin. Okulunu da görmek lazım, sokakta da oynamak lazım. Futbolcu olarak doğulur, Allah vergisi yetenek önemlidir ama futbolcu olmak için çok çalışmak, istemek ve uğruna savaşmak gerekir.

Son olarak röportajı okuyanlara ve takipçilerimize ne söylemek istersiniz?
Öncelikle sana ve siteniz Transfer Merkezi'ne çok teşekkür ediyorum. Keyifli bir röportaj olduğunu düşünüyorum. Futbolumuzu iyi yerlere getirmek için birlik olmalıyız. Bunda herkesin payı var, saha içindeki bizlerin de, saha dışındaki sizlerin de. Takipçilerin kendi bilgisini, eğitimini, sevgisini ve kalitesini yansıttığı yer bu sitelerdeki yorumlarıdır. Bir sitenin kalitesini de gösteren takipçileridir. Buradan tüm takipçilerinize sevgi ve saygılarımı iletiyorum. İki tane de sözüm var onu söylemek istiyorum. Birincisi ‘’Adalet adalet diye bağıran adaletsizlerin yanında durmaktansa, adaletsizce ölmeyi tercih ederim. Gerçek adaletin de kendi vicdanları olduğunu bilmeyenlere de güler geçerim. ‘’ İkinci sözüm ise ‘’ Esaret ile cesaret arasında sadece bir c harfi vardır. Esaretini kır, cesaretinle başar ki tarih seni hep iyi olarak ansın.’’ Herkese selamlar. 

Röportaj: Hüseyin KARABACAK

Yorum Gönder

  1. Maalesef kumpasçıların kurduğu planlardan dolayı bu hikayemiz engellenmiş oldu ama ben sadece ara verdiğimizi düşünüyorum.bu gunler geride kaldı ve biran once sivasspor gibi özellikle de üst takımlara yani türkiyeninin senin gibi adama ihtiyacı var bülent hoca

    YanıtlaSil
  2. fenerbahçe yada sivasspor biran önce

    YanıtlaSil
  3. hocamızı sonradan tanıdık yaşımız itibariyle ama bence geleceğin hem a)damı b)kralı c)müslümanlığı temsil eden d) yazmakla bitmez

    YanıtlaSil
  4. cezaevine gülerek girdim. Suçlu değildim ve atılan iftiralara karşı dik durdum. Kamuoyu nezdinde zaten sorunum yoktu. Büyük bir çoğunluk bana inanıyordu. bence bu başlık her yere yayılmalı herkese hemde halettiği yer katar değil kesinlikle değil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mevlana der ki; Ne geçmişe saplanıp kalacaksın, ne geleceğin düşlerini kuracaksın.. Ömür dediğin şu andır onu da hakettiğin gibi yaşayacaksın" ! bence adam hakettiği abi sonuna kadar kendi yerinize koyun ama inanıyorum ki bülent başkan hem muhafazakar hemde dini bütün milletini sonuna kadar savunan tvlerde havalı gorunse bile yureği iman dolu diye bildiğim birisi

      Sil
  5. kitabın içeri nedir acaba hocam

    YanıtlaSil
  6. başkanım sizi dubaiden Al Ahli FC Dubai takımı yakışır bülent başkan

    YanıtlaSil
  7. acaba yazılarımızı teknık hocamıza iletiyorlar mı roportajı için teşekkur edıyoruz

    YanıtlaSil
  8. Bülent hocam herşey önce çok iyi bir insan.Bu iyi insanlığını başarılar ile taçlandiran ender kişilerden birisi.Allah her daim yolunu ve bahtını açık etsin.

    YanıtlaSil
  9. Herşeyden önce Bülent hoca iyi bir insan ! Ve bu iyi insan olma özelliğini başarılar ile taçlandirmis ender bir şahsiyet. Allah her daim yolunu açık etsin. Daha büyük imzalarını hep beraber izleyeceğimiz den eminim

    YanıtlaSil
  10. http://www.ntvspor.net/haber/gunun-haberleri/99574/bulent-uygun-katarda

    yerine ne olur abi yaaaa sivasa gel ne olur

    http://www.ntvspor.net/haber/gunun-haberleri/99574/bulent-uygun-SİVASTA olsun

    YanıtlaSil
  11. bence bu yazıyı okuyanlar hemen bu linke bakın bakın da tekrar bakmayı hatırlayın :))

    http://fourfourtwo.com.tr/2015/11/03/fft-kasim-2015/

    YanıtlaSil
  12. önemli olan da budur yaaa hayatta aldığın dersler mıh gibi çakılır ınsana inş kendi gibi dini butun ona yol arkadaşı olan birini bulur hem dunya hem ahiret götürür hayatını öenmli olan da budur zaten yaaa hayat işte...

    YanıtlaSil
  13. Bülent Uygun, hem kişilik sahibi hem de vizyon. Hem çalışıyor, hem de araştırıyor. Başarı da bunların sonucu. Yarım kalan bir filmimiz vardı sizinle Sayın Uygun Sivasspor'da. İnşallah ligde kalacağız ve inşallah sizi tekrar başımızda göreceğiz.

    YanıtlaSil
  14. Bülent hocanın futbolculugu nasıl tartisilmazsa teknik adamligida tartışılmaz. Kendisi Turkiyenin en iyi 3 hocasından biridir. Herşeyden önemlisi adam gibi adamdir. Hakettiği büyük takımı mutlaka bulacaktır ALLAH in izniyle..VEFA YILDIZ

    YanıtlaSil

 
Top