0
        Rakiplerine göre oldukça mütevazi bir bütçeyle kurulan kadrosuyla oldukça güzel işler yapan ve lig sıralamasında üst sıraları zorlayan Akhisar Belediyespor'un başarılı teknik adamı Cihat Arslan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Buyurun, hep birlikte okuyalım.

Öncelikle Akhisar Belediyespor'un başarısını konuşalım, Akhisar Belediyespor ligimizin az maliyetle kurulan kadrodan en iyi verimi alan takımlarından biri. Bu başarıyı ne bağlıyorsunuz?
Ben sevgi ortamına bağlıyorum ve işimizi iyi yaptığımızı düşünüyorum. Ben sadece kendi adıma söylemiyorum, tüm camia adına söylüyorum. Başkan ve yönetim kurulu bir kere ekonomiyi çok doğru kullanıyor, parayı doğru kullandığınız takdirde zaten sorunların genelini halletmiş oluyorsunuz, yani başarıda birinci önceliği yönetime vermek lazım. Bu yönetime yanaşma, yardakçılık yapma değil, işin gerçek realitesi bu. Yani parayı doğru kullandıkları için maddi olarak takım üstünde hoca daha fazla otorite sağlayabiliyor. Bizde doğru işler yapmaya çalışıyoruz; antrenman modellerimiz var, futbolcularla hem otorite hem sevgi ortamı kuruyoruz. Onları ben anladığımı düşünüyorum, onlar da beni anlıyor. Ben çok diyalog kurmam ama baktığım zaman onlar diyor ki ''hoca bunu ister, bundan rahatsız olur'' yani ben kendimi rahat ifade edebildiğim için oyuncularımla iyi anlaşıyoruz. Böyle olunca çok şükür arkası geliyor.

Akhisar Belediyespor özellikle yabancı transferlerinde çok başarılı. Mesela geçmişte Gekas ve Niasse örneği var, bu sezon da futbol severler Douglao ve Rodallega transferini çok başarılı buluyor. Bu transfer hakkında düşünceleriniz neler?
Burada konu yine ekonomiye geliyor, paramız kısıtlı olduğu için harcayacağımız yer için ince eleyip sık dokuyoruz. Biz az parayla kaliteyi bulmaya çalışıyoruz. Her sene doğru transfer yapılmaya çalışılıyor. Mesela bu isimlerin dışında Caner müthiş oynadı, transferin son gününde kadromuza kattığımız Landry N'Guemo büyük katkı yaptı. Milan Lukac mesela çok düşük maliyetle geldi. Yani nokta atışı yapmaya çalışıyoruz. (Cihat Arslan ekleme yapıp bu sezon transfer edilen futbolcuların hepsinin bonservissiz geldiğini, sadece Milan Lukac için 40-50 bin Euro ödendiğini söylüyor.)

Bu transferleri yapmadan önce takip ettiniz mi? Scout ekibiniz var mı?
Scout ekibimiz yok, biz kendimiz izlemeye çalışıyoruz. Geçen sezon Şanlıurfaspor'dan ayrıldıktan sonra Avrupa'ya çok gittim, Brezilya'ya gittim. Oralarda portföy oluşturmaya çalıştım ayrıca bu sezon da fırsat buldukça mesela cuma günü maçlarımız olduğunda cumartesi ve pazar günleri Avrupa'ya oyuncu izlemeye gidiyorum. Tek başımıza çalışmıyoruz, yardımcı hocalarımız var. Onlarda yabancı transferlerinde büyük katkı yapıyor, ekip işi yani bu.

Akhisar Belediyespor'la sene başındaki hedefinizle, şimdiki hedefiniz arasında fark var mı?
Var tabi. Ama ben ilk yarı 25 puan yapalım, 25 puanın üstüne çıkalım hep benim bir hayalim var diyordum. Bu söylediklerim Akhisar Belediyespor'daki ilk röportajlarımda da var. Tabi ki Süper Lig'de mücadele ediyorsanız ilk hedefiniz ligde kalmaktır Anadolu takımları için. Ama biz ilk yarı 25 puan yapınca, takımda taşlar yerine oturunca hayal kurmaya başlıyorsunuz o zaman. Ben bunu çocuklara da söyledim, dillendirdim. ''Benim bir hayalim var'', ''Benim bir hayalim var'' Akhisar Belediyespor'la. Bu sene başarılı olacağız seneye Avrupa'yı kovalayacağız diye. İş bu sene döndü biraz, ama yine de erken. Çünkü rakiplerimiz çok zorlu. Tabi baktığımız zaman rakiplerimizin arasında yine en düşük maliyetle kurulan takım biziz.


Akhisar Belediyespor'un kendine ait bir stadı yok, tabiri caizse her maç deplasmana çıkıyorsunuz. Bazen Balıkesir'de, çoğu zaman Manisaspor'un stadında oynuyorsunuz. Bunun dezavantajları neler?
Bize her yer deplasman. Ben en çok Akhisarlı gençler ve çocuklar adına üzülüyorum. Siz takımsanız ve iyiyseniz her yerde oynarsınız, problem değil. Ancak kendi stadınız olsa bütünleşebilmek adına çok önemli, ayrıca ben bu kadar iyi giden bir takımın taraftar profilinin de ortaya çıkacağını düşünüyorum. İşte aileler kendi ilçesinde çocuklarını maça götürecek, gençler gelecek. Kendi ilçesinde futbolcuları daha çok görecekler ve daha fazla beraber olacaklar. Yani bir Akhisarspor bilinci ortaya çıkacak. Ben stadı bunun için önemsiyorum.

PTT 1. Lig'de çalıştınız, Süper Lig kariyeriniz geçen sezon Balıkesirspor ile başladı ve bu sezon Akhisar Belediyespor'dasınız. Bu iki lig arasında farklar neler?
Bir kere yabancı futbolcuların belirleyiciliği var, bu bir. İkincisi ise Süper Lig'de biraz daha pozisyon oyunu oynanıyor, yani pozisyon alma, doğru durma vs gibi. Herkes kendini biraz daha fazla tartıyor bu ligde. PTT 1.Lig'de ise mücadele gücü daha yüksek, anlık gidiş gelişler fazla oluyor. Bence ikisi arasındaki en büyük fark bu. Ayrıca Süper Lig'in taktik bilinci daha yüksek, 1. Lig'in de mücadele gücü yüksek.
Süper Lig'e alışma döneminiz oldu mu?
Ben her yerde aynı işimi yapmaya çalışıyorum. Tabi Süper Lig'de biraz rakipleri tanıma da, oyuncuları daha canlı olarak tahlil etme şansımız oldu. Belki bu yönden bize bir katkısı oldu Süper Lig'in. Ben 2B'de de, 1.Lig'de de çalıştım. Süper Lig'in diğer liglere göre çalışma ortamı daha kolay, o yüzden adaptasyonum kolay oldu.

Cihat Arslan'ın gelecekteki hedefleri neler? Gelecekte 4 büyüklerde, Milli Takımımızda ya da Avrupa'da çalışmak ister mi?
Çalışmak isterim tabi ki. Ama bizde nerdeyse hoca anlamında 5 bin kişilik potansiyelden bahsediliyor. Burada ki rekabetin yurt dışına da taşmasını istiyorum teknik direktörler anlamında. Yani biz hep kendi içimizde rekabet ediyoruz ama bu rekabeti Avrupa'ya da taşımamız lazım Türk teknik direktörleri olarak. Bu yüzden 1. hedefim Avrupa. Avrupa derken Liverpool, Manchester United, Chelsea demiyorum. Benim gelişimime katkı yapacak, aynı şekilde benim de oraya bir şeyler verebileceğim, alabileceğim bir kulüp olmalı. Ben orada kendime bir şey katabilirsem o zaman kendi ülkeme de daha çok fayda sağlayabileceğimi düşünüyorum. Cihat Arslan'ın ilk hedefi bu. Milli Takım keşke olsa, bizim hayalimiz bu. Bu millete hizmet etmenin en büyük yolu Milli Takım. Bayrağımız var, marşımız var. Milli Takım herkes için ideal. Ancak benim öncelikli idealim Türk insanına, Türk gençliğine hizmet edebilmek. Onlar adına bir şeyler yapabilmek, ben bunu planlıyorum kafamda. Bu 5 sene sonra olur, 10 sene sonra olur, belki hiç olmaz. Ama benim böyle bir hayalim var. Çünkü spor yapamadığından dolayı üzülen, hayalini gerçekleştiremeyen her çocuk için üzülüyorum, bunu samimi söylüyorum. Onun için benim hayalim kendimle sınırlı değil.

Bu sezon seyirci ve yorumcularda ciddi olarak hakem eleştirisi var. Sizin bu sezon ki hakemlerin performansı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Herkes hata yapabilir. Bu yorumcu olur, futbolcu olur, teknik direktör olur, hakem olur. Türkiye'de hakemlerin işi çok zor. Sahadaki 22 kişi yani hepsini aynı kefeye koymayalım ama büyük çoğunluğu hakemleri aldatmak için 90 dakika uğraşıyor. Bu nedenle burada sağlıklı bir şey çıkmaz. Hakemlerin üstünde de baskı oluyor, tek başına hakemler suçlu ilan etmek bence yanlış. Bu ortamda hepimizin suçu var.

İzmir'de hem Göztepe'yi hem de Karşıyaka'yı çalıştırdınız. Sizin gözünüzden bu iki takımın rekabetini ve İzmir futbolu hakkındaki görüşlerinizi alalım?
İki çok büyük camia. Ben Karşıyaka'da 3 sene de futbol oynadım. 1912'de kurulmuş, armasında ay-yıldız var ve arapça kaf-sin kaflar var. Cumhuriyetten önce kurulmuş, çok büyük bir camia. Biz Göztepe'yi hep rekabet ettiğimiz bir takım olarak görüyorduk, ama ben içine girince çok büyük bir takım ve camia olduğunu anladım. İlk anlaştığımda müzesini gezdim, A Milli Takım'a 7 oyuncu vermiş ilk 11'de. 11 kişinin 7'si Göztepe'den. Avrupa'da ilk defa yarı final oynayan, çok saygı duyulması gereken bir kulüp. Karşıyaka benim ilk göz ağrım. Bana bir takım tut dense Karşıyaka'yı tutardım, o kadar seviyorum. Karşıyaka çok büyük bir camia ama maalesef son zamanda doğru yönetilemedi diyelim, maddi sıkıntılar yaşadı. İnşallah o zor durumdan kurtulur. Ege ve İzmir futbolunun ben Türk futbolunda çok büyük çığır açtığını düşünüyorum geçmişte. Stad olsun, tesis olsun kesinlikle daha çok desteklenmeli ve yatırım yapılmalı. Çünkü İzmir futbolu kalkınırsa Türk futboluna çok büyük yansıması olacağını düşünüyorum. Taraftar profili düzgün, hem şehir çok düzgün ve kulüplerde çok büyük marka. Yani İzmir futbolunu dar boğazdan çıkartabilirsek bunun yansıması Türk futboluna çok olumlu olur.

Taraftar demişken, Passolig hakkındaki düşünceleriniz neler?
Bir kere disiplin altına alma açısından, holiganizm diyorlar ya şiddete başvuran taraftarları önleme açısından düzgün bir uygulama olduğunu düşünüyorum ama 8 yaşındaki çocuktan bile Passolig isteniyor. O zaman stada girişlerde sıkıntı yaşanıyor, insanlar aileler olarak her an buna sahip olamıyor. Bunun bir daha gözden geçirilmesi lazım. Olumlu tarafı da var olumsuz tarafı da.


Hem futbolcu, hem teknik direktör olarak şampiyonluk yaşadınız. Mutlaka güzel bir duygu, bir de duygularınızı sizden alalım?
İnsanın yaptığı işte başarılı olması kadar zevk veren başka belki bir şey yok. Mesela siz de kendi mesleğinizde başarılı olduğunuz zaman o hazzı nasıl hissediyorsanız şampiyonluk böyle bir şey. ''Evet biz başarılı olduk, bir sezon emek verdik ama başardık''. Yani başardık demek çok güzel bir şey, şampiyonluk böyle bir şey.

Hem futbolculuk kariyeriniz olsun, hem teknik direktörlük olsun birçok camiada forma giydiniz ve çalıştınız. Birçok camiayı tanıyorsunuz. Sizin Türk futbolu hakkında düşünceleriniz neler? Türk futbolundaki en büyük sorun ne?
Bir ekol olamadık, bunun üzüntüsündeyim. Yoksa Dünya 3.lüğü yaşadık, UEFA Kupası ve Süper Kupa'yı kazandık. Avrupa'nın en pahalı 6. ligindeyiz ama yansıması aynı değil. Ben her turnuvaya katılan, teknik direktörlerini Avrupa'ya ihraç edebilen, oyuncu sayısı Avrupa'da daha fazla olan bir ülke hayal ediyorum. Herkes altyapı diyor fakat ben çocuklara hiçbir şey veremediğimizi düşünüyorum. Çocuklara bir şey veremezsek, Türk futbolu da tepe noktada çok rahat edemeyecektir. Fatih Hoca'da bize verdiği bir seminerde Türk Futbolu'nu Kral Çıplak olarak nitelendirdi. Ben de aynı fikirdeyim. Türk Futbolu'nda yapılması gereken çok büyük değişiklikler var bana göre. Sorunlar söyleyecek olursam, dernekler kanunu diyebilirim herhâlde. Biri gelip popülist yaklaşıp kulübü büyük borçlara sokabiliyor, sonuçta eller havaya kalkıyor ve ibra ediliyor. Yani mali disiplinin büyük sorun olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında futbolun içinden gelen insanların Türk Futbolu'nu yönetmede biraz daha aktif olması gerektiğini düşünüyorum. Kulüpler Birliği bir karar alıyor, buna bütün herkes tamam diyor. Yani burada futbolcular var, teknik direktörler var, bu işin malzemecisi masörü var. Ama sadece 18 kişi Türk futbolunu yönetebiliyor, ben bunu çok doğru bulmuyorum.

Yabancı kuralı hakkında düşünceleriniz neler?
Bir sınır olmasının tarafındayım. Ama şundan yanayım; öncelikle nitelikli insan, nitelikli futbolcu yetişmesinden yanayım. Yani futbolcu sadece Türk olduğu için sahada oynamasın. Onu donanımlı hale getirelim, bunun içinde bizlere çok iyi eğitim verilmesi gerek. Biz bunu son dönemde çok iyi aldık, bunun içinde TFF Eğitim Dairesi'ne çok teşekkür ediyorum. Bizi yurt içi ve yurt dışı çok iyi noktalara getirdiler. Gerçekten son dönemde bize çok iyi eğitim verildi. Ama altyapıya daha çok eğitim verilmesi gerek, en önemli hocaların altyapı hocası olduğunu düşünüyorum. Türk Futbolundan da bahsedecek olursak Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve Gençlik Spor Bakanlığı'nın beraber ortaklaşa Türk futbolunu kurtaracağını düşünüyorum.

Galatasaray'da attığınız bir gol var. Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi gruplarındaki ilk golü ve Avrupa Kupalarında 100.golü. O güne dönelim, nasıl bir duyguydu?
Maçtan önce kim atar dediklerinde ben atarım demiştim. Çok istedim, rabbim de verdi. Ama o küçük bir şey, benim başarmak istediklerim çok daha büyüğü Allah'ın izniyle. Şampiyonlar Ligi çok güzel bir şey, ilk golü atan Türk futbolcusu benim. İnşallah ileri de bunları unutturacak daha büyük başarılara da imza atarım.

Bunların dışında unutamadığınız bir an ya da anlar var mı?
2 defa hafızamı kaybettim, hiçbir şey hatırlamadan maç oynamışım. Maçtan sonra beni hastaneye götürmüşler, evlendiğimi bile unutmuşum. Ama futbol bizim sevdamız, şampiyonluklar var, küme düşmeler var. Acısı ve tatlısı çok fazla hatıra var.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Ben herkese saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Biz bir kere centilmence yarışmaya çalışıyoruz. Buradan taraftarımıza teşekkür ediyorum, çok iyi gidiyorlar. Belki çok kalabalık değiliz ama çok seviyeli bir taraftar grubumuz var. Biz onlara hizmet ediyoruz, onları her zaman yanımızda görmek istiyoruz. Türk futbol kamuoyundaki taraftarlara da tabi ki taraftar olalım, destekleyelim ama şiddet hayatımızdan çıksın diyorum. Son olarak geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Ben her gelene kendimizi ifade etmek için bir fırsat olarak görüyorum. Ben Cihat Arslan olarak hep bunu söylüyorum. Türk Futbolu 25 sene bana çok şey verdi; isim verdi, takımlarda çalışma şansı verdi. Benim de idealim bir teşekkür nezdinde Türk Futboluna doğru davranarak, doğru hoca olarak teşekkür edebilmek.

Röportaj: Muhammed EKTİ

Yorum Gönder

 
Top