5 Aralık 2017 Salı

Röportaj: Mücahit Atalay


          Anadolu Selçukspor'un 1991 doğumlu kalecisi Mücahit Atalay, Veli Özkan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi. Futbola Gençlerbirliği alt yapısında başlayan Mücahit; daha sonra Trabzonspor, Elazığspor ve Hatayspor formaları giymiş ve geçtiğimiz sezon başında Konya Anadolu Selçukspor'a transfer olmuştu.

Bir daha doğsam kaleci olmazdım!
‘Futbolculara sırtını dönmeyen tek isimdir kaleciler. Maç boyunca geriden arkadaşlarını izler, bazen çok yalnız kalırlar. Kimi zaman kahraman olurlar, kimi zaman ise kova. Her maç ayrı heyecan, ayrı bir stres yaşarlar. Takımının ve kendisinin kaderini, iki eli, kimi zaman ise parmaklarının ucu belirler. Bir forvet kadar değer görmeseler de takımın gizli kahramanlarıdır aslında onlar. Şöyle de bir gerçek var; Bir daha doğsam kesinlikle kaleci olmazdım!’ diyor Anadolu Selçukspor kalecisi Mücahit Atalay… İşte keyifle okuyacağınız röportajın satırbaşları;

Konya ile yolun nasıl kesişti? 
          Buraya gelirken, Hatay’dan ayrıldıktan sonra Mesut Erçetin hoca beni aradı, çok istediğini söyledi. Hatay’da çok iyi bir sezon geçirmiştim. Mesut hocanın çok güzel planları, çok güzel projeleri vardı. Ben de inandım ona. Tabii ki herkesin hayali var. O da Konyaspor.  Belki olmayabilir ama 26 yaş kaleci için geç bir yaş değil. Burada hem çok güzel bir tesisimiz var hem de çok güzel ortamımız var. Çok güzel bir ilgi var Konyaspor’dan. Burası bir alt yapı takımı olabilir ama 2. Lig’de bundan daha iyi şartlara sahip 1-2 takım vardır belki de.  Burası benim için de bir fırsattı. Sadece Konyaspor’a gitmek için değil, kendimi geliştirip daha iyi yerlere hazır bir şekilde gitmek için de bir fırsat. O yüzden buraya geldim. Çok da mutluyum. İnşallah güzel olur.

Hedefin burada kendini gösterip Konyaspor’a gitmek o zaman değil mi?
          Tabii ki. Buraya gelen herkesin ilk hedefi o. Burada başarılı olup Konyaspor gitmek, olmazsa da üst liglere gitmek. Buraya gelmeden önce kulübü araştırmıştım. Ben gelmeden önceki sene 4-5 arkadaş Konyaspor’a olmasa bile üst liglere gitmişti. Bu da buranın, birileri pazarlama başarısını gösteriyordu. O yüzden ben de seve seve geldim.

Reşit Akçay, senin için büyük bir şanstı. Trabzonlu olman sebebiyle ve alt yapıya verdiği değer nedeniyle.  Onun gitmesi seni hayal kırıklığına uğrattı mı?
          O dönem Reşit Akçay ile Trabzon’da bazı olumsuz şeyler yaşadık. O dönem benim hatamdı. Hocanın hakkını ödeyemem, bana çok sabretti. Ben Trabzonspor A takımıyla 3-4 ay antrenmana çıktım. Şu an milli takım kaleci antrenörü olan Alper hocanın bana ‘senin artık oynaman lazım’ deyip 1461 Trabzonspor’a gönderdiği ortamda onunla çalıştım. Bütün hazırlık döneminde de ilk 11 oynadım. Transfer edilen kaleci ayrılmak istedi benim oynamam nedeniyle. Tam sezon başlarken kaleci geldi. Ben oynamadım. Onu tercih etti. O dönem benim biraz çocukluğum, duygusal bakışım problem yaşamamıza neden oldu. Ama sağ olsun o bana çok sabretti, çok yardımcı oldu. Bana hep, ‘kalecinin oynama yaşı 26’dır. ‘Sen sabredeceksin. Çok iyi özelliklerin var. Ama sabretmezsen olmaz’ derdi. Onun burada olması güzeldi. Serkan Ünver de yanındaydı, benim çok sevdiğim bir ağabeyim. Gitmesi olumsuz mu? Olumlu mu? Bilemem ama burada kalsaydı daha mutlu olabilirdim.

İki şehir takımında oynadın Elazığ ve Hatay’da. Oralarda fazla süre alamadın. Eğer süre almış olsaydın senin için kırılma dönemi olurdu değil mi?
          Elazığspor ile Süper Lig’de oynadım. Ivesa ve Ahmet Şahin vardı. Onlar varken süre almak çok zordu. Ertesi sene de Ivesa vardı ve Zülküf gelmişti. Yabancı bir hocamız vardı. Hazırlık kamplarında Ivesa’yı birinci kaleci, beni de ikinci kaleci yaptı hep. Lig başladı. İlk hafta, Ivesa ilk 11 başladı. Ben yedeğim, Akhisar’dayız. Dakika 80 Iveşa kırmızı kart gördü ama şansıma 3 oyuncu değişikliği hakkı bitmişti. Ne olduysa ertesi hafta hoca beni oynatmadı, Zülküf’ü oynattı. Büyük ihtimalle tecrübeli olduğundan dolayı beni oynatmadı. Çünkü benim profesyonel maçım yoktu. Zaten ülkemizde yabancı hocalar pek yaşa bakmıyor ama Türk hocalar öyle değil. ‘Sen tecrübesizsin. Otur!’ diyorlar. Zülküf çok iyi bir performans sergiledi. Iveşa’yı da oynatmadı artık hoca. Daha sonra Elazığspor’da TFF 1.Lig’de oynadım. Ümit Özat sağ olsun. Ben hep söylerim Ümit Hoca, Türkiye liglerindeki en cesaretli Türk hocalardan biridir. Babasının oğlunu tanımaz. 15 yaşında iyi görsün hemen oynatır. Kimseden korkusu yoktur. Bir maddi beklentisi de yoktur.  O oynattı beni. Her şey iyi giderken benim, hayatımın kırılma anı dediğim bir an var. İki hafta çok iyi oynadım. Elazığ medyası olsun, ulusal medya olsun güzel şeyler yazdı. Daha sonra Kayserispor bize şampiyonluk maçına geldi. İlk dere 0-0, ikinci yarıya çıkarken tribünler beni alkışladı. 46. dakikada Çağlar Birinci 35 metreden frikik vurdu. Yağmurluydu hava. Üzerime gelen topu niye yumruklamadıysam. O an tutmak istedim cesaretle. Elimden kaçırdım gol oldu. Benim için kariyerimin kırılma anı odur.  Herkes benim o golle hatırlar. Aslında o sezon çok iyi maçlar oynadım. Herkes bir hataya bakıyor. Ertesi sezon Serdar Kulbilge geldi, ben oynamıyordum. Ben de gitmek istiyorum dedim. 2. Devre Hatayspor'a gittim. İlk hafta hariç 16 maç oynadım. Çok iyi bir dönem geçirdim.

Hatayspor’da neden kalmadın? 2. Lig’de zirveye oynayan sayılı şehir takımlarından.
          Sezon bitti. Yeni evlenecektim. Benim ailem pek razı değildi. Onları da kırmak istemedim. Aslında Hatay çok güzel bir şehir... Hiçbir sıkıntım yoktu. Hatayspor ile Konya’ya maça gelmiştik.  Kendi kendime, ‘Konya güzel şehir... Evleneceğim. Şöyle güzel şehir varken Hatay’da oynuyorum’ dedim. Hatayı da küçümsemek anlamında değil tabii. Konya güzel şehir derken Mesut hoca aradı. Ben de kabul ettim.

Evlilik futbol hayatını nasıl etkiledi? Daha düzenli bir hayattır mutlaka.
          Benim zaten düzenli bir hayatım vardı. Kötü yaptığım bir şey yok. Gece gezmesi, alkol vs. Arkadaş ortamımı çok dikkatli seçerim. Evliliğin çok güzel bir etkisi oldu. Hep tesiste kalırdım, artık evimde kalıyorum. Antrenmandan sonra eve gidiyorum.

Her futbolcu, bu ligde en kötü play-off görmek ister. Kendini kanıtlayıp daha iyi yerlere gitmek ister. Burada zirveye oynayamıyorsunuz. Bu seni soğutmuyor mu?
          Buna şöyle bakmak lazım. Ben 1461 Trabzonspor ile şampiyon olduğumuz sene kadrodaydım ama hiç oynamadım. Bundan bir önceki sene son dakika golüyle ligde kaldı 1461 Trabzonspor. Bir sonraki sezon ise 2-3 hafta kala şampiyonluğu garantiledi. Yani takım olarak hedef için kurulmamış olabiliriz ama yarının ne getireceği belli olmaz. Biz belki de iyi hava yakalayarak üst sıralara çıkabiliriz. Geçen sene çok ciddi bir takım kurulmuştu. Şu an olsa açık ara lider olabilirdik bu takımla.

Kaleciler şanssızlardır aslında. Bütün maçta devleşirler ama son dakikada hatalı bir gol yer ve bütün güzel şeyler kenarda kalır, o golle hatırlanırlar. Kötü olarak nitelendirilebilirler. Bunun sende ne gibi etkileri oluyor?
          Çok şükür ben o tecrübeye artık sahibim. Daha önce de söyledim. Hayatımın kırılma anıydı; bütün maç iyi oynadım, yaptığım hata yüzünden kariyerim etkilendi. Hatta bu sezon başındaki Gümüşhanespor maçında, bana göre hiç hatam olmasa da hatalı sayıldım. Maçın genelinde iyi oynamama rağmen kötü oynamış sayıldım. O pozisyonda kaleciliği bilmek önemli. Kaleci orada topa gidemez çünkü top kalecinin değil orada. Rakip oyuncu geliyor, kaleci çıkıyor, top ortada. Rakip oyuncu benden önce vuracak. Benim orada tek bir amacım var. Rakip oyuncuya vurdurmamak. Yumruklamak veya tutmak değil. Nitekim vuramadı da. O topu bizim savunma oyuncusu uzaklaştırsaydı, herkes Mücahit’e ’Bravo’ diyecekti. Ama gol oldu diye herkes Mücahit’e ‘elinden kaçırdı hatalı’ dedi. Sonuçta, kaleci yalnız adam. Bunlara alışkın olması lazım ki iyi bir kaleci olsun veya bu işten ekmek yesin, bir yerlere gelsin. O yüzden niye öyle yazıldı, niye öyle dendi? demem. Biz alıştık bunlara, problem değil. Biz forvetler kadar şanslı değiliz. Şunu da hep söylerim, bir daha doğsam kaleci olmazdım. Ben rastgele kaleci oldum.



Futbola nasıl başladın? Nasıl kaleci oldun peki?
          Gençlerbirliği alt yapısında başladım. İnanılmaz futbolsever biriydim.  Babam beni kendi elleriyle yazdırdı Gençlerbirliği Futbol Okulu’na. Ankara’da yaşıyorduk. Oyuncu olarak başladım. Bir gün çift kale maç yapıyorduk, futbol okulunda da kaleci olmuyor genelde, kaleciler ayrı çalışıyor. Hoca, ‘kim kaleye geçer?’ dedi. Ben de ‘Ben geçeyim’ dedim. Kaleciler yan tarafta çalışıyordu. Birkaç iyi kurtarış yaptım. Kaleci antrenörü de izliyordu, hocayla konuştular. İdmandan sonra beni çağırdılar. ‘Kaleci olmak ister misin?’ dediler. Ben de neye dayanarak isterim dedim bilmiyorum. Ondan sonra futbol okuluna kaleci olarak devam ettim.

Kaleci olmasaydın hangi mevkide oynamak isterdin?
          Her oyuncu forvet olarak oynamak ister. Kim defans oynamak için futbola başlamak ister ki? Kimse başlamaz.

Kaleci olarak kimi örnek alıyorsun?
          Benim hep örnek aldığım, severek izlediğim kaleci Rüştü Reçber. Tanışma fırsatım oldu ama o fotoğrafı da kaybettim. Keşke bir daha karşılaşabilsek. Rüştü Reçber benim için 1 numaradır her zaman Türkiye’de.

Kalecisin. Forman garanti değil. Bir hatan belki bir sezonunun kaybolmasına neden olacak. Bunun psikolojik baskısını yaşıyor musun?
          Bu mesleği bunları düşünerek seçiyorsun. Ben seçmedim gerçi ama bunları bilerek devam ettim. Geçen sene başıma geldi. Amedspor maçında yenildik, sezon sonuna kadar oturdum, oynamadım. O yüzden bunlara hazırlıklı olmak gerekiyor. Kalecinin başarılı olması için en çok mental olarak kendisini hazırlaması gerekiyor. Eğer kendini her şeye hazır tutmazsa başarılı olamaz. Her takımda bir tane kaleci oynuyor, ikinci kaleci neredeyse hiç oynamıyor. Bu yüzden kalecilik zor, sabır işi... Ben o sabrı çok gösterdim. Çok şükür son 3-4 yıldır oynayarak gidiyorum.

Genç bir takım ve teknik ekiple çalışıyorsun. Onunla ilgili neler söyleyeceksin?
          Genç olmaktan ziyade ne kadar donanımlı olduğu önemli…  Yaşlı antrenörlerden daha donanımlı bir ekip var. Sağ olsunlar bize çok katkıları oluyor. Kaleci antrenörümüz Gökmen hocanın da çok katkısı oluyor. Kaleci olarak söylemem gerekirse. Konya’da şunu gördüm, söyleyeyim. Basına da özellikle söyleyeyim. Beklentiyi neye göre kuruyoruz? Onu bilmiyorum. Genç takım diyoruz. Tecrübeli oyuncu yok diye eleştiriyoruz. Genç takım üst üste kaybedince, ‘hocayı gönderelim. Bu takımdan bir şey olmaz’ diyoruz. Niye? Takım genç, amacı şampiyon olmak değil ki. Konyaspor’a oyuncu gönderebilmek. Tabii ki başarılı olmak için herkes çabalıyor ama bize sabredilecek ki bir şeyler gösterelim. Dediğim gibi 1461 Trabzonspor son dakika golüyle ligde kaldı, ondan sonraki sene şampiyon oldu. Belki bu takım da bu sene son dakika golüyle ligde kalıp önümüzdeki sezon şampiyonluğa oynayacak bunu kimse bilemez.

Gelecekte ne gibi hayallerin, planların var?
          Ben hiçbir zaman uzun vadeli plan yapmıyorum. Geçen sezon buraya geldiğimde ya Konyaspor ya da daha hedefli bir takıma gitmek olarak kendime bir hedef koymuştum. Ama geçen sene bazı problemler yaşadık. Bunu bir sene ertelemiş oldum kendi adıma. Ben bu seneyi hayırlısıyla           sakatlıksız, kazasız, belasız güzel geçirip yine aynı bu şekilde hedef koyuyorum.

Her futbolcu farklı düşünür. Bazıları büyük takıma gitmek ister. Bazıları ise küçük takımlarının büyük futbolcusu olmak, şampiyon yapıp kahraman olmak ister. Senin de böyle bir düşüncen var mı?
          Benim öyle hedeflerim olmadı. Gittiğim her kulüpte en az iki sene kaldım Hatayspor hariç. Gittiğim kulüplerde kendimi sevdirdim. Sevdiremeyeceğim yerlere gitmemeye çalıştım. Kahraman olayım, taraftar olsun, şehir güzel olsun diye pek ayrım yapmadım. Evli olunca eşinin de düşünceleri önemli oluyor bir yerlere gidecekken.

Futbolu bıraktıktan sonra ne yapmayı düşünüyorsun?
Ben antrenör olmak istemiyorum. Futbolun içerisinde kalmak da çok istemiyorum. Ama büyük de konuşmak istemiyorum. Yarın ne olur bilemem. İlla ‘antrenör olacağım, futbolun içerisinde kalacağım, menajer olacağım’ diye bir beklentim yok. Yatırımı güzel yaparsam ticaret vs. olur, daha sakin bir hayat istiyorum. Olmazsa herkes gibi gidip diplomamı alacağım, antrenör olacağım.

Futbolcu olmasaydın ne olmak isterdin?
          Okurdum herhalde ama ne olurdum bilmiyorum. Küçüklükten beri bana sorduklarında hep ‘futbolcu olacağım’ derdim. Benim tek hayalimdi.

Sezon öncesi uzun süre kamplara gidiyorsunuz. Maçlara gidiyorsunuz. Göçebe olmak sorun olmuyor mu evlilik hayatında?
          Sorun olmuyor eşin anlayışlıysa. Zaten ona göre seçiyorsun. Şu anda göçebelik sıkıntısı yaşamadık. Eşimin ailesi Ankara’da, Konya - Ankara’ya yakın. Benim ailem de İstanbul’da. 1 saatte gidebiliyorsun. Sıkıntı yaşamadık ama uzak bir yere gidersem ne olur bilmiyorum tabii. Eşim anlayışlıdır.

Konya’da günlerin nasıl geçiyor, alışabildin mi?
          Benim düzenim belli. Evden işe, işten eve. Eşimle, çocuğumla dışarıya çıkıyorum, çıkarsam. Konya’da zaman geçirebileceğiniz çok yer var.

Röportaj: Veli ÖZKAN
Transfer Merkezi

Transfer, Röportaj, Araştırma, Analiz

www.TransferMerkez.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme