18 Eylül 2013 Çarşamba

Dünden Bugüne: Ronaldinho

       Futbol yıldızlarının ilginç hayat hikayeleri ve bilinmeyen yönlerini içeren "Dünden Bugüne Futbol Efsaneleri" yazı dizimizin ilk konuğu hatırlayacağınız gibi Cristiano Ronaldo'ydu. İkinci futbol efsanemiz ise çirkin ama sevimli kral, top cambazı Ronaldinho..
       Ronaldinho takvim yapraklarının 21 Mart’ı gösterdiği 1980 senesinde Porto Alegre’de doğar. Eski bir futbolcu olan babası, o yıllarda evin geçimini Cruzeiro kulübünün araba parkını işleterek sağlardı ama bu paranın yeterince eve destek sağladığı söylenemezdi. Ronaldinho’nun abisi Roberto da Moreira ailesinin  bütçesine katkı sağlıyordu. Üstün çalım atma yeteneğine sahip olan Roberto, Gremio kulübü ile antrenmanlara çıkıyor ve kazandığı parayı ailesinin geçimi için kullanıyordu.

       Ronaldinho’nun ilk üzüntüsü, henüz çocuk denecek yaşta babasını bir havuz kazasında kaybetmek oldu. Artık evin tüm yükü 14 yaşındaki abisi Roberto'daydı. Bir gün birinci lig maçı seyrederken Roberto kardeşine dönerek  “Biz hiçbir zaman ayrılmayacağız. Hiçbir yerde hem de..”

       Abisi Roberto daha fazla para kazanmak için saatlerce antrenman yaparken, küçük Ronaldinho ise abisinin izinden giderek onun oynadığı Gremio kulübünün  alt yaş kategorisine girmişti. Roberto her gün  antrenmanda öğrendiği hareketleri sıkılmadan kardeşine aktarıyor ve yaptığı hareketleri pekiştirmiş oluyordu. Roberto’nun çalışmaları meyvesini vermiş ve Sion kulübü kendisi ile profesyonel sözleşme imzalamıştı. Bunun karşılığında da aileye, içinde yüzme havuzu bulunan, şehrin nezih bir semtinde ev satın aldı. Ama içinde bir korku vardır Roberto’nun ya başarısız olursam ya mutlu  aile tablosu sona ererse.. Roberto bunları düşünürken Ronaldinho ise futbolda kendini geliştirmişti, okulda tüm arkadaşları onun takımında olmak  istiyordu çünkü o sahada ayak basmadık yer bırakmazdı.

     Ronaldinho’yu Ronaldinho yapan ilk maç 13 yaşında oynadığı bir bölgesel maçtı. 23-0 biten maçta tüm golleri atan Ronaldinho adından yavaş yavaş tüm ülkeye söz ettirmeye başlamıştı. Mısır’da düzenlenen  17 yaş altı şampiyonada adını tüm futbolseverlere duyurdu. Bunun üzerine Brezilya’ya dönüşte Gremio kulübünde sözleşmesi uzatılan Ronaldinho artık bir profesyoneldi.

       1999 yılında Ronaldinho asıl çıkışını yaptı. O sene Copa America için Brezilya milli takımına çağrılmıştı. Abisi gibi olacağını düşündüğü günden beri  iyi çalışıyordu. Fizik kondisyonunu artırmaya çalışıyor ve ilk milli maçı için gün sayıyordu. Hocası Luxemborgo onu 1999 yılındaki kupanın ilk maçı olan Letonya karşılaşmasında sahaya sürdü. 90 dakika mücadele ettiği maçta Ronaldinho gol atmasa da  oynadığı oyunda göz doldurdu. Copa America’da finale kadar yükselen takımda  forma giyen Ronaldinho, ilk milli golünü Venezuella’ya karşı attı. Kupadaki başarılı oyunundan sonra kendisine gelen ilk teklif  İngiliz devi Leeds United tarafından yapıldı ancak Gremio yönetimi  Leeds United ve PSV’nin tekliflerini geri çevirdi. 2001 yılında ise Ronaldinho bedelsiz şekilde Fransız devi PSG ile anlaştı.

       2001-2002 sezonu Ronaldinho için bulunmaz bir nimetti. Genç futbolcuların kıymetini bilen bir teknik direktörün yanında top oynayacaktı artık. Antrenman, kamp derken hocasının gözüne girmeyen çalışan Ronaldinho, PSG’deki ilk şokunu Lille maçında yaşadı, çünkü adı listede yoktu. Ama anlamalıydı artık yabancı bir ülkede kendisine forma şansının gelme gününü beklemeliydi ve öyle de oldu. Auxerre maçının 60. dakikasından itibaren sahaya adım atan Ronaldinho böylece PSG’de ilk resmi  maçına çıkmış oldu. Monaco maçında oyundan alınırken iyice sinirlenen Ronaldinho, barda kendisine laf atan adamın üstüne uçarak adeta o günün olay adamı olmuştu. İlk yılında 28 maç oynadı ve 9 gol attı. PSG o sezon ligi 58 puanla 4. bitirdi.

       2.sezonunda ise adaptasyon sorunu çözen Ronaldinho oynadığı 31 maçta 9 gol attı. PSG o sezonu ise 54 puanla 10. sırada bitirdi. O sene PSG’nin Avrupa kupalarına katılamaması üzerine Ronaldinho, sözleşmesindeki madde üzerine kendini satış listesine koydurttu. 2002 yazına gelindiğinde Ronaldinho, Brezilya’nın Dünya Kupası kadrosundaydı. Brezilya o turnuvada finalde Almanya’yı 2-0 yenerek kupayı alırken, Ronaldinho ise turnuvanın en iyi 5 orta saha oyuncusundan biri olmuştu.

       Ronaldinho kendini geliştirdikçe geliştirip tüm izleyenleri kendine hayran bırakırken abisi Roberto’nun oynadığı futbol ve kariyeri günden güne kötüye gidiyordu. 2002 yılına kadar 4 farklı kulüpte oynayan ama dikiş tutturamayan Roberto artık bir karar vermişti. Futbolu bırakıp tüm bilgi ve deneyimini kardeşi Ronaldinho’ya aktaracaktı.

       2003-04 sezonu başında taraftarlarına söz veren Barcelona başkanı Laporta, takıma "Beckham’ı getireceğim" demesine rağmen oyuncuyu en büyük düşmanları Real Madrid’e kaptırmışlardı. Odasında kara kara düşünen Laporta’ya yardımcısı bir öneride bulunarak "Başkanım PSG’de Ronaldinho’yu alalım daha bir Beckham olmasa da dünyanın en iyi 5 orta sahasından birisi" demişti. Bu fikre kafası esen başkan Laporta, Ronaldinho’nun menajeri ve abisi Roberto ile tüm konularda anlaşmaya varmıştı. Barcelona 19 Temmuz 2003 tarihinde 21 milyon 250 bin Euro bonservis karşılığında Ronaldinho’yu renklerine bağlıyordu.

       Asıl gerçek transferden 1 hafta sonra kendini belli etmişti. Real Madrid yönetimi Ronaldinho’yu yeterince yakışıklı bulmadığından takıma almamıştı. Marka imajına ve görselliğe çok fazla önem veren Real Madrid, onun yerine genç kızların hayran olduğu Beckham’ı takıma katmıştı. İlk senesinde Barça ile 32 maçta 15 gol atmıştı Ronaldinho ama o çok istediği lig kupasına kavuşamamıştı. İkinci sezonunda Deco ve Eto’o’nunda takıma katılması ile iyice güçlenen Barça o sezon La liga’yı lider bitirmişti. Ronaldinho o sezon takımıyla ligde mutlu sona ulaşırken diğer yandan da FIFA tarafından "Yılın En İyi Oyuncusu" seçilmişti.

       2005-2006 sezonuna gelindiğinde Ronaldinho'nun performansı zirve yapar ve o sezonu 29 maçta 18 golle tamamlar. O sene ayrıca Şampiyonlar Ligi finalinde Arsenal'i devirerek kupayı kazanan Barcelona'nın da en önemli ismidir. Dünya Kupası'nda çeyrek finalde elenen Brezilya takımında forma giyen Ronaldinho, o turnuvada oynadığı 5 maçta hiç gol atamadan turnuvayı tamamladı. 2006-07 sezonunda Ronaldinho 32 maçta 21 gol atmayı başarsa da takımı Barcelona şampiyonluk yarışını averajla Real Madrid'e kaybeder.

       2007-2008 sezonu  adeta bir kabus olur Ronaldinho için. Rijkaard ile girdiği tartışmalar tüm takım geneline yayılır ve takımdan gönderilmesi konuşulmaya başlanır. O sezonu 17 maçta 8 golle tamamlayan Ronaldinho, sezon sonu Barcelona ile yollarını ayıracaktır. İtalya'da şike skandalının patlak verdiği sezonun ertesi yıl Milan, Ronaldinho’yu 21 milyon Euro’ya renklerine bağlar. İki taraf da bu transferden mutludur.

       Milan’da 10 numarayı Seedorf giyiyordu, bu yüzden Ronaldinho doğum yılı olan 80 numarayı sırtını geçirmişti. Daha takıma ilk geldiği günlerde gece hayatı ile gündeme oturan Ronaldinho için gazeteler “Çapkın Ronaldinho’nun Milanolu kızlarla imtihanı!” gibi başlıklar atıyordu. İlk sezonunda sahada çok kötü bir futbol sergileyen çirkin kral beklenen performanstan oldukça uzaktaydı. Ligde forma giydiği 29 maçta 7 gol atabilmişti.

       2009-10 sezonuna gelindiğinde Milan’da köklü değişiklikler olmuştu. Teknik direktör Ancelotti gönderilmiş, yerine Leonardo getirilmişti. Ronaldinho Serie A’yı fazlasıyla küçümsediği için olsa gerek, ayakları sağlam basmıyordu çimlere. Maçları takip etmiyordu, hatta kendi dışında ilgilendiği bir futbolcu yoktu sanki. Bir antrenman sonrası Leonardo onla uzun uzun konuşmuştu. Ronaldinho ise hocasına şu sözü verdi “Siz yeter ki bu inancınızı kaybetmeyin. Sizi asla mahcup etmem!”
İtalya’daki 2. sezonu daha iyi geçen Ronaldinho, çıktığı 36 maçta 12 gol  18 asist yapmıştı.

        2010-2011 sezonunda Leonardo yollanıp yerine Cagliari teknik direktörü Allegrini getirilmişti. Yeni hocasıyla anlaşamayan, günden güne eriyen Ronaldinho artık gözden çıkarılmıştı. Ronaldinho’nun düşüşüne ilk kızan manajer’i olan abisi oldu. Roberto “Sponsorluk anlaşmaları tek tek iptal ediliyor. Reklam gelirlerimizde ciddi düşme var. Borsada fiyatın son iki senede yarı yarıya indi. Artık peşinden koşan büyük teknik adamlar yok.” İki kardeş hayatlarında ilk kez bu kadar tartışmışlardı..

       30 yaşındaki yıldıza teklif gönderen ekipler ise Blackburn Rovers, Gremio, Flamengo ve Palmeiras’tı. Çirkin Kral, 11 Ocak 2011’de Flamengo ile anlaşmaya vardı. Onun gidişine en çok üzülen isim ise Ibrahimovic oldu. Yaptığı basın toplantısında söyle konuştu Ibrahimovic;
“Ronnie’nin burada bizimle daha fazla birlikte bulunamayacak olmasından dolayı üzgünüm. O, tüm zamanların en iyi oyuncusu.”

       Flamengo ile 4 yılllık sözleşme imzalayan yıldızın ligdeki ilk maçı Boavista’ya karşı oldu. Üstelik ilk maçında da ilk golünü attı takımı adına. Taca Guanabara Kupası finalinde bir kez daha Boavista ile karşı karşıya gelmişti Flamengo. Maça hızlı başlayan Flamengo Ronaldinho’nun attığı frikik golü ile o sene kupayı müzesine götürdü.O sene Flamengo’dan alacaklarını alamayan Ronaldinho sözleşmesini tek taraflı fesh etti.

        Ronaldinho 4 Haziran 2012’de resmi olarak Atletico Mineiro’ya transfer oldu. Mineiro onunla beraber tekrar üst sıralara oynayan bir ekip olmuştu. İlk sezonunda 32 maçta 9 gol 15 asist yaparak eski günlerini anımsatmıştı Ronaldinho. Ama kader ya, bir şeyler ters gidecek. Sponsoru Coca Cola olmasına rağmen basın toplantısında Pepsi’nin kutu kolası ile görünen Ronaldinho’nun sözleşmesi fesh edildi. Maddi kayıplar yaşasa da futbol kariyerine hala başarıyla devam ediyor ve zaman zaman yaptığı insan üstü hareketlerle futbolseverlere güzel dakikalar yaşatıyor..
Transfer Merkezi

Transfer, Röportaj, Araştırma, Analiz

www.TransferMerkez.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme