0
       İki takım yeşil sahada karşılaştığında; sadece üç ihtimalli bir maç için mücadele edeceklerini bilirler. Sadece üç farklı sonuçla sahadan ayrılacaklardır: Ya galip gelecekler rakip takıma karşı, ya üstünlük kuramayacaklar, ya da boyun eğerek puanları rakipte bırakacaklar…

       Peki cidden sadece üç boyutlu bir kavram mıdır futbol; yoksa altıncı his gibi, görünmeyen bir boyut da içerir mi? Biraz romantik bir boyut hatta…

       Bu hafta 1. Lig’de oynanan Orduspor-Ankaraspor maçından bahsedeceğim. Hani, Orduspor’un 3-1 kazanarak mavi beyazlı başkent temsilcisinin Süper Lig’e doğrudan çıkma hayallerine ambargo koyduğu maçtan…

       Teknik patronlara bir bakalım evvela! Bir tarafta, Elazığspor’un şampiyon olduğu 2010-2011’de teknik direktörü olan Osman Özköylü, diğer yanda gene aynı takımın 2011-2012’deki şampiyonluğunda yarım devre görev alan Hüsnü Özkara!

Golcülerden devam edelim…
       Branimir Subasic, kritik bir anda sahneye çıkıp farkı ikiye çıkartan golü atan Yugoslav golcü. Bu sezon 8. golünü attığını kaydedelim, dahası onun gol attığı maçlarda sadece bir kez mor menekşelerin kaybettiğini de iletelim. (Bucaspor 2-1 Orduspor)

       Ankaraspor’un tek golünü kaydeden Bilal Aziz Özer’i tanımayan yoktur diye düşünüyorum; Schalke 04 altyapısı çıkışlı Lübnan asıllı futbolcu bundan birkaç yıl önce şike soruşturması kapsamında 1.5 yıllık cezaya çarptırılmıştı. Bu çarpıcı cezadan sonra futbola ilginç bir şekilde daha sıkı dönen Bilal’in attığı gol, bu sezon başkent ekibinde kaydettiği penaltılarla dördüncü, toplamda altıncı golü oldu. Bilal’in maç kazandıramadığı ikinci golü de bu maçta oldu böylece. (Diğeri Ankaraspor 1-3 Boluspor)

Ve gelelim maçın yıldızına!
       Anıl Taşdemir, attığı iki golle galibiyete doğrudan etki ederken perdeyi hem açan hem de kapatan isim oldu. Toplamda 14 gole ulaşan genç isim, bu sezon üçüncü kez iki gol kaydetme başarısı gösterirken şüphesiz bu maçın onun için yeri çok farklıydı. Zira Ankaraspor, Anıl’ın kariyerindeki ikinci profesyonel takımıydı ve dört sezon boyunca Ankaraspor futbolcusu olmuştu. Ancak şanssız bir şekilde, kulüpteki ilk yılında Ankaragücü-Ankaraspor hadisesinden ötürü kulübün Süper Lig’den düşürülmesine, üçüncü yılında ise kulübün kapatılmasına şahit olmuştu. Bu sezonlarda kiralık olarak Diyarbakırspor ve Bugsaş formaları giyen Anıl, sonrasında Samsunspor’a transfer olacaktı.

       Tabii, bu isimlerin haricinde, Süper Lig’de uzun süreler adlarını duyduğumuz nice isim de esame listesinde yer aldı. Hepsinin umudu Süper Lig’e geri dönüş yapıp kariyerlerini toparlayabildiklerini göstermekti.

       Gökhan Ünal, Ragıp Başdağ, Serkan Atak, Hasan Üçüncü, Erkan Sekman ve Ferhat Öztorun; daha bundan en fazla bir buçuk sene öncesine değin Süper Lig’de oynayan oyuncular olarak tekrar profesyonel liglerin en üstüne çıkış yapabilmek için mücadele verdiler.

       Futbol böyledir işte. Üç ihtimali vardır ama, nice mücadeleleri ve nice anekdotları içinde barındırır. Nice umutları, nice hayal kırıklıklarını, nice tesadüfleri… “Birinciyi herkes hatırlar, ikinci unutulur” denir ya; yok öyle bir şey. Mücadeleler hep bakidir, asılı kalır izleyicisinin aklına…

Yazar: Alper KAYA

Yorum Gönder

 
Top