0
       Geçtiğimiz günlerde ilk bölümünü yayınladığımız "Teknik Direktör Performansları" yazı dizisinin ikinci bölümüyle karşınızdayız. Yazarımız Enes Yalıhüyük'ün Spor-Toto Süper Lig teknik direktörleri hakkındaki gözlem ve düşünceleri ile geride bıraktığımız sezondaki performansları;

10-) Uğur Tütüneker
       Uğur Tütüneker de bu yıl iki farklı takım çalıştıran hocalardan. Ve çalıştırdığı iki takımda da başarılı olması onu bu listede başarılı teknik adamlar sınıfına sokan en büyük etken hiç şüphesiz. Konyaspor‘da kendi kurduğu takım ile sezona başlayan Tütüneker, özellikle yerel medya ile arasında olan sorunlardan dolayı Konya‘dan ayrılmıştı. Daha sonra Çaykur Rizespor ‘un yolunu tutan tecrübeli teknik adam, uzun zamandır kazanamamış bir takım devralmasına rağmen hem aldığı sonuçlar hem de oynattığı futbol ile herkesin takdirini kazandı. 

9-) Hamza Hamzaoğlu  
       Hamza Hoca için taraflı tarafsız herkesin sevgilisi demek sanırım yanlış olmayacaktır. 3 sezonu aşkın bir süredir Akhisar Belediyespor‘un başında bulunan Hamza Hamzaoğlu, sanırım istikrarın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi bizlere. İki sezondur Süper Lig seviyesinde Akhisarspor ‘un göstermiş olduğu başarılı performansın baş mimarı olan Hamza Hoca‘ya tebriklerimi iletiyor ve Milli Takım macerasında başarılar diliyorum. Hamza Hoca‘nın Milli Takım tercihini soracak olursanız ise bence tamamıyla doğru bir karar. Akhisar Belediyespor‘da yapabilecekleri sınırlıydı ve yapabileceğinin en iyisini yaptı. Milli Takım görevinin ardından ne olur bilinmez ama bence ilk 5 sırayı zorlayan bütün takımların ilk tercihi olur Hamza Hoca.

8-) Hami Mandıralı
       Hami Mandıralı için en son yazacağımı en başta yazmak istiyorum. Umarım futbolculuk kariyeri kadar parlak bir teknik adamlık kariyeri olur.  Trabzonspor‘da oynamış, Trabzonspor‘da görev yapmış herkes “Trabzon çok farklı bir yerdir. Orada oynamak da çalışmak da çok zordur “ der. Hami Hoca da Avrupa Ligi hedefinden uzak, takım bütünlüğü bozulmuş bir takımın başına geçti . Ve açıkçası çok kısa bir sürede hem takım bütünlüğünü sağladı hem de Trabzonspor ‘u 4. yaptı.  Hami Mandıralı ‘nın Trabzonspor‘da kalıp kalmayacağı belli değilken ben Trabzonsporlu yöneticilere Ferguson‘u mu getireceksiniz diye sormak isterdim doğrusu. (Bu yazı hazırlandığı sırada Trabzonspor Hami hoca ile yollarını ayırmaya karar verdi)

7-) Okan Buruk
       Ligden düşmüş bir takımın hocasını listenin üst sıralarında görmek sizi şaşırtmış olabilir. Fakat ben Okan Buruk‘un ilk antrenörlük deneyiminin bulunduğu şartlara göre başarılı geçmiş olduğunu düşünüyorum. Sollied‘den bir enkaz devraldığını söylememiz sanırım yanlış olmayacaktır. Uzun süre kazanamamış, fazlasıyla özgüven eksikliği olan bir takımı bambaşka bir takım haline getiren Okan Buruk, çok uzun süre önce ligden kopması beklenen Elazığspor‘u son haftaya kadar yarışın içinde tuttu. Okan Hoca da gelecek sezon Süper Lig‘de bir takım çalıştıracaktır. Umarım Elazığspor‘da gösterdiği olağanüstü performansı kariyerinin her döneminde üstüne koyarak devam ettirir.

6-) Tolunay Kafkas
       Tolunay Kafkas‘ı  üç kelime ile anlatacak olursam sanırım ciddiyet, duruş ve disiplin kelimelerini seçerdim. Çalıştırdığı bütün takımlara kendi oyun anlayışını, kendi karakterini benimsetmiş olan Tolunay Kafkas bu sezon da Karabükspor‘da çok başarılı bir sezon geçirdi. İlk sezonunda Karabükspor‘a tam bir takım olgusu kazandıran Kafkas, kadrosunda yer verdiği çok sayıda genç oyuncuyla da kamuoyunun takdirini kazandı. Genç ama tecrübeli bir teknik direktör olan Tolunay Kafkas‘ın gelecek yıllarda çok büyük başarılara imza atacağına inanıyorum.

5-) Mehmet Özdilek
       Benim için sezonun ayakta alkışlanacak teknik direktörlerinden birisi Mehmet Özdilek. 8. haftada 4 puanı bulunan bir takımın başına geçip, o takıma düşme korkusu yaşatmayı bırakın Avrupa Ligi hedefi peşinden koşturuyorsanız şapkadan tavşan çıkarmışsınız demektir. Hem Antalyaspor‘da hem de Gençlerbirliği‘nde gösterdiği performansla ne kadar başarılı bir teknik direktör olduğunu gösteren Mehmet Özdilek için artık hedef takımlarında görev yapma zamanının geldiğini düşünüyorum.  Muhtemelen Mehmet Özdilek ‘in hayali Beşiktaş‘ı çalıştırmaktır ve ben bu hayalin gerçeğe dönüşmesi için çok kısa bir zaman kaldığını söyleyebilirim.

4-) Sergen Yalçın
       Sergen Yalçın‘ın bu sezonki performansı için sanırım ne desek az kalacaktır. Gaziantepspor‘un başında 15 maça çıkan Sergen Yalçın bu maçlarda 27 puanı hanesine yazdırmayı başardı. Gaziantepspor Sergen Hoca‘sız çıktığı geriye kalan 19 maçta ise sadece 10 puan toplayabildi. Sergen Yalçın ‘ın ne kadar zeki bir adam olduğunu sanırım söylemeye gerek yok. Futbolculuğu, yorumculuğu ve hatta jüri üyeliğinde gördüğümüz olağan üstü zekasını sahanın kenarındayken de görmek beni fazlasıyla mutlu etti. Sergen Yalçın gibi zeki ve yetenekli bir futbolcunun kötü bir antrenör olması beklenemezdi zaten. Ama açık söylemek gerekirse böylesine iyi bir başlangıçta beklemiyordum. Sergen Hoca‘nın gelecek 20 yıla damga vuracak bir teknik adam olacağına inanıyorum. Yolun açık olsun Sergen Yalçın.

3-) Roberto Carlos
       Birisi iyi futbolcudan teknik direktör olmaz diye bir söz uydurmuş ve işin garibi yıllarca bu söze herkes inanmış. Listemize bakacak olursanız, geçmişi başarılarla dolu birçok futbolcunun teknik direktör olarak listenin üst sıralarında görebilirsiniz. Tabii ki aralarında en iyisi, hatta kıyas bile kabul edemeyecek olanı Roberto Carlos'ta şimdi sıra. Öncelikle açık açık söylemem gerekirse ben Carlos‘un Sivas‘ta başarılı olamayacağını düşünüyordum. Sanırım Carlos‘a bir özür borçluyum. Carlos winner bir oyuncuydu. Ve ilk teknik direktörlük deneyiminde de winner bir takım yaratmaya çalıştı. Sürekli hücumu düşünen, katı savunma yapıp oyunu bozmayan, futbolun çirkinliklerine sığınmayan bir takım oluşturdu. Ve bunu antrenörlüğünün ilk senesinde hem de kendi coğrafyasından çok çok uzaklarda başardı. Üstelik bunların yanında Burhan gibi Aydın gibi birçok oyuncunun performansını üst düzeye çıkardı. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi sol beki olan ve kariyerinde kıtalararası birçok kupa kazanmış olan Carlos‘un Sivasspor‘unu gelecek sezon Avrupa Lig’inde izlemek için sabırsızlanıyorum. Bu arada hem asist kralının hem de gol kralının Carlos‘un takımından çıkması bir tesadüf mü sizce?

2-) Hikmet Karaman      
       Hikmet Karaman‘ın Erciyesspor‘a imza attığını öğrendiğim an şaşkına döndüm açıkçası. Özellikle son yıllarda yaptığı çıkışla kendini dosta düşmana kanıtlamıştı Hikmet Hoca ve ben bu çıkışın ardından küme düşmesine kesin gözüyle bakılan Erciyes‘in başına geçmesini bir hayli yadırgamıştım doğrusu. Herkes "Kayserispor ve Antalyaspor kümede kalır ama Erciyesspor düştü artık, Hikmet Hoca ne yapsa kurtaramaz" dese de Hikmet Karaman inanmıştı bir kere. Son yıllarda gördüğüm en başarılı teknik direktör performanslarından biriydi hiç şüphesiz Hikmet Hoca‘nın bu sezonki performansı. Hikmet Hoca‘yı çok yakından takip eden, yıllardır çok beğenen biri olarak bu başarısının ardından inanılmaz bir mutluluk yaşadığımı da saklayamayacağım açıkçası. Sürekli araştıran, kendini geliştiren, Dünya‘nın her yerine gidip maç izleyen, her geçen gün bir şeyler öğrenmeye çalışan bir teknik adam Hikmet Karaman. Yani kısacası sizin anlayacağınız aslında Erciyesspor‘un bu yıl kümede kalması sadece Hikmet Karaman‘ın yarım sezonluk performansı ile açıklanamaz aslında. Bu işe başladığı ilk günden beri edindiği tüm bilgisini, birikimini koydu Hikmet Karaman ortaya. Sözü bu kadar uzattıktan sonra fark ettim ki daha Hikmet Karaman ile ilgili yazılacak çok şey var gerçekten. Neyse onları da özel bir Hikmet Karaman yazısında bir araya toplarız. Mesela gelecek sezon Erciyes ile devam etmeyişini ve özellikle Bursaspor günlerini. Özellikle Bursaspor diyorum çünkü… Neyse artık o da bir sonraki yazıya.

1-) Ersun Yanal
       Öncelikle şunu itiraf ederek başlamalıyım Ersun Yanal değerlendirmeme. Yazılarımı yakından takip edenler bilirler ki ben tam bir Ersun Yanal hayranıyımdır. Ve şunun bilinmesini isterim ki benim bu hayranlığım geçen sezonun başında yani Fenerbahçe‘nin başına geçmesiyle değil Gençlerbirliği ile ligin tozunu dumanına kattığı günlerde başladı. Ve ondan sonra Ersun Yanal‘ın gittiği bütün takımlar benim için ilgi odağı oldu. Hep ayrı bir gözle izledim o takımları ve tabii ki Ersun Yanal‘ı. Özellikle son 4-5 yıldır Ersun Yanal‘ın ne katıldığı bir basın toplantısını ne de bir televizyon programını kaçırmamışımdır. Duruşu, vizyonu, karakteri, kişiliği ve daha sayabileceğim bir çok özelliğiyle ülkemizde eşi benzeri olmayan bir teknik adam diyebilirim Ersun Yanal için. Sezon başı Fenerbahçe‘nin başına geçtiğinde, güzide spor yorumcularımız ve spor yazarlarımız "Ersun 8. Hafta gider, Ersun ikinci devre takımın başında olmaz, Ersun ‘un takımları ikinci yarı düşüşe geçer" derken ben gülerek onları izliyordum açıkçası. Ve biliyorum ki, Ersun Hoca da gülerek izliyordu. Çünkü tıpkı ben de onun gibi imza attığı andan itibaren biliyordum Fenerbahçe‘yi şampiyon yapacağını. Fenerbahçe taraftarlarına gelecek olursak Ersun Yanal‘ı çok zor kabullendiklerini gördüm uzaktan bakınca. Hatta hala kabullenmeyenlerin de olduğunu duyuyorum. Herkesin düşüncesine saygı duyuyorum, kimse kimseyi sevmek veya beğenmek zorunda değil ama bence takımlarının başında Ersun Yanal gibi bir hoca varken kıymetini bilmeliler. Sonuçta ligi domine eden ve rakiplerine bütün sezon boyunca bir an bile şampiyonluk hayalleri kurdurtmayan bir Fenerbahçe filmi izlediler. Ve bu filmin yönetmeninin Ersun Yanal olduğunu unutmamalılar.

Hazırlayan: Enes YALIHÜYÜK

Yorum Gönder

 
Top