24 Kasım 2014 Pazartesi

Allsvenskan’da Sezonun Dikkat Çekenleri (1)

Allsvenskan’da Sezonun Dikkat Çeken Performansları
       2014 sezonu bitti İsveç’te. Şubat ayı ortasında kupa maçlarıyla yeni sezona ısınacağız, Mart ayı sonunda da sezonu açacağız. Geride kalan sezonda performansıyla dikkat çeken çok fazla isim oldu tabii ki. Beklentileri karşılayan, sürpriz çıkışlar yakalayan ve dahası. Belki transfer yapmayı düşünen takımlarımıza da yol gösterir bu yazımız. Başlayalım;

Anton Tinnerholm (23)
       Albornoz sonrası öksüz kalan Malmö sağ bekine derman olan adam. Concha’nın ilerleyen yaşı ve sık sık yaşadığı sakatlıklar sonrası Malmö’nün radarına giren Tinnerholm’un alışması pek  zor olmadı mavi formaya. Çizgiyi ileri-geri çok iyi kullanan Tinnerholm’un ikili mücadelelerde ayakta kalan görüntüsü Albornoz’u özlememizi engelledi resmen. Gerektiğinde ön oyuncu rolüne de bürünebilen 91 doğumlu sağ bek, Şampiyonlar Ligi’nde de takımın vazgeçilmezlerinden oldu. Malmö formasıyla ligin 2.yarısında çıktığı 14 maçta 1 gol 1 asist yapan genç oyuncu, daha uzun yıllar bu formayı giyeceğe benziyor. Ne tam bir savunma beki, ne de tam bir hücum beki. Biraz ondan biraz ondan.

Filip Helander (21)
       Malmö alt yapısından yetişip milli takıma kadar da yükselen 93 doğumlu Helander’in Semih Kaya’yı görüyorum kendisinde. Semih’i beğenenler alınmasın ama bu benzetmem Helander’i beğendiğim anlamına gelmiyor. Tek hamleli olması ve hız konusundaki sıkıntıları göz ardı edebileceğim seviyede değil. Pozisyon alma konusundaki eksilerini de düşününce benim kafamdaki stoper profilinden uzakta kalıyor ama yine de genç yaşına rağmen Malmö savunmasının en önemli ismi haline geldiğinden dolayı yazmak istedim onu. Sol ayaklı olduğunu da belirtmekte fayda var. 1.92 boyu sayesinde hava toplarına epey hakim fakat bana göre eksileri artılarından çok daha fazla. Kusura bakılmasın.

Markus Rosenberg (32)
       Biraz erken mi döndü İsveç’e diye düşündürmüştü bize Malmö’ye geri geldiğinde. Haksız değilmişiz, erkenmiş cidden. 28 maçta 15 gol, 14 asist. Sezonun en iyi puan ortalamasını yakalayan bir kaptan. Ligin üstünde olan gol vuruşları, servis özelliği ve tecrübesi. Bencilliklerine katlandığınız sürece kendisinin oyunundan keyif almamanız mümkün değil. Malmö Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalmış, ligde bu kadar rahat maçlar çıkarmışsa, onun payı yadsınamaz. İyi ki de dönmüş dedik sezon bittiğinde.

Pawel Cibicki (20)
       Henüz 11 oyuncusu olamadı Cibicki ama büyük ihtimalle Forsberg transfer yapınca (bakın daha yapmadı ama yapmayı bekliyor) 11’e monte edilecek. Geçen sezon 6’sı yedekten olmak üzere sadece 7 kez forma şansı bulan genç oyuncu bu yıl patlama yapabileceğinin sinyallerini verdi. 15’i yedekten 21 kez Malmö formasını sırtına geçirdi ve 3 gol, 1 asistlik katkı verdi. Özellikle kritik maçlarda sonradan oyuna girip yaptığı katkıları düşününce bu istatistikleri yabana atmamak gerektiğini düşünüyorum. Fizik kalite eksikliğini kapatıp, çizgi oyuncusu özelliklerini biraz daha geliştirdiği taktirde kısa zaman içinde dikkat çekmesi muhtemel. Hızı ve futbol aklı konusundaki artılarına katacağı her detay onu daha ileriye götürecektir. Potansiyeli az değil nazarımda.

Isaac Kiese Thelin (22)
       Bu satırlarda, sosyal medyada, sohbet aralarında. Epeyce övdük Thelin’i, övmeye de devam edeceğiz umarım ki. Çoğul konuşuyorum ama övme noktasında başı çekenlerden olduğum kesin. Futsaldan gelmesi dolayısı ile ayağına olan hakimiyeti zaten bilinen bir şeydi ancak Hareide ile çalışmaya başladıktan sonra vücudunu inanılmaz kullanmaya başladı Thelin. Pivot santrafor tanımını bu kadar iyi karşılayan başka bir isim görmedim demeyeceğim elbet ama gördüklerim arasındaki en iyiler arasına çok rahat yazarım onu. Üst düzey savunmacılar karşısında da başarılı sınavlar verdikten sonra kesin karar verdim Thelin’in iyi yerlere geleceğine. Yaş henüz 22. İstatistik yapamadığı doğru ancak bunu hep dile getiriyorum, işin daha çok hamallığını üstlenene bir forvet Thelin. Yanındakilere sezonda yaptığı servisler, her takımı taşıyabilecek düzeyde. A milli takıma da yükseldi zaten, yolu açık olsun.

Robin Olsen (24)
       Bir kaleci kısa süre içinde ne kadar gelişim gösterebilir bilemiyorun ama Olsen’in sınırları zorladığını düşünüyorum. Onur Kıvrak profilinde gördüğünüz tüm artılar ile eksileri kendisinde görmeniz mümkün. Yan toplar sıkıntı, uzaktan atılan şutları sektirme yüzdesi yüksek ama henüz 1 senedir bu seviyede oynuyor. Karşı karşıya gösterdiği reflekslerle Malmö’yü Şampiyonlar Ligi gruplarına taşıyan bir diğer isimdi kesinlikle (Diğerinin Rosenberg olduğunu aktarmıştık). Bir ara Mersin İdman Yurdu ile adı sıkça anılıyordu ama öyle bir seviyeye geldi ki Malmö’de, Şampiyonlar Ligi vizesi alınınca transfer çıkmaza girdi tabii. Dahlin’i Gençlerbirliği’ne göndermişti Malmö geçen sezon. Bir ikincisi de Olsen olabilir, iyi de olur.

Emil Forsberg (23)
       Top ayağına bence bazen hakikaten ‘yapışıyor’. Topu kısa mesafe içinde o kadar rahat çevirmesini, döndürmesini başka şekilde açıklayamıyorum çünkü. Bileklerdeki naifliği görmeniz için Forsberg’i 15-20 dakika izlemeniz yeterli. Hamad, Jimmy gibi isimlerin ayrılışı sonrası o bölgenin her şeyi oldu Malmö’de. Geçen sezon verdiği sinyali bu yıl sahada net olarak gösterdi ve 29 maçta 14 gol, 6 asiste imzasını attı 23 yaşındaki kanat oyuncusu. Ara ara maç içlerinde oyundan koptuğunu sanıyorsunuz fakat işte o anlarda sahneye çıkıp takımı ipten alabiliyor. Bu yönüyle liderlik vasfına da uygun olduğunu düşünüyorum. Sorumluluk alması gerektiği anları çok iyi biliyor. Sundsvall sonrası yaptığı çıkış muazzam. Milli takıma yükselen diğer Malmö oyuncularından o da. Büyük ihtimalle Malmö’de kalmayacak zaten.

Lasse Vibe (27)
       Bu sezonki performansıyla milli takıma kadar yükselen bir diğer isim, Vibe. Hysen sonrası golcü sorunu yaşayacağı düşünülen Göteborg’un aradığı isim oymuş. İlk geldiğinde sıkça kanatta gördük onu meğer tam golcü sezileri varmış kendisinde. Net bir gol vuruşuna sahip olduğunu düşünmüyorum. Güçlü bir fiziği de yok ama atıyor. Bu tanım bana Semih Şentürk’ü, Gekas’ı hatırlatıyor nedense. 26 maçta 23 gol, 6 da asist. Daha ne olsun. Danimarka milli takımında da artık kadroda hep kendisine yer buluyor. Yaş biraz ilerledi ama hala iyi yerlere transfer yapma potansiyeli var. Dedikodular da var zaten.

Gustav Engvall (18)
       Ne yalan söyleyeyim, imreniyorum İsveç’te böyle gençleri 11’de görünce. Uzun yıllardır alt yaş kategorilerinden A takıma çıkacağı gün iple çekilen Engvall sonunda bu sezon beklenen noktalara gelmeye başladı. Sırtı dönük iyi işler yaptığı konusuna hemfikirim ama karar verme yetisi anlamında ciddi sıkıntıları olduğunu düşünüyorum. Yaşı genç ve eğitilmeye hala ihtiyacı var. Bu sezon 7’si yedekten olmak üzere 20 kez forma giydi 8 gol 2 asist yaptı. 8  golün 3’ü son hafta oynanan Halmstad maçında geldi ki o maçta yaptığı hat-trick ile ligin hat-trick yapan en genç ismi olmayı da başardı Engvall. Yolu daha uzun, pozitif şeyler konuşmak için erken kendisi hakkında ama potansiyeli inkar edilemez.

May Mahlangu (26)
       Yazıktır, günahtır şu adamın her sezon çok iyi işler çıkarıp boşta kalması. Önce Helsingborg, şimdi de Göteborg. İki takıma da seviye atlattı, orta alanlarına enerji kattı ama yaranamadı. Belki de farklı yönleri nedeniyle takımlar bu yolu tercih etti ama ben Mahlangu’nun futbol anlamında tolere edilebileceği fazlaca yanı olduğunu düşünüyorum. Orta alanda 1-2 adam eksiltip takımı atağa kaldırması, bitmeyen enerjisi ve ceza alanına olan koşuları her takımın ihtiyacı olan türden. Fiziği iyi değil ve uzaktan vuruşlar konusunda çok noksanı var ama ülkemizde çok rahat oynar. Boşta arkadaş, uyumayalım.

Alexsander Milosevic (22)
       Savaşçı ruh futbolcuyu bağrınıza basmanızı sağlayan faktörlerden birisidir. Bu örneği kendiniz dahi hemen kafanızda canlandırmışsınızdır zaten. Üstüne futbol anlamında kattığı her detay sizi o futbolcuya biraz daha yaklaştırır. Milosevic o ruha ‘ayağı iyi olan stoper’ kavramını kattığı için benim gözümde ayrıcalıklı. Topla korkmadan yaptığı çıkışlarla arkadaşlarına fazlaca alan yaratma potansiyeli de var. Pozisyonunu kaybetme riski çok oluyor bu durumda ancak onun bu açığını kapatacak bir isminiz de elbet vardır herhalde takımınızda (AIK’de o rol birazdan da bahsedeceğim Moro’da). 2 sezondur düzenli olarak stoperde izliyor kendisini. Sakatlık belasını da atlatmışa benziyordu bu sezon. Bahsettiğim detayları sayesinde 3 gol 2 asistlik katkı da verdi bu yıl. Sürekli yazılıyor transfer olacağı ama bi olduramadık. Kısmetse bu sezon diyelim.

Nabil Bahoui (23)
       Brommapojkarna’daki 2012 sezonunda forvet rolüyle 15 golü bulan Bahoui, bu sezon kanat oyuncusu olarak tam 14 gol üretti AIK’de. Yaptığı 7 asist de cabası. Hız, bilek hareketleri ve vuruş tekniği konusunda gösterdiği gelişim onu A milli takıma da taşıdı ama ben Avrupa’da bir yerlere gelebilmesi anlamında takım oyununa daha fazla çalışması gerektiği kanaatindeyim. AIK’de oturan sisteme iyi ayak uydurdu fakat milli takımda fazlasıyla pasif kaldı. Fizik açıdan da sanki yemesi gereken daha çok ekmek var gibi. Atıp gitmeyi düşündüğü çoğu pozisyonda bu sıkıntısı devreye giriyor. Bu da bende ileride neler yapabilir kısmında şüpheler uyandırıyor açıkçası. Zorlamaya başladığında çekilmez bir hal alıyor zira. Zamanla göreceğiz Bahoui’nin geleceği seviyeyi ama buralardan gitmezse de çok üzülmeyeceğim bir isim. Keyifli çünkü o izlemek.

Ibrahim Moro (21)
       Saçmala potansiyelini azaltması Moro’nun en büyük gelişim sebebi. Bu kısmı azalttığı her gün kendisini daha iyi yerlere götürme şansı var. O adımları da atmaya başladı bu sezon. Diyagonel paslarıyla AIK’in ve hatta bence ligin en iyilerinden. Oyunu rahatlatma, orta alanda adam eksiltme ve stoper bölgesine yaptığı kademelerin yanına eklediği ofansif meziyetleri onu günümüzün ideal orta sahalarından birisi yapıyor bana göre. Teknik direktör Alm geçen sezon Moro’nun saçmala ihtimalini göz önüne alıp daha az şans vermişti fakat bu yıl gösterdiği gelişimi o da gördü ve 23 maçta görev verdi kendisine. 2 gol 4 asistlik katkısı da fena değil mevkisine göre. Adam olacak çocuklardan.

Sam Lundholm (20)
       Alm’ın bu sezon şans vermeye başladığı gençlerden Lundholm. Aslına bakarsanız geçen sezon bekliyorduk onu bu noktalarda ama bu sezona kısmetmiş. Sezon sonuna doğru yaşadığı sakatlık onu 5-6 maçtan etmese oynadığı maç sayısı 20’ye yaklaşacaktı aslında ama olmadı. Yine de kanat oyuncu sıkıntısı yaşayan AIK’de genç yaşına rağmen ışık veren isimlerden birisi oldu genç solak bana göre. Birebir de iyi oluşu ve sol ayağını çok iyi kullanmasının yanında, attığı harika paslarla da fazlasıyla gözümüzü okşadı Lundholm ama tadı damağımızda kaldı desek yeridir. Ters kanat fonksiyonu iyi hoş fakat kanada devrilme konusunda çok sıkıntı yaşıyor. Bu bakımdan sağ ayağını ‘Gökhan Töre’ misali geliştirmesi gerek. Yapabilir mi, yapar.
——— Devam edecek ———

Hazırlayan: Emrah ÇETİN
Transfer Merkezi İsveç Temsilcisi
Transfer Merkezi

Transfer, Röportaj, Araştırma, Analiz

www.TransferMerkez.com

1 yorum: