1
        Lige fırtınalı bir başlangıç yapan, teknik direktör öğütmeye devam eden ancak daha sonra İrfan Buz yönetiminde iyi bir hava yakalayan Gençlerbirliği, ilk yarısını 22 puanla 8.sırada tamamladığı Spor Toto Süper Lig’de son yıllardaki istikrarını bozmayarak ligi yine bir orta sıra takımı olarak 40 puanla 9.sırada tamamladı.

        Sezonun zor ve buhranlı geçen ilk iki haftasının ardından İrfan Buz'la çıkış yakalayan Başkent ekibi, İrfan Can Kahveci, Berat Tosun, Artun Akçakın, Ahmet Oğuz, Uğur Çiftçi, Halil İbrahim Pehlivan gibi Beştepe’de yetişmiş oyuncularının da dahil olduğu kadrosuyla iyi bir ilk yarı geçirdi.

        Bogdan Stancu’nun önderlik ettiği kadroya, Başakşehir’e 90+4’te attığı frikik golüyle yeniden takıma dönen Nemanja Tomic ve sezon başında takımdan gönderilmesi düşünülen Radosav Petrovic’in de eklenmesiyle dinamik ve iştahlı bir futbol ortaya koyan “Kırmızı-Kara”lar, Passolig uygulaması nedeniyle her iç saha maçını neredeyse boş tribünlere oynasa da dirençli futbollarıyla ligin ilk yarısında dikkat çekici bir performans ortaya koydular.

Buz devri sona erdi
        Devre arasında gerçekleştirilen Hleb, Mustafa El Kabir, Michel Landel transferleriyle İrfan Buz’un rotasyon şansı arttı. Ancak işler İrfan Buz’un istediği gibi gitmedi.

        Ligin ikinci yarısına kendi evinde oynadığı Beşiktaş ve Rize maçlarıyla başlayan Gençlerbirliği, bu maçlarda 2-0’lık mağlubiyetler aldı. Sonraki hafta Bursa deplasmanında 3-1 mağlup olan Başkent ekibi, evinde de 1-0 öne geçtiği maçta Eskişehirspor’a 2-1 mağlup olunca Başkan İlhan Cavcav’ın takıma müdahalesi gecikmedi. Sezon içerisinde de işler iyi giderken çok defa hem teknik kadronun oyuncu tercihlerine karışan hem de takımın başında görev yapan teknik adamların yerine alternatif isimlerle de görüşmelerine devam eden İlhan Cavcav, İrfan Buz ve yardımcılarıyla yolları ayırdı. Beşiktaş maçında 1, Rizespor maçında 3, Eskişehirspor maçında da 2 kırmızı kart gören Gençlerbirliği’nde, Başkan İlhan Cavcav takımı disipline etmek için bu maçlarda kart gören oyunculara da para cezası verdi.

        Cezalı oyuncuların yanında takımın en önemli isimlerinden Bogdan Stancu’nun da Eskişehirspor maçında elinin kırılması ve 2 ay sahalardan uzak kalması sonucu takımda bir rotasyon sorunu da ortaya çıktı.

        İrfan Buz’dan boşalan koltuğa oturan Mesut Bakkal yönetiminde öncelikli olarak skoru korumayı amaçlayan bir oyun ortaya koyan Gençlerbirliği, Balıkesir deplasmanında 1-0, Erciyes deplasmanından da 4-2’lik galibiyetler çıkarmayı başladı. Bu karşılaşmalarda özellikle devre arasında takıma dahil olan Mustafa El-Kabir’in performansı etkileyiciydi.  Evinde Sivasspor’la golsüz berabere kaldıktan sonra Fenerbahçe’yi ağırlayan “Kırmızı-Kara”lar, sonuca yine El Kabir ve Petrovic’in golleriyle gitti.

        Fenerbahçe karşılaşmasının ardından evinde oynadığı Kasımpaşa maçında da El Kabir önderliğinde 5 gollü bir galibiyet alan Gençlerbirliği, 3 hafta sonra deplasmanda Gaziantepspor’u 3-0 mağlup etti ancak bu karşılaşmanın perde arkasında yaşananlar sonucu Mesut Bakkal’ın bileti o gün kesildi.

        Gaziantepspor deplasmanında Başkan İlhan Cavcav yedek kulübesini arayarak taktik vermek istedi. Mesut Bakkal’ın yardımcıları ise Cavcav’ın telefonla görüşme isteğine yanıt vermeyince maçın ardından İlhan Cavcav’ın, Mesut Bakkal’a ,”Yardımcılarını gönder hocam yoksa seninle de sözleşmeyi uzatmam” dediği iddia edildi. Mesut Bakkal da yönetimin bu tavrından hoşnut olmadığını dile getirdi ve ayrılık kararını iletti.

        Ligin 29.haftasında deplasmanda alınan Gaziantepspor galibiyetiyle 2014-2015 sezonundaki son galibiyetini alan Gençlerbirliği, Türkiye Kupası’nda da çeyrek finalde Bursaspor’a elendi. Deplasmandan 1-1’lik sonuçla dönen, evindeki rövanşta da Passolig uygulamasının olmadığı maçta dolu tribünler önünde ilk yarıyı 2-0 önde kapatan Başkent ekibi, Mesut Bakkal’ın ikinci yarıda oynattığı gereksiz riskteki futboluyla maçı 3-2 kaybederek turu Bursaspor’a verdi.

        Geçtiğimiz sezonlarda fair-play liginde şampiyon olurken, maçlarında gördüğü kart sayılarının azlığı dikkat çeken Gençlerbirliği, bu sezonu Türkiye Kupası maçlarını da dahil ettiğimizde 14 kırmızı kartla tamamladı. Belki de kulüp tarihinin en hırçın sezonunu geçiren Başkent ekibi sezonu da 40 puanla 9.sırada tamamladı.


Sakat ve cezalılar bel büktü
        İrfan Buz döneminde topun arkasına geçen, hatları birbirine yakın tutan ve hücumda da Gosso’nun çift taraflı oyunu üzerinden, atağın yönünü ters kanada çevirerek rakip savunmaların dengesini bozan Gençlerbirliği, Mesut Bakkal döneminde ise yine 4-2-3-1’e sadık ancak kanatları daha çok kullanan bir görüntü çizdi. Orta sahadaki Gosso-Doğa-Petrovic  üçlüsü ligin ikinci yarısında çoğunlukla sakatlıklar ve cezalar nedeniyle bir araya gelemeyince, bazen Landel ve iyileştikten sonra da Stancu’nun sağ kanat oynadığı ve El Kabir’i ileride gezici forvet olarak bırakan bir yapı oluştu. El Kabir’in kanatlara yaklaşıp, rakip savunmada kanallar açtığı bölgelere de topsuz oyunda çok tehlikeli olan ve gol koklama becerisi yüksek olan Stancu ve Landel’in sızması hedeflendi.

        Mesut Bakkal’ı ise çalıştığı dönemde en çok zorlayan şey cezalı ve sakat futbolcular oldu. Gençlerbirliği savunmasından topu çıkarabilme becerisine sahip olan tek oyuncu olan Tosic’in yaşadığı sakatlık ve cezalar nedeniyle bazı mücadelelerde yer alamaması nedeniyle 33 yaşındaki Sedat Bayrak forma giydi. Ağır ve savunmadan pasla çıkma beceresi düşük olan Sedat nedeniyle Gençlerbirliği bazı maçlarda sıkıntılar yaşadı. Ligin ilk yarısında İrfan Buz’la birlikte takımın en sağlam görüntü veren bölgesi olan savunma göbeği, ikinci yarıda sakatlık ve cezalarla birlikte bu özelliğini kaybetti.

        Kolunun kırılması nedeniyle 2 ay oynayamayan Bogdan Stancu 11 golle yine takımın en golcüsü oldu. Genç isimlerden Berat Tosun 7 gol, sezonun parlayan ismi İrfan Can Kahveci de 6 gol, 5 asistlik katkı yaptı. Mesut Bakkal döneminde etkili performanslar sergileyen Mervan sezonu 7 golle kapattı. İrfan Buz’un hayata döndürdüğü isimlerden Nemanja Tomic  5 gol, 3 asist, Radosav Petrovic de 5 gol kaydetti. Devre arasında transfer edilen, yaşı ve fizik kondisyonu nedeniyle maçlarda 60 dakikayı ancak çıkarabilen Hleb 2 gol, 1 asistle oynadı. Yine devre arasında takıma dahil olan Mustafa El Kabir ise Gençlerbirliği adına ikinci yarının parlayan ismiydi. Hollanda asıllı oyuncu 18 maça çıktı ve 5 gol, 6 asistlik performans sergiledi. Rakip savunma üzerinde büyük bir yıldırıcı güç olan El Kabir, Gençlerbirliği’nin ikinci yarıdaki en iyi ismiydi.

        Ligin son haftalarına gelindiğinde ligde Avrupa hedefinin uzağında kalmış ve kupa defterini de yine çeyrek finalde kapatmış bir Gençlerbirliği vardı. Gençlerbirliği taraftarının son yıllarda görmeye alışık olduğu bir tablo yani. Ligde son 5 yıla bakıldığında sırasıyla 14, 9, 11,9 ve bu sezonda yine 9.sırayı alan Gençlerbirliği’nde yönetim, gidişattan gayet mutlu. Süper Lig kulüpleri arasında borcu olmayan ve mali yapısıyla övünç duyan tek kulüp Gençlerbirliği. Ancak bu denli düzgün bir mali yönetimin, son yıllarda sportif yönetime ve sportif başarıya ulaşamaması nedeniyle Başkent ekibi herkesin gözünde ne düşmemeye oynayan ne de Avrupa kupaları hedefi olan sıradan, hedefsiz bir orta sıra takımı olarak görülüyor. Bu sezon statlarının Passolig nedeniyle boş kalmasının yanında, taraftarların da yönetime olan küskünlüğü etkili oldu.

        Sezon bitmesinin ardından Dusko Tosic Beşiktaş’a, Petrovic Dinamo Kiev’e bedelsiz olarak transfer oldu. Gosso, Hakan Aslantaş, Hleb, Sedat Bayrak ve Nizamettin’in de sözleşmeleri sona erdi. Bu isimlerden Hakan Aslantaş ile yeniden anlaşan yönetim diğer oyuncularla anlaşma adına şu ana dek bir girişim yapmadı.

        Son yıllarda kadro maliyetini mümkün olduğunca düşürmek için Beştepe’den yetişen oyuncularla birlikte, özellikle Kuzey Avrupa ligindeki ucuz isimlere yönelen yönetimin, İskoç teknik adam Stuart Baxter’ı da takımın başına getirmesinde İsveç ve Danimarka liglerinde transfer edilen Panajotis Dimitriadis, Martin Spelmann, Walid Atta, Iasmin Latovlevici, Johannes Hopf transferleri yatıyor muhtemelen. Ancak İskoç teknik adamın Ankara’daki macerası, İlhan Cavcav’la transfer ve taktik konusunda yaşayacağı görüş ayrılığı nedeniyle Temmuz’u görmeden dahi bitebilir.

Hazırlayan: Anıl YAZAR

Yorum Gönder

  1. Ilhan Cavcav düşmanlığı başlıklı bir yazı okudum
    zira sizin gibi düşünenlerin sayısı hayli çok


    Kendinizin hakkinda bir hayat hikayesi yazsaniz acaba nekadar kimselere farketti re bilirdiniz








    saygı ve seviye eksikliğinin siz ve siz gibi düşünenlere ne faydası olacak gelecek senelerde bakıp göreceksin

    Gençlerbirliği sizin yerin dibine soktuğu kişi ve kişilerle neler yapıyor olursa olsun sizinde gözlerinizi kapatsanizda tüm hayata yine yön verecek

    saygilarimla ile

    YanıtlaSil

 
Top