0
        Beşiktaş 2015-2016 sezonuna Şenol Güneş önderliğinde giriyor. Biliç yönetiminde geçirilen iki sezonun ardından, bu sene beklentiler yüksek.

        Teknik direktör arayışı sürerken, Şenol Güneş isminin ön plana çıkmasının belirli sebepleri vardı. Genç oyuncularla çalışma konusundaki başarılı deneyimleri, yüksek potansiyele sahip olduğu halde bunu performansına yansıtamayan ve/veya başarılı sezonların ardından kariyerleri düşüşe geçen oyunculara yaptığı “dokunuşları”, ligi ve takımı tanıyor oluşu bu sebeplerden bazılarıydı.  Trabzonspor ve Bursaspor’da kurduğu kadrolarda gelişim gösteren, Galatasaray ve Fenerbahçe’ye transfer olan futbolcular bunun bir göstergesiydi.

        Şenol Güneş Beşiktaş’a çok şey vaat ediyordu da, Beşiktaş hocaya neler sunabiliyordu biraz bunun üzerine kafa yoralım. 2 sezon önce Önder Özen önderliğinde yeniden yapılanmaya giren Beşiktaş’ın kadrosunda, Günay Güvenç (24), Miloseviç (23), Pedro Franco (24), Necip (24),  Gökhan Töre (23), Oğuzhan Özyakup (23), Kerim Frei (22) ve Cenk Tosun (24) gibi gelişim göstermeye açık, genç futbolcular bulunmakta. Biliç döneminde Kerim, Oğuzhan ve Cenk’ten yeterince faydalanılamadığı sebeplerden bağımsız olarak ortada duran bir gerçek. Futbol kamuoyunun bir ağızdan anlaşmışcasına, “Beşiktaş’a Şenol Güneş gerek.” demesinin altında yatan sebeplerin en önemlisi bu. Geçen sezon özellikle oyunun finalini oynayamayan ve -orta saha destekli takım savunması başarılı gözükse de- defans oyuncularının yetersizliğinden kaynaklı sorunlar yaşayan Beşiktaş bu sezona daha tecrübeli bir lider ve daha güçlü bir kadroyla girdiği izlenimini hepimize veriyor.

        Gelin şimdi mevkiler özelinde gelenleri, gidenleri, mevcut oyuncuları ve eksikleri tartışmaya açarak, küçük çaplı bir kadro mühendisliği analizi yapalım.

Kaleciler
        Cordoba desek geçen zamanda gelip giden kalecilere haksızlık etmiş mi oluruz bilmem ama, Beşiktaş taraftarının kalede X var güveniyle maç izledikleri son zamanlar Kolombiyalı kalecinin dönemiydi sanırım. Beşiktaş camiasının büyük çoğunluğu sezona yeni bir kaleci transferi yapılarak girilmesi gerektiğini düşünüyor, yönetimin ve teknik heyetin bu konudaki tasarrufunun ne olacağını zaman gösterecek.

Tolga Zengin: Yabancı kontenjanı henüz kaldırılmadığından, transfer edildiği dönemde ihtimaller arasında en cazip isimdi. Ancak geçen süreçte takımın ihtiyacı olduğu anlarda kalede gerekli güveni veremediği aşikar. Özellikle geçen sezon Club Brugge rövanş maçında yediği ilk golden sonra taraftarın tepkisine maruz kalmıştı. Taraftar şahsiyetine ve duruşuna çok büyük saygı duyuyor ama gerektiğinde tek başına maç kurtarabilecek bir kaleci ihtiyacının varlığı reddedilmez bir gerçek.

Cenk Gönen: Beşiktaş’ta 6. sezonuna başlayan Cenk Gönen’de beklentiyi veremeyenlerden. Jose Sambade’nin gelmesiyle birlikte gelişim gösterdiği doğru ancak Beşiktaş’ın as kalecisi olacak performansa henüz ulaşamadı. Geçmişe dönüp baktığımızda çıkardığı çok iyi maçlar hatırlasak da, performansındaki dalgalanmalar gerekli istikrarı ve güveni sağlamasına hep engel oldu. Olası bir kaleci transferinin ardından 3. Kaleci durumuna düşeceğinden takımdan ayrılmayı talep ettiği, duyumlar arasında.

Günay Güvenç: Geçtiğimiz sezon başında transfer edilen Günay 3. Kaleci durumundayken, yaşanan sakatlıklar sonucu sezonun son 10 haftasında Beşiktaş’ın kalesini korumuştu. Bu 10 karşılaşmada kalesinde 9 gol görerek beklentilerin üzerine çıkmıştı. Henüz 24 yaşında olması onun için büyük avantaj. Kendisiyle alakalı akılda kalan tek olumsuz kare Konyaspor karşılaşmasında korner atışından yediği gol.  Beşiktaş taraftarının geleceğe dönük beklentileri arasında Günay’a her zaman yer var.

        Beşiktaş’ın kalecileri yeterli ve başarılı isimler gibi nitelendirilebilirdi belki. Ancak özellikle geçtiğimiz sezon Muslera’nın gösterdiği ekstra performansın, takımın geri kalanının sahip olduğu tüm eksikliklere rağmen Galatasaray’ı şampiyonluğa taşıması kaleciye bakışı, algıyı ve beklentileri değiştirdi. Takımın geri kalanının gayet iyi durumda olduğu düşünüldüğünde kaleci transferinin başarıya ulaşmayı çok kolaylaştıracağı fikri, yerinde ve mantığa uygun duruyor.

Savunma
        Transfer dönemi boyunca Beşiktaş’ın en hareketli bölgesi defans hattı oldu. Tomas Sivok, Atınç Nukan ve geçen sezonun ikinci yarısını kiralık olarak Beşiktaş’ta geçiren Daniel Opare takımdan ayrılırken, Hoffenheim’den Andeas Beck, Gençlerbirliği’nden Dusko Tosic, Gremio’dan Rhodolfo kadroya dahil edilerek eksiklikler giderilmeye çalışıldı. Stoperde oynayan isimlerin ağır futbolcular olması arkaya atılan toplar konusunda sorun yaşanacağını gösteriyor, yönetimin orta saha ve olası kaleci transferiyle birlikte stopere de takviye yapmanın yollarını aradığı gelen duyumlar arasında yer alıyor.

Andreas Beck: Geçtiğimiz sezon çoğunlukla Serdar Kurtuluş’un bazen ise Necip Uysal’ın görev yaptığı sağ savunma pozisyonuna, hem nicelik hem de nitelik bakımında katkı yapması amacıyla alınan Andreas Beck, Hoffenheim forması ile geçen sezon 36 karşılaşmada toplam 3237 dakika forma giyerek neredeyse çıktığı tüm karşılaşmalarda son dakikaya kadar sahada kaldı. Savunma özelliklerinin iyi olmasının yanında, etkili bindirmeleri ile Beşiktaş’ın sağ savunma zafiyetine çare olacak gibi gözüküyor.

Serdar Kurtuluş: Tıpkı Tolga Zengin gibi alındığı dönemde yabancı kontenjanı düşünüldüğünde Veysel Sarı, Tarık Çamdal gibi adaylar arasında fayda analizi bakımından en makul isimdi. Fakat henüz sezon başında Galatasaray karşılaşmasında Bruma’ya kaptırdığı topun golle sonuçlanması ve belki de sezon gidişatına etki etmesi özgüvenine ciddi bir darbe vurdu. Hiçbir zaman kötü olmadı ama çok faydalı olmayı da başaramadı. Yabancı kontenjanı değişikliği ile de formayı Andreas Beck’e kaptırmış durumda.

Ersan Gülüm: Kiralık geçirdiği sezonda taraftarın gönlüne taht kurarak, kendisine Maldini yakıştırması yapılan, Galatasaray ile girilen çetin transfer yarışında Beşiktaş taraftarının Diren ve Efsane Ol! çağrısına kulak vererek Beşiktaş’ta kalan Ersan Gülüm, 6. sezonuna başlıyor. Geçirdiği sakatlıklar ve zaman zaman yaptığı hatalar belki de tahmin edilen seviyeye ulaşmasına engel oldu ancak hala mevcut kadronun en önemli elemanlarından. Daha seri bir stoper ihtiyacı olduğu herkesin malumu, Ersan’ın takımdaki rolü teknik heyet ve yönetimin transfer konusundaki tasarrufuna göre değişebilecek gibi gözüküyor.

Pedro Franco: Transfer edildiği dönemde beklenti çok yüksekti. Önder Özen’in kendisi ile alakalı yorumu hatırlanmaya değer; Top Pedro’daysa endişelenmem, rakipteyse de müdahale edeceğini bilirim endişelenmem, ancak ikisinin arasındaysa hata yapma potansiyeli yüksek. Geçen sezon gördüğü 3 kırmızı kartta bunun bir örneği, özellikle açık alanda atılan toplarda rakiplerin gerisinde kaldığı ve pozisyonların ya faulle ya da tehlikeli rakip ataklarıyla sonuçlandığını hatırlıyoruz. Ancak bir şeyi daha hatırlamamız gerekiyor; Pedro Franco 24 yaşında ve savunmacılık olgunluk isteyen bir iş. Gelişme gösterdiği takdirde başarılı bir kariyere sahip olacağından kuşkum yok.

Alexander Milosevic: Geçen sezonun devre arasında transfer edilen İsveçli stoper, gelir gelmez yaşadığı talihsiz sakatlık sonucu biri ligde ikisi kupada 3 karşılaşmada ancak forma giyebildi. Bu durum da kendisi ile alakalı yorum yaparken elimizde yeterince veri olmadığından duraksamamıza sebep oluyor. Önümüzdeki sezonla alakalı umut veren bir diğer durum ise yazın yapılan Avrupa U-21 şampiyonasında 11 karşılamada forma giyerek İsveç’in şampiyonluğa uzanmasındaki önemli unsurlardan biri olması. Ve tıpkı Pedro Franco gibi Milosevic’in de henüz 23 yaşında olduğunu unutmamak gerekiyor.

Luiz Rhodolfo: Geldiği andan itibaren sert görüntüsüyle birlikte Beşiktaş taraftarı tarafından kendisine Seri Katil yakıştırması yapılan Rhodolfo, Beşiktaş’ın çok uzun zamandır ihtiyaç duyduğu savunmadaki agresifliği sağlayacak gibi duruyor. Bu özelliğinin yanında stoper özelliklerine bakacak olursak, oyunu 1. bölgeden kurmakta, doğru ve başarılı pas tercihleri ile fayda sağlayacağı kesin. Tek dezavantajı açık alanda veya arkaya atılan toplarda yeterince seri hareket edememesi.

Dusko Tosic: 3 sezon Gençlerbirliği formasıyla Süper Lig’de görev yapan Tosic de Anadolu’dan İstanbul’a dikey geçiş yapanlardan. Hali hazırdaki sol bek Ramon Motta’dan bariz daha iyi demek için çok erken. Ancak sayısal anlamda Motta’nın varlığı ve İsmail’in yıllar süren yokluğu göz önüne alındığında ihtiyaç olduğu kesin. Atak desteği ve savunma görevi konusunda başarılı bir görüntü çizdiğini söyleyebiliriz ancak Beşiktaş’ın diğer bir çok savunmacısı gibi Tosic’in de çok seri hareket edebilen bir fizik yapısına sahip olmadığı açık.

Ramon Motta: İlk sezonu kiralık olmakla birlikte Motta da Beşiktaş forması ile 3. sezonuna başlıyor. Motta denildiğinde aklımıza Liverpool maçında acemice yaptığı penaltı ve Brugge’e attığı mükemmel gol geliyor. Kötü oynadığı dönemler oldu ama belirli bir standartın altına hiç düşmedi. Geniş ve güçlü bir kadro için gerekli bir isim ancak Beşiktaşlının arkasına yaslanarak Ramon varsa sorun yok diyebileceği bir isim olmadığı da aşikâr. Bu sezon geçen senelerin aksine Tosic’in varlığı onu tek alternatif olmaktan çıkaracak ve bu rekabet belki de oyununun gelişmesini sağlayacak. Bekleyip görmek gerekiyor.

İsmail Köybaşı: Belki beni acımasız olmakla suçlayanlar olacaktır, ancak Beşiktaş’ın menfaatleri düşünüldüğünde İsmail’i analiz etmek dahi içimden gelmiyor. Sahi İsmail nerede? Sakatlıklar şanssızlıklar pekâlâ baş üstüne, fakat ben yıllardır her sezon başında yaptığım “İsmail, bu sene o sene, şanssızlıklardan kurtularak çok iyi bir sezon geçireceksin.” temennisini bu sene yapmıyorum. Çünkü umut edip hayal kırıklığına uğramaktansa, umudu kesip, İsmail tarafından utandırılırsam mutlu olmayı tercih ediyorum. Beşiktaş forması ile 7.sezonuna başlayacak olan İsmail’in son 3 sezonda Beşiktaş’ın çıktığı 102 lig karşılaşmasında giydiği forma sayısı 19. Ne diyelim, dualarımız seninle İsmail.

Orta Saha
        Geçtiğimiz sezon Veli-Atiba ikilisinin önünde Gökhan Töre-Ernesto Sosa-Olcay Şahan üçlüsü  ve devre arasında transfer edilerek takıma kısa sürede uyum sağlayan Tolgay Arslan ile başarılı bir performans sergileyerek Beşiktaş’ın en güçlü bölgesi olan orta saha bu sezona biraz daha sıkıntılı giriyor. Veli Kavlak ve Tolgay Arslan’ın uzun süreli sakatlıkları orta ikiliye transferi mecburi kılıyor. Kanatlarda ise Gökhan Töre, Olcay Şahan ve Kerim Frei’ın yanına Ricardo Quaresma’nın da transfer edilmesiyle, kanat hücumcularının Beşiktaş’ı bu sezon sırtlayacağı öngörüsü oluşuyor.

Atiba Hutchinson: Sizi bilmem ama geçen sezonun sonlarına doğru, benim en büyük derdim Atiba ile hala sözleşme yenilenmemesiydi. Neyse ki bir hatadan dönüldü ve Atiba’nın kontratı iki sene uzatıldı. Atiba’sız bir Beşiktaş orta sahası düşünmek çok zor, Veli ve Tolgay’ın yokluğunda partneri kim olursa olsun onun işini kolaylaştıracak bir oyun yapısı var. En büyük dezavantajı hücuma yeterince katkı sağlayamaması ancak Şenol Hoca’nın hücum seven oyun yapısının Atiba’nın da hücum etkinliğini arttıracağını beklemek yanlış olmaz.

Veli Kavlak: İbrahim Üzülmez’in ardından Beşiktaş taraftarının gönlünde Deli lakabıyla taht kuran ikinci futbolcu Veli Kavlak Beşiktaş formasıyla 5. sezonuna başlıyor. Ofansif bir orta saha olarak transfer edilen ancak asıl başarıyı orta ikilide oynadığı dönemde gösteren Veli takımın çok değerli bir parçası. Geçen sezonun son bölümünde sakatlığı sebebiyle oynayamaması, kötü geçen sezon finalinin en önemli sebeplerinden. Mevcut sakatlığının 2-3 ay daha sürecek olması Beşiktaş’ı transfer arayışına iten önemli etkenlerden biri.

Tolgay Arslan: Geçtiğimiz sezon devre arasında transfer edilen Tolgay, başarılı bir grafik çizdi. Özellikle dikine top sürme becerisi Beşiktaş hücumlarının etkisini arttırdı. Liverpool’a attığı gol ile de taraftarın en sevdiği futbolculardan birisi haline geldi. Veli’nin yokluğunda sezon açılışında tüm planlar Tolgay üzerine yapılırken, onun da yaşadığı talihsiz sakatlık Beşiktaş’ı derinden sarstı. Yaklaşık 6 ay sürecek sakatlığından eski gücünde ve formunda dönmesi ve bu şanssızlığı tekrar yaşamaması en büyük dileğimiz.

Necip Uysal:  Son yıllarda Beşiktaş alt yapısının üst yapıya gönderdiği futbolcular arasında tutunmayı başarabilen tek isim. A takımla 7. sezonuna başlayacak olan 24 yaşındaki Necip’in olumlu özellikleri olduğu kadar olumsuz özellikleri de var. Mücadeleyi sevmesi, güçlü fiziği ve farklı pozisyonlarda görev yapabiliyor olması en büyük artısı. Ancak beni tanıyanlar Necip için yıllardır bu tabiri kullandığımı iyi bilirler; “Kontrolsüz” oluşu en büyük dezavantajı. Yine de Şenol Güneş’in Necip’in oyun karakterine de etki edeceğini umut ediyoruz. Geniş bir kadro için önemli bir alternatif olduğunu söyleyebiliriz.

Oğuzhan Özyakup: Arsenal’den transfer edildiğinden bu zamana geçen 3 sezonda sahip olduğu yetenekleri dönem dönem sergileyen Oğuzhan, istikrarlı bir görüntü ortaya koyamadı. Özellikle fiziksel yetersizliği sebebiyle geçen sezon Tolgay transferi ile birlikte ikinci yarıda pek şans bulamamıştı. Ancak bu sezon kendisinden beklentiler çok yüksek, çünkü kendisi tam da Şenol Güneş’in uzmanlık alanına giren potansiyelini ortaya koyamayan yetenekli futbolcu sınıfında. 23 yaşındaki genç orta saha için bu sezon çok önemli.

Jose Ernesto Sosa: Geçtiğimiz sezon yaşadığı sakatlıklar dışında iyi bir performans ortaya koyan Arjantinli orta saha, bu sezonda Beşiktaş’ın hücum aklının en önemli unsuru olacak. Ancak sezon başında başkanlığını Juan Sebastian Veron’un yaptığı Estudiantes ile adı anılan ve Veron’a duyduğu hayranlık herkesçe bilinen Sosa, olası ayrılma durumunu kafasından tamamen çıkararak futboluna konsantre olmalı. Gösterişsiz, basit ve faydalı futbolu ile Beşiktaş taraftarının sevgisini kazanan tecrübeli ismin önümüzdeki sezon da benzer bir katkı sunmasını beklemekteyim.

Ricardo Quaresma: Kariyeri ve futbolculuğu ile alakalı yorum yapmaya gerek yok. Beşiktaş taraftarı için yarım kalan bir sevdaydı “Cigano”. 3 sezon sonra kaldığı yerden devam etmek için tekrar Beşiktaş’ın yolunu tuttu. En çok eleştirilen özellikleri olan, şahsi oynaması ve saha içi şımarıklığından arınmış gibi duruyor. Yaşının da ilerlemesi ile sahip olması gereken futbol olgunluğunu sahaya yansıtabilirse Beşiktaş’ın en önemli transferi olur. Q7’yi Beşiktaş formasıyla yeniden izleyecek olmak her Beşiktaş taraftarı için büyük bir keyif.

Kerim Frei: Geçtiğimiz sezon 10’u ilk 11 olmak üzere 29 Lig karşılaşmasında 1192 dakika forma giyen Kerim,  genellikle hamle oyuncusu olarak kullanıldı.  22 yaşındaki yetenekli oyuncunun bu sezon ve önümüzdeki sezonlarda kendisini geliştirmeye devam ederek çok başarılı yıllar geçireceğine inanıyorum. Dar alandaki çalım atma becerisi ve top sürmedeki başarısı önemli özellikleri. Hangi kanatta oynarsa oynasın topla buluştuğunda çizgiye değil, kalabalık da olsa kaleye doğru ilerlemeye çalışması, gelecekteki beklentiyi yükselten en önemli sebeplerden biri.

Olcay Şahan: Beşiktaş’a transfer olduğundan beri geçen 3 sezonda, Beşiktaş’ın oynadığı 102 lig maçının 98’inde forma giymiş, bunların 94 tanesine ilk 11 başlamış,  98 karşılaşmada toplam 7.773 dakika sahada kalarak maç başına 79,3 dakika oynama ortalaması tutturmuş.  98 karşılaşmada 27 gol atmış, 14 tane de asist yapmış. Sayılar aslında Olcay’ın Beşiktaş takımı için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu özetliyor. Üzerine yorum yapmaya gerek görmüyorum. İstikrar abidesi Olcay Şahan’ın başarılı bir sezon daha geçireceğine inancım tam.

Gökhan Töre: Beşiktaş’ta 3.sezonuna başlayan Gökhan Töre, Türk futbolunda geleceğe dönük beklentinin en yüksek olduğu futbolculardan biri. Çalım atma becerisi, her iki ayağı ile attığı goller ve yüksek teknik kapasitesi ile geçen sezon Beşiktaş’a oldukça fazla katkı sağlayan Gökhan Töre bu sezon da Beşiktaş’ın en önemli hücum silahlarından birisi olacak. Takım oyununa uyum sağlayarak bireysellikten uzaklaşma konusunda çaba göstermeye devam etmeli.

Forvet
        Geçtiğimiz sezon Demba Ba’nın ortaya koyduğu muhteşem performans yıllarca unutulmayacak gibi. Çin’e 13 milyon Euro’ya transfer olarak Beşiktaş’tan ayrılan Ba’nın ardından bu sezon Mario Gomez önderliğinde Cenk, Ömer ve Mustafa’nın neler yapacağı merak konusu.

Mario Gomez: Gomez de tıpkı Quaresma gibi kariyeri hakkında yorum yapmaya gerek olmayacak bir futbolcu. Son 2 sezon Fiorentina forması ile sakatlıklarla boğuşan ve kariyerinin en verimsiz sezonlarını geçiren Gomez’in sağlıklı geçireceği bir sezonda Türkiye Süper Ligi’nde fark yaratacağı kesin. Bir başka endişe sebebi ise Beşiktaş’ın 3.bölgedeki seri ve hızlı oyununa ayak uydurabilecek mi sorusu. Gomez tecrübesinde bir futbolcunun belirli karakteristik özellikleri olsa da herhangi başka bir tarza rahatlıkla uyum sağlayabileceğini düşünmek çok da yanlış olmaz.

Cenk Tosun: Geçen sezon en çok merak ettiğimiz konuydu, Biliç nasıl olur da Pektemek’i Cenk Tosun’a tercih ediyor? Cenk Tosun, Burak Yılmaz’la birlikte Türk futbolunun en önemli iki santrforundan birisidir. Yaşı hesaba katıldığında Türk futbolunun geleceğidir. Geçen sezon forma giydiği neredeyse her maçta ihtiyaç olan golü mutlaka takımına kazandırmayı başardı. Gol atma alışkanlığı ve kale ezberi çok kuvettli bir isim. Bu sezon Mario Gomez’le birlikte Beşiktaş’ın gol yükünü çekeceğinden ve çok başarılı bir sezon geçireceğinden şüphemiz yok.

Ömer Şişmanoğlu: İlk sezonunda Biliç tarafından fazla tercih edilmeyen Ömer, geçen sezonu Eskişehirspor’da kiralık olarak geçirdi. Eskişehir forması ile çıktığı 25 karşılaşmada 10 gole imza atarak başarılı bir istatistik ortaya koydu. Bana göre Mustafa Pektemek yerine takımda tutulması gereken 3.forvet Ömer’dir. Ancak yeniden kiralanması gündemde.  Özellikle Beşiktaş’ın orta saha takviyesi adaylarından Eskişehirspor’lu Lawal’a karşılık takasta kullanılabileceği konuşuluyor. Ömer’in Beşiktaş’taki geleceği transfer dönemi sonuna kadar belirsizliğini koruyacak gibi gözüküyor.

Mustafa Pektemek: Tıpkı İsmail Köybaşı gibi Mustafa Pektemek de benim Beşiktaş’ta kalmasına akıl erdiremediğim futbolculardan birisi. Bu kadar sakatlıklarla dolu ve verimsiz sezonların ardından 1.7 milyon Euro bedelle yeni sözleşmeye imza atması, yönetim ve Pektemek’in karşılıklı olarak Beşiktaş kulübüne saygısızlığını gösteriyor. Bana kızmasınlar ama Biliç başarısız olarak nitelendirilecekse sayılacak ilk 3 sebep içerisinde 2. Forvet tercihinde hep Mustafa’ya yer vermesi vardı. Beşiktaş için canını dişine takıp sakatlıklardan çekinmeden formayı terleten birisi için bunları nasıl mı söylüyorum? Beşiktaş için sakatlanacak değil, Beşiktaş için futbol oynayacak goller atacak oyunculara ihtiyacımız var. Sakatlıklar şanssızlıklar bir kenara, gol istatistikleri ile de, Mustafa Cenk Tosun’un çok gerisinde. Beşiktaş forması ile geçirdiği 4 sezonda 80 karşılaşmada forma giyen Pektemek’in attığı gol sayısı 17. Bunların 8’ini zaten ilk geldiği sezonda atmış. Herkes her takımda başarılı olacak diye bir kural yok. Olmayınca olmuyor zorlamamak gerek.

2015-2016 Sezonundan Beklentiler

Takım Beklentileri
        Beşiktaş son lig şampiyonluğunu Mustafa Denizli yönetiminde 2008-2009 sezonunda kazandı. Bu sezon lig şampiyonluğunu beklemek çok da hayalci bir tutum olmaz diye düşünüyorum. Çünkü genel anlamda baktığımızda birlikte oynama alışkanlığı olan, genç isimlerden kurulu bir kadroya sahip. Şenol Güneş’in de gelişi ile birlikte bu kadro yukarıda eksikliğine dikkat çektiğimiz  bir-iki takviye ile birlikte şampiyonluğun en güçlü adayı olur. Geçen sezon UEFA Avrupa Ligi’nde Liverpool’u eledikten sonra Brugge’a elenen Beşiktaş bu sezon Avrupa macerasını bir adım öteye taşıyabilir. Ayrıca geçen sezon derbileri gol dahi atamayarak puansız geçiren Beşiktaş’ın taraftarına öncelikli olarak derbi galibiyetleri borcu var. Eminim ki Şenol Güneş ve öğrencileri de bunu farkındadır.
Muhtemel takım kadrosu ve yerleşimi,

Oyuncu Beklentiler
        Sakatlıklardan ne durumda döneceği tahmin edilmesi zor olsa da Veli ve Tolgay gibi güçlü futbolcuların bu talihsizliği atlatarak bıraktıkları yerden devam edeceklerini umut ediyorum. Gökhan Töre, Olcay Şahan, Jose Sosa ve Atiba Hutchinson’un bizi yanıltmayarak kendi standartlarında bir sezon geçireceklerini düşünüyorum. Her yeni transfer risktir bu sebeple yeni transferlerin neler yapacağını bekleyip görmek gerekiyor.

        Bu sezon en büyük beklentim ise, karşı konulmaz bir çıkış yapacaklarını düşündüğüm ki bunda Şenol Güneş etkisinin payı çok büyük, Oğuzhan Özyakup, Kerim Frei ve Cenk Tosun’dan. Bu üç ismin çok başarılı bir sezon geçirerek kariyerlerinde seviye atlayacaklarını tahmin ediyorum.

Stad Sorunu
        Bir eleştiri de yönetime, evet stadı aynı yerde yapabilmek için neleri göğüslemek zorunda kaldığınızı, maddi imkansızlıkları ve kulüp parasıyla stad yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Fakat tüm bunlara rağmen bir futbol takımının 3. sezonuna kendi stadı olmadan başlaması eleştirilmesi gereken bir nokta. Ve bir de (neden yaptığınıza anlam verememekle birlikte) stad açılış tarihleri vererek beklenti oluşturmanız, güvenilirliğinizi sarsıyor. Siz de biz de aynı stada bakıyoruz ve siz her tarih açıkladığınızda, imkanı yok nasıl yetiştirecekler diye şaşırıyoruz. Fakat siz tarih vermekten vazgeçmiyorsunuz. İç saha avantajı çok önemli bir unsur, Galatasaray ve Fenerbahçe bunu her fırsatta gösteriyor. Stadın bir an evvel bitmesi ve takım ile taraftarın kendi evlerinde buluşması gerekiyor çünkü na-mağbet şampiyonluk inanın na-mağlup şampiyonluktan çok daha zor.

Hazırlayan: Ahmet DUMLU

Yorum Gönder

 
Top