0
        Faydacılığın kurucusu olarak bilinen Jeremy Bentham, 1748-1832 yılları arasında yaşayan bir İngiliz filozof ve hukukçudur. Bugün yine düşünce kalıplarımızı zorlayarak Beşiktaş’ın kadro tercihlerini Bentham’ın fayda analizi üzerinden okumayı deneyelim istedim. Bentham’ın faydacılığının temelinde “En Büyük Mutluluk İlkesi” yatar. Doğru olan en çok kişi için en büyük faydayı sağlayandır. Bu yaklaşım hukuk, siyaset gibi birçok alanda kendisine yer bulmuş, iktisatta maldan elde edilen faydadan, büyük şirketlerin yaptığı fayda-maliyet analizlerine kadar pek çok farklı alanda kullanılan analizler için önemli bir çıkış noktası olmuştur. Fayda analizine yöneltilen en büyük eleştirilerden biri,  faydanın ölçülebileceği tek bir birimin varlığını kabul etmesidir. Altında farklı dinamikler yatan binlerce farklı durum karşısında sabit bir birimin varlığını kabul etmek gerçekten de çok kullanışlı bir yöntem değildir ve işlevsel olmadığı zaman içerisinde farklı otoritelerce kabul görmüştür, yeni yaklaşım arayışları başlamıştır. Bu sebeple Beşiktaş’ın kadro analizini yaparken kendimize soyut bir birim yaratacağız ancak bunu istatistiklerle destekleyerek haklılığımızı ortaya koymaya çalışacağız.

        Futbolcuların kalite ve verimlerini ölçebileceğimiz bir birim olduğunu varsayalım. Çok iyi bilmekteyiz ki futbol kolektif bir oyundur ve bazı takımlar, üyelerinin kalitelerinin toplamından daha fazlasına sahiptir. Örnek verecek olursak, 100 birim kalitede olan çok iyi futbolculardan kurulu bir takım 11x100’den 1100 birim faydaya ulaşmışken, 50’şer birim kalitedeki futbolculardan kurulu bazı takımlar, 1100 birimlik takımdan çok daha başarılı olabilir, çünkü toplam kaliteden elde edilen fayda birimlerin kalite toplamından daha fazlasıdır. Ortaya konulan artı değer tam da bahsettiğimiz “takım” olgusudur. Bunun altında yatan etkenler şüphesiz kitaplar dolusu araştırmalara konu edilebilecek kadar büyük bir yelpazedir. Doğru yönetim, kadro planlaması, teknik heyet, birlikte oynama alışkanlığı gibi etkenleri örnek olarak sayabiliriz. Bazen elinizde 100 birim kalitede ve 50 birim kalitede 2 futbolcu vardır ve birbirinin alternatifidir. Bireyler üzerinden gidersek akılcı olan 100 birim kalitedeki oyuncuyu oynatmaktır. Ancak toplam kaliteden elde edilen faydadan söz edecek olursak eğer ki 50 birimlik oyuncuyu oynattığınızda altında yatan farklı dinamikler sonucu toplam faydanız daha çok artıyorsa, birey farkından kaybettiğiniz 50 birim kaliteyi gözetmemeli ve toplam faydayı düşünmelisiniz. Bentham’ın faydacılığı en çok kişi için en büyük faydayı sağlamayı amaçlıyorsa önemli olan bireyler değil toplam faydadır.

        Tahmin edenler olmuştur bu tartışmayı Olcay – Quaresma tercihi üzerinden devam ettirmeyi planlıyorum. Olcay Şahan ve Ricardo Quaresma’yı bireysel birim kalite üzerinden kıyaslayacak olursak, gerek kariyer verileri ile gerek bireysel ekstra yetenekleri ile Quaresma’nın Olcay Şahan’ın önünde olduğunu kabul etmemiz gerekir. Fakat takımın elde ettiği toplam faydayı gözeterek bir kıyaslama yaparsak, sonuçlar tam da yukarıda bahsettiğim gibi olacaktır.  Birim kalite tartışması kulağınıza soyut gibi gelebilir fakat takımın oyuncunun varlığından sağladığı toplam fayda konusunda daha somut verilerle destekleme şansımız var.

        Olcay Şahan’la başlayalım. Olcay Şahan, Beşiktaş’a geldiğinden beri Beşiktaş 107 lig karşılaşmasına çıkmış, Olcay bunların 103’ünde forma giymiş, 99’una ilk 11 başlamış. 29 gol atmış 17 asist yapmış.  Tüm bu verilerle birlikte Oğuzhan’la 4., Atiba ve Gökhan’la 3., Sosa ile 2. sezonunu geçiriyor. Birlikte oynama alışkanlığı bir futbol takımı için başarıya giden yolda en önemli unsurlardan birisi. Gelelim taraftarın sevgilisi Quaresma’ya, tüm yeteneklerinin yanı sıra ve takım oyunundan ziyade bireysel yetenekleri ile problem çözme çabası onu toplam fayda düşünüldüğünde bir adım geride bırakıyor.  İlk Beşiktaş macerasında dahi ne kadar başarılı olduğu tartışmalıyken, üzerinden geçen süreçte 3 yaş daha aldığını unutmamak gerekiyor. Oyun tarzı oldukça aktif, seri ve güçlü olmasını gerektirirken, olması gereken fizik yapısına henüz ulaşmadığı da açık. Quaresma yerine Olcay’ın tercih edilmesi gerektiğini düşünmeme sebep olan belki de en büyük sebebi ise en sona ayırdım. Beşiktaş FEDA (2012-2013) sezonundan beri bir şeyi ısrarla ve istikrarla iyi yapmaya devam ediyor. 2012-2013’te Olcay – Oğuzhan – Almeida – Holosko - Fernandes, 2013-2014’te Gökhan Töre’nin, 2014-2015’te Sosa ve Demba’nın eklenmesiyle birlikte alışkanlık haline getirdiği durumu şöyle açıklayabiliriz. Beşiktaş 2.bölgede kaptığı toplarla dikine çok hızlı ve çabuk hücum edebiliyor. 3. Bölgede ise yine aynı çabuklukla yapılan ekstra paslarla ceza sahasında çabuk çoğalarak skor üretebiliyor ve bunu belki de Türkiye’de yapan en iyi takım. Daha iddialı bir söylemle “iyi bir tarzı” bozmadan yıllardır sürdürmeyi başaran nadir ekiplerden birisi. Hatırlayın Samet Aybaba döneminde, Slaven Biliç döneminde hep benzer goller attı Beşiktaş, yakın tarihten örnek verecek olursak Mersin İdmanyurdu, Antep karşılaşmalarında attığı golleri düşünebiliriz. Hafızamızda yer edinen tüm bu karelerde Olcay hep var. Olcay bu sezonda hep vardı ama bu sezon bazı maçların bazı bölümlerinde bu alışkanlığı sürdüremedi Beşiktaş. Dakikalar üzerinden bunu incelemeye çalışalım.

Mersin İdman Yurdu - Beşiktaş
        Quaresma ilk 45 dakika sahada, bu sürede Beşiktaş Oğuzhan ve Olcay’ın asistleri ile Cenk’in golleri ile 2-1 üstün. Quaresma 2.yarı oyunda yok. Beşiktaş bu devrede ise tam 3 gol buluyor.İkinci yarı goller Cenk, Olcay ve Kerim’den geliyor. Oğuzhan yıldızlaşıyor.

Beşiktaş – Trabzonspor
        Quaresma ilk 11’de, 56’da yine futbol şımarığı bir vuruşla rüzgârın ve şansın yardımı ile topu ağlarla buluşturuyor, 4 dakika sonra ise oyundan atılıyor. Beşiktaş istediği oyunu sahaya yansıtamıyor. Mağlup oluyor.

Gaziantepspor – Beşiktaş
        Quaresma cezalı, skor 0-4. Goller Oğuzhan, Cenk, Olcay, Kerim

Beşiktaş – Başakşehir
        Quaresma yedek, dakika 63’te oyuna giriyor. Skor 2-0, goller Mario Gomez’den. Maç aynı skorla sona eriyor.

Gençlerbirliği – Beşiktaş
        Quaresma ilk 11’de, ilk 45 dakika Beşiktaş maç sonrası yerden yere vurulacak kadar etkisiz, hücum etmekte zorlanıyor. Quaresma oyundan devre arasında çıkıyor, Beşiktaş Gökhan Töre ile 1 gol buluyor ama sahaya ilk yarıdakinden çok daha etkili bir oyun koyuyor.

        Sayı ve dakikalardan sıkılanlar için kısa bir özet geçeyim, 5 maç ortalama 450 dakika. Quaresma yaklaşık 180 dakika sahada kalıyor bir golü kendisi atmak üzere Beşiktaş bu 180 dakikada 3 gol atıyor. Ortalama 60 dakikaya 1 gol. Kalan yaklaşık 270 dakikada ise Beşiktaş 10 gol buluyor. Ortalama 27 dakikaya 1 gol.  Rakamlar açık ve net şekilde ortada, Quaresma sahadayken Beşiktaş alışkanlık edindiği en tehlikeli silahı olan dikine, hızlı ve seri hücumlarını yapamıyor. Çünkü ayağında topu gereğinden fazla tutan bir oyuncu Quaresma değil çok daha büyük bir yıldız dahi olsa takımın bu özelliğini engeller. Quaresma’nın birim kalitesinden faydalanmak isterken takımın toplam faydasını düşürdüğünde ise, diğer oyuncularda sıradanlaşır. Takım olmanın getirdiği o “artı değer” ortadan kalkar.

        Yönetici olmayı taraftar olmaktan ayıran şey, profesyonel düşünebilmek, duygulardan arınmaktır. Rakiplerin yaptığı yıldız transferlerin ardından bir “yıldız” arayışına girerek, taraftarın baskısına dayanamayarak, Beşiktaş’ın oyun alışkanlıklarına hiç uymayan bir transfer yapılmıştır. Bu saatten sonra, oynasa da, oynamasa da “sorun” olacaktır. Bu değerlendirmeler Quaresma’nın kötü futbolcu olduğu iddiası değildir. Son zamanlarda Beşiktaş taraftarının arasında yaygınlaşan “rakipler oyuncusunu övmekten savunmaktan vazgeçmiyor biz sürekli eleştiriyoruz” anlayışına muhalif bir görüş de değildir. Quaresma’nın bireysel yetenek videolarını hala internet üzerinden izleyerek keyif alan bir Beşiktaşlı olarak; Quaresma transferinin yanlış olduğunu ve sahada olduğu sürelerde Beşiktaş’ın etkisizliğinin devam edeceğini düşünüyorum.

        Madem ki yola çıkış mottomuz “En Büyük Mutluluk İlkesi” idi. Beşiktaş takımının, taraftarının ve camiasının refahı toplam faydayı arttırmaktadır. Bunun yolu da her ne kadar takımın ve hatta belki de dünyanın en “yetenekli” bir-iki oyuncusundan biri olsa da Quaresma’nın varlığından değil maalesef ki yokluğundan geçmektedir.
“Faydayı maksimize etmek sadece bireyler için değil aynı zamanda karar vericiler için de bir ilkedir. Hükümetler karar verirken bir bütün olarak toplumun mutluluğunu maksimize edecek şeyi yapması gerekir. Peki toplum nedir? Bentham’a göre toplum onu oluşturan bireylerin toplamından oluşan yapay bir vücuttur. Bu sebeple karar verirken bireyler ve karar verenler kendilerine şu soruyu sormalıdır; Bu kararın tüm yararlarını toplar ve tüm zararlarını çıkarırsak, bu karar alternatif kararlardan daha fazla mutluluk yaratacak mıdır?“
Michael SANDEL / ADALET
Mutluluk Beşiktaş’ın başarılı olması ise, doğru kararı verirken gözetilmesi gereken de budur.

Yazar: Ahmet DUMLU

Yorum Gönder

 
Top